ÇEVRE - 19 Nisan 2024 Cuma 09:10

Yüksekova’da heyelan sonrası dağcılar devreye girdi

A
A
A
Yüksekova’da heyelan sonrası dağcılar devreye girdi

Van-Yüksekova kara yoluna sürekli inen heyelan sonrası dağcı grubu devreye girerek, güvenlik önlemleri altında 2 bin rakımda bellerine bağladıkları halatlarla dev kaya parçalarını indirdiler.



Karayolu ekipleri, heyelanların sık sık meydana geldiği Yeniköprü mevkisinde dağcı ekip ile birlikte ortak çalışma başlattı. Heyelanın meydana geldiği ve kaya parçalarının düştüğü bölgeye tırmanan dağcı ekibi, dağda düşme ihtimali bulunan taş ve kaya parçalarını indirdi. Zorlu şartlarda çalışma yürüten dağcı ekibi gün boyu çalışmalarına devam ederken, karayollarına bağlı ekipler ise yolda temizleme çalışması yürüttü. Bölgede başka heyelanların meydana gelmemesi için çalışma yürüten ekipler, yolu yarım saatte bir kapatıp açarak araçların geçişlerini de sağladı. Çalışmaların önümüzdeki günlerde de devam edeceğini aktaran ekipler, yola çıkacak sürücüleri de dikkatli olmaları yönünde uyardı. Uzun araç kuyruklarının oluştuğu bölgede Yüksekova Emniyet Müdürlüğü ekipleri de güvenliği sağlıyor.


"Levye ve krikomuzun gücü yettiği kadar heyelanı temizliyoruz"


Güvenlik önlemleri altında kaya parçalarını indirdiklerini belirten dağcı grubunun şefi Bülent Metin, “Geçtiğimiz kış aylarında ve ondan önceki dönemlerde gece ile gündüz arasında sıcaklık ve soğukluk farklarından dolayı bölgede heyelanlar meydana geliyor. Burada yaşanan heyelanların sebebiyle karayolu ekipleri ve il bölge müdürlükleri arasındaki temaslardan istinaden buradaki heyelana diğer bölgelerde olduğu gibi müdahale etmeye çalışıyoruz. Levye ve krikomuzun gücü yettiği kadar heyelanın arkasında bıraktığı taşları indirmeye çalışıyoruz. Karayolları ekiplerine yardımcı olmak için buradayız. Onlarda aynı şekilde bize yardımcı olmaya çalışıyor" dedi.


"Acil durumlarda ise yol ivedilikle açılıyor”


Yol güvenliğini sağlamak için polis ekiplerinin çalışma yaptığını belirten Metin, "Karayolları ekipleri bize yardımcı olduğu kadar, İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler de güvenliği sağlamak için buradalar. Polis ekipleri, vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaya çalışıyor. Çalıştığımızda yol trafiğe kapatılıyor, durduğumuzda ise yok trafiğe açılıyor. Acil durumlarda ise yol ivedilikle açılıyor” şeklinde konuştu.


“2 bin rakımda çift iple çalışıyoruz”


Metin, heyelanın arkasındaki taşlara ulaşmak için uyguladıkları yöntemin uluslararası sertifikalara dayandığını da ifade ederek, “Buradaki dağcıların hepsi bu sertifikaya sahip. Çalışmaları çift ip sistemi şeklinde yapıyoruz. İpimizin biri koptuğunda diğer ip bizi hayatta tutuyor. 150 metrelik alanda çalışma yürütüyoruz. Şu an müdahale ettiğimiz alan ise 80 metreliktir. İstasyonlarımız yukarda olduğu için 100 metrelik iplerle aşağı iniyoruz. Adam başı 200 metre ip taşıyoruz. İplerimiz torbalarda bacağımızın arasında taşıyoruz ki düşürdüğümüz taşlar ipe zarar vermesin. Yaklaşık 2 bin rakımdayız. Yüksekova’ya da 30 kilometre uzaklıkta bulunmaktayız” ifadelerini kullandı.


(MT-MSA-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Türk Mutfağı Haftası etkinliklerinde kadınların el emeği ürünleri yoğun ilgi görüyor Eskişehir’de üretmenin keyfini yaşayan kadınlar, 21-27 Mayıs tarihleri Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla, el emeği ürünlerini Valilik Meydanı’nda vatandaşlara sunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen ‘Türk Mutfağı Haftası’ etkinlikleri başladı. Eskişehir’de farklı bölgelerde el emeği üretim yapan kadınlar, kooperatiflerini ve yöresel lezzetleri tanıtmak için hazırladığı ürünlerini Eskişehir Valilik Meydanı’nda kurulan stantlarda vatandaşlara sunmaya başladı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Eskişehir Valiliği destekleriyle kurulan stantlardaki çeşitli el emeği ürünler vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görürken, kooperatifçi kadınlar üretmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. “10 kavanozla başlayıp binlerce kavanoza döndük” Eskişehir Valiliği Meydanı’nda kurulan stantlarda Mahmudiye’deki kadınlarla el emeğiyle ürettikleri ürünleri satışa sunan Burcu Köse, Türk Mutfağı Haftası’nın hem üreticiler hem de yeni lezzetler tadan vatandaşlar için çok güzel olduğunu söyledi. Kooperatif kurulduğunda az miktarda ürünler ürettiklerini ifade eden Köse, “Yaklaşık 3 yıldır Mahmudiye Kooperatif’inde görev almaktayım. Bu işimşze ilk olarak at çiftliğinde at kıyafeti satarak başladık. Türkiye genelinde at kıyafetlerini diktik, arkasından karpuz pekmezi yaptık ve ürünlerimiz tek olmaya başladı. Ondan sonra 25 tane kadınımızla birlikte arkada gördüğünüz ürünlerimizin ham maddelerini Çanakkale, Edremit ve Akçay gibi Türkiye’nin belli noktalarından Mahmudiye’ye getirerek, girişim olarak özlerimizi yapmaya başladık ve birçok bayana da el emeği oldu. İnsanlar evine para götürür oldular. Bu işe 10 kavanozla başlayıp binlerce kavanoza döndük. Bugün de burada olmamızın sebebi, Tarım İl Müdürlüğümüzün ve Eskişehir Valiliği’nin izniyle Türk mutfağına ait ürünleri 5 gün boyunca tüm Eskişehir’deki kooperatifimize çıkarak satış yapmak, hem de ürünlerimizi tanıtmaktı. Biz de en çok sevilen ürünlerimizi hem sunmak hem de kadınlara bir el emeği olsun, para kazanma güvencesi olsun diye buraya geldik. Bu bizleri daha mutlu ediyor. Ürünlerimizde satışları çok güzel gidiyor. Fiyatlar yüksek olduğu için biraz sorunlarımız oluyor ama hepsi el emeği olduğu için ve katkısız madde ile bakanlık onaylarımız olduğu için daha bir yoğunluk var. Dün ve bugün çok güzel bir yoğunluğumuz vardı. Çok yetişemedik ama bugün ikinci günüydü. Salı günü akşama kadar buradayız. Tüm Eskişehir halkını, ilçeleri, illerimizi, kooperatifçi arkadaşlarımız herkesi bekleriz” dedi. “İnsanların bizlere güler yüzlü olmaları bile çok güzel” Köyünün tanıtımına katlıda bulunmak ve yöresel lezzetlerini tanıtmak için kooperatife katıldığını belirten Kezban Kurnaz, gösterilen ilgiden memnuniyet duyduğunu söyledi. Sadece satış yapmak için değil, insanlarla etkileşim kurmak için stantlarda olduklarını ifade eden Kurnaz, “Burada kooperatifimiz kurulmuştu, onun vesilesiyle buraya geldik, gözleme yapıyoruz. Kooperatife, köyümüzü tanıtmak için başladık, ben ikinci yılımdayım. Günümüz güzel geçiyor ve aktivite olarak memnunuz buraya geldiğimiz için. İlgiler güzel. İlle de insanların bizden alıp yemesi değil, ilgi göstermeleri bile, bizlere güler yüzlü olmaları bile çok güzel. Buraya geldiğimiz zaman bütün ürünlerimizi buraya getiremiyoruz. Biz, burada sadece gözleme, evde yapmış olduğumuz yaprak sarması ve baklavamız var bunları getirebiliyoruz yerimiz uzak olduğu için. Valla beğenenler geliyor tekrar. Birdaha alıp deniyorlar. Diyorlar ki bir daha şey yapacağız, geliyorlar, alıyorlar yani. Beğendikleri için seviniyoruz, beğendirmeye de çalışırız inşallah elimizden geldiği kadar bildiğimiz şeyi yapmaya vatandaşlara sunmaya adayız. Herkesi bekliyoruz, buyursun gelsinler tadına bakabilirler” şeklinde konuştu. “Birbirimize dayanışıyoruz” Kurulan stantlardaki bütün kooperatiflerin yardımlaşarak hareket ettiğini ifade eden bir başka kooperatifçi Gülben Aldırmaz ise şöyle konuştu: “Aslında ben Eskişehir’de yaşıyorum ama Sarıcakaya’nın Mayıslar Mahallesi’nde bizim bir üretim alanımız var. Biliyorsunuz Sarıcakaya’da klimal etki var, iklim klimal özelliğe sahip. Bütün bitkiler orada yetişiyor. Oradaki bütün ürünleri, kadınların ürettiği ürünleri ve kendi ürettiğimiz ürünleri alıp, dönüştürüp, işleyip burada satışa sunuyoruz. Her kadın kendi başına evde bir şeyler yapmaya çalışıyor ama satış alanı bulamıyor. ‘Nereye satacak? Nasıl yapacak? ve Satışı nasıl gerçekleştirecek?’ gibi bununla ilgili bilgiye sahip değil ama kooperatifler bütün kadınları bir araya topladığı için hem güç birliği yapıyoruz, dayanışıyoruz, dayanışarak ürünlerimizi üretiyoruz ve satabileceğimiz alanı daha rahat bulabiliyoruz. Yani satışta, pazarlamada bir sorun yaşamadığımız için kamu kurumları, belediyeler bize destek oluyor sağ olsunlar. Mesela hepimiz burada kardeş kooperatifiz yani birbirimize destek oluyoruz. ‘Bizim kooperatifin ürünleri satılsın’ değil de genel anlamda kimde hangi ürün daha güzelse onun satılması, diğer kooperatiflere yardım etmek istiyoruz. Mesela biz yiyecek üzerineyiz, yanımızda el sanatları üzerine kooperatifler var ve birbirimize dayanışıyoruz. Onların ihtiyaçları olursa biz onlara veriyoruz. Bizim bir şeye ihtiyacımız olduğu zaman onlardan istiyoruz. Dayanışarak birlikte burada satış yapmaya çalışıyoruz.”
Aksaray Eşsiz doğa harikası Ihlara Vadisi ziyaretçilerini ağırlıyor Kapadokya’ya açılış kapısı olarak bilinen Aksaray’ın Ihlara beldesinde bulunan ve dünyanın 2. büyük kanyonu olan Ihlara Vadisi her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Tarihi ve kültürel mirasıyla çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış Aksaray yılda milyonlarca turiste ev sahipliği yapıyor. Dünyanın ikinci büyük kanyonu Ihlara Vadisi de Kapadokya’nın doğa harikası olarak ilgi çekiyor. Tarihi kaynaklardaki adı "Peristremma" olan Ihlara Vadisi’nin içinden geçen Melendiz Çayının adı ise Potamus, Kapadukus–Kappadokya Irmağı şeklinde geçiyor. Ihlara Vadisi, tektonik yükselmeler ve Hasandağı volkanının püskürmesinin ardından çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yılık aşındırması sonucunda oluştu. Birçok tarihi ve kültürel mirasının yanında özellikle dünyanın ikinci büyük kanyonu olan 14 kilometre uzunluğundaki 382 basamaklı merdivenle inilen Ihlara Vadisi yerli-yabancı turistlerden yoğun ilgi görürken, vadi doğal güzelliğinin yanı sıra bünyesinde barındırdığı yüzlerce bitki ve canlılarla da dikkat çekiyor. Ihlara Vadisinde 105 kilise ve yaklaşık 10 bin adet mağara bulunuyor. İçerisinden geçen Melendiz Çayı ile adeta tüm doğal güzellikleri barındıran Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistleri cezbediyor. Ihlara Vadisi’ni gezmeye geldiklerini belirten Necla Şeşen (63), “Ihlara Vadisi’ni çok güzel gördük. Turumuza buradan başladık aşağıya doğru ineceğiz. Görüntüler, her taraf etkileyici. Hislerimiz çok değişik, eskiler neler yaşamış, neler görmüş. Herkese de tavsiye ediyorum gelip görsünler” dedi. Ihlara Vadisi hakkında bilgiler veren bölge halkından Kerim Yasav (49) ise “Ihlara Vadisi dünya mirasına giren 7 harikadan biridir. Hasan Dağı’nın patlaması ve lavın açtığı bir vadi oluşumu olmuş. Ama bundan önceki yaşamlarda öncelikle Bizans, Helenistik ve Rumların yaşadığı söylenmektedir. İçerisinde mağaralar, yeraltı şehirleri ve özellikle kiliseler var. Bu kiliselerde özellikle Ortodoks asıllı kesimler geliyor ve kilisede ayin yapıyorlar. O dönemde kayaları oymuşlar ve kilise yapmışlar. Çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçilerimizin akın ettiğini görüyoruz” diye konuştu.