ASAYİŞ - 03 Nisan 2024 Çarşamba 02:58

Yüksekova’da olaylar sonrası 29 kişi gözaltına alındı

A
A
A
Yüksekova’da olaylar sonrası 29 kişi gözaltına alındı

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde çıkan olaylar sonrası güvenlik güçleri tarafından 29 kişi gözaltına alındı.


Yüksekova ilçesinde vatandaşlar Dem Parti Van Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının elinden alınmasına tepki gösterdi. Çarşı merkezinde yürüyüşe geçen kalabalık gruba, polis biber gazıyla müdahale etti. Kalabalığın üzerine TOMA’larla su sıkıldı. Sıkılan biber gazıyla kalabalık grup ara sokaklara kaçarken, devam eden olaylar nedeniyle esnaf kepenk kapattı. Olaylar ilçede geç saatlere kadar devam ederken, 29 göstericinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Yaşanan olaylarla ilgili soruşturma devam ediyor.




Yüksekova’da olaylar sonrası 29 kişi gözaltına alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun hummel, DNA konseptli yeni mağazasını Samsun’da açtı Spor giyim markası hummel, DNA konseptli yeni mağaza açılışını Samsun’da, Samsunspor Futbol Direktörü Fuat Çapa ve Samsunsporlu futbolcular Zeki Yavru, Mustafa Tan, Carlo Holse ve Osman Çelik’in de katılımlarıyla gerçekleştirdi. hummel, Samsun Piazza AVM’de yeni bir mağaza açılışı gerçekleştirdi. Açılışa hummel Türkiye’nin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra Samsunspor Futbol Direktörü Fuat Çapa ve Samsunsporlu futbolcular Zeki Yavru, Mustafa Tan, Carlo Holse ve Osman Çelik de katıldı. Yapılan açıklamaya göre, DNA konseptli mağazanın en dikkat çekici özelliklerinden biri sürdürülebilirlik vurgusu yapması. Mağaza içinde kullanılan bazı duvarlar geri dönüştürülmüş ‘Cardboard’ adı verilen doğal ve geri dönüşümlü panellerle hazırlandı. Bu ürünler kirletici madde içermezken aynı zamanda toprakta çözünebilir özelliklere sahip. Mağaza konsepti, minimalizm ve İskandinav ruhunu yansıtarak marka kimliğine ve tarihine gönderme yaparken aynı zamanda geçmişi günümüzle harmanlıyor. Markanın global DNA konseptli mağazalarının estetiği ve minimalizmi ön plana alan prensipleri ile yenilikçi yaklaşımı, perakende sektöründe yeni bir soluk olmaya devam ediyor. hummel Türkiye ve Güney Bölge Ticari Direktörü Emre Akaslan, açılışla ilgili olarak, "Bugün burada yeni mağazamızı açmanın, hem de bizim için çok önemli olan Samsun şehrinde açmanın büyük gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Süreçte emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler" şeklinde konuştu.
Ankara Beypazarı Maden Suyu firması ürünlerinde bor miktarının yüksek olduğu iddiasını yalanladı Beypazarı Maden Suyu firması, ürünlerinde bor miktarının yüksek olduğu iddialarını yalanlayarak, "Dünya Sağlık Örgütü ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından belirlenen parametrelerin tamamında uygun değerler içinde olduğumuzu vurgularız" açıklamasında bulundu. Son günlerde Beypazarı Maden Suları hakkında sosyal medyada, "ürünlerde bor miktarının yüksek olduğuna" dair iddialar ortaya atılmıştı. O iddialar birinci ağızdan yalanlandı. "Kötü niyetli ve haksız ithamlar ile ilgili tüketicilerimizi aydınlatmak ve doğru bilgileri aktarmak isteriz" Konuya ilişkin yazılı açıklamada bulunan firma, "Bir kısım sosyal medya mecralarında İsviçre kaynaklı bir habere dayandırılarak markamız Beypazarı Doğal Maden Suyu hakkında haksız ve gerçek dışı dezenformasyon amaçlı yayınlar yapılarak ürün içeriğindeki bor miktarının yüksek olduğu ve sağlığa zararlı olduğu yönünde asılsız itham ve içerikler paylaşılmıştır. Bu tür kötü niyetli ve haksız ithamlar ile ilgili tüketicilerimizi aydınlatmak ve doğru bilgileri aktarmak isteriz. Ülkemizin yüzde 100 yerli ve milli değeri olan ‘BEYPAZARI’ markası uluslararası arenada hızla büyümektedir. Firma olarak 30’u geçkin ülkeye ihracat yaparak Türkiye, Avrupa ve Dünya kalite ödülleri almış, ISO 22000; ISO 9001; ISO 14001; ISO 45001; FSSC 22000 ve ESMA kalite sertifikalarına sahip olan ve sektörde saygın bir yere sahip olan bir markayız. Şirketimiz ürünlerinin kalitesini sürekli olarak titizlikle izlemekte, yine ürünlerimiz Sağlık Bakanlığı tarafından da denetlenerek düzenli olarak analizleri yapılmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Uluslararası kuruluşlar içme suyundaki bor miktarı için farklı rehber değerler belirlemişlerdir" Firma açıklamasına şöyle devam etti: "Farklı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar içme suyuyla ilgili kalite standartlarını belirlerken farklı bilimsel verilere ve politik yaklaşımlara dayanarak değişiklikler yapabilirler. Bu politika ve yaklaşımlar, hangi bilimsel çalışmanın temel alındığı, tüketim alışkanlıkları, vücut ağırlıkları ve diğer faktörlere göre değişiklik arz etmektedir. Başka uluslararası kuruluşlar da içme suyundaki bor miktarı için farklı rehber değerler belirlemişlerdir." İçme suyundaki bor seviyesine ilişkin çeşitli kurum ve kuruluşların farklı seviyeler belirlendiğine dikkat çekilen açıklamada, "İçme suyundaki bor için sağlık temelli düzenleyici sınırlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2,4 mg/L, Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Konseyi tarafından 4 mg/L ve Avrupa Birliği tarafından 1 mg/L olarak belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (U.S. EPA) ise içme suyundaki bor minerali için bir düzenleyici sınırlama belirlememiş ancak ömür boyu sağlık danışma değerini 5 mg/L olarak belirlemiştir" denildi. Beypazarı Maden Suları’nın Türkiye’deki Doğal Mineralli Sular Yönetmeliği’ne ve uluslararası standartlara uygunluğunu beyan eden firma, "Dünya Sağlık Örgütü ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından belirlenen parametrelerin tamamında uygun değerler içinde olduğumuzu vurgularız. Haberin İsviçre kaynaklı olmasına rağmen, bu haberin yerel basında ’yüksek değer çıktı’ şeklinde sunulmasının, bilgiyi yanlış algılamaya yönelik bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Önceki yıllarda İsviçre akredite analiz laboratuvarı EUROFİNS tarafından yapılan bor analiz sonucunu da paylaşarak, şeffaf ve doğru bilgi aktarımını sağlamaya önem verdiğimizi belirtmek isteriz. (Analiz sonucu sapma değeri ile birlikte 0,80 mg/lt’ye denk gelmektedir.) Tüm bu olumsuz haberlere ve yanlış algı oluşturma çabalarına rağmen yanımızda olan, güvenini koruyan, desteğini esirgemeyen değerli ve bilinçli tüketicilerimiz ile doğru haberi paylaşabilmek adına bizlerle iletişime geçen kıymetli basın mensuplarına teşekkürü bir borç biliriz" açıklamasında bulundu.
Düzce Larva ve sinekle mücadele sürüyor Düzce Belediyesi, bahar aylarının gelmesiyle birlikte kent genelinde larva ve sineklere karşı ilaçlama çalışmasına yeniden başladı. Düzce Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde ki 5 ilaçlama ekibi, Şubat ayı itibariyle başlattığı sivrisinek ve karasinek mücadele programına ahır, gübre, tuvalet kuyusu, foseptik ile sürekli durgun su bulunan ya da biriken jit alanlarında larva ve uçkun mücadelesine tüm hızıyla devam ediyor. Yıllık plan dahilinde artarak devam edecek olan ilaçlama programını uygulayan müdürlük ekipleri, son 5 yılda Türkiye’nin kuzey bölgelerinde yayılan istilacı bir tür olan Asya Kaplanı olarak adlandırılan sivrisinek türüne karşı da vatandaşlara uyarılarda bulundu. Düzce’de oldukça çoğalmaya ve rahatsızlık oluşturmaya başlayan Asya Kaplanı sivrisineğinin, mevcut var olan türlerden farklı olarak temiz suya yumurta bırakabildiğine dikkat çeken ekipler, bu durumun bahçe sebzeciliği ve hobi bahçeciliğinin yoğun olarak yapıldığı Düzce’de sinek için uygun çoğalma alanlarının oluşturduğunu ve hiçbir önleyici tedbir (kapan ya da sineklik) alınmadan depo edilerek biriktirilen suların doğal çoğalma alanları haline geldiğini kaydetti. Vatandaşlara, başta kendileri, aileleri ve çevrelerinin sağlıkları için su biriktirilen alanların kapaklarının kapalı tutulması yahut 3 günde bir sularının değiştirilmesi tavsiye edilirken, bidon, varil ve saksı altlarının da kuru tutulması ile larva oluşumunun engellenebileceğine dikkat çekildi.
Antalya AK Parti İl Başkanı Ali Çetin: "Teleferik kazası adli bir olaydır" AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya’da gerçekleşen teleferik kazası hakkında yaptığı basın toplantısında, kaza sonrası verilen tutuklama kararlarının siyasi olmadığını söyledi. AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, il başkanlığı binasında geçtiğimiz Cuma günü Tünektepe Teleferik ve Sosyal Tesisleri’nde yaşanan teleferik kazası ile ilgili açıklamalarda bulundu. Çetin, konuşmasına kaza alanında görev yapan ekiplere teşekkür ederek başladı. Başkan Çetin, "Hepimizin bildiği üzere Cuma günü 17.28’de meydana gelen tüm Türkiye’nin ve hatta dünyanın gündemine düşen elim bir teleferik kazası sonrasında bir kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin yaralandığı, 174 kişinin mahsur kaldığı tespit edilen, büyük ihmalkarlıkların sebebi olan çok büyük kazayla sarsıldık. Öncelikle vefat eden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, bu olay sebebiyle yaralanan vatandaşımıza Allah’tan şifalar diler, tüm kazazede vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz. Bu kaza sonrasında çok hızlı, anında müdahaleler ile karşılayan Valimiz ve AFAD başkanımız koordinasyonunda, kurtarma çalışmalarımıza katkı koyan 23 saatlik kurtarma çalışmasını cansiparane gerçekleştiren, helikopterlerimizle ağırlıksız tahliye çalışmalarını yürüten, bir kişinin bile burnu kanamadan tamamlanan, dünyanın gıptayla izlediği bu kurtarma çalışmasına her türlü desteğini bilgisini gücünü koyan birimlerimize, olayın başından itibaren takibiyle desteğiyle Cumhurbaşkanımız ve de genel başkanımıza, İç İşleri Bakanlığımızın takibi ile tamamlanan kurtarma çalışmasında emeği geçen herkese, her kesime şükranlarımızı sunarız" ifadelerine yer verdi. "Siyasi tarafı olmaksızın soruşturulması gereken, büyük bir kaza" Teleferik kazasının sıradan bir kaza olmadığını dile getiren Ali Çetin, olayın siyasi olmadığına dikkat çekti. Çetin, şu ifadelere yer verdi: "Bir kere şunu belirtmek lazım; bu kaza sıradan basit bir kaza değil, dünya gündemine düşmüş bir vefat. 7 yaralı, 174 vatandaşın 23 saat kurtarma çalışması operasyonuyla tamamlanan, çok ağır ihmal zincirlerinin olduğu, derinlemesine araştırılması soruşturulması gereken, siyasi tarafı olmaksızın soruşturulması gereken büyük bir kaza. 2017 yılında hizmete giren bu tesis, Antalya’da yedi yıldır çalışmaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, yedi yıldır çalışan bu tesisin yaklaşık altı buçuk yıldır genel müdürlüğünü, olaydan iki ay öncesine kadar 31 Mart’ta belediye başkanı seçilen Mesut Kocagöz yapmaktadır. Bunu da birisini karalamak suçlamak için değil, bir hakikati de ortaya koymak için söylüyorum. Bu olaydan sonra, muhalefetin algı yürütme, olayı farklı bir yöne çekme çalışmasını da göz ardı edemeyiz, bu olayda savcılık makamı soruşturmayı yürütür, hakim kararını verir. Bu bir siyasi olay değil, teknik bir soruşturma sonrası adli bir olaydır." "Çok sayıda ihmal var" Başkan Çetin, CHP’nin tutuklama kararlarına karşı açıklamalarını da eleştirerek şöyle devam etti: "Antalya’da, Cumhuriyet Halk Partisi ısrarla bu soruşturmayı genel başkandan genel başkan yardımcılarına, parti yöneticilerine kadar siyasi alana çekmeye, adli makamların üzerinde baskı oluşturmaya, siyasi bir malzeme gibi görerek kendilerince kullanmaya çalışmaktadır. Burada bir kaza, soruşturma, gözüken ihmal, aksaklıklar, kusurlar, hatalar, hatalılar vardır. Bunların ardından, ilk yapılan çalışmalarda 13 kişi hakkında gözaltı kararı alınmış, ifadelerine başvurulmuştur. Raporla deliller değerlendirilmiş, olayda ilk tespitlere göre beş kişinin tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir. Bu bir yargı kararıdır. İddialara göre; üç ay sürmesi gereken bakımların, 15 günde yapıldığı ağır bakımla ilgili, 159 parça değişiklik talebi firma tarafından bildirilmişken, 19 parçanın değişmesi, Antalya Büyükşehir şirketi yetkilileri tarafından yeterli görüldüğü gibi daha birçok ihmallerin olduğunu bildiren durumlar söz konusu gözükmektedir." "Belediye başkanlığı yargıyı etkilemez" Ali Çetin, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklanmasının şu an bulunduğu görevle ilişkisi olmadığını belirterek, "ANET Genel Müdür Yardımcısı ve diğerleri tutuklanınca ses çıkarmayan Cumhuriyet Halk Partisi, hâkimin kararına karşı işi, siyasi şova dökerek mağduriyet dalgası oluşturmaktadır. Her zamanki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı bir iştir, hangi parti olursa olsun belediye başkanı olması, kimseyi yargı önünde ayrıcalıklı yapmaz. Kaldı ki, belediye başkanlığı ile ilgili bir durum söz konusu değil, yeni bıraktığı ANET genel müdürlüğü görevi ile ilgili bir durum söz konusudur. Verilen karar siyasi diyerek aslında vefat eden, yaralanan ya da uzun süre mahsur kalan vatandaşlara ve ailelerine saygısızlık yapıldığının farkında olmalıyız. Diğer yandan, tutuklananlara da oh olsun diyemeyiz. Mahkumiyet kararı verilene kadar herkes masumdur. Temennimiz, adaletin sağlanması olmalıdır" dedi.
Kayseri Otomatik ödeme talimatlarına dikkat Avukat Ali Kızılay, bankaların sözleşme değiştirerek otomatik ödeme talimatlarından kaynaklı kesinti ve işletme işlemi yapabildiğini söyleyerek, “Müzakere edilmeden sözleşmede yapılan değişiklik ‘haksız şart’ durumunu oluşturuyor” dedi. Son zamanlarda bankaların müşterilerden otomatik ödeme talimatlarından kaynaklı olarak kesinti yaptığı konusunda şikayetlerin arttığını söyleyen Ali Kızılay, “Son zamanlarda otomatik ödeme talimatları ile ilgili şikayetlerle sık sık karşı karşıya geliyoruz. Özellikle müvekkillerimizin hesap özetlerini kontrol ettiklerinde otomatik ödeme talimatlarından kaynaklı masraf kesintisi hatta yerine o masraf kesintileri ile birlikte faiz işletildiği gibi hususlarda şikayetler bize de gelmeye başladı. Bununla ilgili içeriklerini araştırdığımızda gerçekten de bankalar tarafından kimi zaman sözleşmelere yazılmadan müşterilere kredi kartları verilirken otomatik ödeme talimatlarından kaynaklı kesinti yapılmayacağı belirtilerek kart verildiği ve daha sonrasında da tüketicinin haberi olmadan şartlar değiştirilerek masraf kesintisi olduğu ve faiz işletildiği görülmektedir. Burada Tüketici Kanunu’nun 4. maddesine göre sözleşmede tek taraflı bir değişiklik yapamaz bankalar. Vatandaşlarımızın öncelikle bunu bilmesi gerekiyor. Ayrıca sözleşmede esaslı bir değişiklik yapılacaksa bunun 1 ay önceden yazılı bir şekilde bildirilmesi gerekiyor. Aksi durumda sözleşmeye böyle bir madde eklenmiş ve bu durum müşteri ile müzakere edilmemiş ise bununla ilgili olarak yine tüketicinin belirli hakları vardır” dedi. Kızılay, vatandaşların geriye dönük 10 yıllık kesintiyi talep edebileceklerini söyleyerek, “Burada hukuken haksız şart olarak nitelendiriliyor. Bunun oluşabilmesi için satıcı tarafından belirlenen şartın müzakere edilmeden sözleşmeye eklenmiş olması gerekiyor. Yine aynı şekilde tarafların hak ve yükümlülüklerinden tüketici aleyhine bir dengesizlik oluşturulması bu durumun da iyi niyet kurallarına aykırı olması gerekiyor. Bu 3 şart birlikte gerçekleşmiş ise biz burada haksız şartın varlığından bahsedebiliyoruz. Haksız şartın varlığı söz konusu ise Yüksek Yargıtay’ın şartları gereği burada tüketici aleyhine bu şartın yürütülemeyeceği belirtiliyor. Şayet böyle bir kesinti yapılmış ise zaman aşımı şartları çerçevesinde ki burada da 10 yıllık bir zaman aşımından bahsedebiliriz, 10 yıllık geriye dönük kendisinden bir haber şekilde tahsil edilen masraf ve işletilen faizi bankalar Anonim Şirket kabul edildiği için paraların da hesaba geçmesi ile birlikte paranın nemalandırıldığı yani bankanın menfaat temin ettiği kabul edildiği için avans faizi ile birlikte iadesini talep etmeleri mümkündür. Vatandaşlarımızın bununla ilgili olarak bir durumu fark ettiklerinde Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yaparak bu ücretleri talep ve tahsil etme imkanları mevcuttur” ifadelerini kullandı.