EKONOMİ - 28 Nisan 2026 Salı 08:46

Yüksekova’da ‘yayla muzu’ mesaisi başladı

A
A
A
Yüksekova’da ‘yayla muzu’ mesaisi başladı

Hakkari ve ilçelerinde baharın müjdeleyicisi olarak bilinen, yüksek rakımlı dağlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında "yayla muzu" olarak adlandırılan uçkun (revas), pazar tezgahlarındaki yerini alırken, sezonun ilk ürünleri ise destesi 150 liradan satılıyor.


Doğu Anadolu Bölgesi’nin sarp dağlarında ve zorlu coğrafyasında kendiliğinden yetişen, bölge halkı için hem önemli bir geçim kaynağı hem de eşsiz bir lezzet olan uçkun bitkisi, havaların ısınmasıyla birlikte piyasaya çıktı. Özellikle Yüksekova ilçesinde vatandaşlar, şifa kaynağı olarak gördükleri uçkuna yoğun ilgi gösteriyor. Bölgede uzun yıllardır kendiliğinde yetişen bitkileri satarak geçimini sağlayan esnaf Osman Orhan, bu yıl ki uçkun piyasası ve ürün tedariki hakkında açıklamalarda bulundu. Uçkunun bu yıl tezgahlara 150 liradan giriş yaptığını belirten Orhan, fiyatların sezon başı olması nedeniyle yüksek olduğunu ifade etti.



"Havalar ısındıkça fiyatlar geriler"


Uçkunun henüz yeni çıkmaya başladığını ve miktar arttıkça fiyatların normale döneceğini vurgulayan Orhan, şunları kaydetti:


"Geçen yıl kilosunu 100 liradan satıyorduk. Bu yıl sezonu 150 liradan açtık. Şu an için ürün az olduğu için fiyat böyle, ancak önümüzdeki günlerde uçkun çoğaldıkça ve havalar iyice ısındıkça fiyatların gerilemesini bekliyoruz. Yıllardır bu işi yapıyorum, her sezon başında benzer bir grafik yaşanıyor."



"İlk ürünler Derecik’ten geldi"


Hakkari genelinde kar örtüsünün henüz tamamen kalkmadığına dikkat çeken Orhan, mevcut ürünlerin iklimi daha ılıman olan bölgelerden getirildiğini belirterek, "Şu an sattığımız uçkunlar Derecik ilçesinden getiriliyor. Orada havalar daha erken ısındığı için ürün erken olgunlaştı. Yüksekova’nın yüksek kesimlerinde karlar henüz tam erimedi. Karlar eridikçe buralarda da uçkun çıkmaya başlayacak ve bolluk yaşanacak" diye konuştu.



"Şifa kaynağı olarak tüketiliyor"


Ekşimsi tadıyla bilinen ve bölge halkı tarafından büyük bir iştahla tüketilen uçkun, sadece bir besin maddesi değil, aynı zamanda bir şifa deposu olarak görülüyor. Uzmanlar ve vatandaşlar, antioksidan özelliği yüksek olan bu bitkinin; kanser, şeker ve diyabet gibi hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğuna inanıyor.



Yüksekova’da ‘yayla muzu’ mesaisi başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta Jandarmadan Siber Kalkan: 108 öğrenciye eğitim! Kars’ta güvenlik güçleri bu kez sahada değil, sınıfta görev başındaydı. Kars İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, gençleri dijital dünyanın görünmeyen tehlikelerine karşı bilinçlendirmek için önemli bir çalışmaya imza attı. Digor ilçesinde bulunan Dağpınar Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde düzenlenen eğitim programında 108 öğrenci ve öğretmen siber suçlar konusunda kapsamlı bilgilendirme aldı. Eğitimde özellikle son yıllarda artış gösteren oltalama (phishing) dolandırıcılığına dikkat çekilirken, öğrencilerin günlük hayatta sıkça kullandığı sosyal medya platformlarında karşılaşabilecekleri riskler detaylı şekilde anlatıldı. Jandarma ekipleri, yasa dışı bahis ağlarının gençleri nasıl hedef aldığı, bankacılık ve ödeme sistemlerinde kullanılan dolandırıcılık yöntemleri ve kişisel verilerin korunmasının önemi üzerine örnek vakalarla desteklenen sunumlar gerçekleştirdi. Ayrıca güvenli internet kullanımı konusunda pratik öneriler paylaşarak, öğrencilerin dijital ortamda daha bilinçli hareket etmeleri hedeflendi. Jandarma ekipleri, teknolojinin sunduğu imkanların doğru kullanılmadığında ciddi mağduriyetlere yol açabileceğine dikkat çekerken, bu tür eğitim faaliyetlerinin artarak devam edeceğini vurguladı. Kars İl Jandarma Komutanlığı’nın mesai mefhumu gözetmeksizin sürdürdüğü çalışmalar, yalnızca suçla mücadelede değil, suçun oluşmadan önlenmesinde de etkin rol oynuyor. Bu eğitimle birlikte gençlerin dijital dünyada daha güvenli adımlar atması amaçlanırken, jandarma ekiplerinin toplumun her kesimine ulaşan bilinçlendirme faaliyetleri takdir topluyor.
İzmir İzmir’in endüstriyel mirasına Avrupa’dan tescil İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin sanayi mirasını koruyup dönüştürerek uluslararası vitrine taşıdı. Belediyenin titiz çalışmalarıyla üç tarihi yapı Avrupa Endüstriyel Miras Rotası’nda yerini aldı. İzmir, endüstriyel mirasını koruma konusundaki başarısını uluslararası alana taşıdı. Kentin tarihi dokusunu koruyarak dünyaya tanıtma vizyonuyla hareket eden İzmir Büyükşehir Belediyesi, kente yeni uluslararası başarılar ve iş birlikleri kazandırmayı sürdürüyor. Belediye tarafından titizlikle korunan ve şehre kazandırılan Tarihi Havagazı Fabrikası, Tarihi Asansör ve Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi, Avrupa’nın prestijli endüstriyel turizm ağı olan Avrupa Endüstriyel Miras Rotası’na resmi üye olarak dahil edildi. Bu sayede İzmir’in sanayi geçmişinin somut kanıtları olan bu yapılar, Avrupa sanayi mirası rotasının bir parçası olarak dünya genelindeki turistlerin ve araştırmacıların rotasına dahil olacak. Cazibe merkezi haline gelecek İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bu üyelikle, İzmir; geleneksel "deniz, kum ve güneş" turizminin ötesine geçerek, aynı zamanda köklü sanayi tarihi ile de yerli ve yabancı turistler için nitelikli bir cazibe merkezi haline gelecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, endüstriyel mirasın korunması, belgelenmesi ve yaşayan mekanlara dönüştürülmesi noktasında Avrupa standartlarındaki çalışmalarına hız kesmeden devam edecek. Avrupa Endüstriyel Miras Rotası (ERIH) Nedir? Avrupa Konseyi Kültür Rotaları’ndan biri olan Avrupa Endüstriyel Miras Rotası (ERIH), Avrupa’nın sanayi tarihine tanıklık eden önemli alanları bir araya getiren bir bilgi ve turizm ağıdır. Tarihi Havagazı Fabrikası 19. yüzyılın ortalarında İzmir’in sokaklarını aydınlatmak amacıyla inşa edilen Havagazı Fabrikası, İzmir’in sanayileşme tarihindeki kritik duraklardan biridir. Döneminde sadece bir üretim alanı değil, İzmir limanındaki ticari hareketliliğin gece de devam etmesini sağlayan stratejik bir enerji merkeziydi. Bir zamanlar kömürden ışık üreten bir fabrika iken, bugün kentin sosyal hafızasını koruyan, halkı kültür ve sanatla buluşturan yaşayan bir endüstriyel müze haline geldi. Bugün restorasyonuyla dikkat çeken dev tuğla baca, 19. yüzyıl endüstriyel mimarisinin en belirgin sembolüdür. Tarihi Asansör Binası 1907 yılında Mithatpaşa Caddesi ile Şehit Nihatbey Caddesi arasındaki kot farkını aşmak için inşa edilen Tarihi Asansör, mühendislik ve sosyal dayanışmanın birleştiği bir projedir. 155 basamaklı Karataş merdivenlerini aşma zorunluluğuna teknolojik çözüm sunan bu yapı, eşsiz tuğla işçiliği, demir döküm korkuluklar ve süslemeleri, makine dairesindeki teknik detayları ile endüstriyel estetiği günümüze taşır. Kulenin yapımında kullanılan ve özel olarak Marsilya’dan getirilen tuğlalarla örülen kule, inşa edildiği dönemde su basıncını kullanan hidrolik bir mekanizmayla çalışan asansör, 1985 yılındaki restorasyon çalışmalarına kadar orijinal yapısını korumuş, bugün yerini elektrikli sisteme bırakmıştır. Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi 1932 yılında inşa edilmiş eski bir itfaiye binası olan ve günümüzde Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) olarak kullanılan yapı, İzmir’in erken Cumhuriyet dönemine ait en karakteristik yapılarından biridir. Mimar Mesut Özok tarafından tasarlanan bina, itfaiye araçlarının hızlı çıkış yapabileceği geniş hangar kapıları ve yüksek gözlem kulesiyle işlevsellik odaklı endüstriyel yapıdır. Binanın en dikkat çekici endüstriyel unsuru olan yüksek kule, dönemin en erken uyarı sistemidir. Şehre hakim bir noktadan dumanı ve yangını gözlemlemek amacıyla inşa edilen bu kule, kentsel güvenlik teknolojileri ile mimariyi buluşturur. Bir zamanlar kentin fiziksel varlığını yangınlardan koruyan bu yapı, 2004 yılından itibaren kentin yazılı ve görsel belleğini koruyan bir merkeze dönüşmüştür. Yapının özgün itfaiye garajı ve gözetleme kulesi, kentin teknik geçmişine saygı duyularak dönüştürülen başarılı örnekler arasındadır. Tarihi Havagazı Fabrikası, Tarihi Asansör ve Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi İzmir’in endüstriyel geçmişinin sadece binalardan ibaret olmadığını, yaşayan bir şehir karakteri olduğunu kanıtlar.