EĞİTİM - 19 Haziran 2025 Perşembe 09:24

Akdeniz’in ürküten dalgalarında geleceğin sörfçüleri yetiştirecek

A
A
A
Akdeniz’in ürküten dalgalarında geleceğin sörfçüleri yetiştirecek

Hatay’ın Akdeniz’e sahili olan ve ürküten dalgalarıyla bilinen Samandağ ilçesinde Hatay Valiliği tarafından geleceğin sörfçülerinin yetişeceği ‘Hatay Sörf Merkezi’ inşa ediliyor.


Asrın felaketinde büyük yıkım yaşayan ve yeniden ihya ile inşa sürecine giren Hatay’da yaralar yapılan projelerle sarılmaya devam ediyor. Samandağ ilçesinde geçici olarak kurulan sörf merkezinde eğitim alan sporculardan 6’sı 2025 Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonasında başarı göstererek dereceye girdi. Afetzede öğrencilerin başarılarından dolayı tebrik eden Hatay Valisi Mustafa Masatlı, öğrencilerle bir araya gelerek hediye takdim etti. Hediyelerin ardından Hatay Valisi Masatlı, yapımı devam eden Hatay Sörf Merkezi’nin inşaatından incelemelerde bulundu.


"Bizler bu projemiz ile yıllardır Samandağ sahilimizin o ürküten dalgalarını birer umuda birer başarı öyküsüne çevirdik ve şimdi o başarı öykülerine yenilerini eklemek üzere çalışıyoruz"


Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonası’nda 6 madalya ve kupa kazanan öğrencilerle bir araya gelen Hatay Valisi Mustafa Masatlı, "Bugün de sizlerle Hatay’ımızın sporuna, sporcusuna ve sörf sevenlerine büyük katkılar sağlayacağına inandığımız Samandağ ilçemizde inşası tüm hızıyla devam edilen Hatay Sörf Merkezimizdeyiz. Hatay Sörf Merkezimizin, ön hazırlığı olarak geçici olarak kurulan alanda 2024 yılında 8 ila 16 yaş arasında bin 53 çocuk ve gencimize ücretsiz olarak dalga sörfü eğitimi verdik. Bu öğrencilerimizden 18’ine de sörf lisansları çıkarıldı. Geçtiğimiz Eylül ayında Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonasında bu ekibimiz çok güzel başarılara imza attılar. Büyük bir gurur ki 2023 ve 2024’de Dalga Sörfü Türkiye Şampiyonlarımız Hatay’ın kıymetli gençleriydi. 2025 yılı Türkiye Şampiyonasında ise başarılarının üstüne başarı katarak, bizlere 6 madalya ve kupa kazanma sevincini daha yaşattılar ve şimdi de bizlerle birlikteler. Özellikle şunu da belirteyim ki 18 yaş altı Türkiye Şampiyonası’nın birincisi, ikincisi ve dördüncüsü Samandağ ilçemizin sevgili gençleri oldu. Yine bir başarı ve gurur öyküsü olarak bu yıl 2 Samandağlı gencimiz milli takıma seçilerek 15-25 Temmuz arasında Portekiz’de gerçekleşecek yarışmada Türkiye’mizi temsil edeceklerdir. Sporda da dünyada söz sahibi olan bir şehir olmak amacıyla şu an incelemelerde bulunduğumuz Hatay Sörf Merkezimizin yapımına başladık. Bizler bu projemiz ile yıllardır Samandağ sahilimizin o ürküten dalgalarını birer umuda birer başarı öyküsüne çevirdik ve şimdi o başarı öykülerine yenilerini eklemek üzere çalışıyoruz. Tesisimiz 1 yıl içinde bin çocuk ve gence ulaşmak ve hayatlarına dokunma imkanına sahiptir. Bunların içinden 300 gencimizin bir üst seviye sörf eğitimi programını almak, bunların arasından da 50 genci sörf lideri olarak yetiştirmeyi hedeflemekteyiz" ifadelerini kullandı.



Akdeniz’in ürküten dalgalarında geleceğin sörfçüleri yetiştirecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.