KÜLTÜR SANAT - 13 Temmuz 2025 Pazar 10:23

Depremde yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisinin Eylül ayında ibadete açılması planlanıyor

A
A
A
Depremde yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisinin Eylül ayında ibadete açılması planlanıyor

Depremde zarar gören, Hatay’da 7. yüzyılda inşa edilen ve Anadolu’daki ilk cami olma özelliğini taşıyan Habibi Neccar Camii Eylül ayında ibadete açılacak. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarının sürdüğü Habibi Neccar Camii’nin Eylül ayında hizmete ve ibadete açılacağını söyledi.


Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken kentin en önemli tarihi yapıları da zarar görmüştü. Asırlar boyunca medeniyetlerin beşiği olan kentin sembol simgelerinden olan ve 7. yüzyılda inşa edilen ve Anadolu’daki ilk cami olma özelliği taşıyan Habibi Neccar Camii de depremde hasar almıştı. Depremde kuzey beden duvarının büyük hasar aldığı camide, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesiyle işbirliğinde Eylül 2023 yılında restorasyon çalışmalarına başlandı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarının devam ettiği Habibi Neccar Camii’nde incelemelerde bulunarak, tarihi yapının Eylül ayında hizmete ve ibadete açılmasının planlandığını söyledi.



"Eserimiz Kültür ve Turizm Bakanlığımız Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Konya Büyük Şehir Belediye Başkanlığı ile ortak çalışma ile ihya edilmektedir"


Habibi Neccar Camii’nin tarihi önemine değinen ve depremin ardından çalışmalara hızla başlandığını ifade eden Hatay Valisi Masatlı, "Bugün Habib-i Neccar Camimizin restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarını incelemek üzere buradayız. Bilindiği üzere şehrimizin en sembol yapılarının başında Habib-i Neccar Camii gelmektedir. Kurtuluş Caddesi’nde bulunan ve 7. Yüzyılda inşa edilen camimiz Anadolu’daki ilk İslam eseri olması bakımından çok önem arz etmektedir. Bu sembol yapımızda da depremlerin akabinde Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından ivedilikle hasar tespit çalışmaları yapıldı. Eserimiz Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ortak çalışma ile ihya edilmektedir" dedi.



"Habibi Neccar Camii tam anlamıyla hizmete ve ibadete Eylül 2025 tarihinde açılacak"


Restorasyon çalışmalarının ardından Habibi Neccar Camii’ni Eylül ayında ibadete açılmasının planlandığını söyleyen Hatay Valisi Masatlı, "Tarihi yapımızın orijinal ve özgün halline yeniden döndürülmesi ve eskisinden daha güçlü, eskisinden daha sağlam zeminlerde inşa ve ihya edilmesi için zemin etüdü çalışmaları, jeolojik çalışmalar, lazer taramalı rölövelerin alınması gibi işlemler yapılmıştır. Aşırı yüke bağlı olarak caminin yıkılmasına sebebiyet veren taş Kubbe yapısı yerine, yapılan statik hesaplar sonucu ahşap karkas üzeri bağdadi sıva yapılarak kubbe yükü bin 400 ton azaltılmış bir şekilde yeniden inşa edilmektedir. Bu şekilde de sembol değerimiz olan tarihi yapımızın daha şiddetli depremlere bile dayanıklı; ve çok uzun zaman vatandaşlarımıza hizmet verecek bir yapı olarak ayağa kaldırılması amaçlanmıştır. Bu yapımızın kalem işleri ile birlikte tam anlamıyla hizmete ve ibadete açılması için Eylül 2025 tarihini söyleyebiliriz. Antakya’mızın ve Hatay’ımızın hak ettiği gibi bir dünya şehri ve marka şehir olana kadar sahada çalışmalarımızın tüm hızıyla devam edeceğini de belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.



Depremde yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisinin Eylül ayında ibadete açılması planlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.