GÜNDEM - 15 Ocak 2026 Perşembe 22:34

Depremin ardından Habibi Neccar Camii’nde ilk Miraç Kandili’nde eller semaya açıldı

A
A
A
Depremin ardından Habibi Neccar Camii’nde ilk Miraç Kandili’nde eller semaya açıldı

Hatay’da asrın felaketinin ardından ibadete açılan Anadolu’nun ilk camisi olan Habibi Neccar Camii’nde Miraç Kandili’nde eller semaya açıldı.


Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken kentin en önemli tarihi yapıları da zarar görmüştü. Asırlar boyunca medeniyetlerin beşiği olan kentin sembol simgelerinden olan, 7. yüzyılda inşa edilen ve Anadolu’daki ilk cami olma özelliği taşıyan Habibi Neccar Camii de depremde ağır hasar almıştı. Depremde kuzey beden duvarı büyük hasar alan camide, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Eylül 2023’te restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarının bittiği Habibi Neccar Camii, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz cumartesi günü ibadete açılmıştı. Habibi Neccar Cami’de ilk kandil olan Miraç Kandili, dualarla eda edildi. Miraç Kandili’nde eller semaya açılırken camideki kalabalık avluya sığmazken o anlar havadan görüntülendi.



"Bu mübarek Miraç Gecesi’ne bizleri kavuşturan Allah’a şükürler olsun"


Habibi Neccar Camii’nin tamamlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ettiğini söyleyen Mehmet Nejat Er adlı vatandaş, "Bu mübarek Miraç Gecesi’ne bizleri kavuşturan Allah’a şükürler olsun. Habibi Neccar Cami’nin tamamlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bugünlere tekrar gelmek güzel. Allah bir daha böyle bir afet daha yaşatmasın. Burada müthiş bir kalabalık var. Güzel ve büyük bir heyecan var" dedi.



"Camimizde ilk Miraç Kandilimizi eda ettik"


Habibi Neccar Camii’nde ilk Miraç Kandilini eda ettiklerini ifade eden İbrahim Çat adlı vatandaş da, "Depremde caminin 3’te 2’si yıkılmıştı. Allah’a çok şükürler olsun ki camimiz yapıldı. Burada camimizde ilk Miraç Kandilimizi eda ettik. Cuma namazı ve sabah namazlarını da kıldık. Antakya’mız ileri günlerde daha iyi olacak. Bugünleri özlemişiz ve duygulandık" ifadelerini kullandı.



Depremin ardından Habibi Neccar Camii’nde ilk Miraç Kandili’nde eller semaya açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Devlet himayesindeki çocuklara dil ve konuşma terapisi imkanı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile Biruni Üniversitesi arasında, devlet himayesindeki çocuklara yönelik ücretsiz dil ve konuşma terapisi hizmetlerini kapsayan protokol imzalandı. Protokol ile ilk aşamada 100 çocuk terapiden faydalanacak. Devlet himayesindeki çocuklara ücretsiz dil ve konuşma terapisi imkanı sağlayacak olan protokol, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ve Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel’in katılımıyla gerçekleşti. "Toplumu bilinçlendirmeliyiz" Prof. Dr. Adnan Yüksel, yaptığı konuşmada, "Dil dediğimiz şey beyinden kaynaklı, konuşma dediğimiz ise motor bir süreç. Yani komut alıyor ama komuttan sonra kekemelik, hızlı konuşma, aksan bozukluğu, frekansı ayarlama gibi sorunlar olabiliyor. Dili, konuşması olmayan çocuğa dil konuşma terapisi olur mu diyorlar. Bu terapi, esas onlara olur. Dolayısıyla toplumu bilinçlendirmemiz gerekli. Bizim de en önemli görevimiz bakanlıkla beraber toplumu eğitmek" ifadelerini kullandı. "Üniversite ile iş birliği yapmaya devam edeceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ise, bakanlık olarak sosyal konuların çözümü noktasında özellikle üniversitelerle iş birliğini önemsediklerini belirterek, "Biz daha önce üniversitenin diş hekimliğiyle, devlet korumasındaki tüm çocuklarımızın diş ve ağız yapısıyla alakalı birçok çalışmaya başlamıştık. Bir vakıf kültürü anlamında üniversitemize ne kadar teşekkür etsek az. Ağız yapısı, diş yapısı, gelişimle alakalı ve konuşmayı ciddi şekilde etkileyen faktörlerden bir tanesi. Allah’a hamdolsun, üniversitemiz bu konuda her daim bizimle beraber oldu. Birlikte olmaya da devam edeceğiz" dedi. Hem sorunlar hem de çözümler masaya yatırıldı Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, protokolün detaylarına ilişkin bilgiler verdi. Projenin TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı tarafından desteklendiğini belirten Kütükçü, "Biz bu projede, devlet himayesindeki çocukların dil konuşma ve iletişim problemlerini görüşmeyi ve daha sonra bu problemleri çözmek için adımlar atmayı hedefledik. ‘Dile Getir’ projemizde ilk başta bir çalıştay düzenledik. Çalıştaya çocuk evlerinde, çocuk sitelerinde çalışan sosyologlar, psikologlar ve bakım verenler katıldı. Aynı zamanda dil konuşma terapisi alanında hizmet veren akademisyen hocalarımız yer aldı. Çok verimli bir çalıştay oldu. Çalıştay sırasında çocukların yaşadığı güçlükleri tam olarak belirlemiş de olduk. Hazırladığımız çalıştay kitapçığımızı da paydaşlarımızla paylaşacağız" şeklinde konuştu. Ailelerle 6 haftalık eğitim düzenlenecek Projenin ikinci aşamasında çocuk evleri ve çocuk sitelerindeki personel ile tek günlük bir eğitim düzenlediklerini belirten Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, üçüncü aşamayı ise şöyle anlattı: "Şimdi üçüncü aşamayı gerçekleştireceğiz. Yine sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin çocuklarıyla günlük rutinlerde dil becerilerini, iletişim becerilerini desteklemelerine dair, ailelerle 6 haftalık eğitim düzenleyeceğiz." Dr. Kütükçü, "Bu proje kapsamında çocukların problemlerini belirleyelim, uzmanlarla dirsek teması halinde olalım istemiştik. Aynı zamanda çocuklara temas etmek de istiyoruz. Çocukların problemini belirledik ve yazdık şeklinde kalsın istemedik. Bu bağlamda da bir protokol hazırladık. Protokol kapsamında devlet himayesindeki çocuklarımıza Biruni Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi kliniklerimizde ücretsiz dil değerlendirmesi, akabinde de dil ve konuşma terapisi vereceğiz. İlk aşamada 100 çocuğumuzu destekleyeceğiz. Daha sonraki süreçte çocukların değişen ihtiyaçlarını tespit ettikçe planlarımızı güncelleyerek yeni proje ve işbirlikleri ile devam etmeyi amaçlıyoruz" dedi. (EK-
Kahramanmaraş Kahramanmaraş Doğukent’te yerinde dönüşümle yüzlerce konut inşa ediliyor Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Doğukent Mahallesi’nde yürütülen yerinde dönüşüm çalışmaları kapsamında yüzlerce yeni yapı tamamlanarak hak sahiplerine sunulmaya hazırlanıyor. Deprem sonrası başlatılan çalışmalar çerçevesinde Doğukent mahallesinde Emlak Konut ve ilgili kurumlar tarafından yürütülen projelerde 424 konut inşa edildi. Doğukent Mahallesi çevresine ise ayrıca 125 konut daha yapıldı. Böylece Doğukent Mahallesi’nde yerinde dönüşüm kapsamında toplam 549 konut üretildi. Projede konutların yanı sıra ticari alanlar da yer aldı. İnşa edilen 42 iş yeri ile birlikte bölgede yapılan yapı sayısı 591 bağımsız bölüme ulaştı. Çalışmalardan dolayı teşekkür eden vatandaşlardan Oktay Gürfel, "İslam alemine Allah’ım bizim yaşadığımız acıları göstermesin. Ancak biz çok şey çıkarmamız gerekirken çok şeyler yanlışa gitti. Ama şükürler olsun, şu ana kadar çalışmalar da iyi gidiyor 11 il olduğu için hak vermek lazım. Cumhurbaşkanımız ve bakanlarımız ile çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz" dedi. Sabırlı olunması gerektiğini ifade eden vatandaşlardan Arslan Çetintaş, "Rabbimiz önce biz Müslümanlara şuur versin. Biz kanaatsiziz, sabırsızız. Bir olay yaşadık ve olayı yaşamamış gibi davranıyoruz. Süreç sabır gerektiriyor. Nasıl ki ilk başta depremde sabır gerektiriyor insanlar birbirini idare etti ve toplumumuz birbirini idare etmesi gerekiyor. Şuanda her alanda çalışmalar had safa da ama toplumumuz sabırsız" diye konuştu. (HLL-HİV-
Erzurum Milli Eğitim Müdürü Ekici’den yarı yıl tatili mesajı Erzurum İl Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici, yarıyıl tatili dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı’nın ilk yarısının, il genelinde büyük bir gayret, özveri ve iş birliğiyle tamamlandığını ifade eden Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici, "Bu süreçte öğrencilerimiz azimle çalışmış, öğretmenlerimiz fedakârlıkla görevlerini yerine getirmiş, velilerimiz ise her zaman olduğu gibi eğitimin en güçlü paydaşlarından biri olmuştur. Eğitim; sabır, emek ve süreklilik isteyen uzun soluklu bir yolculuktur. İlk dönemde elde edilen kazanımlar, bizler için hem bir gurur kaynağı hem de ikinci dönem için yol gösterici olmuştur. Akademik başarının yanı sıra; değerler eğitimi, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle öğrencilerimizin çok yönlü gelişimini desteklemeye devam ettik" dedi. Ekici, mesajında şu ifadelere yer verildi; "Yarıyıl tatilinin; öğrencilerimizin dinlenmesi, kendilerine zaman ayırması, kitapla, sanatla ve aileleriyle daha fazla vakit geçirmesi adına önemli bir fırsat olduğuna inanıyorum. Bu sürecin verimli geçirilmesi, ikinci döneme daha güçlü bir başlangıç yapılmasına katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle; eğitim yolculuğunda emeği geçen tüm yönetici, öğretmen ve eğitim çalışanlarımıza, bizlere her daim destek olan velilerimize ve geleceğimizin teminatı sevgili öğrencilerimize teşekkür ediyor; sağlıklı, huzurlu ve verimli bir yarıyıl tatili diliyorum."
Adana Adana’da engelleri aşan karne sevinci: Görme engelli öğrenciler ’’Braille alfabesi’’ ile hazırlanan karnelerini aldı Adana’da, görme engelli öğrenciler kabartma yazı ’’Braille alfabesi’’ ile hazırlanan karnelerini aldı. Merkez Çukurova ilçesindeki Oğuz Kağan Köksal Görme Engelliler İlkokulu’nda 2025-2026 eğitim-öğretiminin ilk dönemi tüm okullarda olduğu gibi bugün tamamlandı. Yaklaşık 80 görme engelli öğrencinin bulunduğu okulda görme oranı yüksek öğrenciler için özel olarak hazırlanan kabartma yazı ’’Braille alfabesi"nden oluşan karneler tek tek dağıtıldı. Karnesini alan öğrenciler notlarını bakarak değil dokunarak öğrendi. "Karneler özel hazırlanıyor" Bugünün çok güzel bir gün olduğunu belirten Okul Müdürü Cemal Dağhan, "Küçükken karne alacağız diye çok mutlu oluyorduk. Aynı mutluluğu bugün bizim çocuklarımız yaşıyor. Yaklaşık 80 civarında öğrencimiz var. Öğrencilerimiz devamsızlık yapabiliyorlar çünkü şartları çok daha zor. Adana, Hatay ve Mersin illerinden yatılı öğrenci kabul ediyoruz. Bizim çocuklarımız Braille alfabesi kullanıyor. Hiç göremeyen ve az gören öğrencilerimiz var. Öğrencilerimizin karneleri kabartma Braille alfabesiyle yazılıyor. Onlar için yeni yayımladığımız kitapları da kabartmalı olarak yayımladık. Tatilde okumaları için kabartma yazılı kitaplarımızı da çocuklarımıza hediye ediyoruz" dedi. "Böyle bir okul olduğu için şanslıyım" Öğrencilerden Efe Nuri Gümüş, "Takdir belgesi aldım, çok mutluyum. Tatilde kitap okuyacağım. Ben okulumu çok seviyorum. Böyle bir okul olduğu için hem memnunum hem de çok şanslıyım. Ben Hataylıyım, büyüyünce bilim adamı olmak istiyorum" diye konuştu. "Okuyup avukat ya da anaokulu öğretmeni olmak istiyorum" Öğrencilerden Ceren Toprak ise, "Çok mutluyum. Bu dönem güzel geçti. Notlarım çok güzel. Takdir belgesi aldım. Büyüyünce avukat ya da anaokulu öğretmeni olmak istiyorum. Çocukları çok sevdiğim için öğretmen olmak istiyorum. Avukat olmak isteme sebebim ise bütün suçluları adalete teslim etmek istiyorum. Görme engelliler bu okulda okuyabiliyorlar. Bu okul bizim için gayet güzel" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane Bu okulda hiçbir şey kaybolmuyor Gümüşhane’nin eğitim tarihindeki mihenk taşlarından biri olan ve 1972 yılında eğitim-öğretim faaliyetine başlayan Merkez Atatürk Ortaokulu, sadece akademik başarıyla değil, öğrencilerine kazandırdığı ahlaki değerlerle de adından söz ettiriyor. Okul Müdürü Birol Tuğlu’nun liderliğinde 2019 yılından bu yana uygulanan geleneksel "alkış" töreni 6. yılını geride bırakırken, dürüstlüğü okul kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirdi. Okulda hayata geçirilen "Herkes hayatında en az bir kez ayakta alkışlanmalı" düsturuyla başlatılan "Erdemli Öğrenciler" uygulamasıyla buldukları kayıp eşya ve paraları okul yönetimine teslim eden öğrenciler, her cuma günü tüm öğrencilerin önünde onore ediliyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne tam uyum sağlayan uygulama, şehirde dürüstlüğün simgesi haline geldi. Uygulamanın çıkış noktasını anlatan Okul Müdürü Birol Tuğlu, sürecin tamamen doğal bir seyirde geliştiğini belirtti. Öğrencilerin buldukları kalem, silgi veya küçük miktarlardaki paraları kendisine getirdiklerinde yaşadıkları mutluluğu gözlemlediğini ifade eden Tuğlu, "Hayatta herkes en az bir kez ayakta alkışlanmalı düşüncesiyle bu süreci başlattık. Çocuklarımızın bu güzel davranışlarını onore etmek ve kalıcı hale getirmek için isimlerini not almaya başladım. Her cuma günü bayrak töreni öncesinde ’Haftanın Erdemli Öğrencilerini’ tüm okulun huzurunda alkışlatıyoruz. Bu, çocuklarda tarif edilemez bir özgüven ve aidiyet hissi oluşturuyor" dedi. Yeni müfredatın temelini oluşturan erdem ve ahlak vurgusuna dikkat çeken Tuğlu, bilimin ancak ahlakla birleştiğinde bir anlam ifade edeceğini vurguladı. 21. yüzyıl vizyonunda aklı ve ahlakı bir arada götürmenin önemine değinen deneyimli eğitimci, uygulama sayesinde okulda hiçbir eşyanın kaybolmadığını, sahipsiz kalan paraların ise Okul Aile Birliği hesabına aktarılarak yine öğrencilerin hizmetinde kullanıldığını belirtti. Okulun örnek öğrencilerinden Uygar Taşdelen ise yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı: "Bahçede bir hırka buldum ve hemen müdürümüzün odasına götürdüm. İsmimi yazdı ve bana teşekkür etti. Cuma günü törende kürsüye çağrıldığımda ve arkadaşlarım beni alkışladığında çok heyecanlandım ama aynı zamanda kendimle gurur duydum."
Ankara Beyin sisi başka bir hastalığın habercisi olabilir Zihinsel bulanıklık, kopukluk hissi ve düşüncelerde yavaşlama belirtileriyle beyin sisine dair açıklamalarda bulunan Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turgut, bu durumun altta yatan bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda giderek daha fazla kişinin şikayet ettiği beyin sisinin tıbbi olarak başlı başına bir hastalık tanısı olmadığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turgut, bu durumun günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebileceğini söyledi. Beyin sisi belirtilerinin altta yatan başka sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine vurgu yapan Dr. Turgut şöyle konuştu, "Zihinsel bulanıklık, net düşünememe, odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve bilişsel performansta geçici azalma ile karakterize olan beyin sisinin nedenleri; yoğun stres ve kronik kaygı, uyku bozuklukları, dengesiz ve yetersiz beslenme, menopoz, gebelik, tiroid hastalığı gibi hormonal değişiklikler, COVID 19 sonrası dönem, B12 ve D vitamini eksikliği, fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu, hareketsiz yaşam gibi faktörler olabilir. Genellikle bu tarz altta yatan bir neden vardır ve geçicidir." "Kişi kendini her şey ağır çekimde ilerliyormuş gibi hissedebilir" Beyin sisinin doğrudan bir duyusal algı bozukluğu olmadığını ancak dikkat ve zihinsel berraklığın azalması nedeniyle algısal sorunlarla birlikte görülebileceğini belirten Dr. Turgut, "Beyin sisi yaşayan kişilerde çevreye karşı farkındalık azalabilir; kişi kendini kopuk ya da her şey ağır çekimde ilerliyormuş gibi hissedebilir. Kronik yorgunluk sendromu veya fibromiyalji kaynaklı beyin sisinde algı bulanıklaşır, düşünceler net gelmez. Bilgi işleme hızının düşmesi algısal yorgunluğa neden olabilir. Uyku eksikliği, inflamasyon ve stres gibi faktörler beyin bölgeleri arasındaki koordinasyonu bozarak bulanık algı hissini artırabilir. Eğer beyin sisi yetersiz veya bozuk bir yapıda ise beynin konumu veya hareketleri üzerinde olumsuz etki olabilir. Bu da sinir iletişiminde bozukluklara yol açarak algı işleme sorunlarına neden olabilir. Ayrıca beyin sisi, beynin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini ve oksijeni iletmede önemli bir rol oynar. Bu iletimde sorun olması durumunda beyin hücrelerinin işlevi zayıflayabilir ve bu da algı sıkıntılarına yol açabilir" açıklamalarında bulundu. "Şikayetler uzun süre devam ediyorsa uzmanına başvurulmalı" Beyin sisinin genellikle ciddi bir sorun olmadığını; düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve egzersizle düzelebileceğini ifade eden Dr. Turgut, "Ancak şikayetler uzun süre devam ediyorsa, giderek şiddetleniyorsa ya da algı bozukluğu, depresyon belirtileri ve unutkanlıkta belirgin artış gibi ek bulgular eşlik ediyorsa, altta yatan nörolojik ya da sistemik bir hastalığın incelenmesi için mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca baş travmaları gibi durumların ardından da beyin sisi hasar görebilir. Bu hasar, beynin zarar görmesini önlemede yetersiz kalabilir ve sonucunda algı işleme sorunları ortaya çıkabilir. Tanı için kan testleri ve bilişsel değerlendirmeler yapılır. Burada altta yatan hastalık fark edilip uygun tedavi uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı.