TEKNOLOJİ - 05 Ocak 2026 Pazartesi 09:32

Depremzede öğrencilere burs ve tablet desteği

A
A
A
Depremzede öğrencilere burs ve tablet desteği

Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunda yürütülen "Kardeşim Ol" Projesi kapsamında öğrencilere yönelik burs ve tablet dağıtımı gerçekleştirildi.


Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), gençlerin eğitim hayatına katkı sunmak ve onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak amacıyla gençlere yönelik projeler hazırlamaya ve oluşturulan işbirlikleri ile gençleri desteklemeye devam ediyor.


HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı; öğrencilerin eğitim hayatlarına destek olunması, eğitim süreçlerini daha sağlıklı ve kesintisiz şekilde sürdürebilmeleri amacıyla İstanbul İnsani Yardım Derneği iş birliği ile "Kardeşim Ol" Projesini sürdürüyor.


HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi ve İstanbul İnsani Yardım Derneği tarafından yürütülen "Kardeşim Ol" Projesi kapsamında öğrencilere yönelik burs ve tablet dağıtımı gerçekleştirildi.


Projede sağlanan burslarla öğrencilerin eğitim giderlerine katkı sunulurken, tablet desteğiyle öğrencilerin dijital eğitim imkânlarına erişimi güçlendirildi.


Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde, öğrenci dostu bir şehir olma hedefiyle gençlere, ulaşımdan spora, kültürden sanata birçok alanda destek vermeye devam edeceklerini kaydetti.



Depremzede öğrencilere burs ve tablet desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi Eskişehir’de bir grup çizer, kalemle çizmesi dakikalar süren çalışmaları saniyeler içinde yapan yapay zekanın sanat üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini konuştu. Toplu fotoğrafı karikatüre dönüştüren yapay zekanın çıktısını beğenmeyen bir çizer, "Beni otistik gibi çizmiş" yorumunda bulundu. Teknolojiyle birlikte gelişen yapay zeka, günümüzde birçok vatandaşın vazgeçilmez araçlarından birisi haline geldi. Metin yazmaktan resim yapmaya, kodlamadan müziğe birçok alanda başarılı sonuçlar veren yapay zeka, Eskişehir’deki çizerlerin de dikkatini çekti. Yaklaşık 40 yıldır arkadaş olan çizerler Yaşar Arda, Atilla Yakşi, Sertaç Ürer, Furkan Tangüner ve İzzet Celiloğlu bir araya gelerek bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Atilla Yakşi’nin elle çizdiği bir karikatür taslağını ve farklı yapay zeka modellerinin bir fotoğraf üzerinden yaptığı çalışmaların çıktılarını inceleyen çizerler, bazı sonuçlardan memnun kalmadı. Karikatürcü Sertaç Ürer, yapay zekanın kendisini ’otistik bir karakter’ gibi çizdiğini söyledi. Furkan Tangüner ise, çıktıdaki çizimin kendisine hiç benzemediğini ifade etti. "Yapay zeka, milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin" Çocukluğundan bu yana karikatürcü olan Atilla Yakşi, yapay zekayla ilgili düşüncelerini anlattı. Yakşi, "Bu yapay zeka çok tartışılan bir şey. İyi bir şey değil. Niye? Çünkü milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin. Tekniğe de çok benzemiyor, hâlâ beceremiyor. Mesela insanları hala 6 parmak çiziyor, garip bir şeyler yapıyor. Bunu hayattan atalım desek zaten beceremeyiz. O yüzden bundan faydalanacağız. Yalnız çok kötü bir şey anlatayım; eskiden 2 boyutlu çizgi filmler vardı ve tadından yenmezdi ama artık bitti. Ufak çocuklara bile düzgün çizgi film yapamıyorlar. Yapay zeka sanatı öldürecektir, bundan eminim ama ondan kurtuluş da yok. Yapay zeka ile nasıl geçineceğiz, bunun hesabında olmamız lazım" dedi. "Şu anda sanat tıkanmış bir durumda" Yaklaşık 35 yıldır portre ressamı olan İzzet Celiloğlu ise, şunları söyledi: "Her yeni bir şey yeni çıktığı zaman bir şeyler kayboluyor. Fotoğrafçılığın da ilk çıktığı 1800’lü yıllarda, 50 bin civarında ressam işsiz kaldı. Tabii buna müteakip sanat yine kendi yolunu bulmaya çalıştı. O 50 bin işsizin ardından sanat tekrardan canlandı, sürrealizm ve kübizm benzeri akımlar oluştu. Eskinin kaybolması, yok olması ve yeni bir yol arayışının olması gayet normal. Şu anda sanat tıkanmış bir durumda. Yapay zeka bir tıkanmaya yeni bir yol açacaktır diye düşünüyorum. Hani fotoğrafçılık çıktığı zaman nasıl sanattaki tıkanmışlığı açmışsa, yapay zeka da tekrardan sanatın kendine yeni bir yol aramasını ve açmasını sağlayacaktır. Ben faydalı olacağını düşünüyorum. Yapay zeka var olmuş, yapılmış olan şeyleri tekrardan yaparak yorumluyor. Yani yaptığı şey aslında tavuk suyunun suyundan bir çorba yapıyor ve bu o kadar lezzetli olmuyor. Çoğu insan korku içerisinde. Elbette işini yapmayanlar bu durumda çok kötü etkilenecektir ama işini iyi yapanlar için yeni yollar açacaklardır ve onlar bu yoldan tekrardan yürümeye başlar."
Ankara ASO’dan eğitime büyük yatırım: 4 büyük üniversite ile iş birliği Ankara Sanayi Odası (ASO), üniversite-özel sektör iş birliğini güçlendirmek ve mesleki eğitimin niteliğini artırmak amacıyla Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile protokol imzaladı. ASO, mesleki eğitimin Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirilmesi için yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında üniversite-özel sektör iş birliğini güçlendirmek ve mesleki eğitimin niteliğini artırmak amacıyla imzalanan ‘Meslek Yüksekokulları Eğitim İş Birliği Protokolü’, ASO ve Ankara’nın dört büyük üniversitesinin iş birliğiyle uygulamaya alındı. ASO, Ankara Üniversitesi Gama Meslek Yüksekokulu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Gazi Üniversitesi TUSAŞ Meslek Yüksekokulu ve Hacettepe Başkent Organize Meslek Yüksekokulu ile iş birliği protokolü imzaladı. Protokole göre müfredatların sektör ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirileceği, öğrencilerin eğitim sürecinde üretim ortamıyla erken tanışacağı ve mezuniyet sonrası istihdamın güçlendirileceği belirtildi. "25-64 yaş aralığında eğitim düzeyi yükseldikçe istihdam oranlarının istikrarlı biçimde arttığı görülüyor" ASO Başkanı Seyit Ardıç, üniversiteler ile özel sektör arasındaki bağı güçlendirecek ve mesleki eğitimin niteliğini artıracak önemli bir adıma imza attıklarını ifade ederek, "Nitelikli eğitim, üretimin gerçek ihtiyaçlarıyla örtüştüğü ölçüde anlam kazanır ve ülkemizin kalkınma sürecine katkı sağlar. Bu protokolün yalnızca bir iyi niyet belgesi değil, üretime, istihdama ve gençlerimizin geleceğine doğrudan temas eden, uygulama odaklı bir iş birliği modeli olmasını önemsiyoruz. Bir tarafta sanayicilerimiz üretime katkı sağlayacak yetkinliğe sahip iş gücü bulmakta zorlanırken, diğer tarafta ise diplomalı gençlerimizin işsizlik oranı artmaktadır. Bu tablo bize şunu çok net göstermektedir. Sorun istihdamdan çok, istihdam edilebilirliktir. 25-64 yaş aralığında eğitim düzeyi yükseldikçe istihdam oranlarının istikrarlı biçimde arttığı görülüyor. OECD ülkelerinde meslek yüksekokulu mezunlarının istihdam oranının yüzde 83 seviyesinde olması, bu eğitim modelinin iş hayatına geçişte ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Bu oran lisans mezunlarında yüzde 86’ya, yüksek lisans mezunlarında yüzde 90’a, doktora mezunlarında ise yüzde 93’e yükseliyor. Ülkemizde ise 2024 yılı itibarıyla meslek yüksekokulu mezunlarının istihdam oranı yüzde 66,4 seviyesindedir. Bu fark, mesleki eğitimi iş dünyasıyla daha güçlü bir şekilde entegre etmek zorunda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın ev sahipliğinde gerçekleşen iş birliği protokolü imza törenine Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Abdullah Orman, Hacettepe Başkent OSB Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Murat Kademli, Gazi Üniversitesi TUSAŞ-Kazan Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mahmut Emin Çelik, Ankara Üniversitesi GAMA Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kenan Özel, ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, Genel Koordinatör Prof. Dr. Yavuz Cabbar ve Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer katıldı.
Eskişehir Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı Eskişehir ve çevresinin yanı sıra Avrupa’da da sahne alan bir sanatçı olarak düğün sektörünün nabzını tutan Ömer Ulutaş, 2025 sezonunu değerlendirerek, geleneğe dönüş arzusuyla kır düğünlerine ilginin arttığını belirtti. Türkiye’de evlilik hazırlığı yapan çiftlerin tercihlerinin kültürel değerlerin etkisiyle kabuk değiştirdiğinden ve 2025 yılı düğün sezonunda gözle görülür bir "minimalleşme" eğilimi yaşandığını ifade eden Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, çiftlerin artık gösterişli salonlar yerine örf ve adetlerin can bulduğu sokak ve kır düğünlerine yöneldiğini vurguladı. Ayrıca düğün magandalarına karşı daha ağır cezalar verilmesi çağrısında bulundu. "Kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var" Nikah merasimiyle evlenen çiftlerde artış gördüğünü belirten Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, 2025 yılı düğün sezonu ile ilgili yaşadıklarına ithafen şunları söyledi: "Çiftler, artık daha minimalize programları tercih ediyorlar. Köy, mahalle, sokak ve kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var. Bunun da sebebi maddi imkanların yanı sıra çiftlerin kültürümüzün canlı yansıması olan örf ve âdetlerimizi yaşatan köy düğünlerini tercih etmesidir. Tabii ki bu durum, düğün salonlarını kötü olduğu anlamına gelmez. Düğün salonları da bu tür işletmelerde de düğün programları olmaktadır. Düğün salonlarındaki artan maliyetler ve yapılan masraflar da müşteriye yansıltıldığı için rakamlar yükseliyor. Bu yüzden çiftler, genelde sokak düğünlerini tercih ediyorlar. Ama tabii ki kaliteli hizmet veren düğün salonu işletmecilerinin programlarında bir eksilme yok. Bir de şunu söylemek isterim ki her geçen yıl Türkiye’de işletmeler artıyor. Bundan 10-20 yıl önceki işletme sayısı ile şimdiki işletme sayısı bir değil. Bu yüzden pasta bölünüyor. Pasta bölündükçe de düğünler paylaşılıyor." "Magandalar, düğün yerini cenaze evine çevirdiler" Geride bıraktığımız 2025 yılında güzel olaylara gölge düşüren kötü olaylar da yaşadıklarını belirten, Eskişehir ve çevre illerin dışında Belçika ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde de ses sanatçısı olarak görev yapan Ulutaş, "Düğün sezonunda yaşadığımız kötü olayların en başında, hatırlarsınız ki, Türkiye’nin birçok yerinden maalesef üzücü haberler aldık. Bunların en başında, altını çizerek söylüyorum, magandalar yüzünden birçok vatandaşımız hayatını kaybetti, düğün yerini cenaze evine çevirdiler. Maalesef yaşadığımız en kötü olaylar bunlar oldu. 2025 yılında yaşadığımız ve muzdarip olduğumuz olaylardan bir diğeri de, düğün programları için alınan izin saatlerinin geçilmesi ve buna yansıtılan sorunların olması. Bu konuda emniyet güçlerimizden ve mülki amirlerimizden 2026 yılında daha ağır cezaların yapılmasını ve emniyetin daha iyi sağlanmasını talep ediyoruz. Bütün kolluk kuvvetlerimize de kolaylıklar diliyoruz" temennisinde bulundu. "Yine sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz" Ses sanatçılığının yanı sıra müzik mağazası işletmecisi olarak; enstrüman, müzik aletlerinin aksesuarları ve yedek parçalarının satışını yapan Ömer Ulutaş, son olarak 2026 düğün sezonu için öngörüsünü paylaştı: "2026 düğün sezonundan öngörümüz, yine kültürümüz, örf ve adetlerinin canlı yansıması olan sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz. Tabii ki, düğün salonlarında da tercih eden vatandaşlarımız olacaktır. Orada da programlarını yapacaklardır, ama genelin kır düğünleri olacağını düşünüyorum.
Elazığ Doğuştan yemek borusu olmayan 4 günlük bebek, Elazığ’da hayata tutundu Doğuştan yemek borusu olmayan Ada bebek, doğumunun 4’üncü gününde Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuştu. Elazığ’a ve bölge illere sunduğu kaliteli sağlık hizmetleri ile adından bahsettiren Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi başarılı ameliyatlarına devam ediyor. Şanlıurfa’da yaşayan Ahmet ve Zehra Fidan çifti, bebeklerinin doğumunun ardından yemek borusunun olmadığını öğrendi. Şanlıurfa’da gitmedik hastane bırakmayan çift, Sağlık Bakanlığının yardımıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edildi. Hastanede yapılan gerekli tetkiklerin ardından Ada bebek doğumunun 4’üncü gününde Çocuk Cerrahi Kliniği’nde Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz öncülüğünde, Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Javidan Baghırov tarafından başarılı bir şekilde ameliyat edilerek yemek borusu yapıldı. Yapılan ameliyat sonrasında hasta yeni doğan yoğun bakım ünitesinde Prof. Dr. Mustafa Aydın ve ekibince takip edildi. Ameliyattan sonra 8’inci gün bebeğin beslenmesine başlandı. Artık annesini emebilen ve sağlıklı bir şekilde beslenebilen bebek taburcu edildi. "Bu hastalık 5 bin doğumda 1 görülen hastalıktır" Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Fikret Ersöz, "Bu hastamızın doğuştan yemek borusu yoktu. Bu hastalar ameliyat olmazsa yaşayamazlar. Şanlıurfa 112’den arandığımızda bebeğin doğumdan 2 gün geçmişti. Hastayı ameliyat edecek merkez bulamamışlardı. Bize ulaştılar. 2 kilogram 400 gram doğmuş bir kız bebek. Biz hastayı kabul ettik. Hasta geldikten sonra gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra doğumunun 4’üncü gününde ameliyat ettik. Bu ameliyatın ardından bakımı da çok önemli. Bu ameliyat çok komplike bir iş. Çocuk Cerrahisinin uç ameliyatlarından birisidir. Bizim ameliyathanedeki arkadaşlarımız da bu konuda artık deneyimliler. Şu anda hastamız ameliyattan sonraki 13’üncü günündedir. Biz hastamızı 8’inci günden sonra artık beslemeye başladık. Ameliyattan sonra hiçbir komplikasyon olmadı. Bu hastalık 5 bin doğumda 1 görülen hastalıktır. Bu hastalığın çeşitleri var. Biz en sık görülen tiplerinden birisiyle karşılaştık. Yüzde 87 oranında görülüyor. Yemek borusunun üst kısmı kör bir şekilde sonlanıyor. Alt kısmı da nefes borusuna yapışıyor. Ameliyatta nefes borusunun bağlantılı olan yerini kestikten sonra iki ucu birleştiriyoruz. Çok hassas bir iş. Yaklaşık 3 saat süren bir cerrahi müdahaledir. Ameliyattan sonra hiçbir sorun olmadı. Hastamızın bütün tedavisi yolunda gitti ve bugün de hastamızı taburcu ediyoruz. Bu hastalarda, kalp, omurga ve diğer bölgelerde anormallikler oluyor bizim hastamızda çok şükür sadece özofagus atrezisi ve trakea trakeozefagial fistül dediğimiz olay vardı. Hastamızın akciğer gelişimi tamdı. Diğer organları da sağlam olduğu için ameliyattan sonra ki süreçte çok hızlı ilerledi. Ameliyattan sonra hastamızı annemizin kucağına verdik. Annesi bebeğini emziriyor. Hastamızı bundan sonraki süreçte takip edeceğiz" dedi. "Şanlıurfa’da bütün hastaneleri gezdik ilgilenen olmadı" Şanlıurfa’dan geldiklerini aktaran bebeğin babası Ahmet Fidan, "Yaklaşık 13 gündür buradayız. Bebeğimiz 2 gün Şanlıurfa’da yattı. Orada bütün hastaneleri dolaşmamıza rağmen bizimle ilgilenen olmadı. Sonrasında Fikret hoca bizi kabul ederek ameliyatını gerçekleştirdi. Bebeğimizin yemek borusu yok diye söylendi. Çok şükür hocalarımız bizimle ilgilendiler. Allah hepsinden razı olsun" ifadelerini kullandı. "Ameliyattan benim hiç umudum yoktu" Bebeğin annesi Zehra Fidan, "Şanlıurfa’dan geliyoruz. Oradaki hastaneleri dolaştık ve o süreçte çok zorluk çektik. Anne karnında belli olmadı. Sadece şüphelendiler. Doğumundan sonra belli oldu. Bebeğim doğumundan sonra 3 gün hastanede yattı. Bakanlığa ulaştık, Allah razı olsun oradaki doktorlar talep açtılar. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde doktor Fikret Ersöz bebeğimizi kabul etti. Evladımızla kendi evlatlarıymış gibi ilgilendiler. Ameliyattan benim hiç umudum yoktu. Bebeğim şu anda kucağımda çok şükür sağlıklı ve durumu iyi" diye konuştu.