GÜNDEM - 20 Şubat 2026 Cuma 16:35

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

A
A
A

Hatay Dörtyol-Hassa Arası Otoyol ve Demiryolu Tüneli Projesi (Amanos Tüneli) şantiyesinde incelemelerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Güneydoğu Anadolu’yu ve Arap Yarımadası’nı İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak proje hakkında bilgi verdi. Bakan Uraloğlu, "Proje kapsamında Amanos Dağları’nın altından yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda üç adet tüp tünel inşa ediyoruz: 19,5 kilometre uzunluğunda bir demiryolu tüneli ve 19,2 kilometre uzunluğunda iki adet gidiş-geliş otoyol tüneli. Projemiz için 1,55 milyar euro yurt dışı kredi finansmanı sağladık" dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, çeşitli temaslarda bulunmak ve devam eden yatırımları incelemek üzere Hatay’a geldi. Depremin ardından restore edilerek ibadete açılan Habibi Neccar Camii’nde cuma namazını kılan Bakan Uraloğlu, Amanos Tüneli şantiyesinde incelemelerde bulundu. İhalesi tamamlanan ve 1,55 milyar euro uluslararası finansmanı sağlanan Amanos Tüneli, Amanos Dağları’nın altından geçecek her biri yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda 3 tüp tünelden oluşmakta ve 2 adet 2x2 şeritli otoyol tüneli ile 1 adet demiryolu tünelini kapsayan proje, 2030 yılında tamamlanarak Güneydoğu Anadolu’yu İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak. Gaziantep’i İskenderun Limanı’na bağlayan güzergah, mevcut halinden 200 kilometre kısalacak ve Dörtyol-Hassa hattı mevcut 78,8 kilometreden 25,4 kilometreye düşerken, Kilis-Osmaniye-İskenderun güzergahında 38,3 kilometrelik kısalma sağlanacak.

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

Gaziantep ile İskenderun arasındaki ulaşım 200 kilometre azalarak bölgenin ihracat hızını doğrudan etkileyecek. Projeye demiryolu entegrasyonuyla birlikte yıllık 16,3 milyon yolcu ve yaklaşık 10 milyon ton yük taşıma kapasitesi kazanılacak. Karayolu trafiğinin demiryoluna kaydırılması, lojistik maliyetlerini düşürürken karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkı sağlayacak. Tünel yapıları ise bölge ulaşım altyapısını depreme karşı en üst düzeyde dayanıklı hale getirecek şekilde tasarlandı. Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis başta olmak üzere bölge illerinin sanayi üretimini denize taşıyan zincirin kısalması, ihracata dayalı büyüme için sağlam bir lojistik temel oluşturacak. Değerlendirmelere göre İskenderun limanları iş hacminin 5 kat büyüyeceği öngörülmekte. Ayrıca bu proje ile beraber Gaziantep Polatlı ilçesindeki hazineye ait 30 bin metrekare arazi ağır sanayiye ayrılacak ve yeni istihdam sağlanacak. Doğuş İnşaat-Eze İnşaat ortak girişiminin üstlendiği Amanos Tüneli, sadece bir ulaşım yatırımı olmanın ötesinde, bölgesel kalkınmayı, istihdamı ve sanayi büyümesini destekleyerek stratejik bir bölgesel ekonomik kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Tamamlandığında bölgesel istihdamdan sanayi büyümesine, ihracat kapasitesinden afet direncine uzanan geniş bir etki alanı oluşturması bekleniyor.

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

Projenin iki etaptan oluşacağını belirten Bakan Uraloğlu, "Tünel yapımını kapsayan ilk etabı Doğu Akdeniz’in incisi olan Hatay; limanları, sanayisi ve tarımıyla ülkemizin kalkınmasında kritik rol oynamaktadır. Ancak Amanos Dağları’nın oluşturduğu coğrafi engel, İskenderun Limanı’nı Orta Koridor’a ve Güneydoğu Anadolu’ya etkin şekilde bağlamamızı zorlaştırıyor. Bu engeli aşmak için de Dörtyol-Hassa Demiryolu ve Otoyolu Projesi’ni hayata geçiriyoruz. Bu proje kapsamında Amanos Dağları’nın altından yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda üç adet tüp tünel inşa ediyoruz: 19,5 kilometre uzunluğunda bir demiryolu tüneli ve 19,2 kilometre uzunluğunda iki adet gidiş-geliş otoyol tüneli. Projemiz için 1,55 milyar euro yurt dışı kredi finansmanı sağladık. Cumhurbaşkanımızın onayının ardından kısa sürede yer teslimini yaparak şantiye kurulum çalışmalarımızı da tamamladık. Artık tünel kazı ve inşa çalışmalarımıza başlıyoruz" dedi.

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

Hayata geçirilmesi planlanan projeyle birlikte ilçeler arası mesafenin toplamda 157 kilometre kısalacağını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Toplamda 3 farklı tüpten oluşan bu tünellerle birlikte demiryolu hattının toplam uzunluğunu 55 kilometre, otoyol uzunluğunu ise 25 kilometre olarak planladık. Projemiz iki etaptan oluşacak ve tünel yapımını kapsayan ilk etabı Hassa Kavşağı’nda sona erecek. Karayolu bağlantısı için Toprakkale-İskenderun Otoyolu’ndan ayrılarak Dörtyol kavşağından Amanos Dağları altından geçerek Hassa üzerinden Kırıkhan-Nurdağı arasında mevcut karayolu ile birleşeceğiz. Payas-Hassa-Yolbaşı arasına yapılacak demiryolu hattıyla da Hatay ve İskenderun, Gaziantep ve Hassa Lojistik Alanı’na daha kısa yoldan bağlanacağız. Dörtyol-Hassa Projesinin gerçekleşmesiyle; 235 km olan Kilis-Osmaniye-İskenderun güzergâhı 38,3 kilometre, 77,3 kilometre olan Kırıkhan-İskenderun-Dörtyol güzergahı 15,27 kilometre, 121 kilometre olan Nurdağı-Osmaniye-Dörtyol güzergahı 20,60 kilometre, 78,8 kilometre olan Dörtyol-Kırıkhan-Hassa güzergâhı 53,4 kilometre, 84 kilometre olan Payas-Fevzipaşa arasındaki demiryolu güzergâhı ise 29,6 kilometre kısalacak. Böylece, bu stratejik projemiz sayesinde hem demiryolu hem de karayollarındaki mevcut güzergâhlarda toplamda yaklaşık 157 kilometre kısalma sağlayarak zaman ve yakıt tasarrufunun yanı sıra lojistik maliyetleri de önemli ölçüde düşüreceğiz. Bölgedeki sanayi ve ticaret hacmini katlayarak artıracak, İskenderun Limanı’nı Güneydoğu Anadolu’nun ve komşu ülkelerin vazgeçilmez çıkış kapısı haline getireceğiz" diye konuştu.

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

Bakan Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesiyle Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerle ticarette İskenderun Lmanı’nın değerinin artacağını ifade ederek, "Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki sanayi bölgelerinin Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerle ticaretinde İskenderun Limanları’nın önemini artırarak bölgedeki ticaret hacmini de yükselteceğiz. İskenderun Körfezi’ndeki mevcut ve yeni limanların Amanos Dağları’na yakınlığı nedeniyle depolama ve lojistik alanları yetersiz kalıyordu; bu ihtiyaçları Hassa Bölgesi’ndeki uygun alanlardan karşılayarak ekonomik hayatı canlandıracağız. Yine bu projemiz ile olası depremlere karşı dirençli karayolu ve demiryolu altyapısı kurarak bölgenin afet durumlarında kesintisiz erişim kapasitesini de geliştirmiş olacağız" dedi.

Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı

Selahattin Çetin - Ramazan İlın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Kula’da Ramazan’ın manevi iklimi yaşandı Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programı, Kula Kapalı Pazaryeri’nde gerçekleştirildi. İftar programında konuşan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren müstesna bir dönem olduğuna vurgu yaptı. Deste, "Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz iftar programları kapsamında bugün Kula’dayız. Ramazan ayının manevi atmosferinde hemşehrilerimizle bir arada olmanın onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın selamlarını ileten Deste, "Büyükşehir Belediye Başkanımız da programa katılacaktı ancak geçirdiği soğuk algınlığı nedeniyle bugün aramızda bulunamıyor. Tüm Kula halkına selamlarını iletmemi istedi" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Kula Kaymakamı Talha Altuntaş ise Ramazan ayının manevi önemine değinerek, paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma kültürünün bu mübarek ayda daha da güçlendiğini belirtti. Altuntaş, "Ramazan ayı; gönüllerin birleştiği, kardeşliğin pekiştiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu sofralar birlik ve beraberliğimizin en güzel göstergesidir" dedi. İftar program, Hacivat-Karagöz gösterileri ve çeşitli kültürel etkinliklerle devam etti. Vatandaşlar, düzenlenen organizasyon dolayısıyla Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek Ramazan ayının manevi iklimini birlikte yaşamanın mutluluğunu paylaştı. Düzenlenen iftar programına Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, Manisa Büyükşehir belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Kula belediye başkanı Hikmet Dönmez, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Diyarbakır Erdemliler Hareketi Derneği Temcilcisi Kaymaz: "Kayıt dışı ile mücadele hedef büyüterek yürütülmeli" Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, kayıt dışı ile mücadelenin hedef büyüterek yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Küçük esnafı boğmadan; büyük ölçekli kaçak/kaçınma alanlarına odaklanan, teknoloji ve risk analizine dayalı, etkin bir denetim mimarisi kurulmalıdır" dedi. Erdemliler Hareketi Derneği Diyarbakır Temsilcisi Atilla Kaymaz, hayat pahalılığının en çok sabit gelirli kesimleri etkilediğini belirterek, ücretli çalışanların, emekliler ve dar gelirli vatandaşların hem alım gücündeki erimeyle hem de dolaylı vergilerin ağırlığıyla gün geçtikçe daha fazla zorlandığını söyledi. Kaymaz, "Bu baskı tüketim kalıplarını bozuyor, kayıt dışılığı teşvik ediyor, maliyetleri yukarı itiyor ve sonuçta enflasyonla mücadeleyi de zayıflatıyor. Bu yüzden enflasyonu düşürmenin yolu, yalnızca rakamlarla değil; adil yük paylaşımıyla, üretimi ve emeği koruyan bir düzenlemeyle, tabanın nefes almasını sağlayacak sosyal dengeyle mümkündür. Bu çerçevede tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi kamu yararı ve hukuk zemini içinde aşağıdaki maddeler halinde ifade ediyoruz. Temel ihtiyaç kalemlerinde (gıda, çocuk ürünleri, eğitim, temel enerji gibi) dolaylı vergi yükü kademeli biçimde hafifletilmeli; lüks ve yüksek segment tüketimde ise adil katkı prensibiyle daha tutarlı bir kademelendirme uygulanmalıdır" dedi. Ücretlilerde vergi dilimi etkisi azaltılması gerektiğini aktaran Kaymaz, "Gelir vergisi tarifesi ve dilim geçişleri, enflasyon gerçekliğiyle uyumlu hale getirilmeli; ücretli kesimin yıl içinde hızla üst dilime taşınmasıyla oluşan fiilî gelir kaybı düşürülmelidir. Spekülatif kazançlar daha net vergilendirilmeli: Kısa vadeli al-sat kazançları ve spekülatif gelirler için istisnası az, uygulanabilir ve denetlenebilir bir çerçeve güçlendirilmelidir. Rant kaynaklı değer artışlarında topluma geri dönüş sağlanmalı: İmar değişikliği, altyapı yatırımı ve benzeri kamu kararlarıyla oluşan ani değer artışlarında kamu yararını gözeten dengeleyici mekanizmalar geliştirilerek bu artışın bir kısmı topluma geri kazandırılmalıdır. Kayıt dışı ile mücadele hedef büyüterek yürütülmeli: Küçük esnafı boğmadan; büyük ölçekli kaçak/kaçınma alanlarına odaklanan, teknoloji ve risk analizine dayalı, etkin bir denetim mimarisi kurulmalıdır" diye konuştu. Emekli ve sabit gelirlide alım gücü öngörülebilir biçimde korunması gerektiğini belirten Kaymaz, konuşmasına şöyle devam etti: "En düşük gelir gruplarına yönelik düzenlemeler tek seferlik değil; şeffaf parametrelere dayalı, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir koruma yaklaşımıyla güçlendirilmelidir. Barınma baskısına karşı arz ve denetim birlikte yürütülmeli: Kira ve konut maliyetlerinin enflasyona etkisi dikkate alınarak sosyal konut/arz artırıcı adımlar hızlandırılmalı; şeffaf veri ve denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Rekabet ve fiyatlama davranışları etkin biçimde denetlenmeli: Kartelleşme, piyasa gücüyle fahiş fiyatlama ve zincirleme fiyat artışlarını besleyen uygulamalara karşı rekabet politikaları daha güçlü işletilmelidir. Toplumsal denge vergisi meşru zeminde tartışılmalı: Servetine servet katan kesimlerin kazançlarıyla orantılı biçimde toplumsal dengeye daha güçlü katkı vermesini sağlayacak adil ve uygulanabilir modeller ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Şeffaflık ve eşit kural güveni güçlendirilmeli: Kuralların herkes için aynı uygulanması, hedeflerin ölçülebilir biçimde ilan edilmesi ve yük paylaşımının görünür şekilde adaletli hale gelmesi toplumsal güveni artıracaktır. Sonuç olarak; enflasyonla mücadele yalnızca faiz, kur veya talep yönetimi başlıklarına sıkıştırılamaz. Üretimden çok varlık değerlenmesine dayalı büyüme anlayışı, dolaylı vergilere yaslanan mali mimari ve spekülatif kazancı emeğin önüne koyan düzen sürdükçe; yük aşağıya, kazanç yukarıya akma eğilimi taşır. Kalıcı rahatlama; emeği ve üretimi koruyan, vergi adaletini güçlendiren, spekülasyonu dengeleyen ve barınma başta olmak üzere hayat pahalılığının ana kanallarına doğrudan müdahale eden bir yaklaşımın kararlılıkla uygulanmasıyla mümkündür." Bu çerçevede üç noktada ısrar ettiğini kaydeden Kaymaz, "Birincisi, temel ihtiyaçlar ve barınma başta olmak üzere alım gücünü koruyan adımlar atılmalı. İkincisi, vergi ve piyasa adaleti güçlendirilmeli; dolaylı vergiler dengelenmeli, ücretlilerin vergi dilimi nedeniyle yaşadığı gizli erime bitirilmeli, kayıt dışıyla mücadele hedef büyüterek yürütülmeli ve rekabet/fiyat denetimi etkin işletilmelidir. Üçüncüsü, servet-rant-spekülasyon dengesi kurulmalı; kısa vadeli spekülatif kazançlar daha net vergilendirilmeli, kamu kararlarıyla oluşan değer artışlarında topluma geri dönüş sağlanmalı ve kurallar herkes için eşit uygulanmalıdır. Benim geleceğe dönük duruşum budur: Emeği ve üretimi merkeze alan, adaleti güçlendiren, toplumu kutuplaştırmadan somut çözüm üreten bir çizgi. Çünkü yük adil dağıldığında hane rahatlar, piyasa rahatlar, sosyal denge güçlenir; ülke de geleceğe daha sağlam yürür" dedi.