ASAYİŞ - 15 Mart 2026 Pazar 09:57

Otomobille çarpışan motosikletteki 2 kişinin yere savrulduğu anlar kamerada

A
A
A
Otomobille çarpışan motosikletteki 2 kişinin yere savrulduğu anlar kamerada

Hatay’da dönüş yapmak isteyen otomobille motosikletin çarpıştığı kazada, 2 kişi yaralandı. Çarpışmayla motosikletteki 2 gencin yere savrulduğu anlar güvenlik kamerasına yansıdı.


Kaza, Dörtyol ilçesi İcadiye Mahallesi’nde yaşandı. Motosikletle aynı istikamette ilerleyen otomobil sürücüsü, manevrayla dönüş yapmak istedi. Otomobilin dönmek için duraksadığı andaysa motosiklet, otomobille çarpıştı. Kazada motosikletten yere savrulan 2 genç yaralandı. Yaralı şahıslar olay yerindeki müdahalenin ardından hastanede tedavi altına alındı. Otomobille motosikletin çarpıştığı anlar ve şahısların yere savrulduğu anlarsa güvenlik kamerasına yansıdı.


Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.



Otomobille çarpışan motosikletteki 2 kişinin yere savrulduğu anlar kamerada

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Başkan Gündüz: ’’Türkiye’nin güçlenmesi bölgemizin barışı, istikrarı ve adaleti için büyük bir umuttur’’ Terör gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın son dönemde yaptığı değerlendirmelerin, içinde bulundukları coğrafyanın gerçeklerini ve Türkiye’nin tarihi sorumluluğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Başkan Gündüz, son dönemlerde bölgede yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugün bölgede özellikle Orta Doğu ve Körfez bölgesi başta olmak üzere ciddi bir askeri hareketlilik ve gerilimin yaşandığını belirten Başkan Gündüz, ’’Yakın tarih incelendiğinde yıllar önce Irak’a yönelik müdahalelerin ‘nükleer silah’ iddialarıyla meşrulaştırılmaya çalışıldığı ancak daha sonra bu iddiaların hiçbir somut karşılığının olmadığı açıkça görülmüştür. Bugün benzer gerekçelerle İran’a yönelik tehdit ve saldırı söylemlerinin gündeme gelmesi, uluslararası sistemdeki çifte standardı ve hukukun nasıl göz ardı edilebildiğini bir kez daha göstermektedir. Bülent Turan’ın konuşmasında vurguladığı gibi ‘Ben kızdım bombalarım’ anlayışı ne uluslararası hukukun ne de insanlık vicdanının kabul edebileceği bir yaklaşımdır. Bu tür müdahaleci ve güç merkezli politikalar yalnızca bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmekte, masum sivillerin hayatını tehdit etmekte ve dünya barışını daha da kırılgan hâle getirmektedir. Ancak Turan’ın konuşmasındaki en önemli ve dikkat çekici nokta, yalnızca dış gelişmelere tepki göstermekle yetinmeyip İslam dünyasının kendi iç muhasebesini yapması gerektiği yönündeki çağrısıdır. Bugün nüfusu, doğal kaynakları, coğrafi büyüklüğü ve ekonomik potansiyeli son derece yüksek olan İslam dünyasının, ortak hareket etme konusunda yeterli birlik ve dayanışmayı sağlayamaması önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle Filistin ve Gazze’de yaşanan trajediler, sadece son birkaç yılın değil, 1948’den bu yana devam eden ve on yıllardır çözülemeyen büyük bir tarihi sorunun sonucudur. Buna rağmen bu kadar büyük bir coğrafyanın ve güçlü potansiyelin bu sorunu kalıcı şekilde çözememiş olması, Bülent Turan’ın ifade ettiği gibi ciddi bir muhasebe yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu noktada sanayi, teknoloji, ekonomik istikrar ve siyasi dayanışma alanlarında güçlü bir iş birliği kurulması hayati önem taşımaktadır. Çünkü güçlü olmayan toplumlar, kendileri üzerinde söz sahibi olamazlar. Güç, yalnızca askeri kapasiteyle değil, aynı zamanda ekonomik üretim, bilimsel gelişme, teknoloji, eğitim ve kurumsal dayanışmayla ortaya çıkar. Bülent Turan’ın Türkiye’ye dair yaptığı değerlendirme de son derece anlamlıdır. Türkiye sıradan bir ülke değildir. Tarihi, medeniyet birikimi, coğrafi konumu ve insan kaynağıyla son derece özel bir ülkedir. Türkiye ayağa kalktığında yalnızca kendisi değil, aynı zamanda bulunduğu geniş coğrafya da güç kazanacaktır. Bugün Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel, sadece ekonomik büyüme hedefleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve medeniyet sorumluluğuyla değerlendirilmelidir. Çünkü bu toprakların taşıdığı tarih ve medeniyet mirası, Türkiye’ye yalnızca bir ülke olmanın ötesinde bölgesel bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu nedenle Türkiye’nin sivil toplumuyla, siyasetiyle, akademisiyle, sendikalarıyla ve toplumun tüm kesimleriyle birlikte daha güçlü bir gelecek inşa etmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin güçlenmesi yalnızca bir ekonomik başarı değil, aynı zamanda bölgemizin barışı, istikrarı ve adaleti için de büyük bir umut anlamına gelmektedir. Bu vesileyle İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın ortaya koyduğu bu gerçekçi, samimi ve sorumluluk bilinci taşıyan değerlendirmeleri son derece kıymetli bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye’nin birlik, dayanışma ve ortak hedefler doğrultusunda daha güçlü yarınlara yürüyüşünde bu tür çağrıların büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Türkiye’nin tarihi birikimi, güçlü iradesi ve milletimizin azmiyle daha büyük hedeflere ulaşacağına olan inancımız tamdır’’ dedi.
Manisa İki kardeşten üzüm fidanında büyük başarı Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde iki girişimci kardeş tarafından kurulan üzüm ve meyve fidanı üretim alanı, kısa sürede Ege Bölgesi’nin önemli fidan tedarik noktalarından biri haline geldi. Geçen yıl 140 bin kök üretim yapan kardeşler, bu yıl hedeflerini 700 bin kök üzüm fidanına çıkardı. Sarıgöl’de iki girişimci kardeşin kurduğu fidan üretim alanında 25 çeşit üzüm fidanı yetiştiriliyor. Geçen yıl 140 bin kök üretim yapan kardeşler, bu yıl 700 bin kök hedefiyle üretimi büyütürken yüzlerce kadına da istihdam sağlıyor. Sarıgöl ilçesine bağlı Ahmetağa Mahallesi’nde girişimci kardeşler Ahmet ve Aytaç Ünlükoç tarafından kurulan üzüm ve meyve fidanı üretim alanında çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Ege Bölgesi başta olmak üzere birçok il ve ilçeye gönderilen fidanlar, tüplü ve açık köklü olarak yetiştirilerek üreticilerle buluşturuluyor. Ahmetağa Mahallesi’nde yaklaşık 30 dekarlık alanda gerçekleştirilen üretimin iki dönümlük bölümünde tüplü üzüm fidanları tül örtü altında korunarak yetiştiriliyor. Alanın geri kalan kısmında ise açık alanda üzüm ve çeşitli meyve fidanlarının üretimi yapılıyor. Fidan üretiminde görev alan kardeşlerden Ahmet Ünlükoç ziraat mühendisi olarak üretim aşamasını yürütürken, Aytaç Ünlükoç ise fidanların satış ve pazarlama süreçleriyle ilgileniyor. İki yıldır bu işi büyük bir heyecanla yaptıklarını belirten Aytaç Ünlükoç, "Kardeşimle birlikte bu işi severek yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 25 çeşit üzüm fidanından 140 bin kök üretim gerçekleştirdik. Bu yıl hedefimizi 700 bin köke çıkardık. Ege Bölgesi başta olmak üzere farklı bölgelere de fidan gönderiyoruz. Sadece üzüm değil, zeytin ve çeşitli meyve fidanları da yetiştiriyoruz." dedi. Bu yıl üretimi büyüttüklerini ifade eden Ünlükoç, "İki dönümlük alanda tüplü olarak yaklaşık 250 bin adet üzüm fidanı yetiştiriyoruz. Tüplü üretim yapılan alan tül file ile korunuyor. Günlük ortalama 39 kadın işçi çalışıyor. Bir ay içerisinde toplamda yaklaşık 800 kadın işçi bu üretimde görev alarak tüplü fidanların hazırlanmasına katkı sağlıyor." diye konuştu. Ahmetağa Mahallesi’nde gerçekleştirilen bu üretimin bölgeye ekonomik hareketlilik getirdiğini belirten mahalle sakinleri ise iki girişimci kardeşin hem üretime hem de istihdama önemli katkı sağladığını ifade etti.