EKONOMİ - 22 Mayıs 2019 Çarşamba 10:05

Türk tavukçular ihracatta Avrupa ülkeleriyle yarışıyor

A
A
A
Türk tavukçular ihracatta Avrupa ülkeleriyle yarışıyor

Beyza Piliç Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Koordinatör Necmettin Çalışkan, son yıllarda ihracatı artan tavuk ve yumurtada kalitenin dünya standartları üzerinde olduğunu söyledi.

Beyza Piliç Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Koordinatör Necmettin Çalışkan, son yıllarda ihracatı artan tavuk ve yumurtada kalitenin dünya standartları üzerinde olduğunu söyledi. Çalışkan, artan ihracat nedeniyle yaşanan arz daralmasının tavuk fiyatlarını da etkilediğini kaydetti.


Çalışkan yaptığı açıklamada, tavuk fiyatlarının bu yıl, geçen yıla nazaran bir miktar yüksek ancak bunun ülkemizde yaşanan doğal şartların bir neticesi olduğunu ifade ederek, "Maliyetler ciddi olarak yükseldi, enflasyonda üretim açısından çok ciddi bir artış var bunun yansıması var. İkinci olarak geçtiğimiz yıl Türkiye’de tavukçuluk sektöründe çok büyük krizler yaşandı. Bazı üreticiler ve firmalar, üretimden çekildi, iflas ettiler. Bundan dolayı üretimde bir daralma yaşandı. Üçüncüsü de çevremizde yaşanan savaş gibi gelişmeler bu durumu olumsuz etkiledi. Komşularımız Irak, Suriye ve İran’da yaşanan savaşlar ve krizler neticesinde ülkemizden bazı ürünler ithal etmeye başladılar. Tabi buralara ithalat ve ihracat yapılınca da doğal olarak ülkemizde bir arz daralması yaşandı. Bunun da doğal sonucu olarak tavuk ve yumurta fiyatlarında değişiklik yaşandı. Ancak bugün itibariyle tavuk fiyatlarının domatesle, patatesle, patlıcanla ve soğanla kıyaslandığında çok cazip rakamlarda olduğu görülmektedir” dedi.



"Dünya standartları üzerinde üretim yapıyoruz"


Son yıllarda Türkiye’nin tavuk ihracatındaki yükselişinin tavuk ve yumurta kalitesinin dünya standartları üzerinde olmasından kaynaklandığını ifade eden Çalışkan, şöyle devam etti:


"Ülkemiz 3 yıl, 5 yıl öncesine kadar ihracatta yalnız Irak pazarına bağlıydı. Özellikle son Suriye savaşından sonra ve bölgemizde yaşanan diğer ülkelerdeki krizlerle birlikte, iç ve dış sebeplerin de neticesinde ihracat, pazar çeşitlenmesi yaşamaya başladı. Eskiden Irak dayanak noktasıyken, bugün Irak büyük pazarlardan birisi. Bununla birlikte pek çok ülkeye ihracat gerçekleşmektedir. Tavuk ihracatının sebeplerinden birisi ülkemizdeki tavuk üretiminin kaliteli oluşu, tavuklarımızın dünya standartlarının üzerinde çok kaliteli yetiştiriliyor olması. İkinci olarak ihracat yapılan ülkelere nakliye açısından da yakın olmasının büyük etkisi var. Üçüncüsü de tavuk fiyatlarının dünya ile kıyaslandığında Türkiye’deki fiyatın aslında dünya piyasalarının üzerinde olmaması gibi nedenlerle, ülkemiz ihracatında çeşitlenme yaşandı. Bunun neticesinde doğal olarak üretim ve arz darlığı yaşanıyor."



"İhracatta Avrupa ülkeleriyle rekabet halindeyiz”


Avrupa ülkelerinin ihracattaki hedef ülke olmaktan çıkarak, rakip ülke olduklarının altını çizen Çalışkan, Arap ülkeleri ve Ortadoğu pazarına satışlarda rekabet yaşandığını ifade etti. Çalışkan, “Ülkemizde özellikle hayvansal üretimde genellikle tüm ihracatımız yalnızca Arap ülkelerine ve Ortadoğu’ya. Avrupa ülkeleri çeşitli bahaneler sürerek, ülkemizle ithalat yapmıyor. Zaten Türkiye olarak biz Avrupa ülkeleriyle, üçüncü ülkelerdeki pazarlarda rakip durumdayız. Yani Irak’a, Belçika firması da ihracat yapıyor, Türk firması da ihracat yapıyor. Suriye’ye, İtalya’dan da ürün geliyor, Türkiye’den de gidiyor. Bu açıdan bizim Avrupa’yla alıp satmadan daha ziyade bir rekabetimiz söz konusudur. Türkiye olarak pazarımız Arap ülkeleri, Ortadoğu ve bazı Türki cumhuriyetler ciddi olarak pazarımızdır” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara SGDD-ASAM’dan 5. Geleneksel 23 Nisan Çocuk Şenliği Ankara’da Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM), UNICEF ve Çankaya Belediyesi iş birliğiyle 3 bin 500 çocuğun katılımıyla 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenlendi. Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği, UNICEF VE Çankaya Belediyesi iş birliğiyle bugün Ahlatlıbel Atatürk Parkı’nda 23 Nisan Çocuk Şenliği gerçekleştirildi. Etkinliğe Altındağ, Keçiören ve Mamak ilçelerindeki 13 okuldan çeşitli uyruklara mensup 3 bin 500 çocuk ve öğretmenleri katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan SGDD-ASAM Genel Müdürü İbrahim Vurgun Kavlak, “Cumhuriyetimizin 100. yılı içerisinde dünyada çocuklara adanan bayramı kutlamanın yegane mutluluğunu yaşıyoruz. 23 Nisan, Türkiye’nin ilk milli bayramıdır. Bugün burada bu alanda Ankara’nın çeşitli bölgelerinden gelen 3 bin 500’ü aşkın çocuk var. Bu vesile ile Ankara Valimize, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerine, okul müdürlerimize ve fedakar öğretmenlerimize, değerli SGDD-ASAM çalışanlarına ve bugünü anlamlandıran geleceğin yetişkinlerine yani çocuklara çok teşekkür ediyoruz. Bugün bizim yanımızda olanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı SGDD-ASAM olarak kutladıklarını ifade eden SGDD-ASAM Genel Müdür Yardımcısı Buket Bahar Dıvrak da, "Bizim için gelenekselleşmiş bir etkinlik. Ankara’da Altındağ ve Mamak’ta bulunan 13 okulumuzdan öğrencileri buraya davet ettik. Yaklaşık 3 bin 500 çocuğumuz bizimle beraber. Bayramın coşkusunu bütün çocuklar burada beraber yaşıyorlar. Çok coşkulu ve güzel bir gün bizim için. Çocukların gönüllerince eğlendiği, çocuk olmanın zevkini ve tadını çıkardığı bu ulusal bayramı kutlamalarına vesile oluyoruz” ifadelerini kullandı. Burada olmanın kendilerine çok mutluluk verdiğini ifade eden çocuklar, çeşitli etkinliklerle gün boyu güzel bir gün geçirdiklerini söyledi. Açılış konuşmalarının ardından SGDD-ASAM Al Farah Çocuk Korosu sahne aldı. Konserin ardından alanda gün boyu canlı müzik etkinlikleri düzenlendi.
Antalya Antalya’da "sineksiz yaz" için ekipler hem sahada hem eğitimde Antalya Büyükşehir Belediyesi, yıl boyu bin 600 personelle haşere ve sinekle mücadele çalışmalarını aralıksız yürütürken, uygulamaların daha verimli olması için 19 ilçede vektörel mücadele eden personele yönelik eğitimler veriyor. Eğitimde konuşan Prof. Dr. Hüseyin Çetin, iklim değişikliğinin etkisiyle daha önce Türkiye’de bulunmayan yeni ve istilacı sinek türlerinin görülmeye başlandığını söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi halkın sineksiz bir yaz geçirmesi, vektörel mücadele çalışmalarını yaz-kış demeden aralıksız sürdürüyor. Bin 600 personel, 195 araç ve yüzlerce ekipmanla yılın 12 ayı aralıksız hizmet veriliyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü tarafından halk sağlığını ve çevre sağlığını korumak adına gerçekleştirilen ilaçlama çalışmalarında görev alan uygulayıcı personele yönelik düzenli olarak vektörle mücadele eğitimleri düzenleniyor. Bu kapsamda Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin tarafından Manavgat, Serik, Akseki ve İbradı’da görev yapan 400 personele vektörlerin larva ve erginleri ile mücadele yöntemleri, güncel teknolojik yenilikler ve oluşan uygulama yöntemleri ile biyosidal ürünler hakkında bilgi aktarıldı. En büyük ekip Antalya’da Büyükşehir Belediyesi Çevre Sağlığı Şube Müdürü Mesut Çınar, vatandaşların rahat bir yaz geçirmesi için bin 600 kişilik mücadele ordusu ile karada ve suda gece-gündüz çalışma yaptıklarını belirterek şunları söyledi: “Bin 600 personel, 195 araç ve yüzlerce ekipmanla yılın 12 ayı aralıksız mücadele ediyoruz. Belediyeler arasında nüfusumuza göre en büyük ekibe sahibiz. Ekiplerimizin uygulamalarını daha verimli ve bilinçli yapabilmeleri için bilimsel ve akademik eğitimlerimize düzenli olarak devam ediyoruz. Eğitimde ekiplere kullandıkları ilaçları, nerelere uygulama yapmaları gerektiğini, mücadele yöntemleri ve güncellenen uygulamaları anlatıyoruz. Vatandaşlarımızım içi rahat olsun. Huzurlu ve sağlıklı bir yaz için aralıksız çalışmalarımız sürüyor.” "İstilacı sinek türleri ülkemizde" Manavgat Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen eğitimde son yıllarda Türkiye’de iklim değişikliğinin etkisini bariz bir şekilde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Hüseyin Çetin, yağış rejiminde aşırı bir bozukluk olduğunu kaydetti. Çetin, “Son 90 yılın en sıcak Mart ve Nisan ayını yaşıyoruz. Bunun sonucu haşereler için üreme sebebi oluyor. Vektör kaynaklı hastalıklar ve farklı böcek türleri çıkmaya başladı. Ülkemizde de istilacı sivrisinek türlerini görüyoruz. Bu sineklerin de bölgemizde görülmemesi ve yayılmaması için yoğun bir çalışma yürütüyoruz” dedi. Yağış ve sıcaklık Türkiye’de 65 farklı sinek, Antalya’da da yaklaşık 20 farklı sinek türünün olduğunu kaydeden Çetin, “Değişen yağış rejimi ve sıcakların artmasıyla Türkiye’de görülmeyen türler ülkemize sıçradı. İzmir, Trakya ve Marmara gibi bölgelerde görülmeye başlayıp Muğla’ya kadar ulaştı. Buna tedbir olarak Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Üniversite tarafından düzenli taramalar yapılıyor ve kullanılan ilaçların düzenli testleri yapılıyor” ifadelerini kullandı. "Çevrede su birikintisi bırakılmamalı" Sivrisinek, karasinek gibi haşerelerle mücadelede özellikle konut ve bahçelerin etrafında su birikebilecek kapların düzenli olarak boşaltılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çetin, ‘Vatandaşlarımızın koymuş oldukları boş kaplara dolan yağmur suyuyla beraber sivrisinek ve haşereler buralara yumurtluyor. Sonrasında kontrolsüz uçkun meydana geliyor. Ayrıca sahipsiz hayvanlara aşırı yem dökülmemeli, çünkü çevredeki fare ve sıçan gibi kemirgenler bunlardan besleniyor” ifadelerine yer verdi.