EKONOMİ - 03 Mart 2025 Pazartesi 10:00

Ülkelerinde yeni bir hayat kurmak için araçlarını satan Suriyeliler, araç piyasasını düşürmeye devam ediyorlar

A
A
A

Hatay’da yaşayan ve ülkelerine dönmeyi planlayan Suriyeliler, memleketlerine döndüklerinde yeni bir yaşam kurabilmek için araçlarını piyasanın altında satıyorlar. Suriyelilerin ülkelerine dönmesiyle araç fiyatlarında düşüş yaşandığını ifade eden Reyhanlı’da galericilik yapan Yahya Anbus, araç fiyatlarında ortalama 50 bin TL ila 70 bin TL arasında azalma olduğunu söyledi.

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, 61 yıllık Baas rejiminin yıkılmasının ardından ülkelerine dönmeyi sürdürüyorlar. Dönüş hazırlığında olan Hatay’daki Suriyeliler, yeni bir hayat kurabilmek için ev ve araçlarını satmaya başladılar. Ülkelerine gittiklerinde harabeye dönen evlerini yeniden inşa etmek isteyen Suriyeliler, araçlarını normal değerinden 50 bin TL ile 100 bin TL aşağıya satıyorlar. Ülkelerine dönen Suriyelilerin araç piyasasında düşüşe neden olduğunu ifade eden galerici Yahya Anbus, araç fiyatlarında ortalama 50 bin TL ile 70 bin TL arasında azalma olduğunu söyledi.

"Suriye’ye gidecek insanlar, araçlarını satıp bir an önce ülkelerine dönmek istiyorlar"

Reyhanlı ilçesinde galericilik yapan Yahya Anbus, Suriyeli muhacirlerin araçlarını değerinden aşağıya satarak ülkelerine döndüklerini ifade ederek, "Suriyelilerin gidişi araç piyasasını etkiledi. Suriye’ye gidecek insanlar, araçlarını satıp bir an önce ülkelerine dönmek istiyorlar. Bu sebepten dolayı 200 bin TL aracı 150 bin TL’ye, 300 bin TL aracı 250 bin TL’ye satmaya çalışıyor. Bu nedenle de araç piyasasında düşüş var. Savaş başlamadan önceki araç piyasası hareketliydi. O zamanlar ayda 8 ila 9 araç satarken şimdi ise 3 veya 4 araç satabiliyoruz. Araç piyasasında her araç için 50 bin TL ila 70 bin TL arasında azalma var. Suriyelilerin ülkelerine dönmesiyle araç piyasası tekrardan hareketlenecek. Çoğu Suriyeliler araçlarını getirip bana satıyorlar. Piyasada çok satılık araç olduğundan düşüş var. Suriyeliler araçlarını normal değerinden 50 bin ila 60 bin TL arasında aşağıya satıp ülkelerine dönmek istiyorlar" dedi.

"Burada araçlarımızı satıp o parayla Suriye’de evlerimizi tamir ediyoruz"

Ülkesine dönmek için normal değeri 625 bin TL olan aracını 500 bin TL’ye sattığını dile getiren Hasan El Fariz, "Beşar Esad rejiminin düşmesiyle birlikte Suriyeliler ülkelerine dönmeye başladı. Ülkemize dönmek için buradaki evlerimizi ve araçlarımızı satıyoruz. Hemen gitmek için araçlarımızı 100 bin TL aşağıya satıyoruz. Mesela aracımız 600 bin TL ise 100 bin TL aşağıya 500 bin TL’ye satıyorlar. Burada araçlarımızı satıp o parayla Suriye’de evlerimizi tamir ediyoruz. Araç piyasası da bizim gitmemizle birlikte düşmesi bir oldu. Aracımın fiyatı 625 bin TL iken gideceği için 500 bin TL’ye sattım. 2012 yılında Suriye’den ayrıldım. Suriye’de o zaman hava saldırıları fazlaydı ve onlardan kaçmak için Türkiye’ye sığındık. Türkiye’nin duruşu çok güzeldi. Bizim yanımızda durdular. Bu zamana kadar bizi misafir ettiler. Ben 13 yıldır buradayım bize karşı yanlış bir şey olmadı. Biz birbirimize karşı saygı gösterdik. Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk milletine teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.

Ülkelerinde yeni bir hayat kurmak için araçlarını satan Suriyeliler, araç piyasasını düşürmeye devam ediyorlarRamazan İlın - Ahmet Arslan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.