- 05 Aralık 2022 Pazartesi 14:54

Serdar Ünsal, Selçuk Alakan’a soykırım kitabını hediye etti

A
A
A
Serdar Ünsal, Selçuk Alakan’a soykırım kitabını hediye etti

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısı ve Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanı Eğitimci, Araştırmacı Gazeteci Yazar Serdar Ünsal tarafından yazılan Ermenilerin, 1919-1920 yılları arasında Iğdır ve çevresinde ve 1992 yılında Azerbaycan’ın Karabağ, Hocalı, Şuşa şehirlerinde yaptıkları soykırımın anlatıldığı ”Soykırım “kitabını Iğdır Valiliği Açık Kapı müdürü Selçuk Alakan’a hediye etti.

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısı ve Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanı Eğitimci, Araştırmacı Gazeteci Yazar Serdar Ünsal tarafından yazılan Ermenilerin, 1919-1920 yılları arasında Iğdır ve çevresinde ve 1992 yılında Azerbaycan’ın Karabağ, Hocalı, Şuşa şehirlerinde yaptıkları soykırımın anlatıldığı ”Soykırım “kitabını Iğdır Valiliği Açık Kapı müdürü Selçuk Alakan’a hediye etti.


Yazar Serdar Ünsal, kitabıyla ilgili şu bilgiyi verdi: “ Ermenilerin yaptığı zulmü ve soykırımlar Türk milleti tarafından hiçbir zaman unutulmadı ve unutulmayacak. Ermenilerin 1919-1920 yılları arasında İrevan’ da, Iğdır’da yaptıkları vahşeti, Aras nehrini kan gölüne çevirmelerini, eşi kocadan, anneyi yavrusundan, anne ve babayı evladından ayırmalarını, o zamanki vahşeti yaşayanların dilinden dinleyeceğiz. Yine 1919-1920 yıllarında Iğdır ve çevresine soykırım uygulayan vahşi Ermenilerin torunlarının, Azerbaycan’da, Hocalı’da, Şuşa’da, Erivan’da, Karabağ’da yaptıkları katliamları olayları yaşayanların dilinden okuyacaksınız. Okurken de hem hüzünlenecek hem üzüleceksiniz. Ermenilerin gerçek yüzünü bir daha görmüş olacaksınız. Yeni yetişen genç nesillere Ermenilerin gerçek yüzünü ,”Sözde Soykırım yalanını “anlatmalıyız. Türk Milleti, gençliği Ermenilerin yıllardan beri ne kadar “Türk düşmanı olduğunu Türk’ün yaşadığı topraklarda gözü olduğunu” bilmeli öğrenmelidir. Azerbaycan’a yaptığı son saldırılarda göz önündedir.“


Iğdır Valiliği Açık Kapı müdürü Selçuk Alakan’da, ”Milli Meselemiz olan Ermeni Meselesinde çok güzel çalışmalarınız var Özellikle Ermeni meselesini anlatan kitaplarınızdan dolayı kutlarım. Başarılı çalışmalarınız var. Tebrik ederim bu tarihi konuları belgeler ve yaşayan insanların dilinden anlatmanız gençlerimizi aydınlatacaktır.,Benim dedelerim ,nenelerim de Ermeni mezalimine uğramıştır. Iğdır’ın birçok köyünde insanlar su kuyusuna doldurulup öldürülmüş camide, tandır damında yıkılmışlardır. Ben Koçkıran köyündenim. Köyümüzde Ermeni mezaliminden nasibini almıştır. Araştırmacılar toplu mezar var diyor. Iğdır’da yaşayan nüfusun %80’inin dede ve ninesi Ermeni mezalimini görmüştür. Her aileden en az 2 şehit vardır. Ermeniler 1915-20 yılları arasında Anadolu da Azerbaycan’da 1992 yılında yine Azerbaycan’da Hocalı’da yaptıkları ortadadır. Ermeniler, Sözde yalanlarına Avrupalıyı inandırmaya çalışıyorlar. Ermeniler Iğdır’da da katliam yapmışlardır. Türk Milleti asil bir millettir kimseye soykırım yapmamıştır. Soykırımı yapanlar yalanlara sığınan Ermenilerdir. Iğdır’da Oba,Hakmehmet,Koçkıran,Gedikli köylerinde katliam yapmışlardır. Başarılar dilerim” dedi.


Serdar Ünsal, "Yaşadığımız bölgelerde büyük acılar yaşanmıştır .Bu acıyı yaşayanların dilinden Ermeniler özellikle yirminci asırda Anadolu ve Kafkaslardaki Türk nüfusa karşı birçok vahşi katliamlar yapmış, göçe zorlanmış, Türk coğrafyasında bulunan tarihi yapıları bile ortadan kaldırarak, Rusların kendilerine armağan ettiği Revan Hanlığı topraklarını kadim Ermeni yurduymuş gibi yüzsüzce tüm dünyaya sunmuştur. Üstelik kendi yaptıkları soykırımları görmezden gelip, "Türkler bize soykırım yaptı," iddiasıyla dünya kamuoyunu meşgul etmiş ve etmeye devam etmektedirler. Bu kitapta; Ermeni propagandalarının ne kadar gerçek dışı olduğunu göreceksiniz. Ayrıca geçtiğimiz asrın başlarında ve sonlarında hem Türkiye hem de Azerbaycan’ın muhtelif bölgelerine göç etmek zorunda kalan tanıkların tüyler ürperten hikâyelerini ilk ağızdan dinleyeceksiniz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta huzurevi sakinlerine akılcı ilaç kullanımı anlatıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü tarafından Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine yönelik akılcı ilaç kullanımı semineri düzenlendi. Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler zincirinin son programında, yaşlı bireylerde doğru ilaç kullanımının önemi anlatıldı. Seminerde, Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim elemanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özten, huzurevi sakinlerine polifarmasi olarak bilinen çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yanlış doz uygulamalarına ilişkin bilgi verdi. Yaşlı bireylerde birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasının çeşitli riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Özten, reçete dışı ilaç kullanımının sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Akılcı ilaç kullanımında doğru ilaç, doğru doz, doğru zaman ve doğru uygulama ilkelerinin esas olduğunu vurgulayan Özten, ilaçların hekim ve eczacı danışmanlığında kullanılması gerektiğini söyledi. Seminerde ayrıca ilaçların saklama şartları, kullanım talimatlarına uyulması ve ilaç saatlerinin düzenli takip edilmesi konularında da bilgilendirme yapıldı. Programı ilgiyle takip eden huzurevi sakinleri, merak ettikleri konulara ilişkin sorularını yöneltti. Etkinlikleri düzenleyen komiteye danışmanlık yapan Eczane Hizmetleri Bölüm Başkanı Ümit Karakaş ise programlarda görev alan öğrencileri tebrik etti. Karakaş, "Öğrencilerimizi yalnızca diploma vererek mezun etmiyor, onları topluma en faydalı olacak şekilde hem akademik hem de sosyal yönden hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi.
Bayburt Demirden makete: Pandemide edindiği hobisini huzurevinde 6 yıldır sürdürüyor Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerinden 74 yaşındaki Bülent Alemdar, pandemi döneminde tanıştığı el sanatlarıyla takı tasarımı, filografi ve maket alanında çalışmalar yapıyor. El emeği ürünler hazırlayan Alemdar, 6 yıldır üretmeyi sürdürüyor. Uzun yıllar demircilik yapan Bülent Alemdar, huzurevine gelmeden önce 56 yıl demire şekil verdiğini, geçirdiği kaza sonucu boynunun kırılması nedeniyle gönül verdiği yarım asrı aşkın mesleğini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Pandemi döneminde huzurevinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle odasında uzun süre vakit geçirmek zorunda kaldığını belirten Alemdar, dışarı çıkamadıkları süreçte kütüphaneden aldığı kitaplarla zaman geçirdiğini ifade etti. Kibritten gemiyle başladı, maketlere yöneldi Bayburt huzurevinin tadilata girmesi üzerine Erzincan’ın Kemah ilçesindeki huzurevine geçtiklerini ifade eden Alemdar, burada açılan el işi kursuyla yeni bir uğraş edindiğini dile getirdi. Alemdar, "Huzurevine gelmeden evvel demirle uğraşıyordum, demirciydim. 56 sene demircilik yaptım. Sonra bir kaza geçirdim, merdivenden düştüm, boynum kırıldı. Sonra huzurevine geldim. Can sıkıntısından, tavan izlemekten bunaldım. Pandemi döneminde dışarı çıkış yoktu, hatta odadan çıkış bile yoktu, karantinadaydık" dedi. Kemah’taki huzurevinde açılan atölyeye merak edip gittiğini anlatan Alemdar, yıllar önce askerde kibritten gemi yaptığını kurs hocasına söylediğini belirterek, "Hocama 50 sene önce askerde kibritten gemi yaptığımı söyledim. ‘Ne lazım?’ diye sordu. Karton ve tutkal lazım dedim. Malzemeler masanın üzerindeydi, hemen başladık. Yapacağım gemi maketinin modelini kartondan çıkardım. Kibrit ve kibrit kutularıyla gemiyi yaptık" diye konuştu. "Bu kurs benim için ilaç oldu" İlk çalışmasının ardından farklı maketler de yapmaya başladığını belirten Alemdar, "Hoca bana, ‘Bülent amca ev yapabilir misin?’ dedi, bir resim gösterdi. Tamam dedim, evi yaptım. Sonra cami resmi gösterdi, camiyi yaptık derken artık atölyeden çıkamaz olduk. Bu kurs benim için ilaç oldu" ifadelerini kullandı. "Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" Erzincan’dan Bayburt’a döndükten sonra da öğrendiği el sanatlarını bırakmadığını söyleyen Alemdar, filografiyle Türk bayrakları yaptığını, takı tasarımı ve maket çalışmalarına devam ettiğini kaydetti. Üretmenin kendisine güç verdiğini dile getiren Alemdar, "Maket için uygun takımım olsa yapamayacağım bir şey yok. Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" dedi.