ASAYİŞ - 27 Nisan 2026 Pazartesi 18:14

4 yıldır aydınlatılamayan cinayette aile adalet bekliyor

A
A
A
4 yıldır aydınlatılamayan cinayette aile adalet bekliyor

Kars’ta 2022 yılında öldürülen Mücahit İşge’nin failleri hala bulunamazken, faili meçhul dosyaların yeniden ele alınması aileye umut oldu.


Adalet Bakanlığı’nın 75 ilde 693 maktulün adının geçtiği 638 faili meçhul dosyayı yeniden incelemeye almasının ardından Kars’ta 4 yıl önce öldürülen Mücahit İşge’nin ailesi de adalet çağrısında bulundu. Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Hacıpiri köyü yaylasında 27 Temmuz 2022 tarihinde iddiaya göre büyükbaş hayvan hırsızlığı için bölgeye gelen kişi ya da kişiler tarafından öldürülen Mücahit İşge’nin failleri tespit edilemedi. Baba Musa İşge ve anne Tevrat İşge, olay sonrası çocuklarının cenazesini alarak yaşadıkları Iğdır’a geldi. Olayın ardından ailenin ifadesinde ismini verdiği A.A. ve birkaç kişi gözaltına alındı ancak daha sonra serbest bırakıldı. Ailenin adalet arayışı sürerken, geçen yıl Kars İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince dosyada yeniden çalışma başlatıldı. Yaklaşık 6 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından Nisan 2025’te Akyaka ve Arpaçay ilçelerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda E.A., R.A., Y.A., A.A. ve F.Y. isimli şüpheliler gözaltına alındı. Şüpheliler, delil yetersizliği nedeniyle yeniden serbest bırakıldı.


Baba Musa İşge, 4 yıldır evladının faillerinin bulunamadığını belirterek, olayın hayvan hırsızlığı bahanesiyle işlendiğini, A.A.’nın daha önceden oğluna husumet beslediğini ve bu nedenle cinayeti işlediğini iddia etti. Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye almasıyla umutlandıklarını dile getiren acılı aile, oğullarının katillerinin bir an önce bulunarak adaletin sağlanmasını istedi. Baba İşge, cinayeti işlediğini iddia ettiği kişiye kendi eliyle tütün sardığını belirterek, "Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Hacıpiriği köyüne gittim. 2000 yılından itibaren orada çobanlık yapıyordum. O zaman A.A., yine benim oğlumla kavga etti. Kavganın ardından ben çobanlık sürecimi bitirdim ve Iğdır’a geldim. Daha sonra köylüler beni tekrar çağırdı. Gitmek istemedim. Köylüler bana, ’Kefili biziz, herhangi bir şey olmaz. Tekrar bizim köye gel’ dediler. Ben de yeniden aynı köye çobanlık yapmaya gittim" dedi.


Baba İşge olayın yaşandığı gece oğlunun yanında A.A.’nın olduğunu, aradan geçen kısa süre sonra oğlunun öldürüldüğünü, olay yerine gittiğinde A.A’nın orada olmadığını söyleyerek, o gece yaşananları şöyle anlattı:


"Yaylada bir sürüye ben bakıyordum, oğlum da ayrı bir sürüye bakıyordu. Gece bir ya da iki kez oğluma bakmaya gidiyordum. Yine bir gece yanına gittim, onu kaldırdım. Yanında bir iki dakika oturdum. Bu sırada A.A. geldi. Benden tütün sigarası istedi. Ben de sigarayı sarıp verdim. O oğlumun yanında kaldı, ben de kendi sürümün yanına döndüm. Aramızda yaklaşık 200-250 metre mesafe vardı. Sürüme vardığım sırada önce bir silah sesi duydum, ardından hızla oğluma ateş edildi. Bunun üzerine geri dönüp oğluma doğru koştum. Yanına gittiğimde onu yerde cansız halde buldum. Etrafıma baktım, A.A.’nın orada olmadığını gördüm. Bağırdım, çağırdım ama kimse yardıma gelmedi. Hemen telefonla ambulansı aradım. İki buçuk saat sonra jandarma ve ambulans geldi. Oğlumu alıp hastaneye götürdüler. Ancak oğlum hayatını kaybetti. Cenazesini alarak Iğdır’a getirdim. 2022 yılında benim oğlumu öldürdüler. Ancak o günden bu yana kimse bize yardımcı olmadı. Ben devletime, bayrağıma güveniyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın İçişleri Bakanımıza ve Sayın Adalet Bakanımıza sesleniyorum: Bu olayın aydınlatılmasını istiyorum. Geçen sene 5 kişi gözaltına alındı ancak daha sonra serbest bırakıldılar. Biz adalet istiyoruz. Sayın Adalet Bakanımızın bize sahip çıkmasını istiyoruz. Oğlumun katillerinin bulunmasını istiyorum. Lütfen devletimiz bu cinayeti aydınlatsın, adalet yerini bulsun. Bu olay kapanmasın."


Acılı anne Tevrat İşge ise, oğlunun katillerinin bir an önce bulunmasını isteyerek, "Biz ekmeğimiz için çobanlığa gittik. Ama orada benim çocuğumu öldürdüler. Kimse bize bir şey söylemedi, kimse yardımcı olmadı. Ben oğlumun katilinin bulunmasını istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, milletvekillerimiz, savcılarımız ve hakimlerimiz ne olur oğlumun katilini bulun. Ben çok acı çekiyorum. Ben bir anneyim. İçim yanıyor. Lütfen bana yardım edin. Oğlum kimseye karışmazdı. Neden onu öldürdüler? Neden onun peşine düştüler?" dedi.


Oğlunun düğün hazırlığı yaparken tabutla Iğdır’a döndüklerini söyleyen anne İşge, "Ben adalet istiyorum. Oğlum geri gelmez ama adalet yerini bulsun, başka anneler ağlamasın. Oğlum senden ne istediler? O gece sana ne yaptılar? Seni çok özledim. Her gün ağlıyorum. Canım oğlum, seni elimden kopardılar. Ben oğlumun düğün hazırlıklarını yapıyordum. Evlenmek üzereydi, hayalleri vardı. Ama onu elimden aldılar. Ne olur oğlumun katilini bulun. Ben bir anneyim, çok acı çekiyorum. Oğlum geri gelmez ama adalet yerini bulsun. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın. Benim oğlumun katilini bulun lütfen" dedi.



4 yıldır aydınlatılamayan cinayette aile adalet bekliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim, bundan kaçmıyorum’’ Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Samsunspor mağlubiyetiyle ilgili, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. İlk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Corendon Alanyaspor kendi sahasında karşılaştığı Samsunspor’a 3-2 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Maça iyi başladık. İlk dakikalarda 2-3 kez topu üçüncü bölgeye taşımayı başardık. 3-4 korner pozisyonlarına girmeye başardık. Ama karar anlarında çok iyi değildik ve kornerlerden de bir şey çıkaramadık. Oyun eşit gidiyordu. İki takımda oynamaya çalışıyordu. Büyük bir pozisyon yoktu. Samsunspor’un golüne kadar. Gol pozisyonunda da stoper kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar top sürerek geldi. Pas verdi, asist yaptı. Bu imkansız, böyle bir gol yemek kabul edilemez. Bu seviyede böyle bir hata kabul edilemez. Çocuklarım da futbol oynuyor. Onların maçlarında bile kabul edilemeyecek bir durum. Rakip ceza sahasından diğer ceza sahasına kadar top sürmesi kabul edilemez. Daha fazla baskı yapılması gerekiyor en fazla faul ile durdurulması gerekiyor. Golden sonra da özgüvenimiz düştü. Zaten Beşiktaş maçında mağlup olmuştuk. Sonrasında ikinci gol kendi aramızdaki bir top kaybından geldi. Ve Samsunspor için kolay bir gol oldu. Basit hatalar yaptık ve cezası ağır oldu. Devrede bazı değişikliler yaptık, daha fazla risk aldık ve adam adama döndük. Sonrasında 2-1’i yakalayacak pozisyonlar bulduk. Mesela Steve Mounie’nin kafa pozisyonu var. Kendi oyuncuma çarptı kaleye giden top. Adam adam oyunda bazı zorluklar oluyor. Adam adama oynama kapasitesine sahip oyuncularımız yok. Tüm maç boyunca bunu sürdürecek karaktereristlik özelliğimiz yok. Özellikle Beşiktaş maçı gibi zorlu maçın ardından bunu yapamazdık. Bazı sıkıntılar yaşadık rakip de 3-4 gol şansı yakaladı. Risk alınca rakibimiz 3. golü buldu. Ama sonrasında oyuncularım inanmaya devam ettiler 2. ve 3. golü buldular. Son topu da uzun kullanabildik. Ama topu kaybettik. Bugün maçta iyi şey bizim adımıza oyuncularımızın son dakikaya kadar mücadele etmesiydi. "3 final maçımız var’’ Son kalan 3 maçlarının final niteliğinde olacağının altını çizen Pereira, "Şimdi odaklanmamız gerekiyor. Çünkü önümüzde 3 final maçımız var. Ve galibiyette uzlaşmak için de rakibe hiç birşey vermemiz gerekiyor. Son iki maçta rakibimize çok fazla şanlar verdik. Çok iyi organizasyonlarla gelen goller değildi bizim hatalarımızdan gelen gollerdi. Samsunspor hak etti demiyorum. Ama goller bizim hatalarımızdan geldi. Bunu kabul etmek çok zor. Bazen Rakip çok iyi oynar iyi organizasyon yapar bize zorluk çıkarırlar o zaman alkışlarım. Ama böyle basit goller yiyin kabul etmesi gerçekten zor oluyor. Bir sonraki adımımız hataları aza indirmek olmalı. Şimdi 3 final maçımız var 9 puan alabilir. Bizim için önemli’’ ifadelerini kullandı. Samsunspor maçı yenilgisinin ilk sorumlusunun kendisi olduğunu aktaran Pereira, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. ilk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ şeklinde konuştu.
Kayseri Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.