GENEL - 27 Nisan 2012 Cuma 14:24

VURAL MUHTIRAYLA VURDU

A
A
A
VURAL MUHTIRAYLA VURDU

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Dolmabahçe görüşmelerinin sır perdesi aralanmalıdır. Mezara kadar giden neler olacaktır. Bu görüşme açıklanmalıdır" dedi.
Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi`nde `Anayasa sürecinde Türkiye` konulu konferans vermek için bugün Isparta`ya gelen Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Oktay Vural, parti il binasında düzenlediği basın toplantısında muhtıra hatırlatması yaptı
TABLETTEN KONUŞMALARI GÖSTERDİ
27 Nisan muhtırasına karşı hükümetin o gün saat 15.00`e kadar gıkı çıkmayıp daha sonra açıklama yaptığını söyleyen Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç`ın muhtıradan sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt`a karşı yaptığı `Otur oturduğun yerde sen benim memurumsun` açıklamasını tablet bilgisayar aracılığıyla izlettirdi.
Bülent Arınç`ın bu konularda konuşmayı çok sevdiğini anlatan
Vural, şöyle konuştu: "Arınç diyor ki, `Otur oturduğun yerde sen benim memurumsun`. Gerçekten muhtırayı veren Genelkurmay Başkanını Genelkurmay Başkanı olarak oturttular yerinde, altına da zırhlı araba verdiler. İşte bunlar zor zamanlarda korkak, kolay zamanlarda övünen tiplerdir. 12 Eylül`de gıkları çıkmadı, 28 Şubat`ta siyasetlerini terk ettiler. 27 Nisan`da Genelkurmay Başkanı hükümete karşı açıklama yaptı 15.00`e kadar bekleyip sonra açıklama yaptılar. Madem öyle bir muhtıraysa neden onu orada
oturtuyorsun, madem memurunsa neden görevden alamıyorsun? Bu süreç içerisinde kim kimin değirmenine su taşımıştır. Hangi mihraklar bu yönlendirmeleri yapmıştır." Dolayısıyla bugün bütün bunların açıklanması gerektiğini anlatan
Arınç, şunları söyledi: "Şimdi kalkıp buralarda 27 Nisan`la ilgili bir şey söylüyorlar. Şimdi kalkıp muhtıra diyorlar. 2010`da AK Parti`nin kılavuzu Hüseyin Çelik konuşuyor. Muhtıra değil diyor. Buyurun bunu da izleyin. Biri muhtıra diyor diğeri değildir diyor. Onlar bu süreçten faydalanmak istemiş MHP bu süreci açıkçası demokratik kurallar içinde çalıştırmıştır. O bakımdan bugün 27 Nisan münasebetiyle birçok konuşma yapılacak ama tablo burada. `Otur oturduğun yerde sen benim memurumsun` diye ahkam
kesiyorsun da bu adam muhtıra vermişse niye görevde durmuştur. İş işten geçiyor yapılıyor bitiriliyor 22 Temmuz seçimlerinde AKP`nin değirmenine su taşıdığı için belki de bunu bir siyaset malzemesi olarak kullanıp seçim meydanlarında bunu kullandılar. Onun için 4 Mayıs Dolmabahçe görüşmelerinin sır perdesi aralanmalıdır. Bu görüşme açıklanmalıdır. Mezara kadar giden neler olacaktır. Bunların hep sır küpleri var. Ama bu sır küplerinin içindeki sırları biz deşifre etmeye devam edeceğiz"
HABERAL YASASI PKK`NIN İSTEĞžİ ÜZERİNE ÇEKİLDİ
Vural, terörle mücadelede PKK ve BDP`nin lokomotif, AK Parti`nin vagon olduğunu söyledi.
Bu durumu esefle karşıladığını anlatan Vural, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terörle mücadelede yeni dönem diye parlamentoya sevk ettikleri Öcalan`la İmralı`da görüşen avukatların İmralı ve Kandil arasındaki hattını kesmek ve terör örgütünü yönetmesini engellemek amacıyla kullanılan avukatlara yönelik görüşme yasağına ilişkin kanun teklifindeki madde dün BDP, AKP ve CHP`nin birlikteliğiyle kaldırılmıştır. Bu ne pis bir oyundur. Ne oldu ey Recep Tayyip Erdoğan ne oldu? Yine müzakereye başladınız değil mi tıpış
tıpış. Yine müzakere ediyorsunuz evet. Bugün Haberal yasası olarak dün akşam kabul edilen kanun teklifinin aylarca bekletilmesinin amacının terör örgütüyle PKK veya terk edenlerin bu milletin egemenliğinden bahsetmeye hakkı yoktur. Size kim çektirdi bunu soruyorum. Terör örgütüyle avukatları görüşecek İmralı Kandil arasında hat kuracaklar, terör örgütünü yönetmeye devam edecek bunu önlemek için getirilen kanun teklifini AKP geri çekecek. İşte pis ve kirli pazarlıklar devam ediyor. Terörle mücadele
ediyormuş. Böyle mücadele edilmez."
Bunların terörle mücadele niyeti olmadığını anlatan Vural, şunları söyledi: "Bugün lokomotif PKK ve BDP, vagonda AKP var ve bunun da yolu ABD`de yapılmış. Hatırlayınız Haberal`ın annesi rahatsızken bu kanun teklifi verildi, aylarca beklettiler rahmetli oldu sonra çıkartmaya çalıştılar. Bekletmenin amacı meğerse PKK ve BDP`nin istek ve arzusuymuş."
KORSAKOF SENDROMU
Başbakanın dış politikada başarılardan bahsederken `korsakof sendromu` gibi olmayanı olmuş gibi gösterdiğini aktaran Vural, şöyle konuştu: "Ne başarısı yahu. Irak bölünüyor Barzani muhatabımız oluyor, Suriye, İran düşmanımız oluyor. Ermenilerle protokol imzalıyorlar, Azerbaycan ile problemimiz oluyor. Nerede başarı? Korsakof sendromudur. Olmayanı olmuş gibi atlatmaktır. Olmayanı olmuş gibi anlatıyorlar hangi hayal hangi onurlu duruş. Onurlu durmaktan bahsediyor ama maalesef Dubai`de 1 milyar dolarlık
kredi karşılığında Irak`ın kuzeyine asker müdahale etmeme talimatı veriyor. Irak`a asker göndermek için gidip Bush`la at pazarlığı yapan kimdi ya? Artık dış politikada olmanın sayesinde dostlar düşman düşmanlar dost oldu. Kala kala Barzani`ye kaldık. Türk dış politikasının yol arkadaşı artık Barzani. Onlar da bu coğrafyada bir Kürdistan oluşturma fikrini nasıl gerçekleştiririz onun için çabalıyorlar."
Maalesef Türk dış politikasının bu yönüyle battığını anlatan Vural,
sözlerine şöyle devam etti: "Çok önemli sorunlar var. AKP ve CHP gruplarını görüyorsunuz bunların ikisi de milletin gündeminden uzaktır. Türkiye`nin meselesini tartışmıyorlar. 1940`lara gidiyorlar. O ona vuruyor o ona vuruyor. Kayıkçı kavgası yapıyorlar. Vudu vudu musunuz siz? Dolayısıyla bu iki partinin grupları horoz dövüşüyle milletin gündeminden uzak adeta CHP`de AKP`nin değirmenine su taşıyor Türkiye`nin meseleleri tartışılmıyor"
DEMİREL HATIRLATMASI
9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e atfen Başbakan Erdoğan`ın sürekli `Dün dündür bugün bugündür` diye konuşma yaptığını anımsatan Vural, aynı Başbakanın, Başbakan olduktan hemen sonra Demirel`i ziyaret edip `Engin devlet tecrübelerinden faydalanacağız` açıklamasını da tabletten izletti.
Oktay Vural, konuşmasında "17 Kasım 2002 günü engin devlet tecrübesinden faydalanmak istiyorum dediği Cumhurbaşkanına seçim meydanı mitinglerinde otur oturduğun yerde demektedir. Görüyorsunuz Allah kimseyi sözleriyle imtihan etmesin. Şimdi kim dün dündür bugün bugündür diyor. Dün engin devlet tecrübesinden faydalandın şimdi ne oldu?"
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin MTSO Başkanı Çakır: "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman alternatifi" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir kapanmanın küresel enerji ve ticaret hatlarında zincirleme etki oluşturacağını belirterek, "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman ve stratejik koridor alternatifi olarak öne çıkmaktadır" dedi. Amerika ile İran arasında yaşanan gerilim sonrası muhtemel gelişmelerin bölge ve Mersin ticaretine etkilerini değerlendiren Çakır, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve önemli miktarda LNG taşındığını hatırlattı. Geçişlerin aksaması halinde yalnızca enerji fiyatlarında değil; tahıl, pirinç, şeker, yem ham maddeleri ve petrokimya girdilerinde de maliyet baskısı oluşacağını ifade etti. Türkiye’nin, Basra kaynaklı petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hattan etkileneceğini kaydeden Çakır, Enerji Bakanlığı’nın arz güvenliği açısından kısa vadede sorun öngörmediğini belirtti. Rusya, Azerbaycan ve Irak gibi alternatiflerin mevcut olduğunu dile getiren Çakır, Basra kaynaklı eksikliğin ikame edilebileceğini, ancak lojistik maliyetler ve sigorta primlerindeki artışın hem liman operasyonlarını hem de sanayiciyi etkileyeceğini söyledi. Navlun ve sigorta maliyetleri artabilir Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek kesintilerin deniz trafiğini yavaşlatabileceğine işaret eden Çakır, alternatif rotalara yönelimin navlun ücretlerini yüzde 15-30 artırabileceğini belirtti. Artan savaş ve risk primlerinin sigorta maliyetlerini yükselteceğini, bunun da gemi işletme giderleri üzerinden ihracatçı ve ithalatçı firmalara ek yük getireceğini kaydetti. Petrol fiyatlarındaki artışın Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesisleri üzerinde maliyet baskısı oluşturabileceğini ifade eden Çakır, Irak kaynaklı ham petrol transit akışındaki gecikmelerin de antrepo ve dolum tesislerini etkileyebileceğini dile getirdi. "Mersin güvenli alternatif" Basra Körfezi’nde güvenlik riskinin artması halinde Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergah arayışına hız vereceğini vurgulayan Çakır, Mersin’in kara ve demir yolu bağlantılarıyla stratejik avantaj sunduğunu söyledi. Limanın 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin en güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Çakır, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde artış yaşanabileceğini, Mersin’in Doğu Akdeniz’de güvenli liman olarak konumlanacağını kaydetti. Kalkınma Yolu ve Mersin-Filyos Koridoru Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin bu tür krizlere karşı stratejik önem taşıdığını belirten Çakır, projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını ifade etti. Hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye’nin krizlere karşı daha dirençli hale geleceğini dile getirdi. MTSO’nun gündeme getirdiği Mersin-Filyos Koridorunun da kuzey-güney lojistik entegrasyonu açısından kritik olduğunu belirten Çakır, Afrika üzerinden Avrupa’ya ulaşan yüklerin 45 günde, Süveyş üzerinden 35 günde, Orta Koridor üzerinden 25 günde taşındığını; Kalkınma Yolunun ise 20 günün altına inebilecek süre avantajı sunduğunu söyledi. Küresel projelerde belirsizlik Çakır, Çin’in İran geçişli Kuşak ve Yol kara hattı ile Hindistan merkezli IMEC (BAE-İsrail) ve INSTC (İran-Rusya) projelerinin mevcut jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşadığını ifade etti. Deniz yolu güvenliğinin azalması halinde gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini, bunun da teslimat sürelerini 15-20 gün uzatacağını belirtti. Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Çakır, "Avrupa için Türkiye ve Mersin, ham madde ve ara mal tedarikinde en yakın ve güvenilir üretim üssü olarak öne çıkacaktır" dedi. "Kendi koridorlarımızı oluşturmak zorundayız" Tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, MTSO olarak tüm riskleri değerlendirdiklerini ve ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını söyledi. Sanayici, ihracatçı ve lojistik sektörünü muhtemel maliyet artışlarına karşı hazırlamak için aktif şekilde çalıştıklarını belirten Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir güvenlik krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel kesinti oluşturmasının beklenmediğini, kısa vadede asıl etkinin enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden hissedileceğini sözlerine ekledi.
Bursa Karacabey’de tek yön uygulaması başladı Karacabey Belediyesi, kent içi ulaşımda düzeni sağlamak ve trafik güvenliğini artırmak amacıyla önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Kurul kararı doğrultusunda, İlçe Emniyet Müdürlüğü iş birliğiyle Tavşanlı, Sırabademler, Gazi, Runguçpaşa ve Mecidiye mahallelerindeki bazı cadde ve sokaklarda tek yön trafik sistemine geçildi. Yeni düzenlemeyle dar sokaklarda yaşanan sıkışıklığın azaltılması, park sorunlarının önüne geçilmesi ve yaya güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Uygulamanın, Karacabey’in uzun vadeli ulaşım planının önemli bir parçası olduğunu belirten Belediye Başkanı Fatih Karabatı, sistemin elde edilecek veriler doğrultusunda ilçe genelinde yaygınlaştırılacağını ifade etti. Karacabey Belediyesi, kent içi ulaşımda düzeni sağlamak ve trafik güvenliğini artırmak amacıyla önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. İlçe Emniyet Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen çalışma kapsamında, Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Kurul kararı doğrultusunda belirlenen cadde ve sokaklarda tek yön trafik akışı sistemine geçildi. Belediye ekipleri ile İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Amirliği’nin saha incelemeleri ve teknik değerlendirmeleri sonucunda hazırlanan planlama çerçevesinde; Tavşanlı, Sırabademler, Gazi ve Runguçpaşa mahalleleri sınırlarında bulunan Şehit Kemal Köse Sokak, Mustafa Çorlu Sokak, 14 Eylül Caddesi, İsmail Hakkı Bilgin Caddesi ile 137. ve 84. Sokak’ta yön düzenlemesi yapıldı. Ayrıca Mecidiye Mahallesi 107. Sokak’ta (Bursa Caddesi ve Karacaahmet Caddesi istikameti) doğu-batı yönünde tek yön uygulamasına geçilmesine karar verildi. Tek yön uygulamasının yürürlüğe girmesiyle birlikte özellikle dar sokaklarda karşılıklı araç geçişlerinden kaynaklanan sıkışıklığın önüne geçilmesi, park kaynaklı sorunların azaltılması ve yaya güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Tabelalar yerleştirildi Uygulama kapsamındaki cadde ve sokak girişlerine, Bursa Büyükşehir Belediyesi UKOME ekipleri ile Karacabey Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından gerekli trafik levhaları yerleştirildi. Sürücülerin yeni düzenlemeye uyum sağlaması için bilgilendirme çalışmalarının da sürdürüldüğü bildirildi. Yetkililer, uygulamanın ardından trafik yoğunluğunda gözle görülür bir azalma beklediklerini, geçişlerin daha düzenli ve akıcı hale geleceğini vurguladı. Elde edilecek veriler doğrultusunda sistemin ilçe genelinde yaygınlaştırılması planlanıyor. Karabatı: "Uzun vadeli ulaşım planımızın parçası" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, tek yön uygulamasının Karacabey’in uzun vadeli ulaşım planının önemli bir ayağını oluşturduğunu vurguladı. Karabatı açıklamasında; "İlçemizde artan araç sayısı ve şehir içi hareketlilik, trafik düzenlemelerini zorunlu hale getiriyor. Amacımız hem sürücülerimizin hem de yayalarımızın daha güvenli ve konforlu bir ulaşım imkânına kavuşmasını sağlamak. İlçe Emniyet Müdürlüğümüz ve UKOME ile koordineli şekilde bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda adım atıyoruz. Bu uygulama, Karacabey’in gelecekteki ulaşım vizyonunun bir parçasıdır." dedi. Vatandaşlardan gelen talep ve önerileri de dikkate aldıklarını ifade eden Karabatı, trafik düzenlemelerinin aşamalı olarak sürdürüleceğini belirtti. Öte yandan yeni uygulamanın, şehir içi ulaşımda disiplinli ve güvenli bir trafik kültürünün oluşmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Afyon Bakan Göktaş: "15 yaş altı sosyal medya düzenlemesini, sadece teknik bir denetim meselesi olarak görmüyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijital çağın imkânlarını doğru kullanmak kadar, çocukları ve gençleri dijital dünyanın risklerine karşı korumanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, "Bu nedenle 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesini, sadece teknik bir denetim meselesi olarak görmüyoruz. Bunu, çocuklarımızın zihnini, psikolojisini ve gelişimini koruyan bir toplum meselesi olarak ele alıyoruz. Sosyal medya platformları da artık bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir" dedi. Bakan Göktaş, Yeşilay Haftası etkinlikleri çerçevesinde Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen programa katıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, bağımlılığın sadece bir alışkanlıktan ibaret olmadığını ifade etti. Bakan Göktaş, "Bu mesele, insanın iradesiyle, sağlığıyla, ailesiyle ve geleceğiyle doğrudan ilgilidir. Çünkü bağımlılık, bir anda ortaya çıkan bir sonuçtan ziyade, fark edilmediğinde derinleşen bir süreçtir. Başlangıcı çoğu zaman dikkat çekmez. Bir merak, özenme, yalnızlık anı ya da ait olma isteği şeklinde başlayan küçük bir adım, zamanla hayatı kuşatan bir tehdide dönüşür. Üstelik günümüzde bağımlılık, farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Tütün, alkol ve madde bağımlılığı, bireyin beden sağlığını ve psikolojisini doğrudan tahrip eden başlıca tehditlerdir" diye konuştu. "Yeşilay’ın varlığı, toplumumuz için büyük bir güven kaynağıdır" Bağımlılıkla her alanda mücadele ettiklerini vurgulayan Bakan Göktaş konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun yanı sıra teknoloji, ekran, oyun ve kumar bağımlılığı da özellikle gençlerimizin dikkatini, ilişkilerini ve hayatını olumsuz etkileyen yeni risk alanlarıdır. Bağımlılığın her türü, kişiye ve çevresine farklı biçimlerde zarar verir. Bu yüzden bağımlılıkla mücadele, esasında aileyi, toplumu ve yarınlarımızı koruma meselesidir. Bu noktada Yeşilay’ın varlığı, toplumumuz için büyük bir güven kaynağıdır. Biz de bakanlık olarak, bağımlılıkla mücadelede, özellikle aileyi merkeze alan güçlü sosyal destek mekanizmalarla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız bu alandaki çalışmalarımıza yön veren temel politika çerçevelerinden biridir. Bu alanda, erken müdahale programlarını, aile odaklı sosyal uyum danışmanlığı hizmetini ve yerel iş birliklerini güçlendiriyoruz." "81 ilimizde 1 milyon 350 bin vatandaşımıza ulaştık" Gündemdeki yerini koruyan sosyal medya yasasıyla ilgili de konuşan Bakan Göktaş "Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı modeliyle, 18 yaş üstü bağımlı bireylerin ailesiyle birlikte topluma güçlü bir şekilde katılmasını sağlıyoruz. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri ile toplumun farklı kesimlerine bağımlılık konusunda farkındalık kazandırıyoruz. Bu eğitimlerle bugüne kadar, 81 ilimizde 1 milyon 350 bin vatandaşımıza ulaştık. Aile Eğitim Programlarımızla yüz binlerce aileye bağımlılık riski, sağlıklı iletişim ve bilinçli medya kullanımı konularında eğitimler verdik. Dijital çağın imkânlarını doğru kullanmak kadar, çocukları ve gençleri dijital dünyanın risklerine karşı korumanın herkesin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesini, sadece teknik bir denetim meselesi olarak görmüyoruz. Bunu, çocuklarımızın zihnini, psikolojisini ve gelişimini koruyan bir toplum meselesi olarak ele alıyoruz. Sosyal medya platformları da artık bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Zararlı içeriklere, bağımlılığı besleyen kontrolsüz akışlara karşı daha güçlü bir koruma çerçevesi oluşturmak zorundayız. Sosyal medya platformları da artık bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Yaşa uygun içerik denetimi, etkili bildirim mekanizmaları ve çocuk güvenliğini esas alan dijital tasarımlar bu sürecin ayrılmaz parçasıdır. Bunun yanı sıra oyun dünyasına yönelik yasakçı bir tutum içerisinde değiliz. Temel beklentimiz, karşımızda taleplerimizi iletebileceğimiz kurumsal bir muhatabın bulunmasıdır.Oyunlara dair yaklaşımımızın tek amacı çocuklarımızın güvenliğini sağlamaktır" ifadelerini kullandı.
Samsun Üniversiteli cinayetinde Yargıtay kararı sonrası 2 kardeşe hapis Samsun’da üniversite öğrencisinin öldürülmesine yardım ettikleri gerekçesiyle yeniden yargılanan 2 kardeş, 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılarak tutuklandı. Olay, 27 Kasım 2022 gecesi Atakum ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. İşletme Fakültesi son sınıf öğrencisi Kemal Abdüssamet Bakır (25) ile evlerine gelen ev arkadaşının arkadaşı ve bir lokantada motosikletli kurye olarak çalışan Baran Özsarıkaya (22) arasında tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen kavga apartmanın merdivenlerine taştı. İddiaya göre Kemal Abdüssamet Bakır, Baran Özsarıkaya’yı bıçakla yaraladı. Kendisini bıçakladığını öne sürdüğü Bakır’ın elindeki kelebek bıçağı aldığı belirtilen Özsarıkaya, aynı bıçakla Bakır’ı kalbinden ve sol bacağından bıçakladıktan sonra motosikletine binerek özel bir hastaneye gitti. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, apartman girişinde Kemal Abdüssamet Bakır’ı hayatını kaybetmiş halde buldu. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Baran Özsarıkaya, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 29 Eylül 2023 tarihinde verilen kararla Özsarıkaya, "öldürme" suçundan 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılarak tutukluluk halinin devamına karar verildi. Olay sırasında evde bulundukları iddia edilen Selçuk B. (25) ile kardeşi İsmailcan B. (23) ise beraat etti. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, iki kardeş hakkında verilen beraat kararını bozarak "öldürme olayına yardım etmek" suçundan yeniden yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerektiğine hükmetti. Bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıkan Selçuk B. ve İsmailcan B., "öldürmeye yardım etme" suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılarak duruşma salonunda tutuklandı. Kardeşler işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi.