GÜNDEM - 12 Nisan 2025 Cumartesi 10:10

Dışlandığı başörtüsüyle, bugün gençlere yol gösteriyor

A
A
A

Annesinin tedavi edilememesiyle hayatı sorgulamaya başlayan yazar Safiye Çetinkaya, İslamiyet ile tanıştıktan sonra huzuru buldu. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılan Çetinkaya, geçmişte yaşadığı zorlukları bugünkü imkânlarla kıyaslayarak gençlere, "Bugünü sorgulamadan önce geçmişi araştırın; ülke olarak nereden nereye geldiğimizi görmeli ve bugünün kıymetini bilmelisiniz" mesajını verdi.

Antalya’nın ücra bir dağ köyünde doğan yazar Safiye Çetinkaya, geçmişte yaşadığı sağlık ve sosyal sıkıntıların ardından hayatını ve düşüncelerini sorgulamaya başladı. Başörtüsü sebebiyle üniversiteden atılan Çetinkaya, İslamiyet’i tanıdıktan sonra bambaşka bir hayata adım attığını belirtti. Şu anda okullarda İslamiyet üzerine seminerler verdiğini ifade eden Çetinkaya, o zorlu dönemlerde yaşadığı süreci anlattı.

"Annem ameliyat olamayınca hayatı sorgulamaya başladım"

1980 yılında Antalya’nın bir dağ köyünde dünyaya gelen yazar Safiye Çetinkaya, annesinin sağlık sorunları sebebiyle tedavi ettirilememesinin hayatında kırılma noktası olduğunu söyledi. O yıllarda maddi imkânsızlıkların ve devlet hastanelerindeki yetersizliklerin birçok insan gibi kendi ailelerini de etkilediğini ifade eden Çetinkaya, "Ülkece ekonomik anlamda çok kötü dönem geçiriyorduk. Sağlık sektöründeki sıkıntılar o dönem aşılamamıştı. Parası olan daha konforluydu. Bahsettiğim dönemki 1992-1994 dönemleri. Annem omurilikten felç olacak kadar hastaydı. Küçük bir ameliyatla kurtulabilecekken paramız yoktu. Bu durum beni derinden sarstı. Eşit haklara sahip olduğumuzu sanıyordum ama değilmişiz" dedi.

Dışlandığı başörtüsüyle, bugün gençlere yol gösteriyor

Sağlık sistemine ulaşamamanın acısını ailesiyle birlikte yaşadıklarını belirten Çetinkaya, "Annemi tedavi ettirmek için babam köydeki tüm mal varlığımızı satarak annemi tedavi ettirdi. Ama bu bugünün şartlarıyla kıyaslarsak tabii ki de güzel bir tedavi değildi. Dolayısıyla annemin hastalığı daha da şiddetlenmişti. Ülkemizin o dönemki günleri gerçekten çok kötüydü. Şimdi ise doktordan sıra alıyorsun en fazla 1 hafta sonraya randevu veriyor. O yıllarda hastane sırası bir buçuk yıl sonraydı, ama annem o kadar bekleyemezdi. İşte o zaman ilk defa gerçekleri sorgulamaya başladım" diye konuştu.

"İslamiyetin Araplara mahsus bir din olmadığını öğrendim"

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde İslamiyet hakkında önyargılı olduğunu itiraf eden Çetinkaya, "İslamiyeti araştırdım ve gerçekten çok güzel bir din olduğunu öğrendim. Benim 20 yaşına kadar öğrendiğim her şeyin çok farklı bir şey olduğunu gördüm. İslamiyeti o yıllarda ailemden de görmemiştim ama aldığım eğitimler gereği, Antalya’nın ortamı gereği ve 90’lı yılların yaşam şartları dolayısıyla bilmiyordum, çok uzaktım. İslamiyet’i sadece Araplara ait, deveye binen insanların dini sanıyordum. Ama araştırmaya başladım. Öğrendikçe, kalbime huzur doldu" diyerek manevi arayış sürecini anlattı.

Düşüncelerinin tamamen değiştiğini ve fıtrata en uygun yaşam biçiminin İslam olduğunu fark ettiğini vurgulayan Çetinkaya, "En katı, sorgulayıcı insan bendim. Ama dua etmeye, Rabbimle tanışmaya başladığımda içimde büyük bir sükûnet oluştu" ifadelerini kullandı.

"Başörtüsü taktım diye öğretmenlik hayalim elimden alındı"

Üniversite yıllarında başörtüsü nedeniyle dışlandığını ve 28 Şubat sürecinde eğitimine son verildiğini belirten Safiye Çetinkaya, "Ben öğretmen olmak istiyordum. Ama sadece başörtüsü taktığım için üniversiteden atıldım. Sadece ben değil, son sınıf tıp öğrencileri bile okuldan atıldı. Oysa ülkenin en çok doktora ihtiyacı olduğu dönemlerdi. Üniversiteden atılmış olmak benim bu sistemi tekrar sorgulamama sebep olmuştu" dedi.

Yıllar sonra çıkan afla üniversite eğitimine geri dönebildiğini söyleyen Çetinkaya, "20 yaşındaki heyecanım ile 30 yaşındaki heyecanım aynı olmadı. Artık çocuklarım vardı. Yıllarca kadınların okuması gerektiğini savunan ben, başörtüm nedeniyle eğitimden uzaklaştırıldım. Sinemaya da giderim, denize de. Ama başörtümle gitmek istiyorum. Bu benim özgürlük alanım" diyerek yaşadığı travmayı dile getirdi.

"Gençler araştırmalı, nereden nereye geldiğimizi görmeli"

Geçmişte yaşadıklarını bugünle kıyaslayan Çetinkaya, "Kızım bir trafik kazasında çene kemiğini kırdı. 5 dakikada ambulans geldi, hemen dikiş attı ve kızımın yüzünde hiçbir iz kalmadı. Ben kendimin geçmişte yaşadığım travmaları yaşarken biz o gün bir kuruş bile ödemeden taburcu olduk. Bu o kadar büyük bir rahatlık ki eskiden olsa aylarca sıra beklerdik. Sağlık alanında gerçekten çok güzel yol katettik" dedi.

Dışlandığı başörtüsüyle, bugün gençlere yol gösteriyor

"En büyük hayalim, ’Kanserin çaresini bir Türk buldu’ denildiği günleri görmek"

Devletin özellikle sağlık ve eğitim alanlarında büyük mesafe kat ettiğini ifade eden yazar Çetinkaya, "Gençler sorgulamadan önce araştırmalı. Biz bir zamanlar zengin öğrencilerin kullandığı kitapların fotokopisini çekerek eğitim alıyorduk. Şimdi kitaplar eve kadar geliyor. Ülkemizde eksikler elbette var ama geçmişi unutmamak lazım. Biz bu ülke birlikte kurduk, birlikte yükselteceğiz. Her zaman eleştiriye açık bir insanım ama gençlerimiz hiçbir zaman bunu ön yargı ile yapmasınlar. Biraz araştırsınlar, 20 yıl öncesine dönüp baksınlar. Kendilerine biz neredeydik? nereye geldik? Sorularını sorsunlar kendilerine. En büyük hayalim, ’Kanserin çaresini bir Türk buldu’ denildiği günleri görmek. Gençler bu ülkenin geleceği, bu geminin dümeni artık onların elinde" şeklinde konuştu.

Faik Güven Yılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Bayraktar’dan CHP Genel Başkanı Özel’e cevap Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel’in bugün Grup Toplantıları esnasında bakanlığımızı ve madencilik sektörümüzü ilgilendiren konularla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalarını gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Gerçeklerden kopuk bu iddialarınızın hangisini düzeltelim. Zira her cümleniz ayrı bir çarpıtma, her iddianız ayrı bir istismar konusu. 2002 öncesi verilen maden ruhsatı sayısı iddia ettiğiniz gibi bin 186 değil, 52 bin 686’dır. Hükümetlerimiz dönemi ve önceki dönemlerde verilen ruhsatlardan şu an 13 bin 157’si yürürlüktedir. Üstelik fiilen madencilik faaliyetine konu alan, ülkemiz yüzölçümünün sadece yüzde 0,18’i düzeyindedir. İlgili Holding’in ise 12 arama, 184 işletme ruhsatı yürürlüktedir; ancak tüm izin süreçleri tamamlanmış ve fiilen üretim yapılabilen ruhsat sayısı 92’dir. Bu şirketle ilgili bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı yaptırımlar ve aldığı tedbirler de kamuoyunun malumudur" ifadelerine yer verdi. Bakan Bayraktar CHP’li belediyeler üzerinden Özel’i eleştirdiği paylaşımında, "Gerçekler bu kadar açıkken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu çabaların tek bir izahı vardır: Siyasi manipülasyon. Çünkü sizler, kendi yönetiminizdeki CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına cevap veremezken; iftirayı, çarpıtmayı ve karalamayı siyaset zannediyorsunuz. Gabar’da petrol bulunmasını ‘hikaye’ diyerek küçümseyen, Karadeniz gazını ‘yok sayan’, Mavi Vatan vizyonuna ‘masal’ diyen, Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal edilmesini savunan bir anlayışın bugün bize ders vermeye kalkması ibretliktir. Türkiye’nin stratejik kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşımın derdi ne emekçidir ne de ülke menfaati. Biz ise dün olduğu gibi bugün de işçimizin, emekçimizin hakkını korumaya, ülkemizin kaynaklarını milletimizin menfaatine kullanmaya ve gerçekleri her platformda ifade etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.