GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 12:04

Huzurevi sakinleriyle gençler aynı masada buluştu

A
A
A
Huzurevi sakinleriyle gençler aynı masada buluştu

Isparta’da hayata geçirilen ‘Kuşaklar Arası Miras Kutusu’ projesi kapsamında ilkokul öğrencileri, üniversiteliler ve huzurevi sakinleri bir araya gelerek birlikte vakit geçirip deneyimlerini paylaştı. Üç kuşağı ortak bir paydada buluşturan projede huzurevinde kalan yaşlı vatandaşlar duygusal anlar yaşadı. 10 yıldır huzurevinde kalan ve ilk defa böyle bir etkinliğe katılan Hamza Oskay, "Bu ortam bana gençliğimi hatırlattı, sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim" dedi.


Isparta’da gerçekleştirilen ‘Kuşaklar Arası Miras Kutusu’ projesi, farklı yaş gruplarını aynı masa etrafında buluşturdu. Proje kapsamında ilkokul birinci sınıf öğrencileri, üniversite öğrencileri ve huzurevinde kalan yaşlılar bir araya gelerek ortak etkinliklerde yer aldı. Etkinlikte oluşturulan gruplarda her kuşaktan bir katılımcı yer aldı. Birlikte vakit geçiren katılımcılar, çeşitli atölye çalışmalarıyla hem üretim yaptı hem de birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldu. Projenin temel amacının, üç kuşağı ortak bir paydada buluşturarak birlikte üretim yapmalarını sağlamak olduğu belirtildi. Etkinliklerde yalnızca ortaya çıkan ürünler değil, paylaşılan anılar, anlatılan hikâyeler ve kurulan bağlar ön plana çıktı. Bir masa etrafında paylaşılan anılar ve deneyimlerin, kültürel mirasın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekilirken, çocuklar, gençler ve yaşlıların birbirlerinden çok şey öğrendiği ifade edildi. Özellikle gençler ve çocuklar, yaşlıların tecrübelerinden sabır ve sakinliği deneyimleme fırsatı buldu.



Herkes birbirine bir miras bıraktı


Etkinlik sonunda katılımcılar, maddi değil manevi bir mirasın paylaşıldığını vurguladı. Üç kuşağın bir araya gelerek geçirdiği zamanın, karşılıklı anlayış ve bağ kurma açısından önemli bir kazanım sağladığı ifade edildi.



"Sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim"


10 yıldır huzurevinde kaldığını belirten 67 yaşındaki emekli kütüphaneci Hamza Oskay, "Ben tam 10 yıldır huzurevinde kalıyorum. Bugün gençlerle birlikte kutu boyama, esans, kolonya ve mum yapımı etkinliklerine katıldık, çok keyifli geçti. Bu ortam bana gençliğimi hatırlattı, sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim. Eskiden met, saklambaç ve dalya gibi oyunlar oynardık. Şimdiki gençlere tavsiyem, telefon ve bilgisayara fazla bağlı kalmamaları, kütüphaneye giderek kitaplardan araştırma yapmalarıdır. Çok memnun kaldım, bu tür etkinlikler devam etmeli."



"Üç kuşağı bir araya getirerek ortak bir paydada buluşturduk"


Doktora Öğretim Üyesi İkbal Demet Nane, " Projemizin temel amacı, üç kuşağı bir araya getirerek ortak bir paydada buluşmalarını ve birlikte üretim yapmalarını sağlamaktı. Bu projede yalnızca bir masa etrafında kozmetik ürünler üretmekten ziyade yaşlılarımızın bilgeliğinden, gençlerimizin cesareti ve teknolojiye olan hâkimiyetinden, çocuklarımızın ise samimiyeti ve sıcaklığından yararlanarak katılımcılara farklı bir deneyim sunmak istedik" şeklinde konuştu.



"Katılımcılar birlikte konuşarak birbirine deneyimlerini aktardı"


Gün boyunca önce miras kutularının boyandığını anlatan Nane, "Ardından oda kokusu, mum, kolonya ve krem atölyeleri gerçekleştirildi. Tüm çalışmalar öğrencilerimiz tarafından hazırlandı ve üçlü ekipler halinde yürütüldü. Her grupta bir huzurevi sakini, bir ilkokul öğrencisi ve bir üniversite öğrencisi yer aldı. Katılımcılar birlikte konuşarak, kokularını birlikte seçerek ve üretim sürecini birlikte deneyimleyerek ürünlerini hazırladı" ifadelerini kullandı.



"Aslında bir toplumun mirası, onun kültürel birikimleridir"


"Aslında bir toplumun mirası, onun kültürel birikimleridir" diyen Nane, "Bir masa etrafında paylaşılan anılar, anlatılan küçük hikâyeler ve deneyimler bu mirasın önemli bir parçasıdır. Bugün çocuklar, gençler ve yaşlılar birbirlerinden çok şey öğrendi. Özellikle gençler ve çocuklar, yaşlılarımızdan sabrı ve sakinliği deneyimledi. Hepimiz bugün birbirimize birer miras bıraktık" dedi.



Huzurevi sakinleriyle gençler aynı masada buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Çine Ovası’nda balya mesaisi başladı Aydın’ın Çine ilçesinde hububat hasadıyla birlikte tarlalarda yoğun mesai başlarken, üreticiler kurutulan buğdayları balyalayarak kaba yem olarak hazırlıyor. Üretici Taner İçöz, bu yıl yağışların verimi artırdığını belirterek sezondan umutlu olduklarını söyledi. Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden olan Aydın’da hububat hasadıyla birlikte tarlalarda da kaba yem olarak bilinen ’balya’ mesaisi başladı. Çine ilçesi Kahraman Mahallesi Muhtarı ve üretici Taner İçöz, geçen yıl kuraklık nedeniyle zor günler geçiren çiftçilerin bu yıl yağışların iyi gitmesiyle umutlandığını söyledi. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren üreticiler, biçilen otları balyalama makineleri ile işleyerek hayvanların tüketebileceği kaba yem haline getiriyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte ovada yoğun mesai yaşanırken, çiftçiler bir yandan verimli sezonun sevincini yaşarken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele ediyor. Çine Ovası’nda arpa, buğday ve yonca hasadının sürdüğünü belirten İçöz, üreticilerin biçim, toplama ve balyalama işlemleriyle yoğun şekilde çalıştığını ifade etti. Hasat edilen ürünlerin yaklaşık bir hafta bekletildikten sonra toplandığını, ardından balyalama sürecine geçildiğini kaydeden İçöz, makinacılık ve balyacılık işlerinin zorluğuna dikkat çekti. "Ümidimiz yüksek verimde yüksek parayı almak" Tarım sektöründe en büyük sorunlardan birinin işçi bulmak olduğunu söyleyen İçöz, "Arazilerimizde hasat dönemindeyiz. Arpa, buğday paketleme işle uğraşıyoruz. Sezonun tam üstündeyiz. Yonca paketleri oldu. Şimdi arpa ve buğdaydayız. Önce bunları biçiyoruz. 7-8 gün bekledikten sonra toplamaya geçiyoruz. Toplamadan sonra balyalama işine geçiyoruz. Makinecilik işi zor, balyacılık işi zor. İşçi bulmakta zorlanıyoruz. İşçi bulamıyoruz. Oradan bir sorunumuz var ama bu sene en azından yağışlar güzel gitti. Onun bir güzelliği var. Ürünlerimiz çok güzel. Bunun arkasında mısır ekeceğiz. Bu yerlerimize. Süt mısır ekiliyor bölgelerimizde. Bir de kuru mısır ekiyoruz. Domates eken yerler var. Bunlarla uğraşıyoruz. Şimdi bunlar kalktıktan sonra yerden arazilerimize giriş yapacağız. En azından su sorunumuz yok. Allah’a şükür olsun. En azından o bizi sevindiriyor şu anda. Fiyatlar belli değil. Bir belirsizlik var. Şu an yaptığımızı kaç paraya satacağımızı bilmiyoruz yani. Gübre ve mazot çok yüksek olduğu için işçi maliyeti yüksek. Bunun için de biz şu anda fiyat belirleyemiyoruz. Geçen sene biz çiftçiler olarak kurak bir yıl geçirdik. Para kazanmadık. Onun için bu sene ümitliyiz biraz daha. Geçen sene 36-37 lira civarındaydı. Bu sene 70-75 TL’lerde mazot alıyoruz. En azından ümidimiz kuru mısır da olsun silajlık mısır da olsun yüksek verimde yüksek parayı almak. Çünkü geçen sene bütün çiftçilerimiz zarar da etmedi, kâr da etmedi. Çok düşük paralara gitti işleri. Geçen sene balya fiyatları bizim arazide 150 liraydı. Şu anda 250-300 lira düşünüyoruz bir balya otun. Eskiden arpa vardı, şimdi buğdaya geçti. Fiğ yulaf var. Çeşit çok hayvanlar için ama insanların alım gücü düşük. Biz 300 lira düşünüyoruz şu anda ama daha verilmiş bir fiyat yok. Balyalarda artık buğday yapıyoruz. Arpa ekiyorduk eskiden biz tarlalarımıza, arpayı biçerdik, onu hasat yapardık. Şimdi bu sene komple ovada, arazide buğday ve yulaf ekiliyor. Bunlar daha iyi. Hayvana daha iyi yaradığı için çiftçilerimiz ona yöneldi şimdi" dedi.