ÇEVRE - 27 Kasım 2025 Perşembe 10:58

Prof. Dr. Şahin uyardı: "Eğirdir Gölü’nün hızla çekilmesi ilçeyi felakete sürüklüyor"

A
A
A
Prof. Dr.  Şahin uyardı: "Eğirdir Gölü’nün hızla çekilmesi ilçeyi felakete sürüklüyor"

Sismoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Şahin, Eğirdir’de bir elma bahçesinde oluşan yaklaşık 1 metre derinliğindeki obruklar ve mahalledeki evlerdeki çatlakların, bölgede bulunan fay hattından kaynaklanmadığını, göldeki yer altı su seviyesinin düşmesi sonucu meydana geldiğini belirtti. Çekilen bölgelerde ortaya çıkan metan gazı riskine de dikkat çeken Şahin, acil önlem alınmazsa ilçedeki binalarda çökme ve binaların altında biriken gazın ise yangın tehlikesi oluşturabileceği konusunda vatandaşları uyardı.


Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bir elma bahçesinde yaklaşık 1 metre derinliğinde obruklar oluşurken, mahalledeki bazı evlerin duvarlarında da çatlaklar meydana gelmişti. Olayın ardından gölün çekilen kısımlarında ortaya çıkan kayalıkların ürettiği metan gazının hava ile temas etmesi sonucu alevlenme yaşandığı belirtilmişti. Konuya ilişkin açıklama yapan SDÜ Mühendislik Fakültesi Sismoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Şahin, ilçe halkını uyararak evlerde oluşan çatlakların çökme riski taşıdığını belirtti. Şahin ayrıca, su seviyesinin düşmesiyle ortaya çıkan metan gazının gerekli önlemler alınmadığı takdirde sıkışarak binalarda yangın felaketine yol açabileceğini ifade etti ve olası afetlere karşı daha dikkatli ve hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.



"Göl seviyesindeki düşüş zeminde çökmelere ve deformasyonlara yol açıyor"


Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Sismoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Şahin, "Isparta ve çevresindeki göllerde son dönemlerde yaşanan çekilmeler ve kurumalar, artık sıklıkla karşılaştığımız bir durum hâline geldi. Bunun temel nedenlerine baktığımızda, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artması ve yağış rejimindeki bozulmalar önemli rol oynuyor. Ancak göl seviyelerindeki bu ciddi düşüşün tek nedeni iklim değil. Kaçak kuyular da su kaybında büyük bir etken. Özellikle gölleri besleyen yüzey sularının göletler aracılığıyla engellenmesi, su akışını keserek göllere ulaşması gereken suyun ciddi ölçüde azalmasına yol açıyor. Bunun yanı sıra mermer ocakları gibi çevresel müdahaleler de gölü besleyen havzalarda ve yer altı su kaynaklarında azalmaya neden oluyor. Göl seviyesindeki düşüş, her iki yanı faylarla çevrili olan Kovada Graben’i içerisinde yer altı su seviyesinin de azalmasına sebep oluyor. Yer altı suyu çekildikçe zeminde boşluklar oluşuyor. Bu boşluklu alanlar zamanla üzerlerindeki kütleyi taşıyamaz hâle geliyor ve çökmeler meydana geliyor. Çökmenin nedenlerinden biri, kumlu yapının oluşturduğu boşluklar, bir diğeri ise kil ve silt tabakalarında suyun çekilmesiyle hacimsel daralma yaşanmasıdır. Bu daralma, üstten binen yükle birlikte zeminde zayıflamaya, oturmalara ve deformasyonlara yol açıyor" dedi.



"Zemin örselenmesi binalarda çatlak ve hasar riskini artırıyor"


Zemindeki bu örselenmenin, üzerinde bulunan binalarda farklı oturmalar oluşturduğunu ve ağırlık merkezinin değişmesine neden olduğunu belirten Şahin, "Bu nedenle yapılarda çeşitli ölçülerde çatlaklar ve hasarlar ortaya çıkıyor. Burada üzerinde durulması gereken en önemli nokta, boşluk suyu basıncının ne kadar azaldığının belirlenmesi ve göllerdeki su girişi–çıkışı dengesinin mutlaka analiz edilmesidir. Bu denge sağlanmadan göl seviyelerindeki düşüşün ve zemin kaynaklı risklerin önüne geçmek mümkün değildir" dedi.



"Su seviyesi azaldıkça metan gazı yüzeye çıkıyor: Binalarda yangın riski artıyor"


Yer altı su seviyesinin azalmasıyla birlikte zemindeki basıncın düştüğünü ve bunun "bataklık gazı" olarak bilinen metan gazının yüzeye çıkmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Şahin, "Üstteki basıncın azalmasıyla alttaki basıncın yukarıya doğru çıkması, ‘terslenme’ dediğimiz olaya yol açıyor. Açığa çıkan bu gaz hava ile temas ettiğinde kolayca tutuşabilen bir gazdır. Tehlikeli olmasının nedeni ise, özellikle binaların altında sıkışan metan gazının, yapıların ağırlığının oluşturduğu basınçla birlikte havayla temas etmesi hâlinde büyük bir yangına sebep olabilmesidir" dedi.



"Gölün kuruması bölgesel felakete yol açabilir"


Eğirdir ile ilgili üzerinde durulması gereken en önemli konulardan birinin ekosistem olduğunu vurgulayan Şahin, "Eğirdir Gölü’nün kuruması, ekosistemin tamamen bozulmasına ve bölgenin çorak bir alana dönüşmesine yol açar. Bu durum tarımsal üretim alanlarını azaltır, yağış rejimini olumsuz etkiler ve geniş bir bölgesel iklim değişikliğine sebep olur. Gölün kuruması Eğirdir için büyük bir felaket olur. Acilen bir eylem planı devreye sokulmalıdır çünkü yakın gelecekte gölün tamamen kuruma riski vardır. Bunun en çarpıcı örneği Burdur’daki Yarışlı Gölü’dür. İki yıl önce 4 metre su seviyesi bulunan göl bugün tamamen çorak bir araziye dönüşmüş durumda. Benzer bir örnek de Akşehir Gölü’dür; birkaç yıl önce balıkçılık yapılabilirken bugün tamamen kurumuş hâle geldi. Eğer gerekli önlemler alınmazsa aynı tabloyu kısa süre içinde Eğirdir Gölü’nde de göreceğiz" ifadelerini kullandı.



"Su seviyesindeki düşüş bina çökmelerini kaçınılmaz hâle getiriyor"


Şahin, su seviyesine bağlı olarak bölgede meydana gelen çökmelerin ve binalardaki çatlakların ilerleyen süreçte ciddi çökme riskine yol açabileceğini belirterek, "Bölgedeki su seviyesinin azalması zeminde hacimsel küçülmeye neden oluyor. Bu durum zamanla binaların oturmasında farklılıklar ortaya çıkararak yapının yük taşıma kapasitesini zayıflatıyor. Çatlaklar artarsa bina artık yükü taşıyamaz hâle gelir ve çökmeler meydana gelebilir. Bu nedenle o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın binalarındaki durumları düzenli olarak kontrol etmeleri gerekiyor. Ayrıca kaçak kuyular konusunda daha duyarlı olunmalı ve su tüketimi konusunda tasarruflu davranılmalıdır. Çünkü temel sorun gölün ve yer altı sularının hızla çekilmesidir. Vahşi sulamada kullanılan su göle geri dönmeden buharlaşıyor ve bu da yer altı su kaybını hızlandırarak zeminde çöküntülerin oluşmasına sebep oluyor" dedi.



"Türkiye su fakirliğine doğru gidiyor: Acil önlem şart"


Prof. Dr. Şahin son olarak, "Küresel iklim değişikliğiyle birlikte kişi başına düşen yıllık su miktarı bin 350 ton seviyelerindeyken son yıllarda bin 200 tonlara kadar geriledi. Bu miktarın bin tonun altına düşmesi, ülkemizin ‘su fakiri’ ülke konumuna gelmesi anlamına gelir. Bu nedenle bir an önce önlem alınması şart. Hatta acil şekilde bir Afet Bakanlığı kurulmasının da son derece faydalı olacağını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.



Prof. Dr.  Şahin uyardı: "Eğirdir Gölü’nün hızla çekilmesi ilçeyi felakete sürüklüyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Yalova’da 14 aylık bebeğin yaralandığı komşu kavgasıyla ilgili baba ve anne ifade verdi Yalova’nın Çınarcık ilçesinde aralarında husumet bulunan komşularının saldırısında, kucağındaki 14 aylık çocuğuyla birlikte yaralanan baba ile eşi savcılıkta ifade verdi. Olayla ilgili tutuklanan saldırganın ifadesinde, "Benim amacım Muhammed Baca’ya vurmaktı. Ancak savurduğum cisim kucağındaki çocuğa denk geldi" dediği ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak bina yapıları nedeniyle çok sayıda tartışma yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammed Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Daha önce uzaklaştırma kararı verilen diğer şüpheli Servet E. ise serbest kaldı. Minik İkra, 3 günlük tedavinin ardından taburcu edildi. "İfadelerde hem Servet hem de Şener vurulduğunu kabul etmiştir" Olayla ilgili Muhammed Baca ve eşi B. Baca, Yalova Adliyesi’ne gelerek savcılıkta ifade verdi. Adliye çıkışı açıklama yapan Baca ailesi avukatlarından avukat Tolga Taylı, son günlerde sanki çocuğun yaralanmasının torpidoya çarparak olduğu gibi bir algı oluşturulmak istendiğini belirterek, "Servet E.’nin veyahut da Şener E.’nin ifadeleri de apaçık ortadadır. Muhammed Baca’ya karşı yapılan bir saldırı neticesinde Muhammed Baca’nın elinde çocuğu olduğu görülmesine rağmen cisim vurulmaya ve fırlatılmaya devam edilmiştir. Kaza da olsa elinde bir çocuk olan babaya karşı böyle bir eylemin yapılmasının hiçbir anlamı yoktur ve bunu farklı yerlere çekmeye de gerek yoktur" diye konuştu. "Kalıcı bir hasar olduğu da tespit edilmiştir" Adli Tıp raporunun da dosyada yer aldığını belirten Taylı, "Rapor içerisinde çocuğun kafatasının arka kısmında ciddi ve kalıcı bir hasar olduğu da tespit edilmiştir. Torpidoya çarpmayla oluşacak bir hasar değildir. Nitekim medya servis edilen görüntülerde 18.55 anlarında Muhammed Baca’nın 112’yi arayarak ve aynı zamanda kaymakamlık makamını arayarak yardım istediği bir görüntü sızmış ve burada ‘çocuğun yüzüne ne oldu’ ifadesi geçmiştir. Bu ifade farklı yerlere çekilmektedir. 18.59’da aynı tarihte çocuğun ev içerisindeki bir video kaymakama gönderilirken yüzü burada apaçık ortadır. Herhangi bir hasar yoktur. İkra bebeğin son günlerdeki, hastanedeki görüntüler de hepinizin zaten malumudur. Yani bir torpidoyla çarpmakla değil. Zaten 18.59’da çocuğun yüzünde herhangi bir hasar olmamasına rağmen 3-4 saat sonrasında hastanelik oluyor. Yani torpidoyla ulaşan bir şey değildir. Burada farklı yerlere, farklı yorumlara çekmeye veyahut da sürüklemeye gerek yoktur. Muhammed Baca ve ailesi mağdurdur. Tekrardan mağdur edilmeye çalışılmaktadır. Bu süreçle ilgili dosyaya girmiş ve süreci takip etmeye başlamış bulunmaktayız. İfadelerde hem Servet hem de Şener vurulduğunu kabul etmiştir. Kasti olarak çocuğa yapmadık ama çocuğu Muhammed’in kucağında gördük olarak ifadelerini net olarak söylemişlerdir." "Muhammed Baca bir hedef olarak göstermiştir" Servet E. ile ilgili de şikayetçi olacaklarını kaydeden Taylı, "Son birkaç gündür sanki Muhammed Baca bilinçli olaraktan burnundan akan kanları İkra Bebek’in üzerine akıtaraktan bir mağduriyet oluşturma, mağdur edebiyat yapma çabasında olduğuna yönelik birkaç tane röportajını gördük. Burada halkı da yanlış yönlendirmektedir. Keza gerek x hesabında gerekse diğer sosyal mecralarda Muhammed Baca ve ailesine karşı şu an bir itibar suikastı vardır. Burada halkı kim ve düşmanlığa yöneltmektedir. Muhammed Baca bir hedef olarak göstermiştir. Bugün için buraya gelirken bile sokakta kendisine ters ters bakılaraktan suçlu baba psikolojisi içerisine sokulmuştur. Bu durumla ilgili de ayrıca hukuki süreçler başlatılacaktır" dedi. Avukat Berika Kurt ise sanıkların suçlamaları kabul ettikleri beyanları olduğunu belirtti. Kurt, sosyal medya üzerinden yapılmaya çalışılan algı operasyonlarına halkın inanmaması gerektiğini kaydetti. Baba Muhammed Baca ise sanıkların suçlamaları kabul ettiğini ve Türk adaletine güvendiğini söyledi. "Kasıtlı olarak çocuğa vurmadım" Öte yandan tutuklanan Şener E.’nin ise ifadesinde, "Muhammed’in elinde çocuğu varmış ve savurduğum cisim Muhammed ile çocuğuna çarpmış. Ben olayın siniri ve heyecanı ile kucağındaki çocuğu fark etmemişim bile. Müteakip jandarma müdahale etti ve bizleri ayırdı. Yengem N. ile Muhammed’in eşi arasında da bir kargaşa oldu ancak birbirlerini darbedip etmediklerini görmedim. Olaylar sona erdikten sonra jandarma tarafından karakola getirildik. Muhammed Baca isimli şahıstan şikayetçi ve davacıyım. Benim amacım Muhammed Baca’ya vurmaktı. Ancak savurduğum cisim kucağındaki çocuğa denk geldi. Kasıtlı olarak çocuğa vurmadım" dediği öğrenildi.