GÜNDEM - 19 Şubat 2026 Perşembe 16:53

Yangında evi yanan aileye Başkan’dan yeni yuva

A
A
A
Yangında evi yanan aileye Başkan’dan yeni yuva

Isparta’nın Aksu ilçesine bağlı Karağı köyünde yaklaşık bir yıl önce çıkan yangında evi yanan Akbay ailesine Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in verdiği yeni ev sözü kısa sürede yerine getirildi. Aksu ilçesi ziyaretinde aileyi de ziyaret eden Başkan Başdeğirmen, aileye yeni evlerinin hayırlı olmasını diledi.


Aksu ilçesinin Karağı köyünde yaşayan Akbay ailesinin yaşadığı ev yaklaşık bir yıl önce çıkan yangın sonucunda kullanılamaz hale gelmişti. Yangın sonrası Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen harekete geçerek, aileye yeni bir ev yapma sözü verdi. Başkan Başdeğirmen tarafından verilen söz kısa sürede tutuldu ve Akbay ailesi yeni evlerine kavuştu. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, ilçe ziyaretleri kapsamında gittiği Aksu ilçesinin Karağı köyünde aileyi ziyaret etti.



"Çok mutluyuz. Allah başkanımızdan razı olsun"


Ev Sahibi Şehriban Akbay, yaşadığı zor günlerin ardından Başkan Başdeğirmen’in her zaman yanlarında olduklarını belirterek, "Çok teşekkür ederim Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e. Yanan evimizden sonra yeni ev yaptırdı. Bizlere çok destekleri oldu. Bu süreç boyunca sürekli yanımızdaydı. Çok mutluyuz. Allah razı olsun başkanımızdan" dedi.



"Yardımlarınız için teşekkür ederim"


Anne Asiye Sarıdoğan ve baba Halil Sarıdoğan da yeni evlerinde mutlu ve huzurlu olduklarını belirterek, Başkan Başdeğirmen’e teşekkür etti. Sarıdoğran çifti, "Sağ olsun. Allah başkanımızdan razı olsun. Yardımlarınız için teşekkür ederim. Belediye başkanımıza çok teşekkür ederiz" dediler.



"Allah bir daha yaşatmasın inşallah"


Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, yangın sonrası evi yenilenen aileyi ziyaret ederek, Isparta Belediyesi olarak her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Başkan Başdeğirmen, "Talihsiz bir olay yaşadınız. Allah bir daha yaşatmasın inşallah. Önemli olan cana gelmedi, mala geldi. Malı da güçlü devletimiz zaten sizin talebinizle hemen duyar duymaz gelip burayı bu hale getirdi. Çok şükür arkadaşlarımız bu konuda Isparta Belediyesi olarak gereken her türlü çalışmayı yaptılar. Evi görünce ben de çok mutlu oldum. Çok memnun oldum. Önemli olan tabi ki bunlar yaşanabilir. Her zaman her şey başımıza gelebilir. Böyle bir olumsuzluk olduğu zaman hemen devletin gücünü yanınızda görmeniz. Yani sadece biz değil tabi ki Aksu Belediye Başkanımız, İlçe Başkanımız, Muhtarım. Yani bunlar anında birleşerek çare bulundu. Allah razı olsun hepsinden de. Şimdi oluk tamamlanmamış herhalde. Bir oluğu tamamlayalım. Boş odaların eşyalarını koyalım. Çocuklarımızın kıyafetlerini koyalım, verelim inşallah. Böylelikle de geri kalan kısmını da tamamlamış olalım sizlere. Bizim için önemli olan sizlerin mutlu olması. Bizler Isparta’dan onun için geliyoruz. Onun için sizleri ziyaret ediyoruz. İmkanlarımızın dâhilinde biz de sizlere hep yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bizim arkadaşlarımız buradan hiç ayrılmıyorlar bu tür yerlerden. Sürekli köylerde böyle sorunu olan ailemizin yanında oluyoruz. Biz de bundan son derece mutluyuz ve memnunuz. Sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyoruz inşallah" dedi.



Yangında evi yanan aileye Başkan’dan yeni yuva

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Gebelikte oruç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Zeynep Banu Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Zeynep Banu Erdoğdu, gebelikte oruç tutmanın zamanlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Genel olarak gebeliğin ikinci trimester dönemi olan 4, 5 ve 6’ncı aylar oruç için daha uygun kabul edilmektedir. Son trimesterde ise bebeğin hızlı kilo alımı ve gelişimi nedeniyle oruç tutulması önerilmemektedir" diye konuştu. Anne adaylarının sağlık durumlarının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Erdoğdu, "Bulantı, kusma ya da ek bir sağlık sorunu bulunmayan anne adayları, kendilerini yormayacak şekilde günlük yaşamlarını sürdürmelidir. Bu süreçte düzenli dinlenme, uyku düzeninin korunması ve günlük protein, kalori, vitamin ile sıvı ihtiyacının karşılanması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Gebelikte en önemli unsurun anne ve bebeğin sağlığı olduğunu ifade eden Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.
İzmir Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar İzmir Alaçatı’da sakız üretiminin 70 yıllık geçmişi, üreticilerin tanıklıklarıyla gün yüzüne çıktı. Özdemir Kanga ve Selahattin Kanga kardeşler ile sakız üreticileri İbrahim Topal ve Hasan Ege Tütüncüoğlu, geçmişten bugüne uzanan üretim tekniklerini ve hatıralarını paylaştı. Sakızlar Restoran’da düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan sakız üreticisi İbrahim Topal, Sakızlar Bahçesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal yaşamında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. 1950’li yıllarda Hıdırellez kutlamalarının burada panayır havasında geçtiğini hatırlatan Topal, "Sakızlar hem üretim merkeziydi hem de insanların toplandığı nadir alanlardan biriydi" dedi. 13 yaşında sakız tarımı 1941 doğumlu Özdemir Kanga, henüz 13–14 yaşlarındayken Rıza Ertan’a ait Sakız Bahçesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Sakız üretiminin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirten Kanga, ağaçların özel tornavidalarla, belirli aralıklarla ve belli yükseklikten delinerek reçine akışının sağlandığını ifade etti. Ağaçların "bilek dalı" olarak adlandırılan kısmının üstüne çıkılmaması gerektiğini, aksi halde ağacın kuruyabileceğini söyleyen Kanga, genç ağaçların daha verimli olduğunu vurguladı. Yanlış budama ve bilinçsiz müdahalelerin sakız ağaçlarına zarar verdiğini aktaran Kanga, o dönem Sakız Adası’ndan gelen uzmanların havai köklendirme yöntemini uygulamalı olarak gösterdiğini de anlattı. Pirinç ayıklar gibi sakız temizledik Selahattin Kanga ise sakızın toplanmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci ayrıntılarıyla paylaştı. Toplanan reçinenin belediye binası karşısındaki küçük bir alanda muşamba üzerinde kurutulduğunu belirten Kanga, "Pirinç ayıklar gibi taşını ayıklardık. Temizlenen sakızları küçük testilere doldururduk. İzmir’de öyle satılırdı" dedi. Bir sezonda 30–35 kilogramı bulan üretim yaptıklarını ifade eden Kanga, genç ağaçların ilk delindiğinde küçük parçalar halinde yoğun reçine verdiğini, ancak yaşlanan ağaçlarda verimin düştüğünü dile getirdi. Sakızın yaprağının sertliği ve kırılganlığının da kalite göstergesi olduğunu söyledi. Modern yöntemlerle 5 yılda ürün Sakız üreticisi İbrahim Topal ise günümüzde üretim tekniklerinin geliştiğini belirtti. Geçmişte iki yıl süren köklendirme sürecinin artık havai köklendirme yöntemiyle 6 aya kadar indirilebildiğini aktaran Topal, "15 yılda ürün verir denilen ağaçlardan 5–6 yılda ürün almayı hedefliyoruz" dedi. Sakız ağacının kayalık ve serin topraklarda daha iyi tutunduğunu, 20–25 metreye kadar kök salabildiğini ifade eden Topal, üretim sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çeşme’de 25 bin yeni ağaç Sakız üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu da tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Çeşme’de önemli miktarda sakız üretildiğini, ürünün vakıflar eliyle yönetildiğini anlattı. Günümüzde ise yeniden canlandırma çalışmaları kapsamında iki yılda yaklaşık 25 bin sakız ağacının dikildiğini açıkladı. Belediyenin gösterdiği yeşil alanlara 12 bin, devlet tarafından tahsis edilen alanlara 10 bin, özel mülkiyetlere ise yaklaşık 3 bin fidan dikildiğini belirten Tütüncüoğlu, dikilmeyi bekleyen 25 bin fidan daha bulunduğunu söyledi. Kamu arazilerinin tahsisi konusunda süreçlerin devam ettiğini ifade eden Tütüncüoğlu, uygun alan sağlanması halinde Çeşme’de sakız üretiminin yeniden güçlü bir ekonomik değer haline gelebileceğini dile getirdi. Söyleşi, Alaçatı’nın geçmişindeki üretim kültürünü hatırlatırken, sakızın yeniden bölgenin sembolik ve ekonomik değerlerinden biri olması yönündeki umutları da güçlendirdi.