EKONOMİ - 11 Nisan 2012 Çarşamba 13:04

BAKAN BAОIŞ: ``HIRS VE ÇIKARLARIN LİDERLERİ NASIL ZIVANADAN ÇIKARDIОINI SURİYE`DE İZLİYORUZ``

A
A
A
BAKAN BAОIŞ: ``HIRS VE ÇIKARLARIN LİDERLERİ NASIL ZIVANADAN ÇIKARDIОINI SURİYE`DE İZLİYORUZ``

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, katıldığı ``15. Avrasya Ekonomi Zirvesi``nde ideolojik ve ayrıştırıcı yaklaşımların Avrasya coğrafyasına karşı büyük haksızlık olduğunu belirterek, ``Bireysel hırs ve çıkarların liderleri nasıl zıvanadan çıkardığını, nasıl zalimleştirdiğini en yakında Suriye`de izliyoruz`` dedi.
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı`nda 50 ülkeden 200`ün üzerinde temsilcinin katılımıyla düzenlenen 15. Avrasya Ekonomi Zirvesi başladı. Zirveye TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil ve çok sayıda davetli katıldı.
Toplantıda konuşan Bakan Bağış, ``Avrupa ile Asya`yı birleştiren Avrasya, Avrupa ile Asya`nın tam ortasında bulunan İstanbul`da insanlığa yepyeni barışı, refah ve umut köprüleri kurarken 15. Avrasya Ekonomisi de bundan önceki 14 zirve gibi bu köprülerin ayağını biraz daha güçlendirecek. 50 ülkeden 200`ün üzerinde katılımcıyla adeta küçük bir Birleşmiş Milletler manzarasının toplandığı bu zirve, inanıyorum ki Avrasya`nın zenginliklerini gerçek manada değerlendirebilmek için önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yıl bronz yılını kutlayan Avrasya Ekonomi Forumu bölgemiz için, dünya için altın fırsatlar yaratmaya devam edecektir`` dedi.
Avrasya`nın Avrupa`dan bağımsız bir kavram ve coğrafya olmadığı gerçeğini özellikle vurgulamak istediğini ifade eden Bakan Bağış, ``Ben bütün cesaretimi toplayarak şu anda burada sizlerin huzurunda bulunuyorum ve bir kez daha bu vesile ile Avrasya`nın Avrupa`dan bağımsız bir kavram ve coğrafya olmadığı gerçeğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bugün Türkiye`nin önemli bir ekonomik aktör olarak içinde bulunduğu Avrasya bölgesi, 25 milyon kilometrekare alanı kapsayan bir coğrafyada 310 milyondan fazla bir nüfusu barındırıyor. Zengin enerji kaynakları, 1,6 trilyon dolara yaklaşan toplam milli geliri ve 1 trilyon doların üzerindeki ticaret hacmi ile Avrasya, büyük bir ekonomik ve jeopolitik güç merkezini temsil ediyor. Bütün bu veriler de gösteriyor ki Avrasya coğrafyası, tarihte olduğu gibi bugün de stratejik önemini muhafaza etmektedir. Özellikle Arap Baharı sürecinde Avrasya`nın çok daha fazla öne çıktığını, öneminin arttığını müşahede ediyoruz`` diye konuştu.
Egemen Bağış, Avrasya coğrafyasının her zaman güç mücadelelerin bir parçası olduğuna dikkat çekerek, ``Türkiye de bu kritik coğrafyada her zaman bir istikrar kaynağı olarak, en önemlisi de bu coğrafyanın ortak çıkarlarına hak ve adaletten yana vurgu yaparak öne çıkıyor. İster dünyanın satranç tahtası deyin, ister Heartland deyin. Ne derseniz deyin Avrasya coğrafyası her zaman güç mücadelelerinin bir parçası olmuştur değerli dostlar. Avrasyacılık gibi bir ideolojinin ortaya çıkması ve bir kutuplaşma aracı haline getirilmesi de esasen bu güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülebilir. Hatırlarsanız bir zamanların diktatörleri ``˜Avrasya`ya hükmeden, dünyaya hükmeder` diyorlardı. Ama maalesef bugün de birçoğunun hala onların dediği gibi bu coğrafyaya hükmetmeye çalışan anlayışları sahiplendiğini, Avrasya coğrafyasının bir işbirliği değil de çatışma alanı olarak anıldığını üzülerek görüyoruz`` dedi.
Dünyanın kalbi olarak anılan Avrasya coğrafyasına hükmetmeye çalışmanın dünyaya kalp krizi geçirtmekten başka bir sonuç doğurmayacağını belirten Bakan Bağış, ``Avrasya coğrafyasına baktığında sadece enerji kaynaklarını, zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını görüp iştahları kabaranlar, bu coğrafyanın en önemli zenginliğinin dinamik insan potansiyeli olduğunu unutuyorlar. Avrasyacılık gibi Avrasya Birliği gibi kutuplaştırıcı ideolojik yaklaşımlar da bu coğrafyanın insanlığın refahına yapabileceği katkıların çıkar çatışmasına heba edilmesine sebep oluyor. Bu tür ideolojik ve ayrıştırıcı yaklaşımlar, açık söylüyorum, Avrasya coğrafyasına ve bu coğrafyanın insanlarına karşı büyük bir haksızlıktır. Bakınız değerli dostlar; bireysel hırs ve çıkarların liderleri nasıl zıvanadan çıkardığını, nasıl zalimleştirdiğini en yakında Suriye`de izliyoruz. Kendi koltuğunu sağlama almak için, şahsi ikbali peşinde koştuğu için bir liderin nasıl kendi halkına kurşun sıkacak kadar, masum sivilleri hedef alacak kadar akli melekelerini yitirdiğini görüyoruz. Bu zirveden de ben Suriye`deki vahşetin durdurulması noktasında burada bir araya gelen saygın misafirlerimizin hassasiyetlerini esirgemeyeceğini düşünüyorum`` şeklinde konuştu.
Bakan Bağış, Avrasya coğrafyasının hiçbir şahsi güç için kendi çıkarlarını ve hedeflerini kendi başına gerçekleştirebilecek imkana sahip olduğu bir coğrafya olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
``Bu coğrafyayı hegemonyası altına almak isteyenler, buradaki tablodan da beyhude bir çaba içinde olduklarını anlamalılar. O halde Avrasya coğrafyasını artık ``˜kaybet-kaybet` denkleminden çıkarıp, ``˜kazan-kazan` denkleminin merkezi haline getirmek için daha fazla vakit kaybedilmemelidir. Bunun için de Avrasya Birliği`ni kurumsal ve kutuplaştırıcı bir zeminden ziyade en önce zihinlerde gerçekleştirmeli ve böylece barış ve refah adına tarihi bir eşiği aşma iradesini gösterebilmeliyiz.``
``TÜRKİYE İÇİN AB ÜYELİОİNİN HİÇBİR ŞEKİLDE ALTERNATİFİ VEYA YEDEĞžİ YOKTUR``
Bakan Bağış, ``AB`ye tam üyelik ilk başvuruyu yaptığımız 1959 yılından bu yana Türkiye için her zaman stratejik bir hedef ve devlet politikası olarak süregelmiştir ve öyle olmaya da devam edecektir. Bugün Avrupa Birliği sürecinde Türkiye`nin karşı karşıya kaldığı haksızlıklara veya sürecin tıkanıklığına bakarak ülkemize farklı adresler gösterenler hem Türkiye`ye, hem de o gösterdikleri adreslere haksızlık ediyorlar`` dedi.
Bağış, Türkiye`nin AB üyeliğinin bugün Avrasya birliği ile hedeflenen amaçları da yerine getirecek simgesel ve tarihi bir adım olacağına dikkat çekerek, ``Eğer Avrasya Birliği`nden kasıt samimi olarak Avrupa ve Asya`nın zenginliklerini bir araya getirmek ve ortak işbirliği alanları oluşturmaksa Türkiye`nin AB üyeliği zaten bunu sağlamış olacak. Bir diğer önemli husus, Avrupa`nın Asya`yı, Asya`nın Avrupa`yı dışladığı, ötekileştirdiği her denklem Avrasya coğrafyasının da her şeyden önce kendine yabancılaşması sürecini beraberinde getirecektir. Bu tarihi yanılgıya dur demenin de tam vaktidir ve bu yanılgıyı da Türkiye`nin AB üyeliği düzeltmiş olacaktır`` diye konuştu.
Türkiye`nin AB üyeliğinin Avrasya coğrafyasına etkilerini anlatmak bakımından istatistiklere de değinen Bakan Bağış, ``Türkiye`nin 1986 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile dış ticaret hacmi 630 milyon dolar. 1996 yılına geldiğimizde bu rakam 5,6 milyar dolara çıkmış. Peki, 12 yıl sonraya gelelim. 2008 yılında bu 5,6 milyar dolar, nereye yükselmiş biliyor musunuz? Tam tamına 53,2 milyar dolar. Yani neredeyse 10 kat artış var. 2009`da tabii küresel krizin de etkisiyle bu rakam 35 milyar dolara düşmüş ama 2010`da yeniden artış eğilimine girerek 42,2 milyar dolara yükselmiş. Yani Türkiye`nin toplam dış ticaret hacminin yaklaşık yüzde 15`i. Tabii bölgeyle yatırım alanlarımızın başında müteahhitlik sektörü geliyor`` dedi.
Sektörde bölgeye ait yatırımlarını da anlatan Bakan Bağış, şunları söyledi:
``Türkiye Müteahhitler Birliği verilerine göre 1972-2010 yılları arasındaki dönemde gerçekleştirilen yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin toplam tutarı 187,7 milyar dolardır. Bunun 85 milyar doları, yani yarısına yakını, Avrasya bölgesinde hayata geçirilmiştir. Bu veriler dahi Türkiye AB üyesi olduğunda Avrupa ve Asya`nın birbirine tam manasıyla kavuşmuş olacağını gösteriyor. Avrupa`nın en hızlı büyüyen ekonomisi olarak, ileri demokrasi kararlılığıyla son 9,5 yılda ortaya büyük bir reform iradesi koyan bir hükümet olarak AB standartlarını yakalama konusundaki ilerleyişimizi devam ettireceğiz. Sözlerime son verirken şunu da özellikle bu platformda belirtmek isterim ki, Türkiye yarım asırlık AB entegrasyon sürecindeki tecrübelerini Avrasya`nın Avrupa dışında kalan bölümüne de aktarmaya hazırdır. Avrasya coğrafyasının zenginliklerine ulaşmanın yolu bu bölgenin bir çatışma değil de işbirliği alanı haline getirilmesinden geçiyor ve Türkiye`nin AB üyelik süreci bu gerçeğe ışık tutuyor.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Depremzede besici devlet desteğiyle hayata tutundu Gaziantep’te 6 Şubat 2023’teki depremde ahırlarının yıkılması sonucu yaklaşık 300 küçükbaşı telef olan Kadir Aslan, devlet desteğiyle hayvancılık yapmaya devam ediyor. Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Gaziantep’te 7 bin 545 adet küçükbaş ve 499 adet büyükbaş hayvan da telef oldu. Depremin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayvanları telef olan besicilere küçükbaş ve büyükbaş hayvan desteğinin yanı sıra branda ve çadır verildi. Depremlerin en çok etkilediği İslahiye ilçesinin kırsal Kozdere Mahallesi’nde yaşayan Kadir Aslan’ın yaklaşık 300 küçükbaş hayvanı ağıllarının yıkılması sonucu telef oldu. Hayvanları telef olduğu için çok zor günler geçiren Kadir Aslan, depremin ardından Tarım ve Orman Bakanlığının depremzedeler için verdiği desteğe başvurdu. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 6 Şubat 2023’teki depremlerin ardından hibe edilen 300 küçükbaş hayvan ile yeniden besiciliğe başlayan Aslan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kendisine gönderilen 300 hayvan sayesinde hayvan sayısını yeni doğumlarla 3 yılda 800’e çıkardı. Eşi Sultan Aslan ve çocukları ile birlikte kendi imkanları ile yaptığı çiftlikte devletin de verdiği hayvan desteğiyle hayata tutunan ve küçükbaş hayvancılığa devam eden Aslan, besicilikten elde ettiği gelirle geçimini sağlıyor. Depremin ardından hayvanlarına sahip çıkmak için doğup büyüdüğü şehri terk etmeyen ve aldığı 300 hayvan desteğiyle hayvancılığa devam eden Aslan ailesi yaşadığı zorlukları dayanışmayla aştı. Depremlere İslahiye ilçesinin kırsal Ağabey Mahallesi’nde yakalandıklarını söyleyen Aslan, depremden sonra maddi ve manevi olarak büyük hasar aldıklarını söyledi. Devletin desteğiyle hayata yeniden bağlandıklarını belirten Aslan, "O gece sabaha karşı bir gürültü sesine uyandık ve baktık ki deprem oluyor. Hayvanlarımızın hepsi ağılın altında kaldı ve telef oldu. Canlı kalan hayvanlarımızda bağırıyordu. Depremden iki gün sonra İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tespit için geldiler. Telef olan hayvanlarımızı enkazın altından çıkardılar. Devletimiz sağ olsun bize telef olan hayvanlarımızın yerine hayvan verdi. Allah devletimizden razı olsun. İyi ki devletimiz var. Geçimimiz hayvancılıktan geliyor. Devlet sağ olsun bize hayvanlarımızı geri verdi. Eğer devlet bize bu desteği vermeseydi, belki bugünlere gelemezdik" dedi. Depremin etkilerine rağmen hayvancılığı sürdürdüğünü belirten Aslan, "Devletin verdiği destekle 3 yıl içinde hayvan sayımız daha da arttı. Devletin verdiği destekle hayvancılığa tekrar devam ettik. Ailece de hayvancılığı seviyoruz. Hayvancılık bize deden ve babadan gelen bir meslek olduğu için hayvancılığı terk edemeyiz. Mesleğimizi severek yapıyoruz. Hayvanları çok seviyoruz" diye konuştu.
Ankara TZOB Başkanı Bayraktar: "Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldüğünü söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldüğünü aktaran Bayraktar, "Havuçtaki fiyat farkını yüzde 275,8 ile maydanoz, yüzde 229,8 ile pırasa, yüzde 225,7 ile marul takip etti. Havuç ve maydanoz 3,8 kat, pırasa ve marul 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 10 lira 50 kuruş olan havuç markette 39 lira 70 kuruşa, 5 lira 57 kuruş olan maydanoz 20 lira 92 kuruşa, 13 lira 53 kuruş olan pırasa 44 lira 64 kuruşa, 10 lira 87 kuruş olan marul 35 lira 39 kuruşa satıldı. Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette kuru fasulye, üreticide ise pırasa oldu" açıklamasında bulundu. "Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü" Market fiyatlarında yaşanan değişimi de değerlendiren Bayraktar, "Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü. Bir üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Ocak ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 67,2 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 54,1 ile sivribiber, yüzde 48,5 ile patlıcan, yüzde 41,7 ile salatalık takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,6 ile kuru fasulye oldu. Kuru fasulyedeki fiyat düşüşünü yüzde 9,4 ile pırasa, yüzde 5,7 ile portakal, yüzde 5 ile patates izledi" ifadelerini kullandı. "Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü" Ocak ayında üreticide 33 ürünün 19’unda fiyat artışı olduğunu belirten Bayraktar, 6 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, 8 üründe ise fiyat değişikliğinin olmadığını ifade etti. Bayraktar, "Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü. Pırasadaki fiyat düşüşünü yüzde 7 ile yumurta, yüzde 4,4 ile karnabahar, yüzde 2,3 ile zeytinyağı izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 179,2 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 119,7 ile sivribiber, yüzde 118,8 ile salatalık, yüzde 100,5 ile patlıcan takip etti" diye konuştu. "Kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi" Üretici fiyat değişimlerinin nedenlerine değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Seralarda güzlük sezon bitti ve baharlık sezon için dikimler yapıldı. Bu geçiş döneminde yeni dikilen ürünler henüz hasat olgunluğuna gelmediğinden kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Bu ürün grubunda arzı azaltan bir diğer husus da havaların soğuk olması nedeniyle birim alandan alınan verimin düşmesidir. Ocak ayının son haftasında Antalya başta olmak üzere Mersin ve Muğla gibi kıyı şeridindeki illerimizde meydana gelen aşırı yağışlar, fırtına, hortum ve dolu afetleri de bu ürün grubundaki fiyatların yükselmesine neden olan bir başka etken oldu. Talebin azalması karnabahar ve pırasa fiyatlarının gerilemesine neden oldu. Yumurta fiyatları, iç piyasadaki arz fazlası ve sofralık yumurta ihracatında devam eden kısıtlamalar nedeniyle geriledi." Bayraktar gıda fiyatlarında yaşanan değişimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Ocak ayında, Aralık ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 6,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1, üre gübresi yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Buna karşın DAP gübresi yüzde 0,5 oranında düştü. Geçen yılın Ocak ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 39,9, üre gübresi yüzde 38,2, Diamonyum Fosfat (DAP) gübresi yüzde 35,7, amonyum nitrat gübresi yüzde 28,7, amonyum sülfat gübresi yüzde 26,4 oranında arttı. Ocak ayında Aralık ayına göre besi yemi yüzde 5,6, süt yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi yüzde 33,1, süt yemi yüzde 30 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 35,9 oranında arttı. Ocak ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 7,7 oranında artarken, yıllık yüzde 21,8 oranında arttı."
Antalya Yağış sonrası bozulan yollar onarılıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Fen İşleri Daire Başkanlığı ile Yol Yapım, Bakım ve Onarım ekipleri kent genelinde aşırı yağışlar nedeniyle bozulan yollarda bakım ve onarım çalışması yürütüyor. Ekipler, içme suyu altyapı çalışmaları kapsamında açılan hatlarda, yoğun yağışların ardından oluşan bozulmalara hızla müdahale ederken, vatandaşların günlük yaşamının olumsuz etkilenmemesi amacıyla öncelikle geçici dolgu çalışmaları yapılırken, uygun teknik şartların oluşmasının ardından kalıcı asfalt kaplamalar yapılacak. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü İçme Suyu Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; içme suyu hatlarının yenilenmesi ve bakım-onarım faaliyetleri sonrasında açılan yol kesimlerinde, yağışların etkisiyle meydana gelen bozulmalar tespit edilerek hızla onarılıyor. Ekipler, asfalt öncesi zeminin oturması ve gerekli teknik şartların sağlanması amacıyla öncelikle geçici dolgu uygulamalarını gerçekleştiriyor; dolgu sürecinin tamamlanmasının ardından ise program dahilinde kalıcı asfalt çalışmaları hayata geçirilecek. Konyaaltı’nda aşamalı yol onarımı Konyaaltı ilçesinde başlatılan içme suyu altyapı çalışmalarının ardından, içme suyu hatlarının geçtiği güzergâhlarda dolgu işlemleri tamamlandı. Belediye Caddesi, Atatürk Caddesi, Gazi Mustafa Kemal Caddesi ile Gürsu 304 Sokak’ta yürütülen çalışmalar kapsamında, açılan hatlar geçici dolgu ile kapatılarak ulaşım güvenliği sağlandı. Teknik şartların oluşmasının ardından bu bölgelerde program dâhilinde kalıcı asfalt çalışmaları gerçekleştirilecek. Kardeş Kentler Caddesi - havaalanı güzergâhına sıcak asfalt Aksu ilçesinde bulunan Lara Caddesi ile Kardeş Kentler Caddesi’nin havaalanı gidiş güzergâhı, olumsuz hava şartlarından etkilendi. Lara Caddesi’nde bakım ve onarım çalışmaları kapsamında Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri tarafından asfalt yenilemesi yapılırken, turizm açısından büyük önem taşıyan havaalanı güzergâhına ise sıcak asfalt serimi gerçekleştirildi. Gümüşkavak ve Beldibi yolları açıldı Alanya ve çevresinde etkili olan şiddetli yağış beraberinde heyelan ve toprak kaymalarını da yol açtı. Ulaşımda herhangi bir sorun yaşanmaması için teyakkuz halinde olan Büyükşehir ekipleri, sorunların yaşandığı bölgelerde çalışma yaparak yolları güvenli hale getiriyor. Gümüşkavak ve Beldibi Mahallesi grup yollarında yaşanan toprak kayması ve heyelan sonrası Antalya Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Alanya ekipleri bölgeye gönderdiği iş makineleriyle kısa sürede yolları açtı. Gümüşkavak’da taş ve toprakla tıkanan şarampol ve yol temizliği gerçekleştirildi. Dim Grup Yolu ve Bucak Mahallesi yolunda heyelan nedeniyle yola düşen kaya, taş ve toprak iş makineleriyle temizlenerek yol trafiğe açıldı. Diğer yandan toprakla dolan şarampoller ise kepçe yardımıyla temizlenerek yol güvenli hale getirildi.
Antalya TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Doğal afetler tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla etkilemektedir" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manavgat’ta meydana gelen hortumdan zarar gören tarım alanları ve seralarda incelemelerde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hortumdan zarar gören sera ve tarım arazilerinde incelemelerde bulunarak üreticilerin sorun ve taleplerini dinledi. İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hortumun tarımsal üretimde ciddi kayıplara yol açtığını, Manavgat’ta yaklaşık 390 dönüm sera alanının zarar gördüğünü belirten Bayraktar "390 dönüm seranın yanında 10 dönüm zeytin ve avokado bahçesi de afetten etkilendi. Afetten 48 çiftçimiz zarar gördü. Bu alanların 248 dönümü sigortalı, 142 dönümü ise sigortasız. Domates, biber, patlıcan, kabak, salatalık, çilek, karpuz fideleri ile birlikte muz, avokado ve zeytin ürünlerinde ciddi hasar var. Doğal afetler tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla etkilemektedir. Afetler artarak devam ediyor. TARSİM’i Türkiye genelinde daha fazla çiftçiye ulaştırmamız, daha geniş alanlarda etkin hale getirmemiz gerekiyor" diye konuştu. Sigortası olmayan üreticilerin de desteklenmesi gerektiğini belirten Bayraktar "2025 yılında 65 ilde yaşanan don felaketinin ardından sigorta kapsamı dışında kalan üreticilere yardımlar yapıldı. Aynı desteğin Manavgat’taki hortum, sel ve dolu afetlerinden etkilenen üreticiler için de sağlanmasını talep ediyoruz" dedi. Üreticilerin en önemli sorunlarından bir tanesinin de krediye erişimde yaşadığı sorunlar olduğunu belirten Bayraktar, "Üreticilerimiz kredi alma yönündeki engellerin kaldırılmasını istiyor. Yaptığımız tespitleri Ankara’da ilgili bakanlıklarımızla paylaşacağız. İnşallah 2026 yılı, 2025 yılı gibi afetlerle anılmaz. Çiftçilerimize tekrar geçmiş olsun" dedi. İncelemelerin ardından Manavgat Ziraat Odasına ait Doğançam Mahallesi’nde bulunan Zeytinyağı Fabrikasına gelen Bayraktar, fabrikada incelemelerde bulundu ve Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin’den fabrika hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Ziraat Odalarının üreticilerin hayatını kolaylaştırmak için çalışmalarda bulunduğuna dikkat çeken Bayraktar "Manavgat Ziraat Odamız bu konuda en önde gelen odalarımızdan bir tanesidir. Taşağıl’da bulunan fabrikanın ardından burada yeni bir zeytinyağı fabrikası açarak üreticilerimize yarar sağlamıştır. Ben başta başkanımız Rasim Metin olmak üzere yönetim kurulu ve meclis üyelerimizi kutluyorum" dedi.