GENEL - 19 Nisan 2012 Perşembe 16:47

BEŞİKTAŞ`TAKİ İSTANBUL ADLİYESİ TAŞINIYOR

A
A
A
BEŞİKTAŞ`TAKİ İSTANBUL ADLİYESİ TAŞINIYOR

Türkiye`de ``Ergenekon``, ``Balyoz Planı`` ve ``Futbolda şike``, gibi önemli soruşturmaları ve kamuoyunun yakından takip ettiği birçok davalara ev sahipliği yapan Beşiktaş`taki İstanbul Adliyesi, 5 Mayıs`ta Çağlayan`daki İstanbul Adalet Sarayı`na taşınacak.
Çırağan Caddesi üzerinde Temmuz 1994`den beri önce Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), DGM`lerin kapatılmasının ardından da özel yetkili mahkemelerin görev yaptığı Beşiktaş`taki adliye binası 18 yıldır kamuoyunun gündemini belirleyen soruşturma ve davalara ev sahipliği yapıyordu.
Geçtiğimiz yıl Mart ayında açılan Çağlayan`daki İstanbul Adalet Sarayı`nın C ve D bloklarında görev yapacak olan Özel yetkili mahkemeler ve savcılık daha sonra Bağcılar`da yapılacak olan ek adliye binasına taşınacak.
Ceza Muhakemeleri Kanunu`nun (CMK) 250. maddesiyle görevli, özel yetkili mahkeme ve özel yetkili savcılıklara ev sahipliği yapan İstanbul Adliyesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) olarak görev yaptığı 4 Temmuz 1994`de Gülhanede`deki yerinden Beşiktaş`a taşınmıştı. Çıkarılan yeni kanunla 2004 yılında Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasının ardından adliye, görevine Beşiktaş`taki İstanbul Adliyesi ismi ve ``özel yetki`` ile devam etti.
18 yıl boyunca DGM ve özel yetkili mahkemelere hizmet veren binada birçok politikacı, iş adamı, sanatçı, sporcu, gazeteci, bilim adamı sanık, şüpheli veya mağdur olarak ifade verdi. 7 kişinin öldüğü 127 kişinin yaralandığı Mısır Çarşısı, 13 kişinin yanarak öldüğü 2 kişinin de yaralandı Mavi Çarşı`ya düzenlenen saldırılar ile El Kaide Terör Örgütü`nün Türkiye yapılanması tarafından gerçekleştirilen 15-20 Kasım 2003`de gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin yargılamada Beşiktaş`taki İstanbul
Adliyesi`nde yapıldı. Terör örgütleri PKK, DHKP/C, Hizbullah, MLKP, İslami Hareket, MLKP, TİKKO ilişkin davalara da ev sahipliği yaptı.
Beşiktaş`taki İstanbul Adliyesi`nde, Ümraniye`deki bir gecekonduda 12 Haziran 2007 yılında el bombalarının ele geçirilmesiyle başlayan süreçte, ``Ergenekon`` soruşturması yürütüldü. Bugün Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu`nda 2 davası görülen ``Ergenekon`` soruşturması gibi, çok sayıda subayın soruşturulduğu ``Balyoz Planı``, ``İrtica ile mücadele eylem planı``, ``Poyrazköy`deki kazılarda bulunan mühimmat``, ``Amirallere suikast``, ``Kafes eylem planı``, ``Şantaj ve askeri casusluk`` ve ``Gölcük`te ele
geçirilen belgeler`` gibi soruşturmalar da önemli davalara dönüştürüldü.
Subayların yargılandığı bu davalarda Türkiye`nin 26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, ilk tutuklanan muvazzaf orgenerallerden Orgeneral Bilgin Balanlı, eski kuvvet komutanları emekli Orgeneraller İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Şener Eruygur ile eski 1. Ordu Komutanları emekli Orgenerallar Çetin Doğan ve Hasan Iğsız ile emekli Orgeneral Hurşit Tolon`un bu davalara ilişkin yargılanmalarına devam ediliyor.
Askeri şahısların yanı sıra, şimdilerde İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde davası görülen, ``Futbolda şike iddialarına yönelik`` soruşturma kapsamında futbol dünyasından çok sayıda kişinin sorgulandığı Beşiktaş`taki İstanbul Adliyesi, Türkiye`deki ünlü şahısların da yargılanma durağı olmuştu.
BEŞİKTAŞ`TAKİ ADLİYEDE İFADE VEREN ÜNLÜ İSİMLER
18 yıl boyunca Beşiktaş`taki adliyede hakim ve savcı karşısına çıkan ünlü isimler şöyle:
Şike davası: Aziz Yıldırım, Ümit Karan, Şekip Mustoroğlu, Mecnun Odyakmaz,
Susurluk Davası: Korkut Eken, İbrahim Şahin`in de arasında bulunduğu eski özel harekat polisleri,
Batık Bankalar Davası: Eski bakanlardan Cavit Çağlar, iş adamları Dinç Bilgin, Ali Avni Balkaner, Yahya Murat Demirel, Hayam Garipoğlu, Korkmaz Yiğit`in de arasında bulunduğu pek çok is adamı ve bankacı,
Uyuşturucu ve çıkar amaçlı örgüt davalarında sanık olan sanatçılar: Tarkan, Tuğba Özay, Deniz Seki, Seda Akman, İbrahim Tatlıses, Ferhat Güzel, Azer Bülbül, Haluk Levent, Kenan Kalav, Cengiz İmren, Okan Karacan, Yalçın Dümer, Alişan, Yıldız Tilbe gibi isimler
Çıkar amaçlı suç örgütü davasında yargılanan dönemin belediye başkanları: Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, Gebze Belediye Başkanı Ahmet Pembegüllü, Kavaklı Belediye Başkanı Orhan Tıraşoğlu, Akyazı Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı gibi bir çok isim bu adliyede hakim ve savcı karşısına çıkarak ifade vermişti.
Öte yandan adliyenin taşınacağı tarihin belli olmasının ardından, adliyedeki görevli muhabirler Beşiktaş Adliyesi`nde yaşadıkları anıları twitter`da paylaştı. Muhabirlerin anılarını paylaşmasının ardından Beşiktaş Adliyesi twitter`da Türkiye gündeminde en çok konuşulan 2. sıraya kadar yükseldi.
BEŞİKTAŞ ADLİYESİ, TWİTTER`DA GÜNDEM OLDU
Adliyenin 2 hafta içinde Çağlayan`a taşınacağını öğrenen adliye muhabirleri ise Twitter`da adliyedeki anılarını paylaşarak Beşiktaş Adliyesi`ni kısa sürede Türkiye`de en çok konuşulan konu yapmayı başardı. İşte yıllarını Beşiktaş Adliyesi`ne veren gazetecilerin tweetleri ;
İHA Muhabiri Yusuf Melikoğlu, "Bir muhabirin Tarkan`ın elini tutarak `canım üzülme heryeş güzel olacak` dediği yerdir"
Akşam Gazetesi Muhabiri Seda Kılıç, "Adliye muhabirlerinin giremediği tek adliye"
TRT Muhabiri Seyid Kılıç, "Açıklıyorum, canlı yayından canlı yayına koşarken kızımı okulda unuttuğum yer."
Zaman gazetesi Muhabiri Büşra Erdal, "Ergenekon başladığında bir general avukatının `Büşra Erdal`ı tanıyor musunuz` diye sorduğu, benim de tanımadığımı söylediğim yer."
Anadolu Ajansı Muhabiri Murat Kaya, "Dursun Çiçek`in ilk geldiği zaman, heyecanla avukatı Mustafa beye koşup, `Dursun beyy` diye bağırmıştım."
Milliyet Gazetesi Muhabiri Esra Alus, "Savcranmalarına devam ediliyor.
ı ve hakimlerin basın mensuplarıyla köşe kapmaca oynadığı yerdir"
Show Tv Muhabiri Doğanay Topçu, "Yıldız Tilbe`nin soru soran gazetecilere bağıra bağıra delikanlım şarkısını söylediği yerdir."
Habertürk Gazetesi Muhabiri, "Müvekkilinin birkaç gün önce öldüğünden habersiz duruşmada savunma yapan avukatın mahçup olduğu yerdir."
İHA Muhabiri Yusuf Melikoğlu, "Tutuklanma kararı yüzüne okunan Tuğbay Özay hüngür hüngür ağlayarak avukatına `Edip abi bırakma beni` dediği yerdir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Tatvan’da Sumud Filosu’na destek eylemi Bitlis’in Tatvan ilçesinde, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Global Sumud Filosu’na İsrail’in uluslararası sularda yaptığı müdahale protesto edildi. Bitlis Filistin Dayanışma Platformu öncülüğünde İbadullah Camii önünde bir araya gelen STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş, alıkonulan 21 gemi ve aktivistler için destek eylemi gerçekleştirdi. Grup adına açıklama yapan Cihat Bakırhan, "Zalimlere buradan sesleniyoruz, açlığa, susuzluğa ve ölüme mahkum etmeye çalıştığınız Gazze halkının imanını yenemeyeceksiniz. Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Global Sumud Filosu’na el koyan, aktivistleri hukuksuz şekilde alıkoyan İsrail, bu illegal eylemine derhal son vermelidir. Kardeşlerimizin can güvenliğinden tamamen İsrail rejimi sorumludur. Gazze bir hapishane değil, onurlu insanların vatanıdır. İnsani yardımların önündeki tüm engeller kalkmalı, limanlar ve kapılar dünyaya açılmalıdır. Uluslararası kamuoyu, kınama mesajlarının ötesine geçmeli bu terör şebekesine karşı siyasi, askeri ve ekonomik yaptırımları derhal devreye sokmalıdır. Bizler Türkiye’nin meydanlarından ilan ediyoruz; Filistin davasını savunmaya devam edeceğiz. Zulmünüz arttıkça zevaliniz de yaklaşıyor. Gazze özgür olana dek, son kirli siyonist postalı o kutsal topraklardan çekilene dek susmayacağız, durmayacağız, vazgeçmeyeceğiz" dedi. "Gazze özgür olana dek susmayacağız" mesajıyla sona eren basın açıklaması, atılan sloganların ardından sona erdi.
Ankara İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
Kütahya Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.