KÜLTÜR SANAT - 05 Aralık 2019 Perşembe 10:27

Evliya Çelebi’nin izinden Bursa

A
A
A
Evliya Çelebi’nin izinden Bursa

Türkiye’nin önemli otel arama motorlarından neredekal.

Türkiye’nin önemli otel arama motorlarından neredekal.com, geçtiğimiz hafta sonu tarihçi Samet Altıntaş’ın önderliğinde basın ve sosyal medya takipçilerine tarih-kültür dolu Evliya Çelebi temalı bir Bursa gezisi gerçekleştirdi.



Türkiye’nin önemli otel arama motorlarından neredekal.com, Türkiye’nin turizm potansiyeline dikkat çekerek, yıllardır yürüttükleri “Önce Türkiye’yi Keşfet” misyonu ile çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta sonu Neredekal.com, tarihçi Samet Altıntaş’ın önderliğinde basın ve sosyal medya takipçilerine tarih-kültür dolu Evliya Çelebi temalı bir Bursa gezisi gerçekleştirdi.



"Evliya Çelebi’nin rotası ile Bursa’yı keşfederken hayran kalmamak ne mümkün"


’Evliya Çelebi’nin izinde Bursa’ seyahati boyunca engin bilgilerini grupla paylaşan Bursa’nın Daveti kitabının da yazarı olan tarihçi Samet Altıntaş, "Çocukluk günlerimde dedem, abimle bizi Bursa’nın sokaklarında gezdirirdi. Türbeler, camiler, eski bahçeler çıkardı karşımıza. Şehrin resmi bu zamanlarda hafızama kazındı. Süleyman Çelebi Lisesi’nde okurken okulun eski bir tekke olduğunu da öğrenince böylesi bir tarihin içinde olmak geçmişe dair merakımı arttırdı, sonra şehrin kapıları benim için açılmış oldu. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine başlangıç noktası olan Bursa’dan ilk seyahatini başlatması nedeniyle Evliya Çelebi’nin hayatı ve seyahatlerine yıllardır ilgi duyuyor, araştırmalar yapıyorum. Neredekal.com’un da Türkiye’yi keşfetmeye yönelik farkındalık seyahatlerine Bursa’dan ve Evliya Çelebi teması ile başlaması yollarımızı kesiştirdi. Evliya Çelebi’nin Bursa’daki ayak izlerini takip ederek, ziyaret ettiği tüm tarihi eserleri, caddeleri ve yürüdüğü yolları takip ederek, seyahatimizi Evliya’nın seyahatine ilk başladığı yer olan Emir Sultan Camii’nde gezimizi bitirip, büyülü bir işe imza attık. Yıllardır araştırmalarını yapıp, kitabını yazdığım bir tarih-kültür şehri Bursa’yı hep birlikte, böylesi kaliteli bir tema eşliğinde tanıttığımızdan dolayı memnuniyet duyuyorum." dedi.



"Türkiye’nin turistik güzelliklerine adanmış bir tanıtım elçiliği"


Gezinin ardından, Neredekal.com’un Kurucusu ve Genel Müdürü Özkan Hacıoğlu yaptığı açıklamada, "Oluşturduğumuz akım ile ’Önce Türkiye’yi Keşfet’ derken, keşfetmenin evrensel bir aktivite olduğunun da farkındalığıyla hareket ediyor. Elbette dünyayı da keşfetmek gerekiyor. Ancak; bu işe önce yaşadığın yerden başlamanın, önce kendi özünü öğrenmenin ve dünyayla bir kıyas yapmadan önce kendi ülkeni iyice tanımanın gerekliliğinin altını da çizmek istiyoruz. İşte bu nedenle, herkesi önce Türkiye’yi keşfetmeye davet ediyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında VIP araçlarla transfer hizmeti veren değerli partnerimiz Progo Travel’ın ulaşım desteği ve tarihçi Samet Altıntaş önderliğinde basın mensupları ile sosyal medya takipçilerimize hafta sonu için düzenlediğimiz Evliya Çelebi’nin izinde Bursa gezisi ile de bunu yaşatmayı amaçladık. Seyahatseverlerin sıradan bir şehir gezmesi yaparak sadece gidilen yeri görmelerinden ziyade, farklı bir pencereden bakarak o şehrin tarihi dokusuyla bütünleşip zamana yolculuk etmeleri gerektiğine inanıyoruz. Böylelikle, ziyaret edilen yer yıllarca akıllardan çıkmayacak değerli bilgilerden oluşan gerçek bir yaşam deneyimi sunabilir. Bazı şehirler, ilçeler veya kasabalar sıklıkla ziyaret ediliyor olabilirler. Böyle yerlere giderken de ön araştırma yapıp, gidilen yerin tarihi, kültürel, sanatsal yönleri değerlendirilmeli, hatta insanlarının o şehre kattıkları değer göz önüne alınarak bir tema üzerine gezilirse, seyahat işte o zaman sıradan bir yer değiştirmeden ziyade bizlere deneyim dolu, unutulmayacak keyifli anılar bırakacaktır." ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.