SAĞLIK - 28 Şubat 2022 Pazartesi 14:32

Covid-19 aşısının kısırlık tedavisine olumsuz etkisi bulunmuyor

A
A
A
Covid-19 aşısının kısırlık tedavisine olumsuz etkisi bulunmuyor

Kısırlık tedavisinde Covid-19 aşılarının herhangi ir olumsuz etkisi bulunmuyor.

Kısırlık tedavisinde Covid-19 aşılarının herhangi ir olumsuz etkisi bulunmuyor.


İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları, Kadın Doğum Kliniği Eğitim Görevlisi


Doç. Dr. Gülşah İlhan, Covid-19 aşılarının sperm ve yumurta kalitesini olumsuz etkilemediğini ve kısırlığa yol açmadığını söyledi.


Kısırlığın, oldukça karmaşık bir konu olmakla birlikte kısırlıkla ilgili doğru bilinen pek çok yanlış bulunduğunun altını çizen Gülşah İlhan, "Bazı çiftler, ebeveyn olmayı çok istedikleri için gebeliğin sağlanması adına duydukları her şeye inanma eğiliminde olur. Özellikle en çok duyulanlardan biri de Covid-19 aşısının kısırlığa neden olduğudur. Bu tür asılsız haberler insanlarda korkuya, paniğe ve dolayısıyla aşı karşıtlığına sebep olmaktadır. Covid-19 aşıları sperm ve yumurta kalitesini olumsuz etkilemez ve kısırlığa yol açmaz. Tüp bebek tedavisi, aşılama tedavisi gibi tedavilere ihtiyaç duyulduğunda öncesinde veya sonrasında güvenle aşı olunabilir. Hatta tedavi sürecinin daha sağlıklı geçmesi için mutlaka aşı olmaları tavsiye edilir" dedi.


Her 100 çiftten 10-15’inde kısırlık görülebileceğini belirten Doç. Dr. İlhan, "Kısırlığın nedeni, kadına veya erkeğe ait olabileceği gibi yüzde 10-15’lik hasta grubunda tüm araştırmalara rağmen bir neden bulunamaz. Kısırlık nedenleri genel olarak erkek ve kadınlar arasında yüzde 50- yüzde 50 paylaşılmıştır. Kadının yaşının ilerlemesi ile doğurganlık şansı ciddi olarak azalır. Erkeklerde yaşın etkisi kadınlarda olduğu kadar belirgin değildir. Kadınlarda en sık rastlanan sebepler tüp tıkanıklığı, endometriozis (çikolata kisti), yumurtlama bozuklukları, polikistik over sendromu, erken menopoz gibi nedenler iken erkeklerde en sık rastlanan sebepler anormal sperm üretimi, fonksiyonu ve sperm morfolojisinde bozukluktur" dedi.


Tanı koymak amacıyla erkek ve kadının birlikte değerlendirildiğini kaydeden İlhen, "Erkekler için bu tetkiklerden biri semen analizidir (spermiogram). Semen analizi ile sperm sayısı, hareketliliği ve yapısı hakkında bilgi edinilmektedir. Kadınlarda ise ultrason ile rahim ve yumurtalıklar değerlendirildikten sonra, adetin 2 ila 5. günleri arasında FSH, LH ve östrojen düzeylerine, yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi için ise AMH düzeylerine kan testi ile bakılabilir. Tüplerin açık ya da kapalı olması HSG olarak adlandırılan bir röntgen filmi ile kontrol edilebilir. Tüp bebek en çok bilinen kısırlık tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde dışarıdan verilen hormon ilaçları ile yumurtaların sayı ve boyutunun artması hedeflenmektedir. Anestezi altında toplanan yumurtalar, laboratuvar koşullarında döllendirilip kadın rahmine yerleştirilmektedir. Aşılama tedavisi ise yumurtlama döneminde, spermlerin basit bir yöntemle rahim içine yerleştirilmesi ile uygulanmaktadır. Hangi yöntemin uygulanacağı kararı çiftin yaşı, ne kadar süredir gebelik uğraşı içinde olunduğu gibi bilgilerin eşliğinde, tüplerinin durumu ve yumurta kalitesi ile erkeğin sperm değerlendirmesi sonrasında verilmektedir" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta fırtına okul çatısını uçurdu: Eğitime ara verildi Muş’ta akşam saatlerinde etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle çatısı hasar gören okulda güvenlik gerekçesiyle eğitime iki gün ara verildi. Muş’ta dün akşam saatlerinde etkili olan fırtına nedeniyle Saray Mahallesi’nde bulunan Mehmet Zafer Çağlayan İlk ve Ortaokulu’nun çatısının bir bölümü uçtu. Şiddetli fırtınanın etkisiyle çatıdan kopan sac ve tahta parçaları okul bahçesine savruldu. Olayın yaşandığı saatlerde okulda öğrenci bulunmaması bir facianın önüne geçti. Hasarın tespit edilmesinin ardından ilgili ekipler okulda inceleme yaptı. İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı doğrultusunda Mehmet Zafer Çağlayan İlk ve Ortaokulu’nda güvenlik tedbirleri kapsamında eğitime iki gün ara verildi. Hasar gören çatının onarılması için çalışma başlatıldı. Okul bahçesinde çalışmaları inceleyen İl Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay, Zafer Çağlayan İlk ve Ortaokulu’nun bulunduğu alanda ani gelişen fırtına nedeniyle okul çatısında hasar meydana geldiğini belirterek, "Çok şükür ki o saatte eğitim öğretim faaliyeti yoktu. Öğrencilerimizi önceden evlerine göndermiştik. Hiçbir öğrencimize, hiçbir canımıza zarar gelmemiştir. Olayı öğrenir öğrenmez teknik ekiplerle birlikte olay yerine intikal ettik. Gerekli güvenlik tedbirlerimizi aldık ve teknik ekiplerimiz bakım onarım çalışmalarını yapmak üzere gerekli hazırlıkları tamamladı. Zaten gezici onarım ekibimiz bulunmaktadır. Teknik ekibimizle birlikte bu konuda gerekli çalışmaları başlattık. Bu sabahtan itibaren çatının hem tadilatı hem de güvenli bir hale getirilmesiyle ilgili süreci başlatmış bulunmaktayız. Ümit ediyorum ki üç-dört gün içerisinde çatımızın yeniden kurgulanması ve kurulumu tamamlanarak okulumuz eğitim öğretime hazır hale getirilecektir. Bu okuldaki öğrencilerimiz için iki gün süreyle eğitime ara verilmiştir. Tekrardan geçmiş olsun. İnşallah kısa sürede öğrencilerimizle tekrar burada buluşacağız" dedi.
İstanbul İstanbul’da kadim kültür devam ediyor: 320 kişinin bakkal borcu kapatıldı Üsküdar’da Zimem-Der’in yardım çalışmasıyla, mahalle bakkallarındaki veresiye borçları hayırseverler desteğiyle kapatıldı. İhtiyaç sahiplerine destek olarak dayanışmayı büyütmeyi amaçladıklarını söyleyen Ömer Faruk Serdar, "İnşallah çok daha fazlasını yapıp çok daha fazla gönüle hitap edeceğiz" dedi. Osmanlı’dan günümüze uzanan ’Zimem Defteri’ geleneği İstanbul’da yeniden hayat buldu. Veresiye Defteri Kapatanlar Derneği (Zimem-Der) öncülüğünde hayata geçirilen çalışma kapsamında, Üsküdar Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’ndeki bakkallarda 16 veresiye defteri ve yaklaşık 320 kişiye yakın ihtiyaç sahibi vatandaşın borçları kapatıldı. Ramazan ayı vesilesiyle yardımlaşma kültürünü yaşatmayı amaçlayan dernek gönüllüleri, pek çok ailenin de yüzünü güldürdü. İhtiyaç sahiplerinin veresiye borçlarının büyük bir kısmı Zimem Derneği tarafından kapatılırken, bir kısmının da bakkal sahibi tarafından üstlenildiği görüldü. Hayata geçirilen bu yardım çalışmasıyla birlikte, geçmişten geleceğe yardımlaşmanın gücü ve dayanışmanın önemi bir kez daha dikkat çekiyor. Zimem Derneği Başkanı Ömer Faruk Serdar, bir Osmanlı kültürü olan veresiye defteri kapatma geleneğini geçmişten geleceğe taşıma misyonuyla hareket ettiklerini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Bugün bir bakkalımızın veresiye defterinde birikmiş borçlarını kapattık. Biz bu örnek teşkil eden hareketin tabii ki Türkiye’ye yayılacağına inanıyoruz. Ramazan öncesi borçlu olan kardeşlerimizin borcundan bir nebze almak, hafifletmek, onların borcunu silmek tabii bizler için mutluluk verici. Zimem Derneği olarak burada varlık sahibi insanlar ile borçlular arasında köprü olmaya çalışıyoruz. Sağ olsunlar bizim bu başlattığımıza yeteri kadar ilgi gösteriyorlar, Ramazan ayı boyunca da daha fazla veresiye defteri kapatacağımıza inanıyoruz. Çok daha fazlasını yapıp inşallah çok daha fazla gönüle hitap edeceğiz. Çok daha fazla ihtiyaç sahibinin Ramazan’ı daha huzurlu geçirmesi için elimizden gelen neyse onu yapacağız. Tabii ki bugün burada ayrı bir huzur ve ayrı bir mutluluk içerisindeyiz. Buradan ihtiyaç sahiplerine ulaşmak adına derneğimize bağış yapacak varlık sahiplerini de davet ediyoruz. Sizler bizim derneğimize bağış yaptığınız sürece bizler de daha fazla veresiye defterini kapatarak insanları daha fazla mutlu edeceğiz inşallah. Herkese hayırlı Ramazanlar diliyoruz." "Hepsinden Allah razı olsun, Allah sayılarını arttırsın" Bakkal sahibi Muammer Avcılar, yapılan yardımla birlikte ihtiyaç sahibi ailelerden çok güzel hayır duaları alındığını dile getirerek, "Sağ olsunlar bu ikinci oluyor. 5-6 sene önce biri daha gelip kapatmıştı böyle, o da bayağı yüklü kapatmıştı o dönemde. Hepsinden Allah razı olsun, Allah sayılarını arttırsın. İhtiyaç sahipleri de bol bol dua ediyorlar ve gerçekten çok hayır duası alıyorlar. Yapanlardan, edenlerden Allah razı olsun" dedi. "Zor durumdaki arkadaşlarımız için çok güzel bir iş yaptılar" Bir diğer bakkal sahibi Kamil Kuş da borçların silinmesinin pek çok ihtiyaç sahibini çok rahatlattığını ve mutlu ettiğini söyleyerek, "Arkadaşlarımızdan Allah razı olsun, buraya kadar geldiler bizlere ön ayak oldular. Borçlu olan arkadaşlarımız vardı, onların hesaplarını kapattılar. Burada zor durumdaki arkadaşlarımız için çok güzel bir iş yaptılar. Bu Osmanlı’ya dayanan bir kültür ve kişiler zor durumda olmasalar zaten bize bu hesapları açmazlar, yazdırmazlar. Biz gereken yardımları zaten yapıyorduk ama bu arkadaşlarımız geldikten sonra veresiye yazdıran diğer mahallelilerimizin de hesaplarını silmiş olduk. Derneğimizden Allah razı olsun. İnşallah tekrar devamını istiyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul Sabri Ülker Vakfı’ndan, "sahurda denge, iftarda ölçü" uyarısı Gıda, beslenme ve sağlıklı yaşam bilincine doğru bilgiyle katkı sunan Sabri Ülker Vakfı’nın Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan’da enerji seviyesi ve metabolik dengenin sahur ve iftardaki beslenme tercihleriyle korunabileceğini belirtti. Demirel, "Sahurda ve iftarda yeterli, dengeli ve çeşitliliğin sağlandığı öğünlerin oluşturulması önemlidir" dedi. Ramazan ayında sahur ve iftar arasında ortalama 13 saat süren açlık dönemi, bireylerin günlük beslenme düzeninde değişikliklere yol açıyor. Bu süreçte yapılan küçük hatalar ise kan şekeri dalgalanmaları, sindirim problemleri, halsizlik ve kontrolsüz kilo artışına yol açabiliyor. Toplumun sağlıklı beslenme ve gıda hakkında doğru ve güvenilir bilgiye ulaşması hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Sabri Ülker Vakfı, "sahurda denge, iftarda ölçü" anlayışının, Ramazan ayının sağlık üzerindeki olumlu etkisini artıracağını bildirdi. Sabri Ülker Vakfı’ndan Ramazan için DSÖ sağlıklı beslenme ilkeleriyle uyumlu yol haritası Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan için Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı beslenme ilkeleriyle uyumlu, bilimsel temelli bir yol haritası önerdiklerini belirtti. Prof. Dr. Büyüktuncer Demirel, "Ramazan ayında uzun süre açlığın yanında, öğün sayısı azalmakta, tükettiğimiz besin miktarı ve çeşitliliği azalmakta ve kültürel olarak beslenme örüntüsü değişmektedir. Bu değişiklikler bireylerin zaman zaman enerjisini ve dayanıklılığını, sindirim sistemi sağlığını, vücut ağırlığını, bağışıklık sistemini ve hatta ruh halini etkileyebilmektedir. Bu nedenle, Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin sürdürülmesi daha önemli hale gelmektedir" dedi. Ramazan’da sık yapılan beslenme hataları ve doğru bilinen yanlışlar Ramazan’da enerji seviyesi ve metabolik dengenin sahur ve iftardaki beslenme tercihleriyle korunabileceğini belirten Büyüktuncer Demirel, şöyle devam etti: "Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin en önemli kurallarından biri, bu bir aylık süreçte sahur ve iftardan oluşan iki ana öğünün yanına ara öğün ekleyerek günlük bir rutin oluşturmaktır. Bu noktada sahurun atlanması sık görülen hatalardan birisidir. Sahura kalkmak açlık ve susuzluk süresinin kontrolü için önemlidir. Sahur öğününde kaliteli protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve tam tahıl içeren düşük glisemik indeksli bir öğünün tüketilmesi tokluk süresinin uzatılmasını, gün boyu enerji dengesinin sürdürülmesini ve ani kan şekeri düşüşünün önlenmesini sağlayacaktır. İftarda ise uzun süren açlık sonrası mideye bir anda yüklenmek yerine, su, hurma ve çorba gibi hafif besinler, ardından sebze yemekleri, sağlıklı protein kaynakları ve ölçülü karbonhidrat içeren dengeli bir ana öğüne geçilmesi önemlidir. Bu yaklaşım hem sindirim sistemini korur hem de Ramazan boyunca bireylerin kendilerini daha zinde ve sağlıklı hissetmelerine destek olur." İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketilmesini, hamur tatlıları yerine meyveli veya sütlü tatlıların küçük porsiyonlarda tercih edilmesini öneren Prof. Dr. Büyüktuncer Demirel, ayrıca yemeklerin haşlama, buğulama veya fırında pişirme yöntemiyle hazırlanmasını da tavsiye etti. Uzun oruç süresi bağışıklığı desteklemeye engel değil Prof. Dr. Büyüktuncer Demirel, uzun süreli açlığın değil, yetersiz ve dengesiz beslenmenin bağışıklık sistemini zayıflatabileceğini kaydetti ve renkli sebze ve meyvelerle antioksidan alımını artırmanın, yumurta, balık, kurubaklagiller ve yoğurt gibi protein kaynaklarına yönelmenin, düzenli uyku ve hafif fiziksel aktivitenin büyük önem taşıdığını anlattı. Bilimsel temelli beslenme bilgilerini toplumla buluşturmayı ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan Sabri Ülker Vakfı’nın web sitesi üzerinden Ramazan’a özel detaylı menü örneklerine, pratik önerilere ve dengeli beslenme rehberlerine ulaşılabilecek.