GENEL - 11 Şubat 2023 Cumartesi 17:19

İstanbul’dan deprem bölgesine konteyner desteği

A
A
A
İstanbul’dan deprem bölgesine konteyner desteği

İstanbul’da ’tiny house’ üretimi yapan bir firma, Türkiye’nin 10 ilinde yıkıma neden olan depremlerden etkilenen depremzedelere destek olmak amacıyla ticari faaliyetlerini durdurarak, konteyner üretmeye başladı.

İstanbul’da ’tiny house’ üretimi yapan bir firma, Türkiye’nin 10 ilinde yıkıma neden olan depremlerden etkilenen depremzedelere destek olmak amacıyla ticari faaliyetlerini durdurarak, konteyner üretmeye başladı. Yaptıkları çağrı üzerine çeşitli kurum ve STK’lardan aldıkları siparişler ile ve kendi katkıları ile konteyner üretimi yapan firma, deprem bölgelerine gönderilen konteynerler ile depremzedelerin barınma sorununa destek olmayı gaye ediniyor.


İstanbul ve Türkiye’nin bazı illerinde ’tiny house’ diye tabir edilen mobil tekerlekli ev üretimi yapan Yako Groups adlı firma, Pazarcık’ta ve Elbistan’da 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde meydana gelen ve 10 ili etkileyen deprem nedeniyle ticari faaliyetlerini durdurarak tiny house üretimine ara verdi. Firma, depremzedelere gönderilmek üzere maliyetine konteynerler üretmeye başladı. Kendi sermayesi ile ürettikleri konteynerleri deprem bölgesine gönderen firma, daha sonra özel sektör kurumlarına ve STK’lara destek çağrısında bulundu. Gelen destekler ile konteyner üretimine devam eden firma, ürettikleri konteynerleri deprem bölgesine göndererek depremzedelerin yaşadıkları barınma sorununa yardımcı olmayı gaye ediniyor.


Konteyner üretimi yapan Yako Groups Yönetim Kurulu Başkanı Galip Ölmez, “Afet bölgesine destek olmak amacıyla tüm ticari üretimlerimizi durdurarak konteyner üretimine başladık. Bu bizim için bir milli görev. İlk önce kendi çabalarımızla konteyner ürettik ve bölgeye gönderdik. Ardından özel sektör ve STK çağrısı yaptık. Şu anda da onlardan gelen bağış, destekler ve konteyner talepleri ile gece gündüz çalışarak konteyner üretip bölgeye gönderiyoruz. Şu ana kadar 200’den fazla talep oldu. Şu anda günlük 25 üretim kapasitemiz var. Her gün kapasite kadar ürün gönderiyoruz. Lojistik destek istedik sağ olsun lojistik firmaları da ellerinden geldiği kadar ücretsiz olarak taşımaya gayret gösteriyorlar. Şirketler toplu olarak konteyner bağışında bulunmak istiyorlar. 3’e 6, 3’e 7 olarak farklı şekillerde konteyner modellerimiz var. İçi tek oda veya banyolu olacak şekilde. Hatta bir kurumsal firma ile yatak konusunda anlaşma yaptık. Onlar bize yatak sağlıyorlar, ürettikten sonra içlerine koyuyoruz. Bir bütün olarak gönderiyoruz. Eğer ranzalı sistem olursa 8 kişiye kadar barınma ihtiyacını karşılıyor” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Çiftçi: "Terörsüz bir Türkiye demek daha güçlü bir Türkiye demektir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "23 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atılan her adım, geliştirilen kalkınma hamleleri, temel hak ve hürriyetler noktasında yürütülen sessiz devrim, eski Türkiye’nin yapay tartışmalarının üzerine beton dökmüştür. Bu nedenle diyoruz ki; terörsüz bir Türkiye demek daha huzurlu bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye demektir" dedi. Bakan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’nda düzenlenen iftar programında muhtarlarla bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Çiftçi, "Mübarek Ramazan ayının rahmetini, bereketini ve huzurunu paylaşmak üzere kıymetli muhtarlarımızla aynı sofrada bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cenabı Hak, tuttuğumuz oruçları, ettiğimiz duaları ve yaptığımız ibadetleri kabul eylesin. Rabbim bizleri sağlıkla, huzurla Ramazan Bayramı’na ulaştırsın. Ramazanı Şerifin ülkemize, İslam coğrafyasına ve tüm insanlığa huzur ve esenlik getirmesini niyaz ediyorum" diye konuştu. "Devlet ile millet arasında kurulan en sağlam köprülerden biri muhtarlarımızdır" Muhtarlık kurumunun önemine değinen Bakan Çiftçi, "Bu toprakların en köklü ve en önemli kurumlarından biri olan muhtarlık kurumu; demokrasimizin yerelde, doğrudan ve en güçlü temsil noktalarından biridir. Devlet ile millet arasında kurulan en sağlam köprülerden biri muhtarlarımızdır. Bu nedenle muhtarlık sadece idari bir görev değildir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluk, büyük bir temsil görevidir. Mahallesinin sesi ve hafızası olarak, huzurun ve dayanışmanın sağlanması noktasında omuzlarınızda ağır bir yük var" şeklinde konuştu. "Muhtarlık kurumu güçlü bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir" AK Parti döneminde muhtarlara verilen önemi aktaran Bakan Çiftçi, "Muhtarlık kurumu güçlü bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte mahalle kültürü toplumsal anlamda en güçlü sosyal dokularımızdan biri haline gelmiştir. Mahalleler sadece evlerin yan yana geldiği yerler değil; komşuluğun, dayanışmanın, kardeşliğin, acıyı ve sevinci ortak kılmanın mekanı olmuştur. Bu anlayıştan hareketle 23 yıllık AK Parti iktidarında, muhtarlarımıza ve muhtarlık kurumuna çok büyük önem ve değer verilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlarımızı demokrasimizin en temel unsurlarından biri olarak görmüş ve bu doğrultuda önemli adımlar atmıştır" ifadelerini kullandı. "Güçlü bir demokrasi güçlü yerel temsil ile mümkündür" Muhtarların devletin başıyla bir araya gelmesinin demokrasiye katkılarından bahseden Çiftçi, "Milletin evi olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen muhtar buluşmaları bu anlayışın en önemli göstergelerinden biridir. Muhtarlarımızın doğrudan devletin başıyla bir araya gelmesi, sorunlarını ve taleplerini doğrudan ifade edebilmesi; temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçtiğimizin en önemli göstergesi ve adımı olmuştur. Aynı zamanda muhtarlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma şartlarının güçlendirilmesi ve kamu yönetimindeki yerlerinin daha da sağlamlaştırılması yönünde önemli adımlar atılmıştır. Biz şuna inanıyoruz, güçlü bir demokrasi güçlü yerel temsil ile mümkündür. Muhtarlarımız ne kadar güçlü olursa mahallelerimiz o kadar güçlü olur. Mahallelerimiz ne kadar güçlü olursa ülkemiz de o kadar güçlü olur" dedi. "Milletimizin en zor zamanlarında muhtarlarımız büyük fedakarlıklar ortaya koymuşlardır" 15 Temmuz’da şehit olan Muhtar Ali Anar’ı anan Çiftçi, "Türkiye tarihin bazı dönemlerinde, büyük sınamalarla karşı karşıya kalmış büyük bir devlettir. Her seferinde milletimizin birlik ve beraberliği bu zorlukları aşmış, bizleri daha da güçlü kılmıştır. Bu süreçlerin her birinde muhtarlarımız her zaman önemli roller üstlenmiştir. Devlet ile vatandaş arasında güven köprüsü olmuşlardır. Toplumsal dayanışmayı güçlendirmişlerdir. Mahallelerde huzurun korunmasına katkı sağlamışlardır. 15 Temmuz gecesi millet iradesine sahip çıkan muhtarlarımızdan şehadet şerbetini içenler de olmuştur. Kahramankazan’ın Ahi Mahallesinin muhtarı 6 çocuk babası Ali Anar muhtarımızı nasıl unutabiliriz. Ülkemizin, milletimizin en zor zamanlarında muhtarlarımız büyük fedakarlıklar ortaya koymuşlardır" diye konuştu. "Terörsüz bir Türkiye demek daha güçlü bir Türkiye demektir" Terörsüz Türkiye sürecinde muhtarların önemi ve yerinden bahseden Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Bugün ülkemizin önünde önemli hedefler bulunmaktadır. Bu hedeflerden biri de terörsüz bir Türkiye’yi inşa etmektir. Terör, sadece güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda toplumun huzurunu, kardeşliğini ve birlik duygusunu hedef alan istiklalimize kurulmuş bir pusudur. 23 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atılan her adım, geliştirilen kalkınma hamleleri, temel hak ve hürriyetler noktasında yürütülen sessiz devrim, eski Türkiye’nin yapay tartışmalarının üzerine beton dökmüştür. Bu nedenle diyoruz ki; terörsüz bir Türkiye demek daha huzurlu bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye demektir. Bu hedefe ulaşma yolunda muhtarlarımızın rolü son derece önemlidir. Çünkü sizler millet iradesinin yerelde ilk temsilcilerisiniz." İftar programına katılan muhtarlara teşekkür eden Bakan Çiftçi, "Sizler sadece bir görev yapmıyorsunuz. Sizler bir gönül görevi yürütüyorsunuz. Bir aile zor durumdaysa ilk siz haberdar oluyorsunuz. Bir vatandaşın bir derdi varsa ilk size geliyor. Bir gencin elinden tutulması gerekiyorsa bunu ilk fark eden çoğu zaman siz oluyorsunuz. Sizler bu sorumluluğu büyük bir özveriyle yerine getiriyorsunuz. Bu vesileyle mahallelerimize ve köylerimize yaptığınız hayırlı hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ülkemizin dört bir yanından davetimize icabet edip iftar soframızı bizlerle paylaştığınız için de sizlere teşekkür ediyorum" dedi.
Kahramanmaraş Bakan Yumaklı: "Biz bölgemizde huzurun hakim olmasını isteyen bir ülkeyiz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kahramanmaraş’ta iftar buluşmasında yaptığı konuşmada, "Biz bölgemizde huzurun hakim olmasını isteyen bir ülkeyiz. Türkiye doğru zamanda, doğru yerde durarak hem milli hem de insani sorumluluğunu yerine getirmeye devam etmektedir" dedi. AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Vefa iftarı’ programına katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, burada partililerle buluştu. İftar yemeği öncesi konuşma yapan Bakan Yumaklı, "Müslümanlar olarak paylaşma duygusunun en yüksek olduğu bu mübarek günlerde ve dayanışma duygusunun en yüksek yerlere çıktığı bu paylaşma günlerinde elbette yaptığımız duaların cenabı hak nezdinde önemli sonuçlarının olmasının biz faniler olarak kalben istiyoruz. Rabbim hem öncelikle mübarek Kadir Gecesine hem de Ramazan Bayramına ailemizle kavuşmayı bizlere nasip eylesin" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesini önemli olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, "Devletin millet için var olduğunu her zaman tekrar ediyoruz. Güçlü devlet, güçlü Türkiye’den muradımız öncelikle 86 milyonun huzurunu ve refahını sağlamak için. Depremzede vatandaşlarımızın yaralarını sarmada kısa zamanda nasıl bir yol kat ettiysek, bu hem devletimizin gücü, hem AK Parti’nin kararlı politikaları ve elbette Cumhurbaşkanımızın iradesiyle olmuştur. Ben bu noktada bütün vatandaşlarımıza, adına Cumhurbaşkanımıza minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Bugün hamdolsun Kahramanmaraş’ta hep birlikte böyle bir sofranın etrafında biriz, beraberiz. Edeler şehri, Kahramanmaraş’ımızın halkını ve geçmişten bugüne kadar partimizin her kademesinde görev yapmış, hizmet etmiş bütün kardeşlerimizi, büyüklerimizi metanetli ve vakar ve inançlı duruşları için tebrik ediyorum. Havası, suyu, toprağı, hepsinden önemlisi güzide insanlarıyla Kahramanmaraş son derece önemli bir şehrimiz ve göz bebeğimiz. Yedi güzel adamla düşünce ve edebiyat dünyamıza yön vermiş bu güzel şehir gururumuz olmayı her daim hak etmiştir. Bu miras inanıyorum ki bugün Kahramanmaraş’ın nabzında atmaya devam etmektedir. Bunu hem şehrin yaşayan ruhundan ve yapılan bütün çalışmalardan rahatlıkla görmek mümkün" dedi. Müslümanların Ramazan ayının berbat edildiğini ifade eden Bakan Yumaklı, "Hepimizin çok yakından takip ettiği, Müslümanların Ramazanını berbat etmeye yönelik coğrafyamızda yaşanan üzücü olayları hep birlikte takip ediyoruz. İnsanlık değerlerini hiçe sayan bu saldırılar karşısında uluslararası sistemin içine düştüğü acziyet çok açıktır, çok nettir. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın nezdinde bütün bunlara ‘dur’ diyen sadece tek bir ülke olmanın, barışın ve istikrarın tesisi için çok yönlü diplomatik çabaları sürdüren bir ülke olmanın elbette önemli bir ayrıcalığı var. Biz başkalarının kayıplarının üzerinden kazanç arayan bir ülke değiliz. Biz bölgemizde huzurun hakim olmasını isteyen bir ülkeyiz. Türkiye doğru zamanda, doğru yerde durarak hem milli hem de insani sorumluluğunu yerine getirmeye devam etmektedir. Bu anlayışla terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda da kararlı adımlar atılmaya devam etmektedir" diye konuştu. Türkiye’nin güçlü olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, "Terörle mücadelede elde edilen kazanımlar milletimizin ortak kader bilincinin ve güçlü birlikteliğinin bir sonucudur. Terörle mücadele, Türkiye Yüzyılı vizyonunun terörsüz Türkiye’ye en sağlam temel taşlarından birisi olacaktır. Derdimiz zevahiri kurtarmak değildir. İstikbalimizi en güzel şekilde inşa etmektir. Bunun için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yılmadan, usanmadan çalışmalarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bugün artık milletimizin desteğiyle vesayet çemberini kırmış, zalime boyun eğmeyen bir Türkiye vardır. Dünya beşten büyüktür diyerek, daha adil bir dünya mümkündür diyerek Türkiye’yi tarihe damgasını vuracak bir hale getirmiştir" ifadesini kullandı. Türkiye’nin büyük Türkiye yürüyüşünün devam ettiğini söyleyen Bakan Yumaklı, "Demokrasiden kalkınmaya, ulaşımdan savunma sanayine, tarımdan sosyal devlete kadar büyük Türkiye yürüyüşündeki yolculuğumuz devam ediyor. Milli kaynaklarımızı ve insan potansiyelimizi hem doğru ve hem verimli bir şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz inşallah. Elbette depremden bugüne kadar Kahramanmaraş’ta biz de bakanlık olarak birçok şey yaptık. Kahramanmaraş’ımıza yapılan ve yapılmaya devam eden bütün yatırımların süreceğini bir bakan olarak ama en önemlisi de fahri hemşehriniz olarak sözünü veriyorum buradan. İnşallah hep birlikte bunların açılışını yapmak Rabbimize nasip etsin diyorum" dedi. Yumaklı, AK Parti mensuplarına teşekkür ederek, "Kuruluştan bugüne kadar büyük inanç ve adanmışlıkla sorumluluk üstlenmiş, emek vermiş, gayret göstermiş bütün yol ve dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. AK Parti İl Başkanı Burak Gül tarafından kendisine takdim edilen hediyeye teşekkür eden Yumaklı, "Artık fahri hemşeriniz olarak çeyizimizi de aldım artık bu bağı kurmuş olduk" dedi.
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile Ankara’da bir araya geldi. Bakan Fidan ve Bengal mevkidaşı Rahman ikili ve heyetler arası görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi. Uzun süre sonra Bangladeş’te hükümetin kurularak istikrarın sağlanmasını Türkiye olarak desteklendiğini vurgulayan Bakan Fidan, Bangladeş’in hem İslam dünyasında hem de bölgesel olarak hak ettiği yeri alması gerektiğini kaydetti. "Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık" Yeni hükümet ile iyi ortaklıklar kurulacağını belirten Bakan Fidan, "Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticari hacmimiz var olan potansiyeli çok fazla yansıtmıyor, 1,3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunu da bizim olduğu gibi yükseltmemiz gerekmekte. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda değerli kardeşimle mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız Güney Asya’nın ve bölgemizin istikrar ve refahına da doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in Rohingya Müslümanları’na sahip çıktığını anımsatan Bakan Fidan, "Bildiğiniz gibi krizin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmekte. Bangladeş bir milyondan fazla Rohingyalı’ya ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdikleri örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır. Bizler de bu yükü paylaşmak Rohingyaların yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımlarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılay ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz" şeklinde konuştu. "Vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz" Türkiye’nin bulunduğu bölgenin istikrarı, güvenliği ve huzuru dış politikanın temel öncelikler arasında yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "Savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisi hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İran’lı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz." "İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir" İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yumulmasının mümkün olmadığına işaret eden Bakan Fidan, "Netanyahu Hükümeti, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeriya’da yeni adımlar atmaktadır. Batı Şeriya’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescidi Aksa’yı ibadete kapatması bölgemize yeni bir infali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğunu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netenyahu’nun Hizbullah’la mücadele bahanesiyle yeni bir soykırma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir" dedi. İlk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini aktaran Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman, Türkiye ile dostane ilişkilere dikkati çekerek Bengal’in oluşumunda Türklerin çabalarını hatırlattı. "Diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz" Körfez’de başlayan çatışmaların sadece bölgedeki ülkeleri etkilemediğini belirten Rahman, "Dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Kendi halkımızdan dört kişiyi kaybettik bu Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında ve yaralanan vatandaşlarımız da var. Yine aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık. Bütün bunların dünyanın her yerinde ve benim halkım dahil bütün halkları etkileyecek ve sonuçlar getirecek. Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesini ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz. Filistin’le ilgili olarak sayın kardeşim biliyorsunuz bizim konumumuz sizinkine çok benzer. Biz burada gerçekleşen kıyımı Gazze’deki kıyımı kınıyoruz. Dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı bu. Biz burada bir yeniden inşaa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımları erişebilmesini diğer kaynaklara da erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi" diye konuştu. "Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir" Basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Bakan Fidan, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan önce yapılan uyarıların ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gördüklerini aktararak, "Bu savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini baştan söylemiştik. Belli tutumlar, tavırlar devam ederse yani bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe İran’a yönelik saldırı devam ettikçe İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz, sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor. Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tabii ki tehdit etmekle kalmıyor. Maalesef bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip. Şimdiden onun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz. Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir. Bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut" dedi. "İran’a yapılan saldırılar ve İran’ın bölge ülkelerine saldırıları bir an önce durmalı" Türkiye’nin caydırıcılık kabiliyetlerinin yüksek olduğunu ancak stratejik olarak gücü ne zaman ve nerede kullanacağı konusunda her zaman için bir fikrinin olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Bu savaş şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gereken bir savaş. İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönüş dönülmeli. Bu noktada diğer ülkelerde provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz. İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Tabii elde de teknik yönler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde, bizim düzeyimizde. Bunlar şu anda konuşuluyor. Dediğim gibi bizim bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak, mümkün olan en kısa şekilde hemen mümkünse sonlanması ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek."