GENEL - 15 Haziran 2023 Perşembe 13:53

Yerli üretim sevk sistemleri ile zırhlı askeri kara araçları suda da engel tanımıyor

A
A
A
Yerli üretim sevk sistemleri ile zırhlı askeri kara araçları suda da engel tanımıyor

Zırhlı amfibi kara araçlarının sudan geçişleri sırasında tamamen yerli kaynaklar ile geliştirilen sevk sistemi kullanılıyor.

Zırhlı amfibi kara araçlarının sudan geçişleri sırasında tamamen yerli kaynaklar ile geliştirilen sevk sistemi kullanılıyor. Sevk sistemi sayesine zırhlı araçlar suda rahat ilerliyor.


Zırhlı amfibi kara araçlarının sudan geçişleri sırasında yerli kaynaklar ile geliştirilen sevk sistemi kullanılıyor. Sevk sistemi sayesine zırhlı araçlar suda rahat ilerliyor. ABD, Kanada ve Norveç’teki rakiplere göre Türkiye’de yerli olarak üretilen sistem fark oluşturuyor. MILPOD markası ile Sevk sistemlerini geliştiren ve bu alanda dünyadaki birkaç merkezden biri olarak faaliyetlerini yürüttüklerini YKSN firması CTO’su Mustafa Alvar, tamamen yerli kaynaklar ile geliştirdikleri sistemler hakkında bilgi verdi.


Sadece savunma sanayinde ve amfibi kara araçlarına yönelik olarak faaliyet gösterdiğini söyleyen YKSN firması CTO’su Mustafa Alvar, “Sevk sistemleri üzerine çalışan bir mühendislik ekibiyiz ve 2017’den bu yana çok niş bir alanda yani sadece amfibi kara araçlarının suda itki sistemleri üzerine uzmanlaşmaktayız. Zırhlı amfibi araçlar bildiğiniz gibi, tekerlekli ya da paletli, ağırlıkları 30-35 tonlara varabilen kara araçlarıdır. Bu araçlar suya girdiği andan itibaren paletleriyle ve tekerlekleriyle neredeyse hiç hareket edemezler ve onları suda götürecek bir sisteme ihtiyaç duyarlar. Biz MILPOD markamız ile her tipte amfibi aracın ihtiyacına yönelik suda sevk sistemleri geliştirmenin yanı sıra hem araçların hidrodinamik performanslarına yönelik analiz faaliyetleri yürütüyor, hem de yardımcı tüm aksesuarları sunarak anahtar teslimi bir servis sunuyoruz” dedi.


“Önemli olan suda güvenle karşıya geçebilmeleri”


Bu araçların çok farklı çeşitleri ve çok farklı operasyonel ihtiyaçları bulunduğunu ifade eden Alvar, “Personel taşıyanları, köprü kurabilenleri, silahları ile yüksek vuruş gücüne sahip olanları veya gemiden denize inerek yüksek hızlarda çıkarma harekâtı yapabilen çok farklı tipleri vardır. Her birinin su içerisindeki ihtiyaçları, güçleri, hızları değişkendir. Farklı güç kaynakları vardır, örneğin mekanik olarak ya da hidrolik olarak sürülebilirler. Bizim için önemli olan onun suya girdikten sonra güvenli bir biçimde istenilen hızda hareket edebilmesini sağlayabilmektir” diye konuştu.


Türkiye’de bu konuda çalışan tek firma olduklarını, bununla beraber yurtdışında da çok az rakipleri olduğunun altını çizen Alvar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Amfibi kara araçlarında kullanılan farklı tiplerde sevk sistemleri vardır. Yurtdışındaki rakiplerimizin her biri, yalnızca geliştirdikleri tek tip ürün üzerinde çalışırken, YKSN olarak biz söz konusu olabilecek tüm suda itki sistemlerini ürün gamımızda bulunduruyoruz. Nozullu pervane sistemleri, su jetleri, karışık akışlı jetler ya da pompa tipi jetler bunlardan bazıları Rakiplerimizin amfibi araçlara yönelik özel bir ilgileri ya da uzmanlıkları yok; deniz platformlarına yönelik geliştirdikleri ürünlerini amfibi araçlara uyarlamışlar ve bu hazır ürünleri satma eğilimindeler. Bizi onlardan ayıran temel özellik, “raf ürün” satmıyor olmamız. Her tipte amfibi araca uygun olarak tasarladığımız ürünleri, müşterilerimizin özel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirmekteyiz. Kendi bünyemizde modüler bir tasarım altyapısı geliştirdik. Dolayısıyla müşterilerimiz herhangi bir raf ürünü almak yerine kendi projelerinin ihtiyaçlarına çözüm bulabildikleri bir tedarikçi ile karşılaşıyorlar ve bu nedenle de bizi tercih ediyorlar.”


İhracat yaptıkları ülkeler hakkında da bilgi veren Alvar, “Avrupa’da İspanya, Slovakya, Ukrayna’ya ek olarak Asya’da Hindistan ve Tayland şu an fiilen çalıştığımız ülkeler, birçok farklı ülke ile de gerçekleşmesi planlanan projeler için görüşmelerimiz devam ediyor” dedi.


“Savunma sanayi, beklentinin çok yüksek olduğu bir sektör”


Aynı zamanda SAHA İstanbul üyesi olan YKSN CTO’su Mustafa Alvar sözlerini şöyle noktaladı: “Kuzey Amerika ve Avrupa’dan rakiplerimiz olmasına rağmen, fiyat avantajı nedeniyle değil, mühendislik gücümüzü esnek ve atik süreçlerimiz ile birleştirerek, müşterilerimizin bu alandaki tüm taleplerine cevap verebildiğimiz için tercih ediliyoruz. Savunma sanayinin yüksek beklentileri vardır, ürün ve proje geliştirme süreçleri uzundur. Konsept tasarımından itibaren içinde yer aldığımız projeler ile analiz, doğrulama, ürün geliştirme, konfigürasyon yönetimi ve lojistik destek dahil olmak üzere öncelikle Türkiye’de hizmet verdiğimiz kara aracı üreticileri, ardından da çözüm ortağı olduğumuz yabancı müşterilerimiz için artık ürünlerimizin kendisini hem çevresel testlerde hem de kalifikasyon testlerinde kanıtlamış olması daha fazla projede adımızın geçmesini sağlıyor. Birçok müşterimizin, katıldıkları fuarlarda araçlarının üzerinde bizim ürünlerimizin yer alması, bilinirliğimize katkı sağlıyor. Bizler de bu alandaki uzmanlığımızı ve entelektüel sermayemizi Türkiye için küresel anlamda ümit vaat eden yeni bir alanda, insansız deniz araçları için dünyada örneği olmayan, inovatif bir sevk sistemi geliştirmek için kullanıyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Babadağ Ultra Maratonu tamamlandı Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Ölüdeniz’in eşsiz doğasında gerçekleştirilen Babadağ Ultra Maratonu yarışları büyük bir heyecanla tamamlandı. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Rusya, Belçika, Ukrayna, Norveç, Polonya, İspanya, Bermuda, Avusturya ve Finlandiya başta olmak üzere toplam 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun yer aldığı maraton, iki gün boyunca 1000’den fazla sporcuyla uluslararası bir spor şöleni atmosferi oluşturdu. Babadağ Ultra Maratonu, yalnızca profesyonel sporcuların değil, her yaştan katılımcının ilgisini çekti. Sabah saat 09.00 itibariyle başlayan 5K Ölüdeniz Run ve 14K Kayaköy History Run kategorilerinin ardından 23 Nisan’a özel düzenlenen Çocuk Koşusu ile etkinlik alanı adeta festival havasına büründü. Babadağ Ultra Maratonu, bölgeye değer katmaya devam ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Özpoyraz, Babadağ Ultra Maratonu’nun bölgeye hem sportif hem de turistik açıdan önemli katkılar sağladığını belirtti. Özpoyraz, organizasyonun her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü vurgulayarak, bu yıl da artan sporcu katılımıyla başarılı bir etkinliğe daha imza atıldığını ifade etti. Babadağ’ın eşsiz doğasında gerçekleştirilen maratonun yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçtiğini dile getiren Özpoyraz, etkinliğin bölgenin tanıtımına, turizm hareketliliğine ve spor kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. Ayrıca organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ederek, bu tür uluslararası etkinliklerin sürdürülebilir şekilde devam etmesinin hedeflendiğini kaydetti. Maratonda ikinci gün sonuçları 5K Ölüdeniz Run kategorisinden Erkekler de Emre Sevinç birinciliği alırken, Mehmet Aydıngör ikinci ve Yiğit Berk Kurular üçüncü oldu. Kadınlarda ise birinci Elif Karabulut Dağdelen, ikinci Gökçe Bakar ve üçüncü Zehra Seda Yıldız oldu. 14K Kayaköy History yarışında finali gören ilk isim Gökhan Gündoğan olurken, yarışı Uğur Pehlivan ikinci, Ramis Nuraliev ise üçüncü sırada tamamlandı. Kadınlarda ise birinci Elmira Ravilova, ikinci Esra İlik üçüncü ise Ayşe Elifnaz Erbilgin oldu.
Muğla 17’nci Yörük-Türkmen toyu için hazırlıklar sürüyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 17’ncisi düzenlenecek Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yıl Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın ev sahipliğinde yapılacak olan Yörük-Türkmen Toyu, 6-7 Haziran’da Menteşe ilçesindeki Yılanlı Yörük Ormanı’nda gerçekleştirilecek. 17’nci Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu, 16 derneğin katılımıyla düzenlenecek. Derneklerin oy birliğiyle oluşturduğu tertip komisyonunda; Yörük-Türkmen kültürünün yaşatılması ve tanıtılması adına ulusal ve uluslararası çalışmalara öncülük eden İsmail Uzunoğlu, Orhan Akcan, Ramazan Kıvrak ve Mevlüt Kiriş yer alıyor. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen toyun bu yılki ana teması, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yörük Türkmen Tarihi ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle ‘Ocaktan Saca, Sütten Aşa: Göçer Kültürde Yeme İçme Geleneği’ olarak belirlendi. İki gün sürecek etkinlik boyunca kültürel gösteriler, yerel lezzetler ve geleneksel yaşam pratikleriyle Yörük-Türkmen mirası bir kez daha geniş kitlelerle buluşturulacak. Başkan Aras: "Yörük-Türkmen kültürü bizim kökümüz, hafızamızdır" Yörük-Türkmen kültürünün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çeken Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Yörük-Türkmen kültürü bizim kökümüz, hafızamızdır. Bu kadim geleneği yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu da bu kültürü yaşatan, birlik ve dayanışmamızı güçlendiren en anlamlı buluşmalardan biri. Tüm hemşehrilerimizi ve misafirlerimizi 6-7 Haziran’da Yılanlı Yörük Ormanı’nda düzenleyeceğimiz 17’nci Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu’na bekliyoruz" dedi.
İzmir İzmir’de kaybolan 15 yaşındaki Asya, 7 gündür aranıyor İzmir’in Buca ilçesinde çalıştığı iş yerinden ayrıldıktan sonra sırra kadem basan, yüzde 25 zihinsel engelli 15 yaşındaki kızı arama çalışmaları sürüyor. Gözü yaşlı anne, evladının birileri tarafından alıkonulduğunu iddia ederek yardım istedi. Buca ilçesi Fırat Mahallesi’nde ikamet eden ve yüzde 25 zihinsel engelli Asya Karakuş (15), 20 Nisan’da iş yerinden ayrıldıktan sonra kayıplara karıştı. Ailenin ihbarı üzerine polis ekipleri arama çalışması başlattı. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, kayıp kızın Buca ve Bornova çevresinde görüldüğünü tespit etti. Görüntülerde bir erkekle bir süre konuştuğu ve daha sonra şüpheli şahsın yanından ayrıldığı belirlenen Karakuş’un, son olarak saat 22.00 sıralarında Bornova ilçesindeki Küçükpark civarında olduğu öğrenildi. Sahte hesaplardan mesajlar atıldı Olay günü Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan anne Nesrin Doğan, durumu öğrenince Turgutreis Jandarma Karakolu’na kayıp başvurusunda bulundu. Ardından İzmir’e gelerek emniyet güçleriyle koordineli şekilde arama çalışmalarına katıldı. Bu süreçte Asya adına açılan sahte sosyal medya hesaplarından aileye mesajlar gönderilmeye başlandı. Mesajlarda kayıp ilanlarının ve sosyal medyadaki paylaşımların kaldırılması istendi. Aile ise kızlarının kendi isteğiyle kaçmasının mümkün olmadığını ve bu mesajların başka bir şüpheli tarafından gönderildiğini ileri sürdü. "Kendi iradesiyle gidebilecek bir çocuk değil" Kızının 20 Nisan akşamı iş yerinden çıktıktan sonra kaybolduğunu belirten anne Nesrin Doğan, "Olay tarihinde ben Bodrum’daydım. Ablası kendi imkanlarıyla ulaşmaya çalışıyor. Ulaşamayınca bana haber verildi. Asya isminde sahte bir hesaptan bize ’Ben Asya, ben iyiyim. Beni aramayın’ şeklinde mesaj geldi. Arıyoruz, telefonlara cevap verilmiyor. Ablasının sosyal medya hesabına ’Ararsanız engellerim’ yazıldı. Daha sonra ’Tüm ilanların hepsini kaldıracaksınız. Eğer kaldırmazsanız benden hiçbir şekilde haber alamazsınız’ şeklinde tehdit mesajları geldi. Asya yazmıyor bunu, başkası yazıyor" dedi. "Alıkonulduğundan şüpheleniyorum" Sosyal medyaya yansıyan ve kızının yüzünde darp izleri olduğu iddia edilen bir fotoğrafın kendilerine gönderildiğini anlatan Doğan, "Kelime arasında ablasına bir cümle kullanıyor. Ablası o kelimeden sonra Asya’nın olmadığını anlıyor. Ablası ’Bu sen değilsin. Sen kimsin, seni anandan doğduğuna pişman edeceğim. Çocuk kaçırma suçunu biliyor musun?’ diyor. Hemen ardından hesap engelleniyor ve siliniyor. Benim kızım kendi iradesiyle gidebilecek bir çocuk değil. Yüzde 25 oranında zihinsel engelli ve zeka geriliği olan bir çocuk. Evde gece tek başına kalamaz. Buna mutlaka yardım eden bir yetişkin olduğuna inanıyorum. Çocuğumun alıkonulduğu şüphesiyle hareket ediyorum" ifadelerini kullandı. "3 kişinin ifadesi alındı" Olayla ilgili şüphelendiği kişileri emniyete bildirdiğini söyleyen Doğan, "Emniyette ifadesine başvurulan 3 kişi var. Bunlardan birisi iş arkadaşı, diğeri eski nişanlısı. Kamera görüntülerinde kızımı Buca Üçkuyular Meydanı’ndan arabaya bindirip Bornova Küçükpark’a kadar götüren bir şüpheli şahıs daha var. Güvenlik kamerasında orada bir telefon alışverişi olduğunu görüyoruz. Polisler detaylı olarak inceliyor. Ben ilaçlarla ayakta kalıyorum. Kızımın acilen bulunmasını istiyorum" şeklinde konuştu. "Kızımı sağ salim bulmak istiyorum" Kızına kavuşmak için yetkililerden ve vatandaşlardan yardım bekleyen anne, "Kızımı sağ salim bulmak istiyorum. Nerede olursa olsun, kiminle olursa olsun ben kızımın arkasındayım. O benim canım. Kimsenin evladıma zarar vermesini istemiyorum. İçim yanıyor, 7 gündür haber alamıyorum. Çocuğum anne sevgisine muhtaç bir çocuk. Bu işin arkasını bırakmayacağım ve sonuna kadar gideceğim. Lütfen herkes benimle tek yürek olsun" diye konuştu.