DÜNYA - 02 Mart 2012 Cuma 17:48

ATAKÖY ATLETİZM SALONU`NDA HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR

A
A
A
ATAKÖY ATLETİZM SALONU`NDA HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR

Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak Ataköy Atletizm Salonu’nda çalışmalar tüm hızıyla sürerken, Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi çalışmaları yerinde izliyor.
9-11 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Dünya Salon Atletizm Şampiyonası için yapılan Ataköy Atletizm Salonu’nda hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. 6 Mart tarihinde teslim edilmesi planlanan salonda son rötuşlar yapılırken salonun 5 Mart akşamına kadar yetiştirileceği öğrenildi.
Çalışmaları yerinde denetleyen Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, Dünya Salon Atletizm Şampiyonası ve 2012 Londra Olimpiyatları hakkında açıklamalarda bulundu. Ataköy Atletizm Salonu’ndaki hazırlıklar hakkında bilgi veren Terzi, salonu 5 Mart tarihinde teslim almayı planladıklarını dile getirerek, 9-11 Mart tarihlerinde düzenlenecek şampiyonaya tüm sporseverleri beklediklerini söyledi. Terzi, dünyanın en iyi atletlerini izleme fırsatının da kaçırılmaması gerektiğini belirtti.
Terzi, atletizmde ilk defa bir Dünya Salon Atletizm Şampiyonası düzenlediklerini belirterek, "Bundan dolayı gururlu ve heyecanlıyız. Tesis konusunda hiçbir problemimiz kalmadı. Yerleşimler devam ediyor. Organizasyon konusunda da bütün titiz çalışmalarımız sürüyor. En iyisini yapmaya çalışıyoruz. Dünyanın en iyi atletleri buraya gelecek. Dereceleriyle dünya ve Avrupa şampiyonalarında en iyi sonuçları alan atletler gelecek. Misafirlerimizi bekliyoruz. 172 ülke müracaat etti. 685 sporcu geliyor. 2 Bin kişi
de seyirci gelmesini bekliyoruz. Toplamda 5 bin kişinin İstanbul’a gelmesini beliyoruz" dedi.
"10 ERKEK 10 KADIN SPORCU İLE KATILIYORUZ"
Dünya Salon Atletizm Şampiyonasında 26 branş olduğuna vurgu yapan Terci, Türkiye’nin 16 branşta yarışacağını söyledi. Terzi, toplamda 20 sporcu ile mücadele edeceklerini ifade ederek, "Sporcularımız 10 erkek 10 da kadın atletimiz yarışıyor. Biliyorsunuz Dünya Salon Şampiyonlarında 26 branş var. Biz 16’sında yarışıyoruz. Derece barajı geçenlerle yarışmalara katılmak istedik. Bugüne kadar yaptıkları dereceler ile final veya yarı final koşabilecek sporcularımızın katılmasını istedik. Ve 16 branşta
katılıyoruz" diye konuştu.
"LONDRA OLİMPİYATLARINDA 4’TEN FAZLA MADALYA BEKLİYORUM"
Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nın 2012 Londra olimpiyatları öncesinde iyi bir prova olduğuna dikkati çeken Terzi, Londra olimpiyatları’nda 4’ten fazla madalya almayı umduklarını söyledi. Terzi, Türk atletizminin Avrupa seviyesinde olduğunu dile getirerek, "2012 Londra Olimpiyatları’na bu zamana kadar yapılan derecelerle 23 sporcumuz katılma hakkı kazandı. Biz 30 ve 35 sporcu ile kazanmayı hedefliyoruz. 8 Temmuz’a kadar barajları geçme fırsatımız var. Bizim sezonumuz Nisan ayında başlıyor. Şuan 23 kişi
ile tüm federasyonlar arasında katılımda 1. sıradayız. Pekin Olimpiyatları’nda 16 kişi ile katılmıştık. O da bir rekordu. Ama söylediğim rakamlara ulaşırsak 2 buçuk katı gibi bir sayıya ulaşacağız. Pekin Olimpiyatları’nda 2 gümüş madalya, 7 de final yarışmıştık. Londra’da 4 madalyanın üzerine çıkacağımızı düşünüyorum. Final yarışacak sporcu sayımızın da sayısının fazla olacağını düşünüyorum. Yarı final yarışacak sporcularımız da olacak muhakkak. Türk atletizmi dünyada Avrupa seviyesinde. Ama zaman zaman
dünya ve olimpiyatlarda da madalya alıyoruz. Tüm amacımız olimpiyatlara daha fazla sporcu ile katılıp madalya sayımızı arttırmak" şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Suyun altını üstüne getiriyor, can kurtarmak için saniyelerle yarışıyorlar Turizm sezonunun yaklaşmasıyla denetimlerini artıran Antalya Deniz Polisi, uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu ve yüksek hızlı botlarla boğulma vakalarından arama kurtarmaya kadar geniş alanda hızlı müdahale sağlıyor. Saniyelerle yarışan ekipler, sadece insanlara değil hayat tehlikesi yaşayan deniz canlılarına da can oluyor. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya’da, yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte deniz polisi ekipleri denetimlerini artırıyor. Yoğunlukla birlikte zaman zaman boğulma vakaları, deniz kazaları ve falezlerde mahsur kalma gibi olaylar yaşanabiliyor. Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü, bu tür olaylara hızlı ve etkin müdahale edebilmek amacıyla ekipmanlarını sürekli yeniliyor. Teknolojik ekipmanlarla donatılan ekipler, bünyesinde uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu (ROV) ve yüksek hızlı karakol ile operasyon botlarıyla zorlu şartlarda dahi görev yapabiliyor. Su altı robotu delil ve arama kurtarma çalışmalarında etkili Envanterinde ileri teknoloji su altı robotu bulunduran deniz polisi, suda yok edilmek istenilen suç delilleri ya da arama kurtarma çalışmalarında büyük katkı sağlıyor. Suya indirilen robot, uzaktan kumanda sistemiyle metrelerce derinliğe inerek tarama ve yüksek çözünürlükte görüntüleme imkanı sağlayıp ekiplerin işini oldukça kolaylaştırıyor. Boğulma tatbikatında uzaktan kumandalı can simidi Uzun bir menzile sahip ve 200 kilograma kadar yük taşıyabilen uzaktan kumandalı can simidi ise, gerçekleştirilen tatbikatta önemini gözler önüne serdi. Senaryo gereği denizde boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin yanına, görevli memurun uzaktan kumanda yönlendirmesiyle kısa sürede ulaşan can simidi, vakayı da kıyıya yine kısa sürede getirdi. "Sürekli devriye halindeyiz" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nden Başkomiser Çağlar Gürsoy, denizlerde vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 7 gün 24 saat görev yaptıklarını belirterek, "Şubemizde üç karakol botu, operasyonel botlar ile birlikte yardımcı ekipman olarak su altı robotu ve uzaktan kumandalı elektronik can simitlerimiz bulunuyor. Envanterimizdeki karakol botlarıyla sürekli devriye halindeyiz" dedi. Görevlerinin sadece devriye ile sınırlı olmadığını vurgulayan Gürsoy, "Amacımız denizlerimizin güvenliğini sağlamak, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini korumak ve acil durumlarda hızlı şekilde müdahale etmektir. Bu kapsamda şüpheli tekneleri kontrol ediyor, kaçakçılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele ediyoruz. Liman ve kıyı bölgelerinin güvenliğini sağlarken aynı zamanda arama kurtarma çalışmalarına da katılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvenli bölgeler aşıldığında vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" Antalya’nın turizm kenti olduğuna ve yaz sezonunda yoğunluk yaşandığına dikkati çeken Gürsoy, "Yerli ve yabancı milyonlarca turisti ağırlıyoruz. Yoğunluk arttıkça vaka sayılarında da artış gözleniyor. Vatandaşlarımızdan ricamız denize açılmadan önce hava şartlarını kontrol etmeleri, yüzme bilmeyenlerin can yeleği gibi ekipmanları yanlarında bulundurmaları ve ilgili mevzuata uygun hareket etmeleridir" diye konuştu. Gürsoy, denizde güvenli alanlara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Duba ve iplerle belirlenen alanlar güvenli yüzme bölgeleridir. Yüzme ne kadar iyi bilinirse bilinsin bu sınırların aşılmaması gerekiyor. Aksi halde kramp veya kalp krizi gibi durumlarda vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde görevli dalgıç Volkan Uyguner de, su altı operasyonlarının yalnızca olaylarla sınırlı olmadığını belirterek, "Sadece su altındaki olaylarla değil, aynı zamanda boğulma vakalarında da hızlı şekilde müdahale edip kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor. Bunun yanında su altında delil toplama ve kritik operasyonlara destek verme görevini de yürütüyoruz" dedi. "En son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz" Kullanılan teknik ve ekipmanlara ilişkin bilgi veren Uyguner, "Eski yöntemlerden en son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz. Su altında en kısa sürede en geniş alanı taramak bizim için çok önemli. Su altı skuterleri sayesinde bir noktadan diğerine hızlı şekilde ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz" Deniz canlılarına yönelik çalışmalara da değinen Uyguner, "Sadece insanlara değil, denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz. Caretta carettalar ve foklar gibi canlıların ağ ya da misinalara takılması durumunda en kısa sürede müdahale ederek kurtarıyor ve doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz" diye konuştu.