ASAYİŞ - 27 Ocak 2026 Salı 09:02

Amatör maç sonrası kavgada kulüp başkanın kolu kırıldı

A
A
A
Amatör maç sonrası kavgada kulüp başkanın kolu kırıldı

Küçükçekmece’de, U15 süper amatör ligde mücadele eden iki takım taraftarları arasında kavga çıktı. Kulüp başkanın kolu kırılırken, yaşanan o anlar kameraya yansıdı.


Olay, Pazar günü öğle saatlerinde Küçükçekmece’de bulunan İstanbul Balkanspor ile Yarımburgaz Spor arasında yaşanan maçta çıktı. Edinilen bilgiye göre, U15 Süper Amatör Ligde mücadele eden İstanbul Balkanspor ile Yarımburgaz Spor Küçükçekmece Kemal Aktaş Stadında karşı karşıya geldi. Maç esnasında taraftarlar arasında başlayan tartışma ve küfürleşme bir süre sonra kavgaya dönüştü. Sokağa taşan kavgada taraflar birbirine vurmaya başladı. Kavgada Yarımburgaz Spor Kulüp Başkanı Recai Şaz’ın kolu kırılırken, toplamda 2 kişi hafif şekilde yaralandı.


Polisin olayla ilgili çalışması sürüyor. Öte yandan yumruklu ve tekmeli kavga anları cep telefonu kamerasına yansıdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Farklı kuruluşlarda 380 kişi işe başladı 2024 yılından bu yana sanayi ve hizmet sektörlerine nitelikli iş gücü yetiştiren Pendik Belediyesi YETGİM’de eğitim alan 380 genç farklı sanayi kuruluşlarında işe başladı. Öte yandan kursların çeşitliliği ve niteliği YETGİM’e ilgiyi artırıyor. Öyle ki Pendik’in yanı sıra İzmir’den Bingöl’e kadar yurdun dört bir yanından gençler eğitim almak Pendik Belediyesi YETGİM’e geliyor. Pendik Belediyesi Yetkinlik Geliştirme ve İstihdam Merkezi (YETGİM) sanayi ve hizmet sektörlerinde nitelikli iş gücü yetiştirerek istihdama katkı sunmaya devam ediyor. 2024 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı genel koordinasyonu ve İstanbul Kalkınma Ajansı’nın güdümlü proje desteği ile hayata geçirilen merkezde şimdiye kadar eğitim alan gençlerin sayısı 1.802 oldu. Meslek sahibi olan 380 genç, farklı sanayi kuruluşlarında işe başladı. Eğitim için Bolu’dan geldi 18-35 yaş arası gençlerin ücretsiz olarak yararlanabildiği Pendik Belediyesi YETGİM’de kaynakçılıktan otomasyona, endüstriyel yazılımdan tasarıma kadar onlarca branşta kurs yer alıyor. Kursların çeşitliliği ve niteliği YETGİM’e ilgiyi artırıyor. Öyle ki Pendik’in yanı sıra İzmir’den Bingöl’e kadar yurdun dört bir yanından gençler, eğitim almak Pendik Belediyesi YETGİM’e geliyor. Bunlardan biri de Bolu’dan gelen Erdem Çelebi. 30 yaşındaki Çelebi, kaynakçılık üzerine eğitim aldığını belirterek kendilerine böyle bir imkan tanıdığı için Belediye Başkanı Ahmet Cin’e teşekkür ediyor.
Muğla Muğla Valiliği’nde ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı Muğla’da 2026 yılının ‘Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından başlatılan ‘Arınma Projesi’ kapsamında, Muğla Valiliği hizmet binasında ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı. Poliklinik ve ‘Gençlik Yılı’ hakkında açıklamalarda bulunan Vali Akbıyık, 2026 yılının ‘Muğla Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından birçok proje ve etkinliğin hayata geçirildiğini belirtti. Sigarayı bırakma polikliniği açıldı Arınma Projesi kapsamında ilk olarak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Muğla Valiliği bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği’nin hizmet vermeye başladığını ifade eden Muğla Valisi İdris Akbıyık, "Bugün Muğla Valiliğinde tütün mamulleri ve sigarayla mücadele ekibimiz İl Sağlık Müdürlüğümüzün ilgili birimi geldiler ve polikliniğimizi açtık. Muğla 2026’da hareketli geçecek. Bildiğiniz gibi 2026’yı ‘Gençlik Yılı’ ilan ettik. Gençliğin enerjisi Muğla’nın gücü diyoruz. Bu çerçevede de bizim göz bebeğimiz gençlerimizi, Cumhuriyetimize emanet edeceğimiz gençlerimizi madden ve manen en iyi şekilde yetiştirmek, onları korumak, kollamak bizim boynumuzun borcu" dedi. "İnsanlık ciddi bağımlılık tehdidi altında" Gençlik yılı kapsamında ‘Arınma’ projesi geliştirdiklerin açıklayan Vali Akbıyık, "Kötülüklerden hep beraber arınacağız. Nedir bunlar? Birincisi bağımlılık. Teknoloji bağımlılığı, madde bağımlılığı, uyuşturucu, alkol, sigara. Bu çerçevede de bu arınma projesi çerçevesinde ilk olarak valilik olarak il sağlık müdürlüğümüzün tütün mamulleriyle mücadele ve sigarayı bırakma ekibi kendimizden başlamak üzere burada ilgili polikliniğimizi açtık, çalışmalara başladılar. Hakikaten insanlık bugün ciddi bir bağımlılık tehdidi altında, riski altında. Biraz önce dediğim gibi madde, uyuşturucu, alkol, sigara bunların teknoloji bağımlılığı en önemlileri. Biz de bunların hepsiyle devlet olarak tüm STK’larımızla, yerel yönetimlerinizle birlikte mücadele ediyoruz. Ve bu mücadeleyi de öncelikle kendimizden başlamamız gerekiyor. Bu çerçevede biz de Muğla Valiliği olarak kendimizden başladık ve birimimizi kurduk. Çalışmalar devam edecek" dedi. 400 bin kişiye eğitim verildi Muğla Sağlık İl Müdürlüğünün geçen yıl sigarayı bırakma ekibi tarafından 400 bin vatandaşı, lise öğrencilerini, üniversite öğrencilerini, doktorlar, aile hekimleri, kamu kurum kuruluşlarına eğitim verdiğini belirten Muğla Valisi Akbıyık, "Yine 4 bin civarı da sigara kullanan vatandaşımız muayeneden geçirildi. Sigarayı bırakma konusunda çalışmalar devam ediyor. Ben emeği geçen başta sağlık müdürümüz olmak üzere tüm görev alan doktorlarımıza, görevlilerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca bir de sigarayı bırakanları tebrik ediyoruz. Bırakacak olanlara da şimdiden teşekkür ediyoruz. 2026 tembellik yılı olmasın, bağımlılık yılı olmasın, arınma yılı olsun, gençliğin yılı olsun, hareketli bir yıl olsun" dedi.
Eskişehir Yalnızlık çağımızın görünmez salgını Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, kendini yalnız hissetmenin her zaman "yalnızlık" anlamına gelmediğini belirterek, "Yalnızlık, sadece fiziksel bir izolasyon durumu değildir. Daha çok anlaşılmama, değer görmeme ve aidiyet eksikliği ile ilgilidir. Bir mesaj almak, bir paylaşımı beğenmek veya yüzlerce arkadaş listesinde bulunmak, gerçek bir bağın yerini tutamaz" uyarısında bulundu. "Kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getiriyor" Yalnızlığın günümüzde sadece bir duygudan ibaret olmadığını, çağımızın görünmez salgını haline geldiğini belirten Çokaygil, "Hızla akan yaşam temposu, yüzeysel ilişkiler ve sürekli karşılaştırmalar, yalnızlığımızı derinleştiriyor. Sosyal medyada gördüğümüz mükemmel hayatlar, kendi hayatımızı eksik ve yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. İnsanlar, gerçek duygularını paylaşmak yerine maskeler takıyor; bu da samimi ve güvenli ilişkilerin azalmasına sebep oluyor. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getirebiliyor" dedi. "Modern şehir yaşamı ve bireyselleşme yalnızlığı besliyor" Modern şehir yaşamı ve bireyselleşmenin de yalnızlığı beslediğine dikkat çeken Beste Çokaygil, "Komşuluk ilişkilerimiz zayıfladı, aile bağlarının önemi şehir hayatının karmaşasında kayboldu. İnsanlar artık kendi iç dünyalarıyla daha fazla baş başa kalıyor ve bu durum, hem psikolojik hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor" diye konuştu. "Yalnızlık bedensel sağlığı da etkiliyor" Yalnızlığın yalnızca ruhsal değil, fiziksel sağlık üzerinde de etkili olduğuna değinen Çokaygil, "Uzun süreli yalnızlık hissi, stres hormonlarının artmasına neden olabilir. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzenini bozabilir ve kronik yorgunluk hissine yol açabilir. Yani yalnızlık sadece bir duygu değil, tüm vücudu etkileyebilen bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişim gerçek temasın yerini tutmuyor" Dijital iletişimin artmasının yüz yüze temasın yerini alamadığını belirten Çokaygil, "Ekran üzerinden kurulan iletişim hızlıdır ama duygusal derinlik açısından sınırlıdır. İnsan beyni göz teması, ses tonu ve beden dili gibi unsurlarla bağ kurar. Bunlar eksik olduğunda kişi kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissedebilir" şeklinde konuştu. "Yalnız hissetmek yalnız olmak anlamına gelmiyor" Yalnız hissetmenin yalnız olmak anlamına gelmediğini belirten Beste Çokaygil, "Kendimize zaman ayırmak, duygularımızı fark etmek ve anlamlı bağlantılar kurmak, yalnızlığı dönüştürmenin ilk adımıdır. Duygularınızı gözlemlemek ve kabul etmek, yalnızlığın olumsuz etkilerini azaltır. Arkadaşlarınızı sayıdan çok derinliğine göre değerlendirin. İçten bir sohbet, paylaşılan bir deneyim, yüzeysel mesajlaşmalardan çok daha iyidir. Bunun yanı sıra gönüllü katıldığınız aktiviteler, hobiler ve sosyal gruplar, aidiyet hissini artırır" diye kaydetti. "Kendinizle kurduğunuz bağı güçlendirin" Yalnızlığın modern yaşamın kaçınılmaz yan etkisi olduğunu söyleyen Çokaygil, "Farkında olarak, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz bu bağları güçlendirerek, bu duyguyu yapıcı ve dönüştürücü bir deneyime çevirebiliriz" diye anlattı.
Sivas Eksi 20 derecede sürü halinde suya giren domuzlar böyle görüntülendi Sivas’ta yaban hayatı fotoğrafçısı Mustafa Aslan, bir domuz sürüsünün sıfırın altında 20 derece soğuk suya girip karşı kıyıya geçtiği anlara tanıklık ederek, o anları görüntüledi. Sivas’ta yaban hayatını görüntülemek için doğaya çıkan doğa fotoğrafçısı Mustafa Aslan, dikkat çeken bir ana tanıklık etti. Bölgede ilerlerken birden fazla ayak izi fark eden Aslan, kısa süre sonra bir domuz sürüsünün hareket halinde olduğunu gözlemledi. Bir süre sonra sürünün karşı tarafa geçmek için tepeyi dolaşmak yerine daha kısa olan su yolunu tercih ettiklerini gördü. Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü bölgede domuzlar, tek sıra halinde suya girerek yüzmeye başladı. Aslan, soğuk havaya rağmen ilerleyişini sürdüren domuz sürüsünün, kısa sürede karşı kıyıya ulaştığı gördü. O anları görüntüleyen Mustafa Aslan, domuzların suya yaklaştığını gördüğünde ilk başta su içeceklerini sandıklarını ve daha sonra ise suya girdiklerinde şaşırdıklarını belirterek, "Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi. "Etkileyici bir görüntüydü" Sürünün içerisinde bir hiyerarşi olduğunu söyleyen Mustafa Aslan, "Barajın kenarında domuz sürüsü gördük. Hava çok soğuktu, o akşam sıcaklığı sıfırın altında 20 dereceye düştü. Barajın bazı kısımları donmuştu, bazı kesimleri ise açıktı. Domuzlar suyun kenarına indi, biz su içeceklerini sandık ama sonra bizi şaşırttılar. Öndeki domuz suya atladı, ardından sürü peşinden geldi ve karşıya, bizim olduğumuz yere doğru yüzmeye başladılar. Çok hızlı yüzücüler ve aynı zamanda karada da oldukça seri hareket edebiliyorlar. Kısa sürede büyük bir mesafe kat ederek bizim bulunduğumuz bölgeye çıktılar. Oldukça etkileyici bir görüntüydü. O soğukta hayvanların buz gibi suya girmesi, uzun yolu dolaşmak yerine kısa yolu tercih etmeleri ve geçiş sırasında tek sıra halinde en öndekini takip etmeleri adeta bir kurt sürüsünü andırıyordu. Diğer hayvanlarda da benzer bir hiyerarşi var. En öndeki yolu açar ve yön gösterir. Bunu görüntülemek bizim için güzel ve keyifliydi. Domuzların yağ tabakaları oldukça kalın, bu da onları hem darbelerden hem de soğuktan koruyor. Bu sayede böyle zorlu şartlarda mücadele edebiliyorlar. Yaklaşık 40’a yakın domuz vardı. O gün bir şey çekemedik diye üzülmüştük ama son dakika doğa sürprizini yaptı" dedi.