GÜNDEM - 25 Ocak 2025 Cumartesi 09:43

Anne Pervin Aci: “Eylem Tok ve oğlu Türkiye’ye gelmesin”

A
A
A

Geçtiğimiz mart ayında Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olan kazaya karışan 17 yaşındaki oğlu T.C. ile ABD’ye kaçan Yazar Eylem Tok’un tutukluluk hali devam ederken Aci ailesi sürece ilişkin konuştu. Zaman zaman duygusal anlar yaşayan anne Pervin Aci, “Gece gündüz yanıyorum, evlat acısı çok zor. Bizi bitirdiler, orada yatsınlar diyorum, onlar Türkiye’ye gelmesin” dedi. Acılı anne, ABD’deki başkan değişikliğinin, Tok ve oğlunun iade sürecine etkisi olacağını düşünmediğini ifade etti.

İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te yaşanan feci kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin ölümüne ve 5 kişinin yaralanmasına neden olduğu iddia edilen Op. Dr. Bülent Cihantimur ve Yazar Eylem Tok’un oğlu 17 yaşındaki T.C. annesi tarafından önce Mısır’a oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Türkiye’nin iade talebi üzerine geçtiğimiz haziran ayında Boston’da ABD polisi tarafından yakalanan anne oğulun tutukluluk hali sürerken hukuki süreç de devam ediyor. Anne Pervin Aci ve baba Özer Aci ise oğullarının vefatının üzerinden neredeyse 1 yıl geçtiğini söyleyerek sürece ilişkin konuştu. Ailecek zor günler geçirdiklerimi anlatan Aci çifti zaman zaman duygularına hakim olamazken Pervin Aci, anne ve oğlun Türkiye’ye getirilmesini istemediğini söyledi.

“Yaramız taze, içimiz yanmaya devam ediyor”

Acılarının ilk günkü gibi olduğunu söyleyen baba Özer Aci, “Kaza olabilir dedik ama kazadan sonra yaşananların vahşet olduğunu söyledik. En son çıkan sağlıkla ilgili bilirkişi raporunda rahmetli oğlumun kan kaybından öldüğü söyleniyor. Çocuğu vesile olmuş ama onun çarpmasıyla ölmemiş, ben de şunu söylüyorum; çarpmasaydı ölmeyecekti. Yaramız taze, içimiz yanmaya devam ediyor, ilk günkü gibi mücadeleye devam ediyorum ama şanslıyız, bu insanlar şu an hapishanede, 14 Haziran‘dan bu yana. Ben değil biz olmalıyız, ne yazık ki Bolu’da da şunu gördük; insanlar benlikten çıkamadı. Otelde 80 kişiye yakın insan ölmüş, insanlar halen karşıda kayak yapıyor, çok üzüldüm. Eylem Tok ‘Bizim evladımız’ deseydi belki evladım yaşıyor olacaktı, yakalandıkları için en azından cezalarını az veya çok çekecekler, çekmeye başladılar, çeksinler, biraz daha kalsınlar. Benim bugün, yarın gelsinler diye acelem yok” dedi.

“Bu aşamadan sonra iade etmeseler de olur”

ABD’de yargı sürecinin devam ettiğini aktaran Baba Aci, “Amerika’da başkanlık değişimi oldu. Trump, ülkelerine gelip doğum yaparak vatandaşlık alma olayını biraz zorlaştırdı. Türkiye Cumhuriyeti’ne bir faydası yok, bu çocuğun Amerika’ya ne faydası olacak. Bu aşamadan sonra iade etmeseler de olur. Başkan değişikliğinin bizim olayla direkt etkili olacağını sanmıyorum. Hakim kararını verecektir eninde sonunda, verdiğinde de dört gözle bekliyor olacağız. ’Allah rahmet etsin’i bizden esirgediler, ne söyleyeyim ki insan olmadıktan sonra ne kıymeti var ki. Bir kahve içme süresi kadar 3’üncü günü görüştük, sonra da görüşmedik bu saatten sonra görüşmek de istemiyorum. Baba çıkıp insan olduğunu hatırlayıp ‘Acılı aileden özür dilerim’ deseydi ne kaybederdi. Evladım için 9-10 aydır çırpınıyorum. Torunum zaman geçtikçe babasının eksikliğini hissedecek, hele hele okula gittiğinde herkes babadan bahsedecek, o bahsedemeyecek, herkes ‘Babam şöyle yaptı, böyle yaptı’ diyecek, o diyemeyecek, o zaman içerisinde görünecek” şeklinde konuştu.

“Orada yatsınlar, Türkiye’ye gelmesinler”

Oğlunun acısıyla sarsıldığından bu yana kendini toparlayamadığını söyleyen anne Pervin Aci, anne ve oğlunun Türkiye’ye gelmesini istemediğini söyleyerek, “Güzel günlerim vardı, ondan sonra hep karanlık, bizi bitirdiler. Vallahi orada yatsınlar diyorum, öyle insanların Türkiye’de olmamasını istiyorum, onlar Türkiye’ye gelmesinler, orada yatsınlar, istemiyorum. Evlat acısı çok zor bir şey, evlat dediğin zaman nasıl olduğunu bilmiyorum ama her yerim yanıyor. Gece yanıyorum, gündüz yanıyorum, gecem yok gündüzüm yok o başka, onlar orada yattılar, yatsınlar. Adalet Bakanlığı, Bakanlığımızdan çok memnun oluyorum, çok mutluyum, iyi ki varlar” ifadelerini kullandı.

Hasibe Karadağ - Ahmet Faruk Sarıkoç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın BARÜ’de alanında uzman isimler kadın futbolunda medyanın rolünü anlattı Bartın Üniversitesinin (BARÜ) Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlediği panelde kadın futbolunun gelişimi ve medyadaki temsili alanında uzman isimler tarafından değerlendirildi. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) spor ve medya alanında önemli isimleri bir araya getiren Bilim Kafe etkinliği düzenlendi. Kutlubey Yerleşkesi İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Cengiz Karaismailoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen "Kadın Futbolu ve Medya Farkındalık Paneli"nde kadın futbolunun gelişiminde medyanın önemi vurgulandı. Programın moderatörlüğünü BARÜ Spor Bilimleri Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Gürkan Elçi yaptı. Panelde konuşmacı olarak gazeteci ve spor yorumcusu Lütfü Özel, Kadın Futbolcular Derneği Başkanı ve Kristal Ayaklar TV Programı Yapımcısı Bedri Akkerman ile Galatasaray Kadın Futbol Takımları İdari Menajeri Avukat Gülfem Kocaoğlu yer aldı. Gazeteci Özel, spor gazeteciliğinin kadın futboluna yaklaşımını değerlendirdi Türkiye’de spor gazeteciliğinin kadın futboluna yaklaşımını değerlendiren Lütfü Özel, "Gazetecilik artık boyut değiştiriyor. Spor da bunlardan biri. Biz gelişmeleri takip ediyoruz ancak bunları kamuoyuna doğru şekilde aktarmak ayrı bir sorumluluk. Artık yapay zekânın gelişmesiyle gazeteciliği de bakış açılarını da tanımlamakta zorluk çekiyoruz. Bir gazeteci olarak benim için merkez, haberdir. Değişmeyen tek şey haberdir, haberin özü neyse ona ulaşırız. Spor haberciliğinde de esas olan şey müsabakadır. Tüm spor branşları açısından değerlendirirsek 5N1K cevabı önemlidir, geri kalan her şey yorumdur. Kadın futbolu gazetelerde çok az yer buluyor. Haber değeri var ancak artık medya anlayışımız değişti." dedi. Bedri Akkerman: "Kadın futbolunu görünür kılmak için çalışıyoruz" Kadın futbolunun medyada görünür olması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Bedri Akkerman, "Kadın futbolunun Avrupa ve dünyada geliştiğini gördükten sonra biz de dijital bir dergi çıkarmak istedik. Bir marka oluşturduk ve şu anda kadın sporcuların başarılarını yazıyoruz. Kadın futbolunun hiçbir gazetenin spor sayfasında yer almadığını gördük. Bunun üzerine Kristal Ayaklar markasını oluşturduk ve 4 sezondur 170’in üzerinde program hazırlıyoruz. Kadın futbolcularımızı ön plana çıkarmak istiyoruz. Bu süreçte kadın futbolcuların haklarını savunan bir sivil toplum kuruluşunun olmadığını fark ettik ve Kadın Futbolcular Derneğini kurduk. Bu noktada çeşitli farkındalıklar oluşturmaya çalışıyoruz. Başarılar geldikçe ve ana akım medya bizi destekledikçe bu işi daha da büyütüp uluslararası alana taşıyacağımıza inanıyoruz" diye konuştu. Avukat Kocaoğlu, Galatasaray’ın kadın futboluna yönelik çalışmalarından bahsetti Gülfem Kocaoğlu ise kadın futbolunda kulüpleşme ve kurumsal yapılanma süreçlerini anlatarak "Futbol erkek işi olarak görülüyor ama bugün burada kadınları görmek beni gerçekten mutlu etti. Ben hukuk mezunu olduktan sonra spor hukuku alanına yöneldim çünkü sahanın içinde olmak istiyordum. O dönemde Galatasaray kadın futbol takımlarını kurmaya başlıyordu ve ben de gönüllü olarak bu sürece dâhil oldum. Takım kurulduktan üç yıl sonra şampiyon olduk ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kalan ilk ve tek Türk takımı olmayı başardık. Belki basında çok fazla yer bulamadık ama bizim için çok büyük bir başarıydı. Kadınların da bu alanda başarılı olabileceğini göstermek için mücadele ediyoruz. Kadın futboluna yatırımlar arttıkça gelişimin de hızlanacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından kadın futbolu alanındaki çalışmaların daha fazla desteklenmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.
Bartın BARÜ’de düzenlenen etkinlikte bilim ve mizah buluştu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) bilimsel bilgilerin mizahi bir dille anlatıldığı "Beynim Seni Yerim" söyleşisi öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Bartın Üniversitesi (BARÜ) tarafından beyin yapısı, insan davranışları ve kişiler arası ilişkiler bilimsel ve sosyal yönleriyle ele alındığı bir program düzenlendi. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümünden Prof. Dr. Onur Köksal’ın konuşmacı olarak yer aldığı "Beynim Seni Yerim" başlıklı söyleşi, etkileşimli bir atmosferde gerçekleştirildi. Söyleşinin açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, etkinliğin hem bilimsel hem de keyifli bir içerik sunacağını belirterek bu tür programların katılımcılara farklı bakış açıları kazandıran önemli buluşmalar olduğunu söyledi. Ardından geçilen programda Prof. Dr. Onur Köksal tarafından katılımcılara insan beyninin karar alma süreçleri, duygular üzerindeki etkisi ve günlük yaşamda iletişim biçimlerini nasıl şekillendirdiği mizahi bir dille anlatıldı. Yönelttiği sorularla seyircileri de programa dâhil eden Prof. Dr. Köksal, beynin insan ilişkilerini yönlendiren önemli bir merkez olduğunu vurguladı. Ayrıca sahneyi öğrencilerle de paylaşan Köksal, beyin fonksiyonlarının işleyişini uygulamalı örneklerle gösterdi. Öğrencilerin sorulara verdiği samimi ve esprili cevaplar ise salonda keyifli anlar yaşattı. Bilimsel bilginin eğlenceli bir anlatımla buluştuğu etkinlik; öğrenciler, akademik ve idari personel tarafından ilgiyle izlendi.