ASAYİŞ - 03 Şubat 2026 Salı 13:42

Aziz İhsan Aktaş davasınında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor"

A
A
A
Aziz İhsan Aktaş davasınında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor"

Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, "Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı" dedi. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi.


Aziz İhsan Aktaş davası 5’inci gününde devam ediyor. Duruşmada görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz savunma yaptı.


Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz, "Ben Beşiktaş Belediyesi siyasi başkan yardımcısıyım. Hayata tutunmak için bütün ömrüm boyunca mücadele ettim. 70 yaşındayım, Ömrümde suç örgütleriyle, çetelere karşı mücadele vererek geçti. Bu konuda ciddi bedeller ödedim. Daha da bedelleri ödemeye de devam ediyorum. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum. 2019 yılında Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildim. Belediye Başkanımız Rıza Akpolat beni belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bu görevlendirmede yalnızca destek hizmetleri müdürlüğü birimi bana bağlı değildi. 6-7 tane birim bağlıydı. Haksız, adaletsiz ve hukuksuz, tek taraflı olarak hazırlanan bir iddianame ile ilgili görüşlerim olacaktır. Ben 10 aydır bugünü bekliyorum, 10 aydır tutukluyum. Haksız, hukuksuz, adaletsiz olarak tutuklandım. Bizim yönetim anlayışımız katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, kamu menfaati ve çıkarını düşünen bir yerel yönetim anlayışıdır. Çünkü yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Ben bürokrat değilim, ben teknokrat değilim. Ben seçilmiş meclis üyesiyim ve siyasi başkan yardımcısıyım. Sayıştay müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken, bizim belediyemize her sene gelirlerdi. Mülkiye müfettişleri her sene genel denetime gelirlerdi. Yapılan denetimlerde hiçbir suçlamayla karşılaşmadık. Bu suçlamalardan alnımızın akıyla çıktık. Eğer devletin bu kurumlarının yaptığı denetimlerin verdiği raporların bir anlamı yoksa o zaman bu kurumları yok sayacaksak ne anlamı var? Biz bu süreçlerde ne ben ne de arkadaşlarım herhangi bir suç işlemedik" ifadelerini kullandı.


"Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor"


Savunmasının devamında suç işlemediğine vurgu yapan sanık Yılmaz, "Bir sene önce Belediye Başkanımız tutuklandı. Belediye Başkanından sonra yani 10 ay önce de ben tutuklandım arkadaşlarımla beraber. Evimde arama yapıldı. Ben suçlu değilim ki veya bir suç işlemiş değilim ki, evimde benim gizli saklı neyim olabilir? Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım. Bilirkişi raporlarına baktığımızda benim sadece o ihalelere olur verdiğim görülecektir. Zaten sayın savcılık beni mahkemeye sevk ettiği zaman da ihalelere olur verdiğim şeklinde beni suçlayarak gönderiyordu. Buradan haykırarak söylemek istiyorum, olur vermenin anlamı nedir? Savcılık olur vermenin anlamının ne olduğunu bilmiyor mu? Şimdi bu bilirkişi raporları neden hazırlanır? Bu bilirkişi raporları neden alınır? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar, bilirkişiler onlarca, yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar. Kendi konularında mevzuata hakimler, ihale yasası ve mevzuatı konusunda deneyimli insanlar. Benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu biliyorlar. Bundan dolayı benim bir suç işlemediğimi de bilirkişiler biliyor. Bu konuda raporu, dört tane ihaleyle ilgili raporu savcılığa bildiriyorlar. Savcılık bunu kesinlikle göz önünde bulundurmuyor. Ben bunun nedenini çok merak ediyorum. Bu ön yargı neden? Ben siyasi olduğum için mi, Cumhuriyet Halk Partili olduğum için mi bu ön yargı var? Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Peşinen suçlu ilan edildim, aleyhimde onlarca ifade verildi" şeklinde konuştu.


"İhalelerin yapılması sürecinde bunları bilmiş olsaydım kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım"


Savunmasına devam eden sanık Yılmaz, "Ayrıca yine bilirkişi raporlarında ihaleleri alan firmalarla ilgili bir organik bağımın ve bir ilişkimin olduğu, onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında tespitte bulunulmamıştır. Dolayısıyla bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. İhaleyi alan firma ve firmalarla ilgili bir organik bağımın olduğuna ve onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında bir tespitte bulunulmamıştır. Bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı. Attıkları yalan iftiralar, beyanlar soyut ve mesnetsizdir, kesinlikle kabul etmiyorum. Mustafa Mutlu’nun geçmişini bilmem. Mustafa Mutlu kim ki bana talimat verecek? Mutlu’nun himayesinde çalışan birisi değilim. Bu konuda somut olarak suçu teşkil edildiğine dair iddianamede bir delil, beyan var mıdır? Bu suçlamayı kesinlikle reddediyorum. Genel anlamda Belediye Yasası mevzuatı ile ilgili, Kültür Bakanlığı’ndan, Valilikten, Kaymakamlıktan bir evrak geldiğinde, hukuksal olarak bir problem olduğunda Mutlu’ya danışmış ve soru sormuş olabilirim ama ben ihaleleri şöyle yapalım böyle yapalım veya o bana ihaleleri organize edelim diye herhangi bir şey yapmadım. Benim öyle bir yetkim, sorumluluğum yok" dedi.


"Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur"


Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini tehdit etmediğini belirten Yılmaz, "Bir gün Ozan İş beni aradı, bana, ‘başkanım neredesin ne yaptın’ dedi. Belediyede çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyledim. O da bana, ‘misafirim var geleceğim’ dedi. Aziz İhsan Aktaş geldi, ben bütün misafirlerime merhaba dedim, karşıladım. Kesinlikle Aziz İhsan Aktaş‘ı bir zorlama bir tehdit etme, böyle bir şey söz konusu olamaz. Bana, rüşvet, kişisel menfaat diye bir suçlama iddianamede yok. Ozan İş’in uydurması bir yalanı şimdi bir adama malı zorla satacaksınız, tehdit edeceksiniz, ondan sonra açıktan bir menfaat edecek. Böyle bir şey olabilir mi? Yapılan usulde bir hata var mı, kamu zararı söz konusu mudur? Bunların kesinlikle söz konusu olmadığı görülecektir. Önder Gedik ifadesinde, bu süreci kimlerle yürüttüğünü açıklamıştır. Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur. Bu süreci yürüten, Ozan İş’tir ama Ozan İş, kendisini kurtarmak için kesinlikle benim şahsıma iftira atmaktadır. Aziz İhsan Aktaş‘a da sorulmasını isterim, bu gayrimenkulün satışında bana Mustafa Mutlu‘ya Alican’a ne menfaat sağlamış? Bu soru Aktaş’a sorulsun, bunun cevabını versin Aktaş" diye konuştu.


Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Yüksekova’da 90’lar temalı kafe geçmişle bugün arasında köprü kuruyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde açılan "Nostalji 90’lar Cafe", sergilenen antika eşyalar ve sunulan yöresel lezzetlerle kültürel hafızayı yaşatmayı hedefliyor. Cengiz Topel Caddesi’ndeki bir iş merkezinde faaliyete geçen işletme, ziyaretçilerini 30-40 yıl öncesinin atmosferinde ağırlıyor. İşletme sahibi Rodin Barçin yaptığı açıklamada, eskiye duyduğu özlem ve kültürel değerleri koruma isteğinin bu projeyi hayata geçirmesinde etkili olduğunu söyledi. "Eskinin samimiyetini geleceğe taşımak istiyoruz" İlçede bu alandaki eksikliği fark ederek yola çıktığını belirten Barçin, hazırlık sürecini şu sözlerle aktardı: "Kültürümüze karşı ayrı bir hassasiyetim var. Eskiye dair birçok şeyin yok olmaya başladığını görünce katkı sunmak istedim. İki yıl boyunca İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerdeki antikacılardan ve aile büyüklerimden kalan eşyaları topladım. Burada dedemden kalan destar, dayımın televizyonu, teyzemin perdeleri ve annemin ördüğü çoraplar gibi manevi değeri yüksek objeler yer alıyor." Mekanın sadece bir ticari işletme değil, bir kültür alanı olduğunu vurgulayan Barçin, 50 yıllık el dokuması kilimlerden siyah-beyaz fotoğraflara kadar her parçanın bir hikayesi olduğunu ifade etti. Barçin, kafede oluşturdukları vitrinin tüm vatandaşlara açık olduğunu dile getirerek, "Geçmişe dair hatırası olan herkes; 70’ler, 90’lar ya da 2000’li yıllara ait obje veya fotoğraflarını getirip burada sergileyebilir. Kısa sürede birçok kişi gönüllü olarak hatıralarını bizimle paylaştı. Amacımız, özellikle lüks bir tüketim çağında büyüyen gençlere, bizim yaşadığımız o yamalı pantolonlu ama samimi günlerin ruhunu anlatabilmek" diye konuştu.
Malatya Bakan Ersoy: "Dünya tarihinin en muazzam inşa ve ihya hareketini hayata geçirdik" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde Malatya’da yaptığı açıklamada, deprem bölgesinde yürütülen çalışmalarla dünya tarihinin en kapsamlı inşa ve ihya sürecinin hayata geçirildiğini söyledi. Bir dizi ziyarette bulunmak üzere Malatya’ya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Malatya Valiliği ziyareti sonrasında açıklamalarda bulundu. Depremin ilk anından itibaren devletin tüm imkanlarıyla sahada olduğunu belirten Bakan Ersoy kültür varlıklarından vakıf eserlerine kadar birçok alanda yürütülen çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü kaydetti. Konuşmasında kararlı duruşa dikkat çeken Bakan Ersoy, "İnsanımızın beklentileri söz konusu olduğunda hiçbir bahaneyi kabul etmiyoruz. ‘Olmazcılara’, ‘yapılamazcılara’ asla kulak asmıyoruz. Sözle değil eserlerle konuşuyoruz. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla her şeyin yerine konulacağı sözünü vermiştik. Bugün bu sözü yere düşürmemiş olmanın huzurunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Deprem sonrası kültür varlıklarının korunması için önemli kaynaklar ayrıldığını belirten Ersoy, "Genel Müdürlüğümüz tarafından 5 bin 119 taşınmazda hasar tespiti yapıldı. Bakanlığımıza tahsisli yapıların projelendirilmesi için yaklaşık 7,3 milyar lira ödenek kullandık. Özel mülkiyetteki tescilli yapılar için ise 2 milyar liralık hibe desteği sağladık. 11 ilde hassasiyetle yürütülen 63 işi tamamladık" dedi. Malatya’ya ilişkin müjdeleri de paylaşan Bakan Ersoy, yüzde 90 fiziki gerçekleşme oranına ulaşan ve bugüne kadar 173 milyon lira harcanan yeni Malatya Kültür Merkezi’nin bu yıl içerisinde tamamlanarak hizmete açılacağını söyledi. Kentte hasar tespit edilen 24 vakıf eserinden restorasyonu süren 22’sinin Haziran ayı itibarıyla tamamen ayağa kaldırılacağını ifade eden Bakan Ersoy, Malatya Müzesi’nde hasar gören 42 eserin restorasyonunun da tamamlandığını aktardı. Yeşilyurt ilçesi Hıroğlu Mahallesi’ndeki 8 yapının projeleri için ihale çalışmalarının başlatıldığını belirten Bakan Ersoy, toplam 551 milyon lira ödenekle Malatya’nın tarihi dokusunun yeniden ihya edildiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Bakan Ersoy, "Bu milletin iradesinden güç alanları hiçbir şey dize getiremeyecektir. Bizim birlikte aşamayacağımız engel, üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur" diye konuştu.