ASAYİŞ - 05 Şubat 2026 Perşembe 09:09

Bahçelievler’de valizden uyuşturucu çıktı: 18 kilo katı metamfetamin ele geçirildi

A
A
A
Bahçelievler’de valizden uyuşturucu çıktı: 18 kilo katı metamfetamin ele geçirildi

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde bir eve düzenlenen operasyonda, valizlere gizlenmiş 17 kilo 900 gram metamfetamin ele geçirilirken, 1 şüpheli gözaltına alındı.


Edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik yeni bir çalışma gerçekleştirildi. Bahçelievler’de şüpheli bulunan bir evi takip eden polis, bir süre sonra söz konusu adrese operasyon düzenledi. Evde yapılan aramalarda ise poşetler halinde valizlere gizlenmiş 17 kilo 900 gram katı metamfetamin ele geçirildi. Yakalanan şüpheli sorgulanmak üzere Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü. Zanlının "uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" suçundan adli makamlara sevk edilmesi bekleniyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli OSB Vakfından PAÜ İnme Merkezime tomografi cihazı bağışı Pamukkale Üniversitesi ile Denizli Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri Vakfı (DOSAV) arasında, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi bünyesinde kurulacak İnme Merkezi’ne Ege Bölgesi’nde bir ilk olacak tomografi cihazının kazandırılmasına ilişkin protokol imzalandı. Denizli OSB Müdürlüğü’nde düzenlenen imza törenine; Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, PAÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ersan Öz ve Prof. Dr. İbrahim Türkçüer, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve DOSAV Vakıf Başkanı Derya Baltalı, PAÜ Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Hakan Alkan, Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Çalışkan, İsmail Aslan ile Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş, General Elektrik Satış Müdürü Ender Kaya ve GE HealthCare Satış Direktörü Yusuf Ziya Nural katıldı. Törende konuşan Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, kurulacak İnme Merkezi’nin Denizli için önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Üniversite-sanayi işbirliğinin en güzel örneklerinden birini daha hayata geçiriyoruz. Bu merkez sayesinde sadece Denizli’ye değil, çevre illere de hizmet verebilecek güçlü bir sağlık altyapısı oluşturulacak. Biz İnme Merkezi için anjiyografi cihazını aldık ancak tomografi cihazını alamamıştık. Derya Bey ve Yönetim Kurulu Üyeleri’ne çok teşekkür ediyoruz. Tomografi cihazını destekleri sayesinde İnme Merkezimize kazandıracağız. Sağlık alanında yapılan her yatırım, doğrudan insan hayatına dokunmaktadır. Denizli OSB ve DOSAV Vakfı yönetimine ve hayırseverlerimize bu kıymetli katkıları için teşekkür ediyorum" dedi. "Ege bölgesi’nde örneği bulunmayan tomografi cihazı temin edildi" DOSAV Vakıf Başkanı Derya Baltalı ise konuşmasında, inme hastalığına yönelik çözüm üretmenin uzun süredir gündemlerinde yer aldığını belirterek, "Üniversitemizde bu merkez için gerekli altyapı büyük oranda hazırlandı, birçok cihaz temin edildi. Ancak burada kritik öneme sahip, dünya standartlarında bir tomografi cihazı bulunuyor. Bu cihazın kazandırılması noktasında yönetim kurulumuzla birlikte sorumluluk aldık. Bağış sürecini Denizli OSB Vakfımız üzerinden yürüteceğiz ve ardından üniversite vakfına aktaracağız. Şu an itibarıyla cihaz temin edildi. Ege Bölgesi’nde örneği bulunmayan, en üst teknolojiye sahip bu cihaz sayesinde, inme geçiren bir hastaya ilk 6 saat içinde müdahale edilebiliyor. Pıhtının yeri tespit edilerek anjiyo yöntemiyle çıkarılması mümkün oluyor. Böylece hasta kısa sürede taburcu edilip günlük yaşamına dönebiliyor. Denizli gibi insan kaynağı güçlü bir şehirde, bu denli hayati bir sağlık yatırımına öncülük etmekten büyük gurur duyuyoruz" dedi.
Konya UEC 2026 Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nda dördüncü gün geride kaldı 2026 UEC Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nda dördüncü gün geride kaldı. 2026 UEC Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nın akşam seansı, erkekler sprint yarışı yarı final mücadeleleriyle başladı. Programda ayrıca erkekler omnium mücadelesinin üçüncü ayağı olan eliminasyon yarışı ile kadınlar bireysel zamana karşı finalleri yer aldı. Seansın ilerleyen bölümünde kadınlar bireysel takip finalleri koşulurken, erkekler omnium yarışının son ayağı olan puan yarışı ile omniumda madalya sıralaması netlik kazandı. Akşam seansı, erkekler sprint yarışı final karşılaşmaları ve kadınlar puan yarışı ile tamamlandı. Erkekler bireysel sprint yarışında final mücadelesinde nefesler tutuldu Erkekler sprint yarı final mücadeleleri, yüksek tempo ve net üstünlüklerle tamamlandı. Büyük Britanyalı Matthew Richardson, Polonyalı Mateusz Rudyk karşısında her iki yarışı da kazanarak finale yükselirken, diğer eşleşmede Hollandalı Harrie Lavreysen, Nikita Kiriltsev (AIN) karşısında üstünlüğünü ortaya koydu. Yarı finallerde sergilenen güçlü çıkışlar ve taktiksel sürüşler, final öncesi büyük bir çekişmenin habercisi oldu. Final mücadelesi ise şampiyonanın şu ana kadarki en büyük heyecanına sahne oldu. Dünya rekortmeni Richardson, son dünya şampiyonu Lavreysen karşısında geri dönüşe imza atarak seriyi 2-1 kazanmayı başardı. Bu sonuçla Matthew Richardson altın madalyanın sahibi olurken, Harrie Lavreysen gümüş, Nikita Kiriltsev ise bronz madalya elde etti. Erkekler sprint finali, temposu ve dramatik anlarıyla pist bisikleti tutkunlarına unutulmaz bir yarış izlettirdi. Erkekler omnium yarışı nefes kesti Kıran kırana geçen erkekler omnium yarışının eliminasyon etabında adeta nefesler tutuldu. Şampiyonluk mücadelesi veren Portekizli Iuri Leitao, son disiplin olan puan yarışı öncesinde liderin 10 puan gerisinde yer alırken, altın madalya için tüm hesaplar final etabına kaldı. Omniumun favori isimlerinden biri olan Leitao, puan yarışında ortaya koyduğu performansla farkı kapatarak zirveye uzanmayı başardı. Erkekler omnium, 100 tur süren nefes kesen bir puan yarışıyla sona ererken, son bölümde milli sporcu Ramazan Yılmaz’ın da yer aldığı altılı grubun pelotona tur bindirmesiyle alınan 20’şer puan, klasmanı adeta baştan yazdı. Bu sonuçların ardından Iuri Leitao 140 puanla altın madalyanın sahibi olurken, Hollandalı Yanne Dorenbos 131 puanla ikinci, Alman Roger Kluge ise 126 puanla üçüncü sırada yer aldı. Ramazan performansıyla göz doldurdu Erkekler omnium mücadelesinin üçüncü ayağı olan eliminasyon yarışında, milli sporcumuz Ramazan Yılmaz sergilediği performansla gecenin en dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Son derece yüksek tempoda geçen ve en küçük hatanın elenmeyle sonuçlandığı yarışta Ramazan, güçlü rakiplerine karşı mücadelesini son bölümlere kadar taşıyarak 6. sırada finiş gördü. Omniumun final ayağı olan puan yarışında ise doğru taktikle yarışan milli sporcumuz, bir tur kazanarak önemli puanlar topladı. Günün sonunda 66 puana ulaşan Ramazan Yılmaz, erkekler omnium yarışını 13. sırada tamamlayarak Türkiye adına gurur verici bir performansa imza attı. Kadınlar zamana karşıda altın madalya Mathilde Gros’un Kadınlar zamana karşı finalinde Fransa’dan Mathilde Gros, 1:03.682’lik derecesi ve 56.531 km/s ortalama hızıyla altın madalyanın sahibi oldu. İtalya adına yarışan Miriam Vece, 1:04.106’lık derecesiyle gümüş madalyaya uzanırken, sporcusu Iana Burlakova (AIN) ise 1:04.171’lik zamanı ile bronz madalyanın sahibi oldu. Kadınlar puan yarışında zirve Kopecky’nin Kadınlar puan yarışı, yüksek tempo ve taktik mücadelenin öne çıktığı bir finalle tamamlandı. 2 kez dünya şampiyonu olan Belçikalı Lotte Kopecky, yarış boyunca topladığı 45 puanla zirveye çıkarak altın madalyanın sahibi oldu. Fransa’dan Victoire Berteau, 38 puanla gümüş madalyaya uzanırken, Hollandalı Sofie van Rooijen ise 33 puanla bronz madalyayı elde etti.
Kahramanmaraş Enkazdan 6 gün sonra kurtuldu, kolunu ve bacağını kaybetti Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde göçük altında kalan 70 yaşındaki Mevlüt Nedirli, 6 gün sonra oğlunun çabalarıyla enkazdan çıkarıldı. Nedirli, "Enkaz altında 6. gün Ankara’daki oğluma mesaj atabildim. ‘Acele gel, göçük altındayım’ dedim. Oğlum geldi. Kolumu ve bacağımı kaybettim ama hayattayım" dedi. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde Onikişubat ilçesi Hayrullah Mahallesi Azerbaycan Bulvarı üzerindeki Billur Apartmanı yıkıldı. Apartmanda yaşayan 70 yaşındaki Mevlüt Nedirli ve ailesi de enkaz altında kaldı. Depreme çalışma odasında yakalandığını ifade eden Nedirli, sarsıntının başlamasıyla birlikte binanın saniyeler içinde çöktüğünü anlattı. Elektriklerin kesilmesiyle zifiri karanlıkta kalan Nedirli, kolu ve bacağını kaybetti. Hayatını konteyner kentte sürdüren Nedirli’nin dilindeki dua ise insanların huzurlu olması. "Altı gün boyunca enkaz altında yaşadım" Enkaz altında günlerce yardım beklediğini ifade eden Nedirli, açlık hissetmediğini ancak susuzluğun dayanılmaz hale geldiğini belirterek, hayatta kalmak için kendi imkanlarıyla mücadele ettiğini dile getirdi. Zaman kavramını kaybettiğini aktaran Nedirli, "Saniyeler içinde bina sallanmaya başladı. Evler gidip geliyordu. Ayağımın altından bir kayma hissi geldi. Elektrikler kesildi, her yer karanlığa büründü. Üzerime beton parçaları düştü. Ayağım ve kolum sıkıştı, hareket edemedim. Hanımı, çocuklarımı çağırdım ama sesimi duyan olmadı. Acılar içinde kaldım. Zaman kavramını yitirdim. Ne uyuduğumu biliyorum ne uyandığımı. İkinci gün ateşim çıktı. Susuzluk başladı. Karanlıktayım, su yok. Hayatta kalabilmek için kendi imkanlarımla mücadele ettim. Rabbime dua ettim, ‘Buradayım, göçük altındayım, bana bir çıkış yolu göster’ dedim. Altıncı gün Ankara’daki oğluma mesaj atabildim. ‘Acele gel, göçük altındayım’ dedim. Oğlum geldi. Herkes ona gitmesini söylemiş ama o, ‘Babamı canlı ya da cansız bulmadan buradan ayrılmam’ demiş" dedi. "Yarınların sahibi biz değiliz" Nedirli, enkazda bir delik açıldığında içeriye hava geldiğini hatırladığını belirterek, "İlk kez oksijen aldım. Gözlerim doldu, konuşamadım. O gece beni çıkardılar. Hastaneye götürüldüm. Kangren başlamıştı. Önce kolumu, sonra bacağımı almak zorunda kaldılar. Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavi gördüm. Şimdi konteynerde yaşıyorum, kontroller için zaman zaman Ankara’ya gidiyorum. Kolumu ve bacağımı kaybettim ama hayattayım. Rabbim insanlara huzur versin. Yarınların sahibi biz değiliz. Bu ülke bir tane, Kahramanmaraş bir tane. Herkes memleketine sahip çıksın" diye konuştu.
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinin kalite laboratuvarı akreditasyon aldı Mersin Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığına bağlı Kalite ve Kontrol Şube Müdürlüğü Laboratuvarı, ’TS EN ISO/IEC 17025:2017’ standardı kapsamında akreditasyon sertifikası almaya hak kazandı. Böylece laboratuvarda yapılan test sonuçları ulusal ve uluslararası geçerlilik kazandı. İmalatlarda kaliteyi güvence altına almak amacıyla kurulan Kalite ve Kontrol Şube Müdürlüğü, 2022 yılında faaliyete aldığı asfalt, toprak ve beton laboratuvarlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Uzman personel ve modern cihazlarla hizmet veren laboratuvarlarda, kentte yapılan yol ve altyapı imalatlarının denetimleri gerçekleştiriliyor. Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından yapılan denetimleri başarıyla tamamlayan laboratuvar, 29 Ocak 2026 tarihi itibarıyla TS EN ISO/IEC 17025:2017 standardına göre akredite edildi. Bu sertifikayla laboratuvarda yapılan deney ve test sonuçları ulusal ve uluslararası alanda geçerlilik kazandı. Türkiye genelinde birçok yerel yönetimin laboratuvar hizmetini dış kaynaklardan temin ettiğini belirten yetkililer, Mersin Büyükşehir Belediyesinin ise teknik altyapı ve uzman kadroyu kendi bünyesinde oluşturarak bu hizmeti kendi imkanlarıyla sunduğunu ifade etti. Büyükşehir Belediyesinin, asfalt, toprak ve beton laboratuvarlarına sahip olup akreditasyon belgesi bulunan iki belediyeden biri olduğu da kaydedildi. Kalite ve Kontrol Şube Müdürü Gamze Bayır, üretimden uygulamaya kadar tüm aşamaları titizlikle denetlediklerini belirterek, "Uzman personelimiz ve modern cihazlarımızla tüm imalatların fen ve sanat kurallarına uygunluğunu sistematik olarak kontrol ediyoruz. TS EN ISO 17025 standardının gerekliliklerini yerine getirerek 2026 itibarıyla TÜRKAK tarafından akredite edildik" dedi. Akreditasyon belgesinin laboratuvarın uluslararası standartlara uygun, tarafsız ve güvenilir hizmet verdiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Bayır, akreditasyon kapsamını genişleterek laboratuvar hizmetlerini daha üst seviyelere taşımayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Bursa Başkan Şadi Özdemir kanserle mücadelesini anlattı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, katıldığı söyleşide pankreas kanserini nasıl yendiğini samimiyetle paylaştı. "Vaktim yok" diyerek kontrollerini aksattığını belirten Başkan Şadi Özdemir, "En büyük hatam buymuş. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" dedi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, kanserle mücadelede duygusal dayanıklılığın ve farkındalığın konuşulduğu bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle düzenlenen "Kanser’de Duygularımızı Tanıyoruz" başlıklı söyleşide, uzman hekimler, kanseri yenenler ve hasta yakınları tecrübelerini paylaştı. Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş’in moderatörlüğünü yaptığı panelde Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de kendi sağlık sürecine ilişkin samimi açıklamalarda bulundu. "Sürekli kontrol ettirmek lazım" Kendisinin de zorlu bir kanser süreci geçirdiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, hastalığı öğrenme ve tedavi sürecini katılımcılarla paylaştı. CHP Bursa İl Başkanlığı dönemindeki yoğun tempo nedeniyle sağlık kontrollerini aksattığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "O zamanlar hiçbir şeye ayıracak vaktim yoktu. Kendimce gidip kontrol ettirmiyordum. En büyük hatam buymuş. En sağlıklı zamanlarda bile kontrol ettirmek lazım" dedi. Kalp kontrolü için gittiği hastanede şeker değerlerinin yüksek çıkması üzerine yapılan tetkiklerde pankreasında 4,5 santimlik tümör tespit edildiğini aktaran Başkan Şadi Özdemir, doktorunun kendisine "Çok şanslısın, 2 ay sonra gelseydin ameliyat edemezdim" dediğini söyledi. Ameliyatın ardından kemoterapi ve ışın tedavisi gördüğünü belirten Başkan Şadi Özdemir, eşi Nuray Özdemir’in bu süreçte en büyük destekçisi olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, "Doktorlarım veya biz biraz daha ihmal etsek bugün sizin karşınızda konuşuyor olmayacaktım" diye konuştu. Hastalık sürecinin bakış açışını değiştirdiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Artık o zaman kafama taktığım birçok şeyi şimdi takmıyorum. Önceliğimiz kendimiz olmalı. Mutlaka hekimle birlikte hareket etmek ve belli periyotlarla kontrol edilmek lazım. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi. "Kanser toplumsal bir sağlık sorunudur" Etkinliğin açılışında konuşan Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan da kanserin sadece tıbbi değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Akan, "Kanserin birçok çeşidi başlangıçta önlenebilir ve tedavi edilebilir. Toplum olarak ne kadar bilinçlenirsek, kanseri yenmek konusunda da o kadar başarılı oluruz" ifadelerini kullandı. "Yan yana olmanın gücüne inandık" Açılış konuşmalarının ardından söyleşi kısmına geçildi. Söyleşide konuşan Başkan Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ise o günleri anlatırken duygusal anlar yaşadı. Eşinin tedavi sürecinde yaşadıklarını dile getiren Nuray Özdemir, "En çok zorlandığım an, hastaneden çıkıp eve döneceğimiz zamandı. Ancak tedavi sürecinde yan yana olmanın gücüne inandık" ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer aldığını paylaşan Nuray Özdemir, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda farkındalık oluşturmadaki rolüne dikkat çekti. Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı da hasta-hekim ilişkisinin ve sosyal desteğin önemine değindi. Hastaya teşhis konulduğu andan itibaren psikolojik desteğin şart olduğunu belirten Prof. Dr. Avcı, sivil toplum kuruluşlarının ve aile desteğinin tedavi başarısını artırdığını vurguladı. Hasta ve hasta yakınlarının gözünden süreç Kanseri yenen Sevgi Uyumaztürk, hastalığı ilk öğrendiğinde yaşadığı "ölüm korkusu"nu ve kabullenme sürecini anlatırken, hekimine duyduğu güvenin iyileşme sürecindeki etkisine dikkat çekti. Hasta yakını olarak panelde yer alan Ersin Demirel ise genç yaşta babasının hastalığıyla başlayan ve annesiyle devam eden süreçte bir hasta yakını olarak üstlendiği sorumlulukları ve yaşadığı duygusal yolculuğu katılımcılarla paylaştı.