EKONOMİ - 27 Ocak 2026 Salı 12:45

Bakan Bolat: ’’Mobilya ihracatı geçen yıl yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolara ulaştı’’

A
A
A
Bakan Bolat: ’’Mobilya ihracatı geçen yıl yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolara ulaştı’’

Mobilya ihracatının 2002 yılında 250 milyon dolar olduğunu hatırlatan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘Şu anda 20 kat artışla, geçen yıl da (2024’e göre) yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolar ihracata ulaştı’’ dedi.



Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nın açılış programına katıldı. Bakan Bolat, yaptığı konuşmada mobilya sektörüne ilişkin verileri paylaştı. Bolat, enflasyon verileri ve hedefleri hakkında da bilgi paylaştı.


Mobilya ihracatının 2002 yılında 250 milyon dolar olduğunu hatırlatan Bolat, ’’Şu anda 20 kat artışla, geçen yıl da (2024’e göre) yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolar ihracata ulaştı. Bunun içinde çelik, plastik ve cam gibi diğer yapı ürünlerini de koyduğumuzda bu rakam çok daha yukarılarda. Almanya, İtalya ve Polonya gibi önde giden ülkelerin rakamı olan 10 milyar dolara da ahşap mobilyada dahi ulaşacağız’’ diye konuştu.


Mobilyanın inşaattan plastiğe, çelikten ev tekstiline kadar onlarca sektörle iç içe olduğunu dile getiren Bolat, ‘‘Bu sektörümüz için umutlu olmamızı gerektiren çok önemli iki gelişme var. Bir tanesi, Türkiye’de inşaat sektörü her daim ekonomide lokomotif sektör olmuştur. Şu anda gerek deprem konutları gerekse kentsel dönüşümdeki büyük ivmeyle iç ticarette de mobilya sektörünü parlak günler bekliyor. Aynı şekilde ihracatta da artık Türk mobilya sektörü dünyada bir marka, beğenilen, trend olan ve istenilen bir sektör haline gelmiştir’’ ifadelerini kullandı.


Bakan Bolat, Türk mobilyasının sektörün dünya ticaretinden yaklaşık yüzde 2’lik pay aldığını belirtti. Bolat, en önemli pazarlar arasında Irak, ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya, Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin sayılabileceğini söyledi.


‘‘Mobilya ihracatında kilogram değerindeki artış sevindirici’’


Mobilya ihracatında kilogram değerindeki artışın sevindirici olduğunu söyleyen Bolat, bu alandaki rakamın 2,43 dolardan 4,2 dolara yükseldiğini belirtti. Bakan Bolat, devlet ve Ticaret Bakanlığı olarak bütün sektörlerde olduğu gibi mobilya sektörüne de destekler sağladıklarını ifade ederek, bu alanda ihracatçılara sundukları destek programlarından da bahsetti.


Turquality ve marka desteklerinin yüzde 5,5’inin mobilya sektörüne ayrıldığını vurgulayan Bolat, sektöre yönelik sunulan desteklere ilişkin detaylar paylaştı.


IIFF’nin bakanlık tarafından ‘prestijli fuar’ ilan edildiğini hatırlatan Bolat, ‘‘Bu noktada geçen yıl 502 katılımcıya 102 milyon destek sağlanmıştır. Bu yıl da desteğimiz tamdır. Bu anlamda 2026’da 54 yurt dışı fuar bireysel katılım desteği alacaktır. 5 adet yurt dışı fuar organizasyon desteği alacaktır. 7 yurt içi fuar organizasyon desteği alacaktır. Ayrıca alım heyetlerine ve sektörel heyetlere de destek veriyoruz. Bu fuara da iki adet alım heyeti programı düzenlenmiştir. 72 kişilik yurt dışı alıcılar heyeti Türkiye’ye davet edilmiştir. Bunu da bakanlık olarak desteklemekteyiz’’ şeklinde konuştu.


Bakan Bolat, geçen yıl mal ve hizmet ihracatında 396 milyar dolara ulaştıklarını anımsatarak, 2026’da 410 milyar dolarlık hedef için birlikte çalışacaklarını, bu kapsamda ihracatçılara desteklerini 33 milyar liradan 45 milyar liraya yükselttiklerini söyledi.


Yurt içi ve yurt dışı fuarlar için ayrılan desteklere ilişkin bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Yeter ki ihracatçılarımız ülkemize döviz kazandırsın, dış ticaret dengemiz iyi gelişsin’’ dedi.


‘‘Enflasyonu yüzde 20’lerin altına çekeceğiz’’


Enflasyonla mücadelede gelinen noktadan ve hedeflerden de bahseden Bolat, ‘‘Enflasyonla mücadelede çok büyük mesafe kaydettik. 45 puandan fazla azalış sağlandı. Artık yüzde 30’ların altı ufukta göründü. Yüzde 20’lere ve onun altına bunu çekeceğiz. Türkiye’yi istikrar ve huzur içinde geliştirmenin, büyütmenin, ekonomimizi geliştirmenin kavgasını veriyoruz’’


Konuşmalarının ardından Bakan Bolat ve beraberindeki heyet fuarın açılış kurdelesini kesti. Fuar alanında stantları ziyaret eden Bolat, katılımcılarla sohbet ederek fotoğraf çektirdi.



Bakan Bolat: ’’Mobilya ihracatı geçen yıl yüzde 1,8 artış göstererek 4,6 milyar dolara ulaştı’’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi İsrail’in Gazze’ye yönelik 2 yıl süren soykırımı, "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" adıyla dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kitaplaştı. Soykırım vakalarını gün gün belgeleyen kitap, vahşeti mümkün kılan tarihi, ideolojik ve politik dinamikleri de ele alarak, soykırımın anatomisini ortaya koyuyor. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlayarak 2 yıl süren Gazze’ye yönelik soykırımı, vaka bazlı olarak dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kayıt altına alındı. Daha önce kısmi ya da son derece sınırlı çalışmalar yapılmış olsa da gazeteci Orhan Turan, 2 yıl süren çalışmasıyla tüm süreci kesintisiz biçimde vaka bazlı olarak ele aldı. Kitap, Gazze’de yaşanan vahşeti yalnızca gün gün kayıt altına almakla kalmayıp; aynı zamanda bu yıkımı mümkün kılan teolojik, tarihi, kültürel ve politik dinamiklerin de izini sürüyor. Dört bölümden oluşan kitapta, Kenan diyarlarından Roma’ya, İslam fethinden Osmanlı hâkimiyetindeki uzun huzur dönemine kadar tarihi süreç ele alınırken, İngiliz Manda yönetiminden 1948’de İsrail’in ilanı ve günümüze kadar gelen işgal sürecinin arka planına ışık tutuluyor. 7 Ekim 2023-10 Ekim 2025 arasında süren iki yıllık soykırım süreci ise Birleşmiş Milletler raporları, Gazze’deki resmi kurumlar, uluslararası ajanslar ve birincil kaynaklar üzerinden vaka bazlı olarak belgelendi. Son bölümde ise vahşeti besleyen ideolojik, siyasi, ekonomik ve diplomatik mekanizmalar tüm açıklığıyla ortaya kondu. Soykırımın korkunç tablosu Kitapta, 28 Ekim 2023’te Netanyahu’nun orduya verdiği Tevrat kaynaklı "Amalek’i yok et" emrinin sahada nasıl bir etnik temizliğe dönüştüğü ve "Amalek" emri doğrultusunda 2 bin 483 ailenin soy bazlı olarak nasıl yok edildiği anlatıldı. Bu teolojik nefretin sonucu olarak Gazze’de 7 Ekim 2023’ten 10 Ekim 2025’e kadar süren sistematik imha süreci, insanlık tarihinin en karanlık bilançosunu geride bıraktı. El-Ehli Baptist Katliamı, Aziz Porphyrios Kilisesi Katliamı, Cibaliye Katliamı, El-Fahura Katliamı, El-Mağazi Katliamı, Şifa Hastanesi Katliamı, Han Yunus Katliamı, Deir el-Belah, Burayc Okul Katliamı, Nabulsi Kavşağı Katliamı, Refah Katliamı, World Central Kitchen Katliamı, Nusayrat Katliamı gibi vaka bazlı katliamlarla binlerce sivil hedef alındı. 67 bin 211 teyitli şehit, enkaz altındakilerle birlikte 100 binin üzerinde kayıp ve 169.961 yaralı. 20 binden fazla çocuk katledilirken, 1.000 bebek henüz bir yaşına basmadan bu vahşetin kurbanı oldu. 1.722 sağlık çalışanı ve 433 gazeteci hakikati savunurken hedef alınarak öldürüldü. Gazze’deki konutların yüzde 92’si yerle bir edilerek 1,4 milyon insan evsiz bırakıldı. Açlık bir silah olarak kullanıldı. 44 bin çocuk yetim, 19 bin kadın dul kalarak parçalanmış bir toplumun ağır yükünü omuzladı. Bu süreçte yaşanan katliam ve tehcir sonucu 2.4 milyon olan Gazze nüfusu 254 bin kişi azalarak yüzde 10.6 oranında azaldı. Bu rakamlar sadece birer sayı değil; İsrail’in ABD desteğiyle yürüttüğü topyekûn bir halkı yok etme projesinin kanlı dökümü oldu. Soykırımın kodu: Genaraler planı Eser, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Giora Eiland tarafından hazırlanan ve Ekim 2024’te Netanyahu hükümetince devreye alınan "Generaller Planı"nı tüm detaylarıyla ortaya koydu. Planın, Gazze’nin kuzeyinde kalan sivilleri insani yardımdan mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamayı, bölgeyi tamamen insansızlaştırmayı ve açlığı bir "imha aracı" olarak kullanmayı hedeflediğini belgeledi. Planın "Yardımdan mahrum bırakma" kısmını CIA planlarken, imha kısmını ise ABD’nin Irak’a yönelik işgali sırasında direnişin kalesi olan Felluce kentinin tamamını imha etme emri veren ABD’li Korgeneral James Glynn yönetti. Kitap, ABD’li Korgeneral James Glynn’in (Felluce Kasabı) 26 Ekim 2023’te "danışman" sıfatıyla gönderildiği İsrail’de Irak’ta uyguladığı "şehri tamamen kuşatıp yaşam kaynaklarını kesme" taktiğini Gazze’deki kara operasyonlarına nasıl entegre ettiği vaka bazlı olarak anlatıyor. CIA, ölüm tuzaklarını nasıl kurdu İsrail, 28 Ekim 2024 tarihinde çıkardığı bir yasayla Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) resmen "terör örgütü" ilan etti ve kuruluşun Doğu Kudüs, Batı Şeria ile Gazze’deki faaliyetlerini yasakladı. Bu planlanmış bir adımdı. Zira CIA’nın planlamasıyla sözde yardım için kurulan Gaza Humanitarian Foundation (GHF) adlı sözde yardım yapılanmasıyla Filistinlilere yönelik ölüm tuzakları oluşturuldu. Eski CIA istasyon şefi Philip Reilly tarafından oluşturulan ağ, yardım dağıtım noktalarını istihbarat ve infaz alanına çevrilmesinde büyük rol oynadı. 29 Şubat 2024’te Nablusi Kavşağı’nda yaşanan ve "Un Katliamı" olarak tarihe geçen olayda 118 kişinin öldürülmesi, yardım bekleyen halkın biyometrik verilerle takip edilip hedef alınmasının en kanlı örneği olarak kayda geçti. Bu sistematik yıkımın temelinde, rastgele bir şiddet değil, tahrif edilmiş kutsal metinlerden beslenen teolojik nefret yatıyor. Kitap, Başbakan Netanyahu’nun, soykırımın ideolojik kodlarını daha ilk günden askerlerine vererek Tevrat’taki "Amalek’i yok edin" emrine atıfta bulunmasını inceliyor. Bu emir, sadece erkekleri değil, "kadınları da, bebekleri de, emziktekileri de" dahil olmak üzere düşmanın topyekûn imha edilmesini öngören mutlak bir intikam zihniyetini sembolize ediyor. Bu topyekûn imha, şüphesiz küresel bir suç ortaklığıyla mümkün olabilirdi. Kitap, vahşetin küresel hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rolüne ışık tutuyor. ABD, İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri yardım (38 milyar dolarlık fon ve 26 milyar dolarlık ek paket) sağlamakla kalmadı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nde altı kez veto kullanarak uluslararası yaptırımları tamamen engelledi.