GÜNDEM - 25 Nisan 2026 Cumartesi 13:01

Bakan Tekin: "Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, mekanlar olarak daha da kuvvetlendireceğiz"

A
A
A
Bakan Tekin: "Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, mekanlar olarak daha da kuvvetlendireceğiz"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitim meselesini biz milli varlığımızın, toplumsal direncimizin ve medeniyet davamızın tam merkezinde görüyoruz. Onun için aileyi daha da güçlendireceğiz. Öğretmenin vakarını, otoritesini ve rehberliğini daha da tahkim edeceğiz. Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, emeğinin karşılık bulduğu, birlikte yaşamanın adabını öğrendiği mekanlar olarak daha da kuvvetlendireceğiz" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen 5’inci Uluslararası Montessori Zirvesi’ne katıldı. Programda konuşmasına Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarından hayatını kaybedenleri anarak başlayan Bakan Tekin, "Yaşadığımız acının üzerine öfke yığmanın, istismar dili üretmenin, kederi hoyratça hırpalamanın kimseye bir çıkış yolu açmadığını biliyoruz. Bize düşen, çocuklarımızın nasıl bir zamanın, nasıl bir çevrenin, nasıl bir ilişki ikliminin içinde büyüdüğünü daha derin bir ciddiyetle ele almaktır. Bu elim ve menfur hadise üzerinden aziz milletimizin inancına, medeniyet birikimine ve değer mirasına fatura çıkarmaya kalkışmak, çözüm arayışı değil; apaçık bir fırsatçılıktır" dedi.


"Biz okullarımızı birlikte yaşama şuurunun kök saldığı bir inşa alanı olarak görüyoruz"


Okulda alınacak tedbirler ve Türkiye Maarif Modeli’nde atılan adımlara değinen Bakan Tekin, "Biz okullarımızı birlikte yaşama şuurunun kök saldığı bir inşa alanı olarak görüyoruz. Bu sebeple öğretmeni, aileyi, okul iklimini ve çocuklarımızın gelişim seyrini birbirinden kopuk başlıklar gibi ele almıyor; hepsini aynı maarif tasavvurunun birbirini tamamlayan unsurları olarak değerlendiriyoruz. Son dönemde güç vermeye çalıştığımız yöneliş de evlatlarımızın zihnini açan, kalbini besleyen, şahsiyetini tahkim eden daha kuşatıcı bir eğitim ufkunu adım adım yerleştirme çabasıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz de bu yönelişin en önemli kurucu sacayaklarından birini teşkil ediyor. Buradaki muradımız, evlatlarımızın bilgisini beceriyle, becerisini değerle, değerini de hayatla buluşturan bütüncül bir eğitim iklimini kökleştirmektir. Aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim nesiller hedefimiz; istidadı gözeten, öğretmeni rehberliğiyle güçlendiren, okul hayatını çocuğun karakterini, iradesini ve birlikte yaşama kültürünü besleyen asli bir imkân olarak ele alan bir anlayışa yaslanıyor. Bu bakımdan Montessori tecrübesi ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle güç kazandırdığımız maarif yönelişi, aynı büyük hakikatin etrafında buluşuyor. Çocuklarımızın fıtratını gözeten bir eğitim anlayışından söz ediyoruz. Bu anlayışı sahada da adım adım beslemeye gayret ediyoruz. Çocuklarımızın milli ve manevi değerlerle, kuvvetli bir aidiyet duygusuyla ve ortak hafızayla büyümesini bu bakımdan son derece mühim görüyoruz" diye konuştu.



"Çocuklarımızın vicdanla, mesuliyet duygusuyla, mensubiyet şuuruyla ve milli hafızayla büyümesini önceledik"


Çocuk ve aile yapısıyla ilgili yapılan çalışmaları dile getiren Bakan Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin erdem-değer-eylem yaklaşımını yıl boyunca okul iklimine yedirmeye çalıştık. ’Her Çocuk Bir Fidan, İlk Ders Yeşil Vatan’ temasıyla başlayan çalışmalarımızı, "Bayrak Sevgisi" başlığıyla derinleştirdik. ’Maarifin Kalbinde Ramazan’, ’Maarifin Kalbinde Çocuk’ gibi etkinliklerle evlatlarımızın merhametle, paylaşmayla, hürmetle ve birlikte yaşama ahlakıyla daha güçlü biçimde buluşmasını sağlamaya çalıştık. Filistin ve Gazze’ye yönelik farkındalık çalışmalarından EBA ve TRT EBA’da tarihî hafızayı ve kahramanlık bilincini diri tutan içeriklere kadar uzanan geniş bir çerçevede, çocuklarımızın vicdanla, mesuliyet duygusuyla, mensubiyet şuuruyla ve millî hafızayla büyümesini önceledik. Aynı şekilde aileyi de eğitimin merkezinde tutan güçlü bir zemin oluşturmaya özel önem verdik. Velivizyon platformumuz ve aile ile ilgili yaptıklarımız, bu gayretimizin en görünür halkalarından biri oldu. Ailemle Eğitim Yolculuğum programlarıyla, Aile Okulu kurslarıyla, düzenli yayımladığımız aile eğitim bültenleriyle, Güçlü Aile Güçlü Gelecek Kongresi ve farklı temalarda gerçekleştirdiğimiz aile buluşmalarıyla anne-baba ile çocuk arasındaki bağı kuvvetlendiren daha sağlam bir destek alanı oluşturmaya çalıştık. Çünkü biz biliyoruz ki çocuğun iç dünyasında açılan ilk gedik de güçlenen ilk dayanak da çoğu zaman ailede başlıyor. Okulla ailenin aynı istikamete bakması, bu çağda her zamankinden daha hayati bir kıymet taşıyor. Zira modern çocukluğun yükü, bugün en görünür biçimde bağımlılık eğilimlerinde, dijital savrulmada, okuldan ve hayattan geri çekilmede kendini hissettiriyor. Biz de bu tablo karşısında bağımlılıkla mücadeleyi çocuklarımızın esenliği, karakter gelişimi ve okul aidiyetiyle birlikte ele aldık" diye konuştu.



"Eğitimi, bu milletin insan cevherini koruyan büyük bir inşa faaliyeti olarak gördük"


Konuşmasına devam eden Bakan Tekin, "Bazı çevreler eğitimden söz ederken meseleyi hala dar ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışıyor. Biz o sığ çerçeveyi kabul etmedik. Eğitimi, bu milletin insan cevherini koruyan, büyüten ve yarına taşıyan büyük bir inşa faaliyeti olarak gördük. Bu milletin çocukları bizim gözümüzde emanetin en kıymetli halkasıdır. Bu milletin maarifi de köksüz denemelere açık bir alan değil, medeniyet birikimimizin, tarih şuurumuzun, millî hafızamızın ve insan tasavvurumuzun taşıyıcı zeminidir. Bu ülkenin evlatlarını kendi inancından, tarihinden, bayrağından, kültüründen ve vicdanından kopararak bir gelecek kurulamayacağını en başından beri söyledik, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz" dedi.



"Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, mekanlar olarak daha da kuvvetlendireceğiz"


Dünyadaki bölgesel savaşlardan Türkiye Yüzyılı hedeflerini ifade eden Bakan Tekin, "Çok çetin bir coğrafyada yaşıyoruz. Yakın çevremizde savaşın, yıkımın, göçün, şiddetin ve savrulmanın insan hayatını nasıl örselediğini her gün görüyoruz. Gazze’de çocukluğun nasıl kuşatma altında kaldığını, bölgenin farklı havzalarında ailenin, okulun ve toplumsal huzurun nasıl yara aldığını müşahede ediyoruz. Böyle bir coğrafyada çocuklarını koruyabilen milletler ayakta kalıyor. Ailesini canlı tutabilen toplumlar yürüyüşünü sürdürüyor. Okullarını bilgiyle birlikte ahlakın, aidiyetin ve şahsiyetin mayalandığı mekanlara dönüştürebilen ülkeler yarına daha güçlü hazırlanıyor. Bu sebeple eğitim meselesini biz millî varlığımızın, toplumsal direncimizin ve medeniyet davamızın tam merkezinde görüyoruz. Onun için aileyi daha da güçlendireceğiz. Öğretmenin vakarını, otoritesini ve rehberliğini daha da tahkim edeceğiz. Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, emeğinin karşılık bulduğu, birlikte yaşamanın adabını öğrendiği mekanlar olarak daha da kuvvetlendireceğiz. Dijital çağın savurucu etkileri karşısında çocuklarımızın iç direncini daha da büyüteceğiz. Merhameti, hürmeti, paylaşmayı, dayanışmayı ve vatandaşlık şuurunu eğitim hayatımızın canlı unsurları arasında taşımayı sürdüreceğiz. Hiçbir tereddüde mahal vermeden ve herhangi bir gevşekliğe kapılmadan maarif çağı olarak tecelli edeceğine inandığımız Türkiye Yüzyılı idealine kararlılıkla hizmet etmeye devam edeceğiz" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Genel Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla, "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında bir program düzenledi. Ankara’da gerçekleştirilen programda veteriner hekimliğin toplum sağlığı, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı kritik rolün önemine vurgu yapıldı. Programda, veteriner hekimlerin çalışma şartları, mesleğin karşılaştığı güncel sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırılırken, alanında uzman isimler hayvan hastalıklarıyla mücadelede veteriner hekimlerin rolüne de dikkat çekti. Düzenlenen programda açıklamalarda bulunan TVHB Genel Başkanı Ali Eroğlu, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığına, aynı zamanda halk sağlığının korunmasında da hayati bir görev üstlendiğine vurgu yaparak, bu tür etkinliklerin mesleğin görünürlüğünü artırmayı hedeflediğini belirtti. Eroğlu ayrıca, görevi başında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden veteriner hekim Volkan Lale’nin hatırasını her 25 Nisan’da yaşatacaklarını dile getirdi. Veteriner hekimlerin gıda ve sağlık koruyucuları olduğunu da dile getiren Eroğlu, ‘sağlıklı insan sağlıklı toplum’ sloganıyla tüm veterinerlerin ‘Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" Türkiye’de veteriner denildiğinde sadece hayvan sağlığının akıllara gelmemesini, veterinerlerin insan sağlığı yararına da çalıştıklarını belirten Eroğlu, "Dünya Veteriner Hekimler Birliği, tüm dünyada sayıları 2 milyonu geçen veteriner hekimler tarafından kutlanıyor. Biz de ülkemizde çeşitli etkinliklerle bugünü kutluyoruz. 2000 yılından beri dünyada, 2001’den bu tarafa da ülkemizde kutlanıyor. Bu yıl veteriner hekimliği, özellikle çalışma alanlarını öne çıkaran bir tema var. Biz de bu temadan çok mutlu olduk, çok beğenildi. Geçtiğimiz yıllardaki salgınlarda da zaten herkes gördü ki, veteriner hekimsiz sağlıklı gıda olmaz. Dünyanın kabul ettiği slogan şudur, ‘sağlıklı hayvan sağlıklı gıda, sağlıklı insan ve sağlıklı toplum’. Demek ki sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var. Biz de şöyle diyoruz, ‘veteriner hekimsiz sağlıklı bir yaşam olmaz’ Ortaya meslek açısından bir farkındalık koyabilmek için Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nü önemsiyoruz. Sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda mesleğin sorunları, ülkemizin hayvancılığı, veteriner hekimliğin hayvancılıktaki fonksiyonu, gıda güvenliği, hayvan sağlığı, koruyucu hekimlik noktasındaki hizmetlerini öne çıkarma açısından önemli bir gün" diye konuştu. "İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor" Veteriner hekimliğin, geleceğin meslekleri arasında yer aldığını dile getiren Eroğlu, "2019 yılında Yükseköğretim Kurulu geleceğin mesleklerini tanımladı. Bunlardan bir tanesi de veteriner hekimlikti. Biraz önce izah etmeye çalıştığımız şey şuydu. Sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmak için mutlaka veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç varsa, yeni genç veteriner hekim meslektaşlarımızın da dünyadaki gelişmelere, iklim değişikliklerine, küresel ısınma gibi sorunlara karşı daha donanımlı bir şekilde mesleğe katılması gerekiyor. Ülkemizde 29 tane veteriner fakültemiz var. Biz, TVHB olarak müfredatta olması gerekenleri ve yeni gelişmeleri takip ediyoruz. Bunları Tarım Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi bakanlıklarla, bir taraftan TBMM ve Yükseköğretim Kurulu ile de zaman zaman çalışmalarımız oluyor. Dünyanın kabul ettiği şeyi bir kez daha söylemek lazım. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor. Biz de yeni genç meslektaşlarımıza bu konuya dikkat etmelerini özellikle belirtiyorum" şeklinde konuştu. "Veteriner hekimlik hizmetleri stratejik bir kamu gücüdür" Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetinin, bir ülkenin gıda ve halk sağlığını da önemli ölçüde etkilediğini aktaran Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen ise, "Bugün burada yalnızca bir meslek gününü kutlamak için değil, gıda-arz güvenliğini, halk sağlığını, üretimin sürdürebileceğini ve ülkemizin biyo-güvenlik kapasitesini konuşmak için bir aradayız. Veteriner hekimlik hizmetleri artık klasik bir meslek alan olmanın ötesinde, stratejik bir kamu gücüdür. Küresel ölçekte artan hayvan hastalıkları, sınır aşan salgın riskleri ve gıda zincirindeki kırılganlıklar, bu alanın doğrudan bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada şunu çok net ifade etmek gerekir. Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetleri alt yapısı olmayan herhangi bir ülkenin, gıda güvenliğini ve halk sağlığını sürdürebilir bir şekilde ortaya koyması mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlenen etkinliğe, TVHB Başkanı Ali Eroğlu, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen, TVHB Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, veterinerler ve öğrenciler katılım sağladı. Program, meslekte uzun yıllar hizmet veren veteriner hekimlere plaket takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Erzurum ETÜ’lü akademisyene uluslararası Sigma Xi’den tam üyelik Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Fen Fakültesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Harun Selvitopi, bilimsel çalışmaları, akademik üretkenliği ve alanına yaptığı özgün katkılar dolayısıyla uluslararası prestije sahip bilimsel kuruluşlardan biri olan Sigma Xi tarafından Tam Üyelik (Full Membership) statüsüne kabul edildi. 1886 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan Sigma Xi, disiplinler arası etkileşimi teşvik eden ve seçkin araştırmacılar, bilim insanları ile mühendisleri bir araya getiren uluslararası bir onur topluluğu olarak faaliyet gösteriyor. Kuruluş, bilimsel başarıların tanınmasının yanı sıra araştırma kültürünün geliştirilmesi, bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesi ve akademik etkileşimin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Sigma Xi üyeliği kapsamında araştırmacılara uluslararası bilimsel ağa erişim, araştırma destek programlarından yararlanma imkânı, kariyer gelişim fırsatları, mentorluk olanakları ve disiplinler arası iş birliği imkânları sunuluyor. Ayrıca üyeler, saygın bilimsel yayınlara erişim sağlayarak akademik çalışmalarını daha ileri seviyeye taşıma fırsatı elde ediyor. Doç. Dr. Selvitopi’yi tebrik eden ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, elde edilen başarının üniversite adına gurur verici olduğunu belirterek: "Akademisyenimiz Doç. Dr. Harun Selvitopi’nin, uluslararası saygınlığa sahip Sigma Xi tarafından Tam Üyelik statüsüne kabul edilmesi hem kişisel akademik birikiminin hem de üniversitemizin bilimsel vizyonunun önemli bir göstergesidir. Bu tür uluslararası başarılar, ETÜ’ nün araştırma odaklı yaklaşımını ve akademik kadrosunun niteliğini ortaya koyuyor. Hocamızın elde ettiği bu önemli başarı, genç araştırmacılarımıza da ilham verecek niteliktedir. Kendisini yürekten tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Trendyol Süper Lig: Eyüpspor: 0 - Gaziantep FK: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Eyüpspor, Gaziantep FK’yı konuk ediyor. Mücadelenin ilk yarısı golsüz eşitlikle sonuçlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 38. dakikada Bedirhan Özyurt’un hatalı pasında araya giren Kozlowski, topu Maxim’e aktardı. Maxim’in pasında topla buluşan Christopher Lungoyi’nin ceza sahası içi sol çaprazdan yaptığı vuruşta Calegari, son anda kayarak yaptığı müdahaleyle meşin yuvarlağın kaleye gitmesini engelledi. 43. dakikada Calegari’nin sağ kanattan yaptığı ortada savunmada Kevin Rodrigues’e de çarpan topa, altıpasın sağında Umut Bozok’un röveşata vuruşunda kaleci Zafer Görgen meşin yuvarlağı kornere çeldi. Stat: Recep Tayyip Erdoğan Hakemler: Reşat Onur Çoşkunses, Furkan Ürün, Mehmet Kısal Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Lucas Calegari, Luccas Claro, Bedirhan Özyurt, Umut Meraş, Metehan Altunbaş, Mateusz Legowski, Taşkın İlter, Denis Radu, Charles Raux Yao, Umut Bozok Yedekler: Marcos Felipe, Emre Akbaba, Diabel Ndoye, Talha Ülvan, Lenny Pintor, Abdou Sy, Ismaila Manga, Berhan Kutlay Şatlı, Jerome Onguene, Arda Yavuz Teknik Direktör: Atila Gerin Gaziantep FK: Zafer Görgen, Deian Sorescu, Arda Kızıldağ, Myenty Abena, Kevin Rodrigues, Victor Gidado, Kacper Kozlowski, Drissa Camara, Alexandru Maxim, Christopher Lungoyi, Mohamed Bayo Yedekler: Cemilhan Aslan, Luis Perez, Nihad Mujakic, Melih Kabasakal, Karamba Gassama, Ali Osman Kalın, Nazım Sangare, Denis Draguş Teknik Direktör: Mirel Radoi Sarı kartlar: Deian Sorescu, Christopher Lungoyi (Gaziantep FK)