POLİTİKA - 03 Ekim 2020 Cumartesi 13:33

Bangladeş, Türkiye’nin Asya girişimindeki kilit ortağı olacak

A
A
A
Bangladeş, Türkiye’nin Asya girişimindeki kilit ortağı olacak

Ankara’da inşa edilen Bangladeş’in Türkiye Büyükelçiliği kompleksinin açılış törenine katılmak üzere Türkiye’ye gelen Bangladeş Dışişleri Bakanı AK Abdul Momen’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı diplomatik görüşmelerin, iki ülkenin Asya bölgesindeki girişiminde kilit ortak olacağı şeklinde yorumlanıyor.

Ankara’da inşa edilen Bangladeş’in Türkiye Büyükelçiliği kompleksinin açılış törenine katılmak üzere Türkiye’ye gelen Bangladeş Dışişleri Bakanı AK Abdul Momen’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı diplomatik görüşmelerin, iki ülkenin Asya bölgesindeki girişiminde kilit ortak olacağı şeklinde yorumlanıyor.


Bangladeş ile Türkiye arasındaki resmi olmayan ilişkiler 13. Yüzyılda “Türk General İkhteer Uddin Muhammed Bahtiyar Khiljee’nin Bengal’i fethetmesiyle” başlayıp 1974’ten bu yana resmi diplomatik ilişkiler ile devam ediyor. Türkiye ile Bengal (Saltanat, Babür ve İngiliz dönemleri) halkları arasında orta çağdan günümüze kadar kapsamlı ilişkiler sürüyor. Babür-Osmanlı ilişkilerinin yanı sıra, Bengalli Müslümanlar Türk Kurtuluş Savaşı’nda (1919-1922) Türkiye’ye destek vermesi, tarih boyunca etkileşimler ve kültürel değişimler farklı yönleri ile önemli işbirlikleri doğurdu.


Bangladeş Dışişleri Bakanı AK Abdul Momen’in son Türkiye ziyaretinden sonra Bangladeş-Türkiye arasındaki tarihten var olan ikili ilişkilerin daha da güçleneceği, Bangladeş’in Türkiye’nin yeniden Asya girişimindeki kilit ortağı olacağından söz ediliyor.


Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi’nde (BAAM) kıdemli araştırmacı olarak görev yapan ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ’inde doktora yapan Bangladeşli Md. Nazmul İslam, Bangladeşli Bakanın yaptığı ziyaretten sonra Bangladeş - Türkiye yeniden açılacak diplomatik yolları hakkında bir değerlendirmede bulundu.



“Bangladeş, Türkiye için mükemmel bir ekonomik pazar olacak”


Nazmul İslam, geçtiğimiz yıllarda bazı siyasi nedenlerden dolayı Bangladeş - Türkiye arasında yaşanan bazı diplomatik sorunlarının artık ortadan kalktığını, yapılan bu ziyaretten sonra Bangladeş’in Türkiye için mükemmel bir ekonomik pazarı olacağını belirtti. İslam, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2010 Dakka ziyareti ve Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın 2011 yılında Türkiye ziyareti sonrasında Türkiye-Bangladeş arasında ortaklık büyümekte olup ‘Türkiye-Bangladeş İş Konseyi ve işbirliğini çeşitlendirmek için geniş bir gündemin geliştirilmesi’ hedefleniyor. Türkiye ile Bangladeş arasında geçen birkaç yıllık siyasi kriz ve yanlış anlaşılmanın ardından normalleşme süreci, Bangladeş Cumhurbaşkanı Md. Abdul Hamid ve Türk mevkidaşı Binali Yıldırım’ın 2017 yılında karşılıklı ziyaretleri ile başlamıştı. O zamandan beri, her iki ülke de mevcut ilişkiyi bu iki kardeş devlet arasında bugüne kadar görülmüş en iyi ilişki olarak tanımlanmıştı. Bangladeş’in şu anki dışişleri bakanı son zamanlarda; Bangladeş’in büyük nüfus büyüklüğü ve Türkiye’nin stratejik önemi nedeniyle Türkiye için mükemmel bir ekonomik pazar olabileceğine, Çin ve Hindistan dahil olmak üzere iki yükselen Asyalı güç arasında merkezde yer aldığına, aynı zamanda Müslüman ümmeti üzerinden barışçıl bir dünya ortak hedefinin olmasına işaret ediyor” diye ifade etti.



“Ekonomik ve ticaret ilişkiler artacak”


İslam, yaptığı ziyaretten sonra iki ülke arasında ekonomik gelişmeler ve ticaretin artacağı umuyor. Nazmul İslam, “Elbette, Bangladeş ekonomik işbirliği ve doğrudan yabancı yatırım için Türkiye için ilk hedeflerden biridir. Geçtiğimiz yıl, Türkiye ve Bangladeş’in ticaret hacmi 2019’de 936 milyon dolara ulaşmıştı ve burada ticari ilişkileri güçlendiren ana alan hazır giyim sektörü olmuştu. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı (2020) göre Bangladeş’in Hindistan’dan sonra Türkiye’nin Güney Asya’daki ikinci en büyük ticaret ortağı olduğunu göstermektedir. Türkiye ile Bangladeş arasındaki ticari ilişkiler 2018’de 858 milyon dolar iken, 2019’da 936 milyon dolar olmuştur. İkili ticaret hacmi 2010 yılından bu yana 1 milyar dolar seviyesinde kalmasına rağmen, Türkiye bunun 2 ila 3 milyar dolara çıkmasını istemektedir. Şu anda Bangladeş, Avrupa Birliği’nin 2012’de daha önceki serbest ticaret anlaşması (FTA) girişimini veto etmesi nedeniyle ekonomik ortaklığı genişletmek için yeni bir ticaret anlaşması (PTA) ile Türkiye ile masaya oturmuştur” diye belirtti.



Arakanlı Müslümanlar konusunda gelişme olacak


Türkiye’nin Rohingyalı mülteciler için oynadığı rolü değinen Nazmul İslam, Bangladeş’in iki dostu olan Hindistan ve Çin’den desteğini kaybettiğini, bu durumun Türkiye’yi güvenilir bir kardeşlik ilişkisine soktuğunu anlattı. İslam, “Türkiye’nin Arakanlı mülteciler için BM, G20, MIKTA ve İKÖ dahil çok taraflı diplomatik savaşı, Bangladeş ve Rohingya’ya meşru taleplerini dünyaya sunma konusunda yardımcı olmuştur. En önemlisi, Türkiye’nin First Lady’si Emine Erdoğan’ın Türkiye eski başbakanı, şu anki dışişleri bakanı, eski aile ve sosyal politikalar bakanı ile Bangladeş’teki Rohingya mülteci kamplarını ziyareti, küresel toplum için hukuki ve insani önemi olan konuları vurgulamıştır. Diplomatik ve insani kampanyaların yanı sıra, aralarında TİKA, AFAD, Türk Kızılay, Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bulunduğu Türk kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile Türk hükümeti Rohingya mültecileri için hastaneler, kamplar ve yemek programları inşa etmiştir. Ancak Rohingyaların kendi topraklarına geri göndermesi ile ilgili konusunda dünya diplomatlar başarısız kaldı. Ancak bakanımızın bu ziyaretten sonra Türkiye, Rohingyaları kendi ülkesine geri gönderme konusunda emin adımlarla ilerleyeceği düşünüyorum” şeklinde anlattı.



Bangladeş’te Türkiye’nin yumuşak güç politikasının başarısı


Bangladeş halkı arasında oluşan Türkiye sevdasından bahseden Nazmul İslam, “Türkiye’nin yumuşak güç politikası kapsamında Ertuğrul, Payitaht Abdülhamit, Mehmetçik, Kurtlar Vadisi gibi Türk dizileri başta olmak üzere, Türk medyası, Türk hükümetinin bursları; TOGG markalı elektronik arabası, Cezeri markalı uçan arabası, İHA’ların drone teknolojisi gibi bilim ve teknolojideki Türk yenilikleri; ve Recep Tayyip Erdoğan’ın karizmatik liderlik rolü, Bangladeş ile Türkiye arasındaki insanlar arası ilişkiler üzerinde büyük bir etki oluşturmak için önemli bir rol oynuyor. Bakanımızın yaptığı bu ziyaretten sonra diplomatik boyutundan devam ederek halk arasında da Türkiye’nin bu yumuşak güç politikası daha da başarılı bir şekilde ilerleyeceği düşünüyorum” dedi.



Savunma ilişkiler güçlenecek


Bakan AK Abdul Momen’in ziyaretten sonra iki ülke arasında savunma ilişkilerinde de büyük gelişmeler olacağı dile getiren İslam, “Son birkaç yılda Türk savunma pazarı Bangladeş için önemli bir cazibe kazanmıştır. Nitekim Bangladeş, ordusu için Otokar Kobra hafif zırhlı araçlar satın almıştır. Ardından Bangladeş 2017 yılında bir Türk firması ile 680 hafif zırhlı araç için sözleşme yapmıştır. Türkiye’nin ROKETSAN şirketi “Bangladeş’e orta menzilli güdümlü çoklu roketatar alayı” tedarik etmek için sözleşme imzalamıştır. Ayrıca Türkiye’de 3 binden fazla Bangladeş askeri subayı eğitim almıştır. Görüşüm artık bu sayıların daha da artacağı yöndedir” şeklinde konuştu.


Nazmul İslam, değerlendirmesine şu sözlerle nokta koydu:


“Yeniden Asya’da, gelişmekte olan ekonomiler olarak Türkiye ve Bangladeş, birbirleriyle daha yoğun işbirliği arayışındadır. Burada savunma ve ekonomi de dahil olmak üzere iki alan, inanç ve geleneklere ve güven dayalı karşılıklı yarar sağlayan ilişkilerini güçlendirmek için öncelik verilmesi gereken temel alanlardır diye düşünüyorum”.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu’da sağlık hizmetlerinde dikkat çeken yükseliş: Sevkler azaldı, kapasite arttı Kastamonu’da sağlık alanında son bir yılda gerçekleştirilen yatırımlar, yeni sağlık tesisleri, personel artışları ve hizmet kapasitesindeki gelişmeler düzenlenen toplantıyla kamuoyuna açıklandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, kentte 2 ilçe sağlık müdürlüğü, 18 toplum sağlığı merkezi, 54 aile sağlığı merkezi, halk sağlığı laboratuvarı, sağlıklı hayat merkezi ve yabancı uyruklu polikliniği bulunduğunu belirtti. Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz başkanlığında yapılan toplantıda, 2025-2026 döneminde özellikle birinci basamak sağlık hizmetleri, hastane kapasitesi, kanser taramaları ve acil sağlık hizmetlerinde önemli ilerlemeler sağlandığı bildirildi. Aile hekimliği sisteminde yapılan düzenlemelerle birim sayısının 127’den 131’e çıkarıldığını ifade eden Yavuzyılmaz, bir aile hekimine düşen nüfusun 2 bin 820’den 2 bin 745’e gerilediğini söyledi. Kuzeykent ve Salı Pazarı bölgelerinde yeni aile sağlığı merkezlerinin hizmete açıldığını, İnebolu Özlüce’de de mevcut yapının dönüştürülerek yeni bir merkez oluşturulduğunu kaydetti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, diş hekimi ve çocuk gelişimcisi gibi uzmanların ücretsiz hizmet verdiğini vurgulayan Yavuzyılmaz, vatandaşların bu hizmetlerden daha fazla yararlanmasını istediklerini ifade etti. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde son bir yılda yaklaşık 3 milyon 300 bin muayene yapıldığını aktaran Yavuzyılmaz, bu rakamın ilin nüfusu dikkate alındığında sağlık hizmetlerine yoğun başvuru olduğunu gösterdiğini belirtti. Kanser taramalarında ortalama yüzde 28 artış sağlandığını söyleyen Yavuzyılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekti. HPV tarama numunelerinin artık Kastamonu’da değerlendirilmeye başlandığını belirten Yavuzyılmaz, yaklaşık 2 milyon liralık yatırımla laboratuvar altyapısının güçlendirildiğini ve Çankırı ile Karabük’ten gelen numunelerin de ilde işlendiğini ifade etti. Cide ve Taşköprü’ye yeni mamografi cihazları kazandırıldığını aktaran Yavuzyılmaz, tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında poliklinik sayısının 16’ya çıkarıldığını kaydetti. Hastanelerde yatak kapasitesinin artırıldığını belirten Yavuzyılmaz, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 545 yatağa, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinin ise 305 yatağa çıkarıldığını, il genelinde toplam yatak kapasitesinin 1215’e ulaştığını söyledi. Yoğun bakım kapasitesindeki artışın sevk oranlarına olumlu yansıdığını ifade eden Yavuzyılmaz, il dışına sevklerde yüzde 37, yoğun bakım gerekçeli sevklerde ise yüzde 43 azalma sağlandığını belirtti. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde istasyon sayısının 43’e, ambulans sayısının ise 70’e yükseltildiğini söyleyen Yavuzyılmaz, son bir yılda 8 yeni ambulansın hizmete alındığını açıkladı. Ayrıca sağlık personeli sayısının 432 kişi arttığını, son kurada 18 uzman hekimin daha göreve başlayacağını ifade etti. Kadıdağı bölgesindeki binanın 30 yataklı AMATEM olarak hizmet vereceğini açıklayan Yavuzyılmaz, eski devlet hastanesi alanında yapılacak yeni sağlık tesisinin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi. Eğitim ve Araştırma Hastanesine 128 kesitli tomografi cihazı kazandırıldığını belirten Yavuzyavuzyılmaz, PET-CT cihazı için de ihale sürecinin başlatıldığını söyledi. Toplantıda ayrıca il genelinde muayene sayısının yaklaşık 6 milyona ulaştığı, ameliyat sayısının 33 bin 800 olduğu ve diyaliz hizmetlerinde kapasitenin artırıldığı ifade edildi. Yavuzyılmaz, sağlık yatırımlarının vatandaşların hizmete daha hızlı ve kaliteli erişimini sağlamak amacıyla sürdüğünü vurguladı.
Samsun Eski sanayi esnafının Toybelen ısrarı: "330 iş yeri bizim olmalı" Samsun’un Canik ilçesinde bulunan eski sanayi esnafının Toybelen Sanayi Sitesi’ne yönelik talepleri sürüyor. Yeniden bir araya gelen esnaf, Toybelen Sanayi Sitesi’nde bulunan iş yerlerinin kendilerine tahsis edilmesini istedi. Eski Sanayi Sitesi içerisinde yer alan Samsun Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Proje Alanı İrtibat Ofisi önünde toplanan esnaf, sorunlarının çözülmesini isteyerek yetkililere çağrıda bulundu. Esnaf adına yapılan açıklamalarda, 330 dükkanın Gülsan ve eski sanayi esnafına verilmesini talep edildi. Esnaf Mustafa Güveli, dükkanları ücretsiz istemediklerini belirterek, "Gülsan Sanayi Sitesi’ne nasıl bir bedel konulduysa biz de aynı şartları istiyoruz. Sadece ödeme kolaylığı talep ediyoruz. 330 dükkanın bize verilmesini istiyoruz. Artık kirada olmaktan yorulduk. Büyüklerimizin sesimizi duymasını istiyoruz" dedi. Esnaf Yücel Akbay ise sürecin bir an önce tamamlanmasını isteyerek, "Bu işle ilgili kim varsa bizim derdimize derman olsun. Şu anda işimizi bıraktık, dükkanlarımızda araçlar tamir için bekliyor. Devlet büyüklerimizden bu süreci bir an önce sonuçlandırmalarını istiyoruz. Hep birlikte yeni iş yerlerimize kavuşmak istiyoruz. Ne bizim ne de devletin zarar göreceği bir süreç olmasını istemiyoruz" diye konuştu. Yakup Kavas da Gülsan Sanayi Sitesi’nin Toybelen’e taşınmasının ardından çalışma koşullarının zorlaştığını ifade ederek, "Parçacı, tornacı ve malzeme tedarik ettiğimiz noktalar bizden uzaklaştı. Sanayinin dengesi tamamen bozuldu" şeklinde konuştu.
Bartın Yöresel ürünlere mehteranlı tanıtım Bartın’da Türk Mutfağı Haftası’nda mehteran takımı eşliğinde yöresel ürünlerin tanıtımı yapıldı. Bıçakla kesilen manda yoğurdunun külahla dağıtıldığı programda, "pumpum" çorbası yoğun ilgi gördü. 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası, Bartın’da düzenlenen yürüyüşle başladı. Millet Konağı önünden başlayan yürüyüşe Bartın Valisi Nurtaç Arslan, vali yardımcıları, İl Kültür ve Turizm Müdürü Özlem Koçak daire amirleri, müdürleri, polis ve askeri erkan ile vatandaşlar katıldı. Mehter takımının seslendirdiği marşlar eşliğinde yapılan yürüyüşte, yöresel kıyafetli çocuklar ise ellerinde Bartın yöresine ait yemeklerin fotoğraflarının yer aldığı parkartlar taşıdı. Yürüyüş, yöresel ürün stantların kurulduğu Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Vali Arslan ve yürüyüşe katılanlar, tek tek stantları gezerek, yöresel yemek ve ürünleri yakından inceledi. Bıçakla kesildi, dondurma külahında ikram edildi Ziyaret edilen ilk stantta, bıçakla kesilen manda yoğurdu ve kestane balı, külahla katılımcılara ikram edildi. Dondurma külahında, ballı manda yoğurdunun tadına bakan katılımcılara, sonraki stantlarda ise katılımcılara pumpum çorbası, pirinçli mantı, cevizli Kumluca helvası, kaha, cevizli baklava, tatlı böreği, kabak burma tatlısı, tavuklu börek gibi Bartın yöresine ait tadlar, ikram edilerek tanıtıldı. Yöresel yezzetlerin tadına bakan Vali Arslan ve beraberindekiler, yöresel el işleri ile taş sac ve ahşap yat, gemi maketlerinin yer aldığı stantları da gezdi. İsmini görüntüsünden alan çorba Bartın’ın mısır unundan yapılan Pumpum çorbası dikkat çekti. Kaynadığı anda üzerinde oluşan kabarcıklar nedeniyle "pumpum" ismini alan çorba, lezzeti nedeniyle yoğun ilgi gördü. Kazanın başına geçerek eline kepçeyi alan Vali Arslan, kaselere doldurduğu pumpum çorbasını alandakilere ikram etti. Arslan, ismini görüntüsünden alan pumpum çorbasından bir kase alarak tadına baktı. Stantların 3 gün boyunca Cumhuriyet Maydanı’nda olacağını hatırlatan Vali Arslan, yöresel lezzetleri ustaların elinden tatmak isteyen herkesi meydana davet etti.
Ankara Balkondan düşerek ölen kadının kız kardeşinden cinayet iddiası Ankara’da 7. kattaki balkondan düşerek vefat eden kadının kız kardeşi, ablasının birlikte yaşadığı nişanlısı tarafından öldürüldüğünü ve olaya intihar izlenimi vermeye çalıştığını iddia etti. Olay, 25 Mart’ta Etimesgut’un Eryaman semtindeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 30 yaşındaki Türkan Biçer, nişanlısı F.Ö. ile birlikte yaşadığı 7. kattaki evlerinin balkondan düşerek hayatını kaybetti. Biçer’in üzerinde kıyafetlerinin olmaması dikkat çekerken, yürütülen soruşturma çerçevesinde olay anından Biçer ile aynı evde bulunan nişanlısı F.Ö. (46) gözaltına alındı ve daha sonra hakkında verilen tutuklu yargılanma kararına istinaden cezaevine gönderildi. Ölen kadının kardeşi Rabia Biçer ise, ablasını F.Ö.’nün öldürdüğünü ve olaya intihar izlenimi vermeye çalıştığını ileri sürdü. Biçer, ablasının intihar düşüncesinde olmadığını, nişanlısı tarafından sürekli şiddet gördüğünü ve tehdit edildiğini iddia etti. Soruşturma aşamasındaki olayla ilgili, davanın ‘Kasten Öldürme Suçundan’ görülmesi talebinde bulunan Biçer’in kardeşi, hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. İfadesinde nişanlısının intihar ettiğini öne sürdüğü öğrenildi Zanlı F.Ö.’nün emniyete verdiği ifadesinde, Türkan Biçer’in olayın olduğu gece epilepsi nöbeti geçirdiğini, ilaçları almak için salona yöneldiği sırada da intihar ettiğini öne sürdüğü öğrenildi. "Nişanlısı tarafından darp edildiğini ve evden kovulduğunu söyledi" Olayla ilgili konuşan Türkan Biçer’in kardeşi Rabia Biçer, "Ablam vefat etmeden bir gün önce yanıma geldi. Nişanlısı tarafından darbedildiğini ve evden kovulduğunu söyledi. Ablam, ‘Beni buradan çıkar. Nişanlım kıyafetlerimi vermiyor. Senin yanındayken bir şey yapamaz. Benimle gel’ dedi. Ben de kendisinden birkaç gün müsaade istedim. Olay günü ablamla alışveriş merkezine gittik. Keyifli vakit geçirdik. Gülerek yanımdan ayrıldı. O gece vefat etmiş. Annem aradı, ‘Ablana bir şey olmuş polise git’ dedi. Gittiğimde ablamın öldüğünü söylediler. İnanamadım. Cesedini teşhis etmek için Adli Tıbba gittim" dedi. "Aşağıya çıplak halde düşmüş" Ablasının intihar edebilecek bir halde olmadığını söyleyen Biçer, "Ablam intihar edecek birisi değildi. Bu kadar pozitif olan birisi intihar düşüncesinde olamaz. Aşağıya çıplak halde düşmüş. İntihar etmek isteyen biri bu şekilde mi hayatına son verir. Nişanlısı tarafından daha önce de darp edilmişti. Ablam öldürüldü. Bunu biliyorum. Adalete güveniyorum. 2 aydır acı çekiyorum. Adalet yerini bulana kadar da geçmeyecek. Ablamın intihar ettiğini asla düşünmüyorum. Böyle bir hal içinde olsaydı belli ederdi" ifadelerini kullandı. "Elinde çarşafla aşağıya inip ablamın üzerini örtmüş" Zanlı F.Ö.’nün içinde bulunduğu tavırların şüphe uyandırdığını belirten Biçer, "Olayın olduğu gün binaya girdiklerinde problem yaşamışlar. Komşuları ablam, ‘İmdat, beni kurtarın’ dediklerini duymuş. Zanlı ifadesinde, ablamın epilepsi krizi geçirdiğini, ilaçlarını almak için salona gittiğinde balkondan atladığını iddia etmiş. Karşı taraf bize başsağlığı dahi dilemedi. 8 aydır birlikte olduğum birisi intihar etse kahrolurdum ama bu şahıs ablamın vefatından bir gün sonra olayın olduğu eve girip eşyalarını aldırtmış. O eve girmeyi nasıl düşünebilir aklım almıyor. Elinde çarşafla aşağıya inip ablamın üzerini örtmüş. Bu soğukkanlı haline anlam veremiyorum" diye konuştu. "Kafasında şişlikler vardı" Ablasının daha önce de darbedildiğini iddia eden Biçer, "Ablam ve nişanlısı ile bir araya gelmek istemiyordum. Tartışmaları çok büyük oluyordu ve ablamı darp ediyordu sürekli. Saldırgan çok hırçın bir yapıya sahipti. Kendisine çok kızgındım ve bir araya gelmek istemiyordum. Tartışıyorduk, yaptığı davranışların uygun olmadığını söylüyordum. Ablamdan sürekli ona aldığı eşyaları istiyordu. Olaydan birkaç gün yine ablamı dövmüştü. Kafasında şişlikler vardı. Kurtulmak istiyordu içinde bulunduğu halden" dedi. "Türkan hanımın cinayete uğradığını düşünüyoruz" Davanın Avukatı Berkay Göknar ise cinayet şüphesine dair kuvvetli delillerin olduğunu belirterek, "Dosyada mevcut tanık beyanları, bununla birlikte kendi içlerinde bile çelişen ifadeleri gözettiğimizde, dosyanın somut delillerine dayanarak şunu söyleyebilirim ki, Türkan hanım intihar etmedi, cinayete uğradı. Dosya şu anda soruşturma aşamasında Türk Yargısının adaletine güveniyoruz. Bizlerin görevi, dosyadaki delilleri kanuna uygun bir şekilde sunmakla birlikte kanunun uygulanması için elimizden geleni yapmaktır. Failin beyanları her ne kadar intihara yönlendirme suçundan cezalandırılmaya yönelik, suçunu azaltmaya yönelik olsa da bizler ‘Kadına Karşı Kastan Öldürme Suçu’ndan ağırlaştırılmış müebbet yargılanmasını istiyoruz. Dosyadaki somut deliller de şu anda olayın gerçekleşmesinin bu şekilde olduğunu gösteriyor" dedi.