SAĞLIK - 22 Nisan 2026 Çarşamba 09:25

"Bebeklere yeni besinler 2-3 gün arayla sabahları verilmeli"

A
A
A
"Bebeklere yeni besinler 2-3 gün arayla sabahları verilmeli"

Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinin, bebek için önemli bir gelişim basamağı olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Kılıç, "Bebeğe yeni besinler tek tek ve 2-3 gün arayla tanıtılmalı, küçük miktarlarda başlanmalı, sabah saatlerinde verilerek gün içinde gözlem yapılmalı, ailede ciddi alerji öyküsü varsa önce çocuk doktoruna danışılmalıdır" dedi.



Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinin, yalnızca bebeğin ne kadar yediği ile ilgili değil; aynı zamanda bebeğin yemekle kurduğu ilişkinin temelinin atıldığı bir dönem olduğunu ifade eden Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Kılıç, bebeğin aile sofrasına katılımının teşvik edilmesi, karşılaştırma yapılmaması ve her bebeğin bireysel gelişim hızı olduğunun unutulmaması gerektiğini işaret etti.


’’Bebekte anne babanın yediğine özenme olur’’


Ek gıdaya geçiş döneminde çocuklarda yetişkin gıdalarına özenme, anne ve babanın yediği gıdayı tatma arzusu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kadir Kılıç, "Çoğu anne ve baba, bu durumu ‘yerken ağzıma bakıyor, dayanamayıp tattırıyoruz’ şeklinde ifade eder. Bebeğin bu aylarda gösterdiği tepki, merak ve her şeyi ağzına götürme isteği ile ilgilidir. Bu dönem yalnızca beslenmenin çeşitlenmesi değil; aynı zamanda bebeğin farklı tat ve dokularla tanıştığı, kendi yeme becerilerini geliştirdiği ve aile sofrasına adım attığı bir öğrenme sürecidir" ifadelerini kullandı.


Ek gıdaya ne zaman başlanmalı?


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi’nin (AAP) ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesini, 6. aydan itibaren ise uygun tamamlayıcı besinlere başlanmasını önerdiğini, ancak takvim yaşı kadar gelişimsel hazır oluşun da önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Kılıç, "Baş ve boyun kontrolünün sağlanmış olması, destekli oturabilme, dil itme refleksinin azalması, yemeğe ilgi gösterme ve kaşığa uzanma, besinleri ağza götürme davranışının artması bebeğin hazır olduğunu gösteren belirtilerdir. Bu belirtiler genellikle 6’ncı ay civarında belirginleşir" şeklinde konuştu.


Ek gıdaya geçişte önerilen ve uzak durulması gerekenler


Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya başlarken hangi yiyeceklerin önerildiğini ve hangilerinden kaçınılması gerektiğini şöyle sıraladı:


"Başlangıçta önerilen besinler: Yoğurt, sebze püreleri (kabak, havuç, patates), meyve püreleri (elma, armut), tam tahıllı ev yapımı karışımlar, 6. aydan sonra demir ihtiyacı arttığı için demirden zengin besinlere erken dönemde yer verilmesi önemlidir.


Başlangıçta kaçınılması gerekenler: Tuz ve şeker eklenmiş gıdalar, bal (1 yaş öncesi botulizm riski nedeniyle), işlenmiş gıdalar, inek sütü (1 yaş öncesi içecek olarak önerilmez), boğulma riski taşıyan sert ve yuvarlak besinler, yumurta beyazı (alerji riski nedeniyle)."


Alerji riskine karşı uyarılar


Güncel verilerin alerjen besinlerin geç verilmesinin koruyucu olmadığını gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Kılıç, "Uygun zamanda ve kontrollü tanıştırmanın tolerans gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Yeni besinler tek tek ve 2-3 gün arayla tanıtılmalı, küçük miktarlarda başlanmalı, sabah saatlerinde verilerek gün içinde gözlem yapılmalı, ailede ciddi alerji öyküsü varsa önce çocuk doktoruna danışılmalıdır" dedi.


Yumurta, yoğurt ve balık ile nasıl tanıştırılmalı?


Uzm. Dr. Kılıç, yumurta, yoğurt ve balık gibi alerjen potansiyeli olan besinlerin ne zaman verilmesi gerektiği hakkında ise şunları söyledi:


"Yumurta beyazı oldukça alerjen olma riski nedeniyle ilk 1 yaşta önerilmez. Yumurta sarısına ise 6. aydan itibaren iyi pişmiş olarak başlanabilir. Küçük miktarda denenmeli ve gözlem yapılmalıdır. Yumurta sarısına iyi pişmiş şekilde ve fındık kadar başlanıp, çeyrek, yarım 4-5 günde giderek artırılarak tam bir yumurta sarısına erişilince yanına peynir eklenmesi önerilir. Ancak karıştırarak değil, aynı öğünde tabakta peynir ve yumurta olacak şekilde yarım kibrit kutusu kadar ya labne veya tuzsuz beyaz peynir olabilir. Bunları yedirmek tek başına zor olacağından tahıllı kaşık maması hazırlayıp yumurta ve peynirin rahat bir şekilde boğazından geçmesi için aynı öğünde karıştırmadan verilebilir. Yoğurda 6. aydan itibaren başlanabilir. Balık ise 7- 8. ay aralığında uygun şekilde hazırlanarak verilebilir. İyi pişmiş, kılçıkları ayrılmış, ilk denemede küçük miktarlarda başlanıp, haftada 1 kez vermek yeterlidir. Kızartma şeklinde verilmesi önerilmez. Erken dönemde balık tüketiminin alerji riskini artırdığına dair güçlü kanıt bulunmamaktadır."


’’Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalı’’


Balığın kaliteli protein ve özellikle beyin gelişimi açısından değerli bir besin olduğunu ancak seçimin de önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kılıç, "Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalıdır. Bu balıklar ağır metal ve özellikle cıva birikimi açısından daha güvenlidir. Önerilen balıklar hamsi, istavrit, mezgit, somon olabilir. Uzun ömürlü ve besin zincirinin üst basamağında yer alan büyük balıklar daha fazla cıva biriktirebilir. Kılıç balığı, kalkan ve konservede satılan balıklar önerilmez. Belirleyici olan balığın tatlı ya da tuzlu su balığı olması değil; küçük olması, güvenilir kaynaktan temin edilmesi, mevsiminde tüketilmesidir. Deniz balıkları genellikle DHA, EPA, Omega-3 açısından daha zengindir. Tatlı su balıkları verilecekse üretim koşullarının güvenilirliği önemlidir" dedi.


Ek gıdaya geçişte en sık yapılan hatalar


Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya geçişte en sık yapılan hataları şöyle anlattı:


"4’üncü aydan önce başlamak: Sindirim sistemi ve böbrekler 6’ncı aydan önce tamamlayıcı besinlere tam hazır değildir. Erken başlamak alerji riskini azaltmaz; aksine gereksiz sindirim sorunlarına yol açabilir.


7-8’inci aydan sonra geciktirmek: Geç başlamak demir eksikliği riskini artırabilir. Ayrıca bebeğin farklı dokulara alışmasını zorlaştırarak ilerleyen aylarda seçici yeme davranışına zemin hazırlayabilir.


Pütürlü gıdalara geçişi geciktirmek: Uzun süre sadece püre verilmesi çiğneme becerisinin gelişimini olumsuz etkileyebilir. 8-9’uncu aydan sonra uygun kıvam artışı sağlanmazsa ileride besin reddi daha sık görülebilir.


Israrcı ve baskıcı besleme: ‘Bir kaşık daha’ ısrarı bebeğin açlık-tokluk sinyallerini bastırır. Bu durum uzun vadede olumsuz yeme davranışlarına ve yemek saatlerinde stres oluşmasına neden olabilir.


Ekran karşısında yedirmek: Dikkat dağınıklığı nedeniyle bebek kendi tokluk sinyallerini fark edemez. Ayrıca yemek, sosyal bir öğrenme deneyimi olmaktan çıkar.


Besini ödül veya ceza aracı olarak kullanmak: ‘Sebzeni yersen tatlı var’ yaklaşımı, besinler arasında hiyerarşi oluşturur. Bu durum uzun vadede sağlıksız besinlere yönelimi artırabilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Ehliyet sınavında kopya ağı çökertildi: 10 milyonluk gelir ortaya çıktı Sürücü kursu e-sınavlarında kopya düzeneğiyle haksız kazanç sağlayan şebekeye yönelik düzenlenen Sakarya ve İstanbul merkezli operasyonda 4 şüpheli yakalandı, 3’ü tutuklandı. Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince Sakarya ve İstanbul merkezli yürütülen projeli çalışmada, şüphelilerin suç işlemek gayesiyle örgüt kurarak motorlu taşıt sürücü kursiyerlerinin e-sınavına giren adaylara maddi menfaat karşılığında kopya çekmeye yarayan düzenekler temin ettikleri tespit edildi. Şüphelilerin ayrıca bazı adayların sürücü kursuna fiilen katılım sağlamadan adlarına sınav giriş belgesi düzenledikleri ve sınav sırasında cihazlar aracılığıyla kopya vererek başarı sağladıkları belirlendi. Elde edilen gelirlerin araç ve daire alımı yoluyla aklandığı tespit edilirken, düzenlenen operasyonla E.A. (43), T.P. (34), E.K. (45) ve M.D. (28) isimli şüpheliler yakalandı. Şüphelilere ait 5 ikamet ve 1 araçta yapılan aramalarda 208 adet kamera düzeneği, 120 adet batarya, 63 adet kulak içi kulaklık, 14 adet wifi cihazı, 10 adet sim kart girişli mekanizma, 5 adet telefon ve 3 adet düğme şeklinde kamera seti ele geçirildi. Soruşturma çerçevesinde şüphelilerin yaklaşık 10 milyon TL’lik geliri akladıkları belirlendi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden T.P. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, E.A., E.K. ve M.D. isimli 3 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kastamonu İnşaat işçisinden örnek davranış: Camiyi kirletmemek için nalburdan aldığı malzemenin üzerinde namazını kıldı Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde kıyafetleri tozlu olduğu için camiyi kirletmek istemeyen inşaat işçisi, nalburdan aldığı inşaat malzemesinin üzerinde namazını kıldı. Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde inşaatta çalışan Ahmet Turgut, cuma namazını kılmak için iş kıyafetleriyle camiye gitmek zorunda kaldı. Camiyi kirletmek istemeyen Turgut, cami yanındaki nalburdan aldığı inşaat malzemesini camiye sererek namazını kıldı. Turgut’u fark eden vatandaşlar ise o anları cep telefonuyla görüntüledi. Vatandaşlar, Turgut’u tebrik etti. Yoğunluktan dolayı tozlu iş kıyafetlerini değiştiremediğini ifade eden Turgut, "Kıyafetlerimizi değiştirmeye vaktimiz olmadı. Cuma namazına da gitmemeye gönlüm rahat etmedi. O yüzden nalburdan bir şey aldım, namazımı onun üzerinde kıldım. Allah kabul etsin" dedi. Turgut’un hassasiyetin herkesin hoşuna gittiğini belirten İhsangazi İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Nurullah Ayaz ise, "Bugün Merkez Camii’nde cuma namazını kıldırdım. Namazın ardından bir vatandaşımızın camimizin halılarını kirletmemek için yanında getirdiği bir matı yanında getirerek namazı kıldığına şahit olduk. Bu durum hoşumuza gitti. ‘Cenab-ı Allah temiz olanları sever’ buyuruluyor. Camiyi kirletmemek için göstermiş olduğu bu hassasiyet örnek olacak bir şeydi. Kendisine bu hassasiyeti için teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Adana İYİ Partili başkanın suç makinesi kardeşi uygulamada yakalandı Adana’nın Kozan ilçesinde polis ekiplerinin gerçekleştirdiği uygulamadan kaçmaya çalışan şüphelinin, hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan ve kesinleşmiş 26 yıl hapis cezasıyla aranan firari olduğu öğrenildi. Firari, tutuklanıp cezaevine gönderilirken firarinin İYİ Parti Kozan İlçe Başkanı olan ağabeyinin ise Whatsapp grubundan gazetecileri tehdit ettiği ortaya çıktı. Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerinin dün gerçekleştirdiği uygulamada polisin ‘Dur’ ihtarına uymayarak kaçmaya çalışan bir şüpheli, kısa sürede yakalandı. Yapılan incelemede yakalanan kişinin hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan ve kesinleşmiş 26 yıl hapis cezasıyla aranan C.K. olduğu belirlendi. Şüphelinin yaralama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma, hükümlü veya tutuklunun kaçması, mala zarar verme, yağma, silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suçlardan arandığı ve hakkında toplam 26 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu öğrenildi. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Kozan Adliyesi’ne sevk edildi ve çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Basın grubunda tepki çeken mesaj Öte yandan, C.K.‘nın ağabeyinin İYİ Parti Kozan İlçe Başkanı Hasan Kaymaz olduğu ortaya çıktı. Başkan Kaymaz’ın, gazetecilerin bulunduğu WhatsApp grubundan kardeşiyle ilgili haber yapılmaması yönünde tehdit mesajı attığı da öğrenildi. Kaymaz’ın gruptan attığı mesajda, "Sayın basın mensupları kardeşim C.K.’nın haberini yapmayın velev ki asılsız haber yapan ve yayan herkesi adlı mercilere şikayet edeceğim bilginiz olsun. Haber yapılacaksa arabası sıkılarak öldürülmeye teşebbüs haberleri de yapılsın. İş zengin aileler olunca örtbas ediliyorsa habercilik olmaz bilginiz olsun" ifadeleri yer aldı.
Malatya Türkiye ile Maldivler arasında sağlık alanında iş birliği USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları alanındaki uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Prof. Dr. Aysun Bay, Maldivler Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef ile bir araya geldi. Görüşmede başta onkoloji hastanesi projesi olmak üzere sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, medikal sektör ve sağlık turizmi alanlarındaki iş birliği imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Maldivler’de hayata geçirilmesi planlanan sağlık yatırımları için karşılıklı mutabakatın sağlanmasının ardından proje modeli, finansal yapı ve uygulama süreçlerinin netleştirilmesi konusunda ortak irade ortaya konuldu. Maldivler Hükümeti’nin projeye sağlayacağı destekler ile Türkiye’nin sağlık alanındaki güçlü altyapısının bir araya getirilerek, iki ülke arasında sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Tarafların, önümüzdeki süreçte teknik ve idari çalışmaların hızlandırılması, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi konusunda da mutabık kaldığı öğrenildi. Türkiye ile Maldivler arasında kurulacak stratejik iş birliğinin, sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlaması bekleniyor.