ASAYİŞ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 15:10

Beşiktaş’ta facianın eşiğinden dönüldü: Freni boşalan tır binaya çarptı

A
A
A
Beşiktaş’ta facianın eşiğinden dönüldü: Freni boşalan tır binaya çarptı

İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bir tır şoförü, inşaata demir indirdikten sonra aracı park edip, kendine çıkış yolu aramak için aracından indi. Freni boşalarak yokuş aşağı kayan tır bir binaya çarparken, facianın eşiğinden dönüldü.


Kaza, saat 11.40 sıralarında Beşiktaş ilçesi Cihannüma Mahallesi Çömezler Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, sokakta bulunan inşaat alanına bir tırla demir getirildi. Demirler tırdan indirildikten sonra tır şoförü M.G. (45) yokuş aşağı vaziyette tırı park edip araçtan inerek, çıkış için sokakta kendine yol aramaya başladı. Park halinde bulunan tır, freni boşalınca yokuş aşağı kaymaya başladı. Araç, sokaktaki 5 katlı bir binanın yan duvarına çarparak durabildi. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, bir emlakçı dükkanında, tırın çarptığı binada ve tırda hasar meydana geldi. Olay esnasında sokakta kimsenin olmaması sayesinde faciadan dönülürken, bina sakinleri büyük korku yaşadı.



"Freni boşalmış, önlemini alacaksın kardeşim"


Mahalle sakinlerinden Özen Hınçal, "Evden çıktım alışverişe gidecektim. Gündüz gözüyle bu tır demirleri bu inşaata getirmiş. Yasak getirmeleri lazım. Buradan bir sürü insan geçiyor. Kedisinin köpeğini parka getirenler oluyor. Burada motor, araba kazaları çok oluyor. Önlem almaları lazım. Böyle bir şey yok. Şoförle dışarıda konuştum. Freni boşalmış, çıkmadan önlemini alacaksın kardeşim" diye konuştu.



"Şoför tırdan inince tırın kaydığını gördüm"


Olay sonucu dükkanında hasar meydana gelen emlakçı Seyhan Demir ise, "Aracı boşalttılar, gördüğünüz demirleri indirdiler. Araç duruyordu, şoför indi ve aşağıya doğru yürüdü. Muhtemelen kendine yol bulmak için tırdan indi. O anda tırın kaydığını gördüm. Kaldırımdan demirlere girdi, sonra binaya çarptı ve durdu. İki tane tabelamız yıkıldı. Sokakta şans eseri kimse yoktu" dedi.



Beşiktaş’ta facianın eşiğinden dönüldü: Freni boşalan tır binaya çarptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Rıza Akpolat: "Ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur" Aziz İhsan Aktaş davasında savunmasına devam eden Beşiktaş Belediyesi görevinden uzaklaştırılan ve hakkında 337 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sanık Rıza Akpolat, "Yaklaşık 3 milyon insana temel belediyecilik hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim iş insanlarına, belediyeye hizmet veren müteahhitlere, firmalara ödeyemediğimiz paralar; belediyenin borçlu olmasının temel ve teknik sebebi budur. Bununla ilgili bir önlem alınmadığı için bu ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur. Bu borçlu olmasından kaynaklı da mülk satışı gündeme gelmiştir" dedi. Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın savunması devam ediyor. Hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Müdürlüğü’ne elektronik postayla yapılan ihbarda Beşiktaş Belediyesi’ndeki ihalelerde firmalarının sahibi Aktaş’ın 100 milyon lira rüşvet dağıttığı öne sürülmüştü. Hakkında 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezası talep edilen Akpolat savunmasında, "Gözaltına alındığımda kafamda şapka vardı. Operasyon geçirmiştim, saçım kabukluydu, derimde sıkıntı vardı, şapka takmıştım. O şapkanın görüntüleri halen yani yüzlerce normal fotoğrafımız olmasına rağmen o günkü o görüntüyü bilerek kamuoyuna servis ettiler. Tutuklamanın ardından çocuk oyuncağı gibi önce Metris Cezaevi’ne doğru yola çıktık. Sonra bizi Paşakapısı Cezaevi’ne götürdüler. Orada kalmadan gece yarısı bir anda geldiler, gerekçe göstermeden bizi Marmara Kapalı Cezaevi koğuşuna getirip tek kişilik hücreye koydular. Gizlilik kararı olan dosyada soruşturma henüz tamamlanmamışken, savunma dilekçelerime avukatlarım bile ulaşamazken, biz her şeyi medyadan takip eder hale geldik. Başta rüşvetle ve dolandırıcılıkla ilgili iki tane konudan tutuklandım. Onun dışında bugüne kadar ifadem alınmadı. Geçmişte buna benzer suçlamalarla yargılanan insanlar bırakın tutuklanmayı, gözaltına bile alınmazken, bizlere bu muameleler yapıldı. Tabii ki biz onların da bu şekilde gözaltına alınmalarını, tutuklanmalarını doğru bulmuyoruz ama onlara yapılmayan bizlere yapıldı. Biz hepimiz buradayız, cezaevindeyiz. Kimse yargılanmaktan korkmuyor, şahsım da yargılanmaktan korkmuyor. Dolayısıyla buradayım. Her türlü soruya cevap verecek durumdayım ama masumiyet karinesinin korunmaması herkesi yaralamıştır" ifadelerini kullandı. "Ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur" Savunmasında salondaki sanıkların siyasi bir davanın kurbanı olduklarını belirten Akpolat, "Bize yapılan bu haksızlıkları, hukuksuzlukları düşünürken, önce Beşiktaş ilçesinin mali ve teknik konularını bilmemiz gerekiyor. İddianamede Beşiktaş’ta bir sistem kurulduğu belirtiliyor. Özellikle neden sistem deniliyor bilmiyorum. Esnaflardan, iş insanlarından birtakım rüşvet paraları alındığını, buradan bir havuz kurulduğunu ve bu havuzla beraber hem kişisel harcamalarımızı yaptığımız isnat edilen bu iddianamedeki bir sürü konunun temeli haline getirilmiş. Yaklaşık 3 milyon insana temel belediyecilik hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim iş insanlarına, belediyeye hizmet veren müteahhitlere, firmalara ödeyemediğimiz paralar; belediyenin borçlu olmasının temel ve teknik sebebi budur. Bu bir tercih değildir, bu bir zorunluluktur. Bununla ilgili bir önlem alınmadığı için bu ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur. Bu borçlu olmasından kaynaklı da mülk satışı gündeme gelmiştir. Yargıtay kararları açık, anayasa kararları açık. Tek başına tanık beyanları bir şey ifade etmez diyor ama ona rağmen bütün bu iddianame bunların üzerine kuruldu. Dolayısıyla biz Beşiktaş’ta esnaflardan kurulan bir rüşvet havuzu iddiası kuruldu. İddianamede geçen iddia bu. Bu iddiayı kabul etmiyorum. Bizim esnaflarla Beşiktaş’ta kurduğumuz bir ağ var. Savcı bir soruşturma yaptığı sırada, bir başka belediye başkanının soruşturması yapıldığı sırada Beşiktaş’ı anlatıyor. Ben suçsuzluğuma inanıyorum. Ben beraat edeceğim. Bugün edeceğim, yarın edeceğim. Sabırla bekleyeceğim" dedi. "Tekne, benim balayı hediyemdir" Savunmasına devam eden sanık Akpolat, "Kamu görevi ifa edenin yüzlerce düşmanı olur. İhaleyi alamaz, size düşman olur. Bu davalar siyasi davalar. İddianamede suçtan kaynaklanan bağımızı değerlendirme kısmında bahsedilen tekne, benim balayı hediyemdir. Savcı bana bunu sorsaydı, söylerdim ne olduğunu zaten. Ben hayatımda üç defa tekneye bindim, en son tatilde. Gitmez olaydım, teknesine gittiğimiz adamın da başına bela olduk. Adamın teknesine el koydular. Şimdi kafamı yastığa koyduğumda ben onu düşünüyorum. Bizim yüzümüzden yatan insanları düşünüyorum. Çocuğunu kaybeden gelinimizi düşünüyorum. Mevcut firmaların araçlarının muayenesiz olduğu, belli bir kısmının yarıya yakınının bozuk olduğu ve bir çekicinin bir aracı bir kepçeye götürdüğü görüntü viral olmuştu Türkiye’de. İşte o temizlik firmasının aracından kaynaklıydı. Kendileri uyarıldı. Arkadaşlarımız kendilerine gerekli uyarıları yaptılar talimatımız doğrultusunda. Yalnız bu eksiklikler giderilemedi. Konuyu yargıya taşıdık. Yani karşılıklı davalar açıldı, konu yargıda da zaten. Dosya istediğinizde görebileceksiniz. Benim suskunluğum, benim bu ülkenin adalet duygusuna olan inancım, kurumları yıpratmama duygum orada da geçerli. O firma bizim temizlik garajımızı kepçelerle yıktı. Gece yarısı, içerisinde bulunan temizlik görevlisi arkadaşlarımızı esir aldılar, içeride alıkoydular. Biz haberdar olduktan sonra emniyet müdürümüzle, kaymakamımızla konuştuk ve gerekli işlemleri yaptık ama bugüne kadar bununla ilgili bir tek cümlede bile bulunmadık, ifade etmedik. Niye? Sayın kaymakamla emniyet müdürü ile oturduk karar verdik, kendimiz de çözdük, konuşmadık" şeklinde konuştu. "İtirafçılar yalan söylemektedir, bu çürümenin ispatıdır" Akpolat, savunmasında kendisinin itirafçı olmasını isteyen kişiler olduğunu belirterek, "Olası bir tutuklama, itirazda bir tahliye durumu oluşursa dışarıdaki insanlar sen itirafçı oldun da çıktın diye düşünecekler. Bir eşin eşinden beklentisi özgürlüğüne kavuşması, bir avukatın müvekkilinden beklentisi dışarıya çıkmasıdır. İtirafçılar yalan söylemektedir, bu çürümenin ispatıdır. Biz ilk günden itibaren henüz soruşturma aşamasında çağrıldığımızda koşa koşa gidecek durumdayken, altı yıldır belediye başkanıyım, ben bir yıldır belediye başkanı değilim. Üç tane dosyam yok benim, üç tane ihalem yok. Yüzlerce ihale var. Ben hepsinin hesabını verecek durumdayım. Dolayısıyla bizi çağırdıklarında koşa koşa makamlara giderek derdimizi anlatırdık. Onlar bize soru sorarlardı. Ne oldu? Bir şafak operasyonuyla ailemizin gözleri önünde, 75 yaşında babamın gözleri önünde Balıkesir’deydim gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi görüyorum" dedi. Sanık Akpolat savunmasını sürdürüyor.
Ankara BBP Genel Başkan Yardımcısı İspir: "Biz Aziz İhsan Aktaş benzeri yapıların lüks makam araçlarına binmiyoruz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent İspir, partinin 33 yıldır gönüllülük esasına dayalı bir siyaset anlayışıyla ayakta durduğunu belirterek, "Biz, Aziz İhsan Aktaş benzeri suç yapılarının aldığı lüks makam arabalarına binmiyoruz. Milletin parasını şatafata, israfa ve yolsuzluğa harcamıyoruz" dedi. BBP Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent İspir, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin kadınların huzuru, güvenliği ve refahı için önerdiği ’kadın hastaneleri ve kadın üniversiteleri’ projesi üzerinden bazı medya organları ve siyasi çevreler tarafından sistematik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü ifade etti. İspir, söz konusu önerinin kadınların toplumsal hayatta daha güvenli, eşit ve korunaklı koşullarda yer almasını amaçlayan samimi ve milli bir yaklaşım olduğunu vurguladı. "Bu öneriyi talibanvari göstermek açık bir art niyettir" İspir, özellikle Cumhuriyet Halk Partili (CHP) bazı siyasetçilerin projeyi kasıtlı şekilde çarpıttığını belirterek, "Kadınlarımızın güvenliği için ortaya konulan bir öneriyi talibanvari bir ayrımcılık olarak sunmak açık bir art niyettir, alçaklıktır" dedi. İspir, amaçlarının kadınları sosyal hayattan koparmak değil, aksine tacizden, şiddetten ve baskıdan korunacakları alanlar oluşturmak olduğunu ifade etti. CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka’nın açıklamalarına da değinen İspir, bu sözlerin iftira ve çarpıtmadan ibaret olduğunu söyledi. İspir, projeye karşı çıkanların referandum çağrısından kaçmaması gerektiğini belirterek, "Milletin sesinden korkmuyorsanız, buyurun sandığa gidelim" ifadelerini kullandı. "Asıl amaç genel başkanımızı yıpratmaktır" Tartışmanın yalnızca projeyle sınırlı olmadığını dile getiren İspir, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin de doğrudan hedef alındığını söyledi. Bazı haberlerde Destici’nin kullandığı aracın markasının özellikle öne çıkarıldığını belirten İspir, bunun açık bir algı operasyonu olduğunu ifade etti. Söz konusu aracın tamamen şahsi mülkiyet olduğunu aktaran İspir, aracın partiye ait olmadığını ve BBP’nin hiçbir şekilde devlet imkanlarından faydalanmadığını kaydetti. "Biz Aziz İhsan Aktaş benzeri yapıların arabalarına binmeyiz" Bülent İspir, Büyük Birlik Partisi’nin 33 yıldır gönüllülük esasına dayalı bir siyaset anlayışıyla ayakta durduğunu belirterek, parti faaliyetlerinin yöneticilerin bağışları ve kişisel harcamalarıyla sürdürüldüğünü ifade etti. İspir, "Biz, Aziz İhsan Aktaş benzeri suç yapılarının aldığı lüks makam arabalarına binmiyoruz. Milletin parasını şatafata, israfa ve yolsuzluğa harcamıyoruz" diye konuştu. İspir, BBP’nin siyaset anlayışının tasarruf, fedakarlık ve milli değerler üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak, kamu kaynaklarının kişisel konfor için kullanılmasına karşı olduklarını dile getirdi. "Kadın hakları söylemiyle lüks hayatlarını gizliyorlar" Bazı siyasi aktörlerin kadın hakları söylemi üzerinden kendi ayrıcalıklı yaşamlarını perdelemeye çalıştığını anlatan İspir, toplumdan kopuk bir siyaset anlayışının millet nezdinde karşılık bulamayacağını ifade etti. İspir, "Bakıcısı, şoförü olanlar tuzu kuru diye milletin sesini bastıramaz" değerlendirmesinde bulundu. İspir, Destici’nin her fırsatta dile getirdiği milli değerler, Anadolu kültürü, inançlar ve İslam ahlakının toplumun korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Bu değerlerin aile yapısını ve toplumsal dokuyu ayakta tuttuğunu ifade etti. "Bu proje milli bir eğitim ve sağlık yaklaşımıdır" Kadın hastaneleri ve üniversiteleri önerisinin, dünyada yaşanan savaşlar, şiddet ve cinsel istismar vakaları karşısında koruyucu bir model sunduğunu dile getiren İspir, bu yaklaşımın kadınları ve kız çocuklarını yozlaşmış dış etkilerden korumayı amaçladığını ifade etti. "Bu iftiralar sonuç vermeyecek" İspir, açıklamasının sonunda projeye karşı çıkan kesimlerin toplumun geleceğini tehlikeye attığını söyleyerek, "Bu iftiralarla sonuç alamayacaklar. Büyük Birlik Partisi, vatanın, milletin, kadınlarımızın, gençlerimizin ve çocuklarımızın yanında durmaya devam edecektir" dedi.