İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, İlim Yayma Vakfı’nın 55’inci Olağan Genel Kurulunda "Dünya böylesi bir çukura doğru ilerlerken, tabii ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli" dedi.
İlim Yayma Vakfı’nın 55’inci Olağan Genel Kurulu Fatih’te bulunan vakıf binasında gerçekleşti. Genel Kurula İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Baykar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, İstanbul Valisi Davut Gül, Anayasa Mahkemesi Üyeleri, vakıf yöneticileri, üyeleri ve davetliler katıldı.
Genel kurul, Kur’an-Kerim tilavetiyle başladı. Ardından üniversite öğrencileri tarafından hazırlanan dinletiyle devam etti.
"Özlük konusunda diğer vakıflarımıza örnek olabilecek noktalara geldik, hamdolsun"
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, vakfın diğer vakıflara örnek bir yapıda olduğunu ifade etti.
Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Tabii Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarında insan kaynağı kalitesiyle ilgili biraz daha bizim mücadeleye ihtiyacımız var. Mesela biz yurdumuzda yetiştirdiğimiz veya burs verdiğimiz kardeşlerimizi buralarda istihdam etmekte zorlanıyoruz çoğu zaman. Hiç olmazsa diyoruz; kariyerinizin ilk basamağı burası olsun. Bir 4-5 sene bizde çalışın, ondan sonra başka yerlere gidin diyoruz ama özlük konusunda diğer vakıflarımıza örnek olabilecek noktalara geldik, hamdolsun" dedi.
"Çalışanlarımızın bu anlamda kurumumuza aidiyeti de hamdolsun yüksek"
İlim Vakfı çalışanlarının aidiyet duygusunun yüksek olduğunu söyleyen İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Artık İlim Yayma Vakfı’nda çalışmak, başka benzer kurumlarda çalışmanın gerisinde kesinlikle değil. Çalışanlarımızın bu anlamda kurumumuza aidiyeti de hamdolsun yüksek. Aslında burayı genç bir ekiple yönetmeye çalışıyoruz ve genç ekibimizin de burada ciddi anlamda donanımlarının güçlendiğini ve eğitim gördüğünü de söyleyebiliriz. Ve bizden sonra başka yerlere gittiklerinde de çalıştıkları kurumların da onlardan memnun olduklarını duyuyoruz. Bu bağlamda İlim Yayma Vakfımıza da, İlim Yayma Cemiyetimize de emek veren bütün profesyonel çalışma arkadaşlarımıza çok çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
"Ondan sonra onlar da kendilerinin ardından gelenlere destek olsunlar, aynı ruhu kazansınlar istedik"
Vakıf yurdu yapımında mezunlardan destek aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Dolayısıyla ilk aslında bu vakfın kurulduğu 73 yılında, burada lisans yurdunu yıkıp yeniden yapma işine giriştik. Geçen sefer burayı yaparken mezunlarımızdan destek almıştık. Odalarda isimleri var. Her odaya dedik; maksimum 5 mezun, o zamanın şartlarında bir miktar belirledik, 5’e bölüp aralarında odanın kapısında isimlerine yer verebiliriz. Hem de öğrencilerimiz odalara girip çıkarken, yurtta dolaşırken o isimlere aşinalık kazansınlar. Yani kimler geldi, kimler geçti; bak bize sahip çıkıyorlar, bu binanın yapımına katkı sağlıyorlar. Ondan sonra onlar da kendilerinin ardından gelenlere destek olsunlar, aynı ruhu kazansınlar istedik. Şimdi yeni yurdumuzda da inşallah mezunlarımıza yönelik olarak söylüyorum bunu. Mezunlarımız bir odayı 500 bin Türk Lirası vermek suretiyle paylaşabiliyorlar aralarında. 1 veya 5 mezun veya 3 mezun, neyse. Onun dışında da diğer salonlarımızda da burada yaptığımız gibi sponsorluk yapacağız. Mezunlarımız 100 bin liradan az da verebilecekler, 500 bin Türk lirasından çok da verebilecekler. Onlara da ayrı bir anıt köşesi yapıp onların isimlerini de teşekkür edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Konuşmasına devam eden Necmettin Bilal Erdoğan, "Bugün hem Türkiye’nin daha güçlü olmasıyla, refah düzeyinin daha yüksek olmasıyla, sivil toplum kuruluşlarımıza da bunun yansıdığını görüyoruz. Çünkü Türkiye’nin düzeyi yükseldikçe elbette ki bağışçılarımızın da imkânları artıyor ve bağışçılarımızın da bu tür hayır faaliyetlerine verebilecekleri imkânları vermeleri mümkün hale geliyor" dedi.
"Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli"
Türkiye’nin istikrarlı bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Kötü zamanlardan geçiyoruz. Karmaşık, gerçekten insanı dünyanın geleceğiyle ilgili çok iyimser senaryolara sevk etmeyen zamanlar. Dünya tarihinde, modern zamanlarda olsun, modern öncesi zamanlarda olsun, bu kadar dünya karıştığında daha kötü olmadan toplanmamış. Dolayısıyla yani işte ’insanlığın aklı başına gelecek, bir yerde bir araya gelecek, böyle aklıselimle hareket edip bu işleri toparlayacak’ diyemiyoruz; gerçekten buna çok inanamıyoruz. Dünya böylesi bir çukura doğru ilerlerken, tabii ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli" şeklinde konuştu.
"İlim Yayma Vakfı olarak ilme yönelik bu çalışmamızı çok daha güçlü bir şekilde yapmalıyız"
Konuşmasında savaş zamanında ilmin önemine vurgu yapan Necmettin Bilal Erdoğan, "Biliyorsunuz bizim fıkıh geleneğimize, inancımıza göre savaş zamanında da ilim ehlinin ilmine devam etmesi esastır. Dolayısıyla biz İlim Yayma Vakfı olarak ilme yönelik bu çalışmamızı çok daha güçlü bir şekilde yapmalıyız ki, dünya tamamen dağılıp toparlanmaya başladığı zaman birileri dünyaya fikri önderlik edebilsin. Ve bu fikri önderlik bizim tarihi mirasımızdan, bizim inanç kökenimizden neşet ederek gelsin" cümlelerini kullandı.
İbn Haldun Üniversitesi’nde yapılan ’Seyreltilmiş Zamanlar’ adlı çalışmada toplumun ihtiyacı olan birlik ve beraberliğin olduğunu söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Gönüllülük işi kolay değil. Gönüllülük işine çok talip bulmak hiç kolay değil, bu devirde daha da zor. Bir çalışma yapmıştık İbn Haldun Üniversitesi’nde; ’Seyreltilmiş Zamanlar’ teması verilmişti. ’Seyreltilmiş nedir arkadaşlar, neyi hedefliyorsunuz?’ diye sordum. Anlatınca gerçekten ’Ya tam benim hep yaşadığımız şeyi anlatmışsınız’ dedim. Gerçekten her şeyin değersizleştiği zamanları yaşıyoruz. Ciddiyetin azaldığı, muhabbetin azaldığı, emniyetin, güvenin azaldığı, kardeşlik duygularının zayıfladığı, aile duygularının zayıfladığı zamanları yaşıyoruz. Yeryüzü içerisinde yeniden güveni, yeniden adaleti, merhameti, muhabbeti inşa etmek için gerçekten özgüvenli, gerçekten ayakları yere çok sağlam basan insanları, fikir önderlerini, toplum önderlerini yetiştirmek zorundayız. Onun için İlim Yayma Vakfımızın, İlim Yayma Cemiyetimizin çok önemli birer görev ifa ettiklerini bu vesileyle bugün tekrar hatırlamış oluyoruz" cümlelerini kullandı.
"Her birimiz kendi halkalarımızda, kendi topluluklarımızda, kendi ailelerimizde o birliği tesis etmek için elimizden gelen gayreti, fedakarlığı sarf etmek durumundayız, sarf etmek zorundayız"
Toplumda birlik ve beraberlik olması gerektiğini söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Birlik içerisinde bu yürüyüşümüzü sürdürmeli; ülkemizin içinde bulunduğu şartlar da birliğimizi güçlendirmeyi bizim için bir vacip kılıyor gerçekten. O birliği de nasıl tesis edeceğiz? Her birimiz kendi halkalarımızda, kendi topluluklarımızda, kendi ailelerimizde o birliği tesis etmek için elimizden gelen gayreti, fedakârlığı sarf etmek durumundayız, sarf etmek zorundayız. Aksi takdirde bu ateş çemberi, bu cehennem çukuru bu ülkeye de çok büyük tahribat yapacaktır. Biz daha güçlü olacağız; hem güvende olmak için hem de artık dünyaya ve bölgemize belli bir nizamı yerleştirebilmek, tesis edebilmek için. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun" ifadelerini kullandı.
"Buradaki kardeşlerimiz ve bu ortam aslında bir pencere açtı"
Katıldığı programda gençlerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu Bayrak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, dünyada kötülükleri çıkaran insanların ve grupların olduğunu söyledi.
Selçuk Bayraktar, "Ne zaman acaba dünya düzlüğe çıkar dedikçe her geçen yıl, daha da kötüye gidiyor. Birileri azgınlaştıkça, daha fazla yıkıyorlar. İşte birileri de aynen inancımızın bize emrettiği gibi Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i ani’l münker iyilik emretmeyen gayret ediyor. Geçtiğimiz günlerde de füzeden geçtiğimiz gündemler belli. Benin böyle ruhumu daraltmıştı. Buradaki kardeşlerimiz ve bu ortam aslında bir pencere açtı. Hakikaten ne kadar geçici olduğumuza, ilahinin ne kadar gerçek olduğuna, zamanda ve mekânda bütün bunların bir oyun ve eğlence olduğunu hatırlatan bir, bir anlamda benim için nefes alma imkânı verdiler. O anlamda bu organizasyonu da düzenlediğiniz için hem düzenleyen başkanımıza, tüm görevlilere yürekten şükranlarımı ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
"Cenab-ı Mevla’dan dileğim şudur: 18 aylık bebeğe sigara basıp işkence edenlerle, Cenab-ı Mevla ufacık çocukların canına kastedenlerle hesaplaşmayı bir gün nasip etsin inşallah"
Bebeklere ve çocuklara zulüm edenlerle savaşıp şehit olmak istediğini söyleyen Selçuk Bayraktar, "Şunu da ifade etmek istiyorum; tabii sözü, sözü bir şekilde ağzınızdan çıktığı andan itibaren artık siz onun esiri oluyorsunuz ve her söylediğimiz söz de hepimizi muhakkak bağlıyor. Ve yıllardır da özellikle çok dikkat etmeye çalıştım neler söylediğime, ne ifade ettiğime. Evet de sözler eyleme, sözler de eylemler gibi sorumluluk taşıyor. Ne zaman ki önüme her geçen gün daha karanlık, daha korkunç görüntüler düşüyor; olabildiğince sabretmeye, iyiliği ve güzelliği yeryüzüne yayma çabalarımızı genişletmeye çaba sarf etsek de Cenab-ı Mevla’dan dileğim şudur: 18 aylık bebeğe sigara basıp işkence edenlerle, Cenab-ı Mevla ufacık çocukların canına kastedenlerle hesaplaşmayı bir gün nasip etsin inşallah. Onlarla hesaplaşmaya vesile kılacak yollarda da bizleri memur eylesin inşallah. Bu yolda da şahsım adına şehit olmayı en büyük şeref bileceğimi ifade etmek istiyorum. Sağ olun, var olun" dedi.








