EKONOMİ - 03 Ekim 2025 Cuma 16:37

‘Bilim Kadınları İçin’ Programı’nın 20 yılı aşan yolculuğu kitap oldu

A
A
A
‘Bilim Kadınları İçin’ Programı’nın 20 yılı aşan yolculuğu kitap oldu

L’Oréal Türkiye; dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var yaklaşımı doğrultusunda, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliği ile yürüttüğü "Bilim Kadınları İçin" Programı kapsamında 23 yıldır Türkiye’nin dört bir yanındaki bilim kadınlarını desteklemeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en uzun süreli kesintisiz devam eden kurumsal sosyal sorumluluk programlarından olan "Bilim Kadınları İçin" Programı’nda, genç ve yetenekli bilim kadınlarının tanınmalarını sağlayarak özgün rol modeller oluşturmak ve bilimsel mükemmelliği ödüllendirmek hedefiyle bugüne kadar 128 bilim kadınına ödül verildi.



"Bilim Kadınları İçin" Programı ile 23 yıldır kadın bilim insanlarının başarılarını görünür kılan L’Oréal Türkiye, mentorluk ve sivil toplum iş birlikleriyle programın kapsamını her yıl genişletiyor. Bu yıl ödül alan dört bilim kadınına toplam 1,2 milyon TL tutarında maddi destek sağlayan şirket, bilime ve topluma somut katkı sağlamaya devam ediyor.



Bu yıl L’Oréal Türkiye, bilim kadınlarının bilinirliğini artırmak amacıyla özel bir kitap çalışmasına da imza attı. Program kapsamında ödül alan bilim insanlarının başarıları ve yaşam öyküleri, ilk kez hayata geçirilen "Bilim Kadınları İçin: Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi" adlı kitapta kalıcı bir anlatıya dönüştürüldü. Bu eser, yalnızca akademik başarıları değil, bilimin insani yönlerini de kamuoyuyla buluşturuyor. Kitaptan elde edilecek tüm gelir, bilimi toplumun her kesimine yaymayı hedefleyen Bilim Kahramanları Derneği’ne bağışlanacak. Bu girişim, programın yalnızca maddi destek sağlamakla kalmayıp, bilim kadınlarının hikâyelerini görünür kılarak toplumsal farkındalık oluşturma misyonunun da güçlü bir yansıması olacak.



"Bu program yalnızca ödül değil, bir toplumsal dönüşüm hikâyesi"


Yakın zamanda görevine başlayan L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, programın oluşturduğu toplumsal etkiye şu sözlerle dikkat çekti: "Türkiye’nin genç nüfusu ve dinamik yapısı, Bilim Kadınları İçin Programı’na da yansıyor. Başvuruları incelediğimizde sağlıktan iklim değişikliğine, sürdürülebilirlikten teknolojiye kadar birçok alanda geliştirilen çözümler yalnızca bilimsel yenilikler sunmakla kalmayıp, toplumun farklı kesimlerine ve gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunlara da çözüm arıyor ve oluşturuyor. Bilim insanı kökenli bir lider olarak, bu projelerin arkasındaki tutkuyu ve bilimin dönüştürücü gücünü çok daha yakından hissediyorum. UNESCO iş birliğiyle 110’dan fazla ülkede yürütülen Bilim Kadınları İçin Programımız, 27 yılda dünya çapında 4 bin 700’den fazla kadın bilim insanını destekledi. Uluslararası düzeyde 137 bilim kadını ‘Bilimde Mükemmeliyet Ödülü’ ile onurlandırılırken, bu isimlerden 7’si daha sonra Nobel Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye ise bu programın en aktif ülkelerinden biri olarak, en çok destek veren ilk beş ülke arasında yer alıyor. Tüm bu başarıların ardında ise bilim yolunda azimle ilerleyen Türk kadınlarımız var. Önümüzdeki yıllarda da bilim kadınlarımızın potansiyellerini ortaya çıkaracak projelerin kararlılıkla destekçisi olmaya devam edeceğiz."



"Bilim kadınlarının hikayeleri artık gelecek nesillere miras"


Bilimin dönüştürücü gücünü ve bilim kadınlarının umut veren başarılarını desteklediklerini vurgulayan L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, programın 23 yıllık yolculuğunu ve bu birikimden doğan yeni projeyi şu sözlerle paylaştı: "L’Oréal Türkiye olarak bilimin ve inovasyonun dünyayı değiştireceğine inanıyoruz. 23 yıldır yürüttüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı kapsamında 128 kadın bilim insanını destekledik; 1 bilim kadınımız uluslararası mükemmellik ödülü, 5 bilim kadınımız ise ‘Uluslararası Yükselen Yetenek’ unvanı aldı. Bugün bu başarıları kalıcı kılmak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için "Bilim Kadınları İçin: Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi" adlı kitabı yayımlıyoruz. Bu eser yalnızca bilimsel başarıları değil; sabrı, hayalleri, eşitlik arayışını ve cesareti de görünür kılıyor. Asıl gurur, bu kitabın kahramanı olan bilim kadınlarımıza ait. Biz sadece onların sesini daha fazla kişiye ulaştırıyoruz. Kitaptan elde edilen tüm gelir, çocukların robotlarla geleceğe yönelik çözümler üretmesine destek olmak üzere Bilim Kahramanları Derneği ile birlikte çalışılacak. Dileriz ki bu kitap, sayısız genç kızın kendi hayallerine sarılmasına, cesaret bulmasına ve bilimin ışığında ilerlemesine ilham verir" dedi.



Ödüllü bilim kadınları akademide yükselmeye devam ediyor


UNESCO İstatistik Enstitüsü verilerine göre, dünya genelinde araştırmacıların yalnızca üçte biri kadınlardan oluşuyor ve ulusal bilim akademilerinde kadınların temsil oranı yüzde 12’de kalıyor. Times Higher Education (THE) verileri ise dünyanın en iyi 200 üniversitesinin sadece dörtte biri kadınlar tarafından yönetildiğini gösteriyor. Nature araştırmasına göre, erkek bilim insanları kadınlara kıyasla iki kat daha fazla fon alıyor. Kadın bilim insanlarının makalelerde yazar olarak belirtilme olasılığı yüzde 13, patentlerde isimlerinin yer alma ihtimali ise yüzde 58 oranından daha düşük.



YÖK verilerine göre Türkiye’de de benzer bir tablo gözlemleniyor. Kadın araştırma görevlilerinin oranı yüzde 55, öğretim görevlilerinin oranı ise yüzde 52 seviyelerinde. Ancak profesörlük aşamasına gelindiğinde oran kademeli olarak yüzde 35’e kadar düşüyor. Ülkemizde 186 erkek rektöre oranla yalnızca 15 kadın rektör görev yaparken, erkek dekan sayısı da kadın dekan sayısının yaklaşık üç katına ulaşıyor. Kadınların kariyer yolculuğunun başında güçlü bir şekilde yer almalarına rağmen üst kademelere doğru ilerledikçe temsil oranlarının seyrelmesi, literatürde "sızdıran boru sorunu" olarak tanımlanıyor. Kadınların akademide karşılaştığı bu sorunları aşmada, L’Oréal Türkiye’nin 23 yıldır sürdürdüğü Bilim Kadınları İçin Programı’nın önemli bir fark oluşturduğu belirtildi. Program kapsamında bugüne kadar ödüllendirilen 128 bilim kadınının 100’ü bugün profesör veya doçent unvanıyla akademiye katkı sunmaya devam ediyor.



Ödül alan 4 bilim kadının projeleri ise şöyle:



Agresif üçlü negatif meme kanseri için hedefe odaklı akıllı nano ilaçlarla yeni bir tedavi yaklaşımı


Doç. Dr. Banu İyisan, Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü


Üçlü negatif meme kanseri için, tamamen doğal biyomalzemelerden geliştirilerek, insan saç telinden yaklaşık bin kat daha küçük, çok işlevli ve akıllı nano ilaç sistemleri tasarlamak amaçlanıyor. Böylece mevcut tedavilere dirençli bu agresif kanser türünde tedavi etkinliğini artırmak, yan etkileri azaltmak ve sürdürülebilir yöntemlerle diğer kanser türlerine de uyarlanabilecek bir yeni nesil yaklaşım geliştirmek hedefleniyor.



Parkinson’un bağırsaktan beyne yolculuğu: Çip-üstü-organ teknolojisi ile erken dönem ortaya çıkan biyolojik değişimlerin ve süreçlerin anlaşılması


Dr. Dilara Nemutlu Samur, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı


Parkinson hastalığında bağırsak-beyin arasındaki ilişkiyi anlamaya odaklanan bu çalışma, mikroakışkan sistemler (çok küçük ölçeklerde sıvı akışını kontrol edebilen) kullanarak bir çip-üstü-organ modeli geliştirmeyi amaçlıyor. Bu model sayesinde bağırsak ve beyin hücreleri arasındaki iletişim taklit edilerek hastalığın bağırsakta nasıl başladığı ve hangi mekanizmalarla beyne yayıldığı incelenebilecek. Elde edilen bulgular, Parkinson hastalığının erken dönem belirtilerini ortaya çıkarabilecek ipuçları sunarak erken tanı ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.



Prostat kanserinde protein üretim kontrol mekanizmasının araştırılması ve tedaviye dönüştürülebilmesi


Dr. Duygu Kuzuoğlu Öztürk, Sabancı Üniversitesi Moleküler Biyoloji, Genetik ve Biyomühendislik Bölümü


Prostat kanserinin en ölümcül türü olan kastrasyona dirençli prostat kanserinin ilerlemesinde önemli rol oynayan proteinlerin, hücre tarafından nasıl üretildiklerinin araştırılması projenin ana konusu olarak öne çıkıyor. Projenin amacı, genetik bilginin hücrenin yapıtaşı olan proteinlere dönüşmesinde kritik rol oynayan RNA molekülünden proteine dönüşüm sürecini anlamak ve bu yolla hastalığa sebep olan proteinlerin seviyelerini azaltmak. Böylece, mevcut tedavilere direnç geliştiren hücreler için yeni bir tedavi yaklaşımı geliştirilmesine katkı sağlanacak ve gelecekte yeni tedavi yöntemleri için temel bir adım atılacak.



Özel tasarlanmış lensler ve fizik temelli yapay zeka kullanarak düşük maliyetli anlık spektral (her pikselde çok daha ayrıntılı renk ve ışık bilgisi sağlayan) görüntüleme teknolojisi geliştirilmesi


Doç. Dr. Sevinç Figen Öktem Seven, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü


Her pikselde çok daha ayrıntılı renk ve ışık bilgisi sağlayan spektral görüntüleme teknolojisinin herkes için erişilebilir hale gelmesi hedefiyle, düşük maliyetli, kompakt ve taşınabilir bir sistem geliştiriliyor. Özel tasarlanmış lensler içeren bu sistem, klasik kameraların yalnızca üç renkle sınırlı kapasitesini aşarak her renk tonunu dalga boyuna göre ayrı ayrı görebilen ayrıntılı görüntüler elde edecek. Yapay zekâ destekli algoritmalarla oluşturulacak bu görüntüler; tarımda ürün takibi, su kalitesi izleme, kalite kontrol ve sağlıkta teşhis gibi pek çok alanda kullanılabilecek. Özellikle teknolojik açıdan dezavantajlı bölgelerde, yerli üretime katkı sağlayan uygun maliyetli bir çözüm sunacak.



‘Bilim Kadınları İçin’ Programı’nın 20 yılı aşan yolculuğu kitap oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta 600 kiloluk boğa görenlerin ilgisini çekiyor Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Kars’ta besicilerin umutla beklediği hareketlilik başladı. Kentin Bayraktar köyünde özenle yetiştirilen 600 kiloluk boğa "Varto", görenlerin ilgisini çekiyor. Adını Muş’un Varto ilçesinden alan iri cüsseli kurbanlık, adeta köyün maskotu haline geldi. Sahibi Teymen Aydın, tarafından bebek gibi bakılan Varto isimli boğa, günlük özel yemlerle besleniyor. Ahırda sürekli kontrol altında tutulan boğa için besicisi, aylar süren emeğin karşılığını almak istiyor. Dikkatleri üzerine çeken boğanın en büyük özelliği ise sakin yapısı ve heybetli görünümü. 600 kiloluk Varto’yu satışa çıkardığını ifade eden besici Teymen Aydın, "Bu boğamın ismi Varto, müşterilerini bekliyor. Aşağı yukarı 600-650 kilo, kurbanlıkta olur, iyi damızlıkta olur. Hakiki Simental, müşterilerini bekliyor, fiyatı da 250 bin lira olur" dedi. Daha önce bir kısım kurbanlığı İstanbul ve Ankara’ya gönderdiğini belirten Teymen Aydın, "Kurbanlıklarımız satışa hazır, kurbanlıkların bir kısmını İstanbul’a gönderdik. Bir kısmını Ankara’ya gönderdik. Şuan da orada satıştalar, elimde 50-60 tosun var. 25 düvemiz var. Satıldı, müşterilerimize sattık, hayvanlarımız tamamen organik beslenmiştir. Doğal beslenmiştir" diye konuştu. Kurban Bayramı yaklaşırken büyükbaş hayvanlara olan talep artarken, özellikle yüksek kilolu ve bakımlı kurbanlıklar pazarda öne çıkıyor. 600 kiloluk Varto da şimdiden hem alıcıların hem de meraklı vatandaşların radarına girmiş durumda. Aydın, Kars’ta isteği fiyata Varto’yu satamaz ise Varto’da satılmak üzere İstanbul’a gönderilecek. Bayraktar köyünde besicilik yapan Teymen Aydın’ın, onlarca kurbanlığı ahırda alıcılarını bekliyor.
Balıkesir Melek Mosso, seslendirdiği "Keklik Gibi" türküsü sırasında gözyaşlarına hakim olamadı Altınoluk’ta 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında sahne alan Melek Mosso, seslendirdiği "Keklik Gibi" türküsü sırasında gözyaşlarına hakim olamadı. Duygusal anlar yaşayan ünlü sanatçı, türküyü şiddet gören ve katledilen kadınlara armağan etti. Balıkesir Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Altınoluk’ta konser veren Melek Mosso, binlerce kişiye unutulmaz bir gece yaşattı. Sevilen şarkılarıyla alanı dolduran vatandaşlara müzik ziyafeti sunan sanatçı, konser sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Melek Mosso,"Keklik Gibi" türküsünü seslendirdikten sırada sahnede duygulandı. Derin derin nefes almasıyla seyircileri korkutan Mosso, sonra bir an eğilip eğilip gözyaşını sildi. Mosso, ardından yaptığı konuşmayla dinleyicileri derinden etkiledi. Mosso konuşmasında, "Bazı türkülerin bir dahası yoktur. Bir kere iz bırakır ve geçer gider. Bu türkü bende de bir kere yazıldı, bir kere söylendi ve iz bıraktı. Bu türküyü repertuarıma almamı aslında annem istedi. Annem dedi ki, ‘Melek Keklik gibi söyler misin?’ Ben sadece onun için söyledim" ifadelerini kullandı. Türkünün kendisinde farklı izler bıraktığını belirten sanatçı, şarkıyı geçmişte ve günümüzde ötekileştirilen, şiddet gören ve katledilen tüm kadınların ruhuna armağan ettiğini söyledi. Dinleyiciler de uzun süre alkışlarla sanatçıya destek verdi. Duygusal anların yaşandığı konser, izleyicilere hem müzik dolu hem de anlam yüklü bir 19 Mayıs gecesi yaşattı. Melek Mosso’nun sahnedeki içten konuşması ve duygusal performansı, Altınoluk konserine damga vururken, gençler ise konser nedeniyle Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’la teşekkür etti.