EKONOMİ - 27 Aralık 2023 Çarşamba 16:10

Bizim Evler 9 ve 10’da daire teslimleri 1 yıl erken başladı

A
A
A
Bizim Evler 9 ve 10’da daire teslimleri 1 yıl erken başladı

İhlas Holding İnşaat Grubu, bölgede hayata geçirdiği Bizim Evler 9 ve Bizim Evler 10 projelerinde daire teslimlerine 1 yıl erken başladı.

İstanbul’da planlı şehirleşme ve kent yaşamının başarılı örnekleri arasında yer alan Ispartakule’nin en yeni projeleri Bizim Evler 9 ve Bizim Evler 10’da 1 yıl erken teslim sevinci yaşanıyor. Bölgenin en büyük yatırımcısı olan ve bugüne kadar 8 projeyle Ispartakule’de yaklaşık 6 bin konut üreten İhlas Holding İnşaat Grubu, hemen teslim fırsatı ve cazip ödeme alternatifleriyle ev sahibi olma imkanı sunuyor.

Teslimleri 1 yıl erken gerçekleştirilecek Bizim Evler 9 ve Bizim Evler 10 projeleri, İstanbul’un en sağlam bölgelerinden Ispartakule’de, radye temel, tünel kalıp ve taşıyıcı perde duvar sistemleriyle hayata geçirilirken site sakinlerine eşsiz bir lokasyon avantajı da sunuyor. Her iki proje de TEM Otobanı, Yüksek Hızlı Tren, Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul Havalimanı ve Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi devlet yatırımlarına çok yakın bir mesafede konumlandırılıyor.

Bizim Evler 9 ve 10’da daire teslimleri 1 yıl erken başladı

“Müşterilerimizden güzel dönüşler aldıkça çalışma azmimiz o kadar çok artıyor”

İhlas Holding İnşaat Grubu olarak çok mutlu olduklarını belirten Bizim Evler Satış ve Pazarlama Müdürü Erhan Değerli, “Bizden ev alan müşterilerimize evlerini erkenden teslim ediyoruz. Aralık 2024 yılında teslim edeceğimiz evlerimizi Aralık 2023 yılında erkenden teslim ediyoruz. Bu sefer 3 ay, 6 ay değil tam 1 sene önceden evlerimizi teslim ediyoruz. Bu başarının altından yatan neden müşterilerimize kazandırıyoruz. Müşterilerimizden güzel dönüşler aldıkça bizim çalışma azmimizde o kadar çok artıyor. 2023 yılında birçok şey yaşamamıza rağmen bizler verilen teminatları yerine getiriyoruz. Müşterilerimize kolay ödeme fırsatları sunarak projelerimize devam ediyoruz. Bizler güzel dönüşler almasaydık Bizim Evler 9 ve 10 projelerini yapamazdık. Bizler güzel projeler üretmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Bulunduğumuz bölge Ispartakule Bahçeşehir birçok devlet yatırımının birleştiği nokta”

Bizim Evler 9 ve 10’nun avantajlarından bahseden Değerli, “İstanbul çok değerli bir şehir. Bizim bulunduğumuz bölge Ispartakule Bahçeşehir birçok devlet yatırımının birleştiği nokta. Projemiz Kuzey Marmara otoyolu, Kanal İstanbul, Metro, Tren gibi ulaşım yerlerine yakın. Bunlarla beraber zemin sağlam. Depreme dayanıklı radya temel ve tünel kalıp şeklinde inşa ediyoruz. Bunların dışında aile ile vakit geçireceğimiz sosyal alanlar, kapalı otopark, elektrikli araç şarj istasyonları gibi projeler üretiyoruz. Bu zaman kadar Bizim Evler 1’den başlayıp 9 ve 10 projelerini yapmak bizler için gurur meselesi. Bizler durmadan bildiğimiz yoldan devam edip müşterilerimizi mutlu etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bizim Evler 9 ve 10’da daire teslimleri 1 yıl erken başladı

“Biz firmaya güveniyoruz ve projelerini her zaman erken teslim ediyor”

Evlerini 1 sene öncesinde teslim aldıkları için mutlu olduklarını belirten Ebru Demirer, “Bu projeyi tercih etmemizdeki en büyük amaç, aile yapısı olması, sosyal alanlarının olması gibi seçenekler bizi cezbetti. Biz firmaya çok güveniyoruz. Her zaman erken teslim ediyorlar. Bizim Evler 4 projesinde kayınvalidem oturuyor oda erkenden teslim almıştı. Armutlu ve Kuzuluk’da yerlerimiz mevcut. Erkenden teslim almak bizi şaşırtmadı diyebiliriz” dedi.

“Evlerimizi erkenden almak bizi şaşırtmadı”

Evlerini almanın verdiği mutluluğu paylaşan Vahap Demirer, “Evlerimizi erkenden almak bizi şaşırtmadı. Normalde 1 sene sonra teslim alacaktık şimdi 9 ay içerisinde evlerimizi teslim alıyoruz. Projenin bölgesi çok güzel. Özellikle sakin olması ve ulaşımın güzel olması bizi cezbetti diyebiliriz” dedi.

“Bizim Evler 9 projesini tercih etmemizdeki sebep aile kavramının olması”

Projeyi beğenerek aldıklarını belirten Yusuf Sarıhan, “Evleneli yaklaşık 3 ay oldu. Evlenmeden önce zaten ailem ile birlikte Bizim Evler 2’de oturuyorduk. Projeleri çok beğeniyoruz. Bir yıl erken almak bize büyük avantaj sağladı. Burayı tercih etmemizdeki sebep, projenin aile öncelikli bir site olması” dedi.

Aldıkları evin heyecanını paylaşan Havva Sarıhan, “Burası ailelerin tercih edebileceği bir proje. Daha önce İhlas Marmara evlerinde oturuyordum. Tekrar İhlas’ın yaptığı ailelerin tercih ettiği projede oturmak mutluluk veriyor. Buranın en güzel avantajı, havası temiz, peyzajı güzel, çocuklar için uygun, depreme dayanıklı” dedi.

Bizim Evler 9 ve 10’da daire teslimleri 1 yıl erken başladı

Ispartakule’nin son incisi Bizim Evler 11

İhlas Holding İnşaat Grubu, Ispartakule’de Bizim Evler 9 ve 10 projelerinde ailelere erken teslim sevinci yaşatırken, Bizim Evler 11’de de inşaat çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. 2+1, 3+1 ve 4+1 olmak üzere alternatif büyüklüklere sahip 582 daire ve 55 cadde dükkanının yer alacağı Bizim Evler 11 projesinde kapalı yüzme havuzu, çocuk oyun alanları, geniş peyzaj alanları, yürüyüş yolları, koşu parkuru, futbol-voleybol - basketbol sahaları, süs havuzları ve tenis kortu gibi sosyal donatıları ile site sakinlerinin kullanımına sunuluyor. Devlet yatırımları ve ulaşım akslarının tam merkezinde konumlandırılan Bizim Evler 11, eşsiz Küçükçekmece Gölü manzarasıyla da benzersiz bir hayata davet ediyor.

Uğur Çetin - Furkan Serttaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cengiz Gökay: "İbrahim Hacıosmanoğlu’nun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Futbol Altyapı ve Gençlik Projelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Gökay, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile ilgili, "Türk futboluna ve milletine aşık bir adamı herkese beğendirmek kolay değildir. Futbola duygusal bağlılığı olan insanlar bazen yanlış anlaşılır. Fakat onun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" dedi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Futbol Altyapı ve Gençlik Projelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Gökay, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımı ve TFF gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Gökay, son 2 yıldır Türk futboluna adaletli, şeffaf ve herkese eşit bir mesafede duran bir yönetim kurulu oluşturduklarını kaydederek, "Olumsuzluklar olacak, eksiklerimiz, hatalarımız olacak ama her şeyden önce başkanın da dediği gibi biz çoluğumuza çocuğumuza itibar ve namuslu, haysiyetli bir geçmiş bırakmak istiyoruz. Bu makamların tamamı gelip geçici. Biz bu süreçlerde sürekli kendi aramızda istişare ediyoruz. Bu makamları gelip geçiciliğini her gün dillendiriyoruz. O yüzden bu makamlarda kalırken bu makamlarda bulunurken bizler bu vatana millete hizmet etmekten ve bunu düşünmekten başka bir ceddimiz ya da gayretimiz yoktur" diye konuştu. "İnşallah Dünya Kupası’ndan çok iyi bir sonuçla döneceğiz" Bu süreçte Dünya Kupası’na katılmanın nasip olduğunu söyleyen Gökay, "Ömründe 3 kere gitmeye hak kazanmış 2 kere gitmiş. Üçüncüsünü Allah nasip ederse 24 yıl sonra bu yönetime nasip oldu. İnşallah oraya gittiğimizde de çok iyi bir sonuçla döneceğiz" şeklinde konuştu. "Dünya Kupası’nda final maçını yapıp döneceğiz" Türkiye’nin Dünya Kupası grubundan çıkacağını tahmin ettiğini belirten Gökay, "Gruptan çıktıktan sonra da ilk elemeyi Allah’ın izniyle geçip son 16, son 8, son 4 ve finalde inşallah New York’ta temmuz aynın ortasında o final maçını yapıp döneceğiz. Ülkenin buna çok ihtiyacı var. Bu kadar futbolla içli dışlı olan başka ülke yok gibi. O yüzden bizim ülkemizin bu gurura bu mutluluğa ihtiyacı var. Bizim işimizi gücümüzü bırakıp tek bir şeye konsantre olmamız lazım. Bu süreçte ciddi bir sonuç alıp buradan Allah’ın izniyle döneceğiz" ifadelerini kullandı. "İbrahim Hacıosmanoğlu’nun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" Türk milletinin delikanlı ve dürüst insanı sevdiğine inandığını aktaran Gökay, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun en büyük farkının da burada ortaya çıktığını dile getirerek şöyle konuştu: "Çünkü o iki yüzlü bir profil çizmedi hiçbir zaman. Herkese duymak istediğini söyleyen biri olmadı. Bence en büyük gücü de tam olarak bu. Bugün birçok insan günü kurtarmak için konuşuyor. O ise bazen geç anlaşılmayı göze alıyor ama samimiyetinden taviz vermiyor. Çünkü alışılmış düzenin dışında bir karakter ama şunu unutmamak lazım; sadece Türk futboluna ve milletine aşık bir adamı herkese beğendirmek kolay değildir. Futbola duygusal bağlılığı olan insanlar bazen yanlış anlaşılır. Fakat onun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili. Ben bunu farklı okuyorum. Bazen milletin umuduna zarar gelmemesi için susarsınız. Her tartışmaya girmezsiniz. Çünkü bazı insanlar laf yetiştirerek değil, sorumluluk taşıyarak mücadele eder. İbrahim Hacıosmanoğlu’nun da böyle düşündüğünü düşünüyorum. Türk futbolunun yeniden ayağa kalkmasının bu millet için ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bu başarıya insanların gerçekten ekmek ve su kadar ihtiyacı var. Tek yüzlü olması çünkü tek yüzlü adamların kaderi bazen eleştiri almaktır. Ama ben samimiyetin eninde sonunda kazandığına inanıyorum. Kalbi doğru olan insanların hakkı, onları eleştirenler tarafından bile bir gün teslim edilir. Ben şuna inanıyorum; milletini güldürmek için gerekirse kendi bedel ödeyecek insanların kıymeti geç anlaşılır. Ama Türk milleti zamanı geldiğinde kimin samimi olduğunu çok iyi görür."
İstanbul Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü duruşmasında ‘söz hakkı’ konusu nedeniyle gerginlik yaşandı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmesini istedi. Mahkeme başkanının söz hakkı verilmeyeceğini ifade etmesi üzerine duruşmada gerginlik yaşandı. Ekrem İmamoğlu mahkeme başkanına "Bu dava bu şekilde yürümez, başka bir motivasyon ile mi buradasınız sayın başkan? Sizin 15 dakika olsa Ekrem İmamoğlu’nu dinlemekten kaçınmanız kamuoyu nezdinde size zarar verir" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı ise duruşmada sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na "Ekrem Bey bu şekilde bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız. Size özel bir ayrımcılık yapmamıza gerek yok" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Ekrem İmamoğlu, mahkemenin tutukluluk değerlendirmesi öncesi kendisine söz hakkı verilmesini istedi. Mahkeme başkanının söz hakkı verilmeyeceğini ifade etmesi üzerine duruşmada gerginlik yaşandı "Bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız" Ekrem İmamoğlu’nun söz hakkı istemesi üzerine mahkeme başkanı "Kimseye ayrıcalık tanımayacağız böyle. Buranın bir düzeni var. Daha önce söz hakkı verilmesi konusunda avukatlarımız da taleplerini dile getirdiler, aynı hususu dile getirdik. Ekrem Bey size özel bir ayrımcılık yapmamıza gerek yok" dedi. Ekrem İmamoğlu bunun üzerine "İddianame zaten ayrıcalığı yapmış" diyerek sesini yükseltti. Mahkeme başkanı ise "Ekrem Bey bu şekilde bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız" dedi. Başkan: "Bu üslupla devam ederseniz salondan dışarı alacağım sizi" İmamoğlu "Bu dava bu şekilde yürümez başka bir motivasyon ile mi buradasınız sayın başkan. Ben burada yaşanan duyguları size aktarmak ile yükümlüyüm" dedi. Mahkeme başkanı ise "Talebinizi dile getirdiniz biz bunu uygun görmedik. Her seferinde ayrıca söz hakkı verilmeyeceğini söyledim" dedi. Ekrem İmamoğlu "Sizin 15 dakika olsa Ekrem İmamoğlu’nu dinlemekten kaçınmanız kamuoyu nezdinde size zarar verir" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı "Şimdi şunu yapıyorsunuz, kimse konuşmayacak ben konuşacağım. Ekrem Bey bu üslupla devam ederseniz salondan dışarı alacağım sizi" dedi. İmamoğlu’nun "kimi" demesi üzerine mahkeme başkanı "Sizi" şeklinde cevap verdi. Başkan: "Biz burada neden istisna yapacağız" Başkan devamında "Sizin burada bir sanık sıfatınız var. Sizin bu kadar diyaloğa bile girememeniz lazım. Uyarıyorum devam ediyorsunuz. Bu diyalog bu şekilde devam edemez. Söz hakkı vermek konusunda kimseye bir sınırlama yapmıyorum. Şu an mevcut bir uygulamaya karar verdik. Biz burada neden istisna yapacağız?" dedi. Ekrem İmamoğlu: "Kararınızı değiştirmeniz umuyorum" Ekrem İmamoğlu ise "Burada 90’a yakın insan tutsak. Bu iddianameye göre Ekrem İmamoğlu’nun kendi adına konuşmayacağını, buradaki insanlar adına konuşacağını biliyorsunuz. Bugün alacağınız karara katkı sunacak İmamoğlu’nun size beyan edeceği 15 dakikalık bir duygu, insan haklarına da katkı sunacaktır. Bugün vereceğiniz bu karar sizinle gelir, eksik olur. Ne için katkı sunacağım biliyor musunuz? Millet için. Kararınızı değiştirmeniz umuyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Denizli Merkezefendi Basketbol Takımı eğitime destek amacıyla parkeye çıktı Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket Takımı ile Denizli Genç İş İnsanları Derneği Basket Takımı arasında düzenlenen ’Eğitime Destek Maçı’, PAÜ Arena’da oynandı. Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Dayanışmayı büyütmeye, gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Merkezefendi Belediyesi’nin eğitime destek çalışmaları kapsamında, Denizli Özel Cerrahi Hastanesi sponsorluğuyla ’Eğitime Destek Maçı’ düzenlendi. Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket Takımı ile Denizli Genç İş İnsanları Derneği Basket Takımı oyuncularının karma olarak karşılaştığı maçlar keyifli anlara sahne oldu. Dostluk ve dayanışmanın ön planda olduğu karşılaşmalar ile farkındalık oluşturuldu. Karşılaşmadan elde edilen tüm gelir, Türk Eğitim Vakfı aracılığıyla üniversite öğrencilerinin eğitimine destek olmak üzere bağışlanacak. Zerrin Çelik: "Sosyal sorumluluğun bilinciyle projelere destek sağlamaya devam edeceğiz" Öğrencilere burs sağlamak amacıyla düzenlenen etkinliğe ana sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zerrin Çelik, "Denizli Özel Cerrahi Hastanesi olarak, Türk Eğitim Vakfı aracılığı ile öğrencilere destek amacıyla düzenlenen böyle bir etkinliğe sponsor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Eğitim, bizim çok değer verdiğimiz ve son derece önemsediğimiz bir konu. Bu doğrultuda gençlere katkı sağlamak ve eğitimi desteklemek adına etkinliğin ana sponsoru olmaktan ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Bu tür etkinlikleri her zaman desteklemeyi isteriz. Toplumsal görevlerinin ve sosyal sorumluluğunun bilincinde olan bir kuruluş olarak, bundan sonra da benzer projelere katkı sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Şeniz Doğan: "Gençlerimize destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz" Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ise eğitime verilen desteğin önemine dikkat çekti. Başkan Doğan, "Gençlerimizin eğitimine katkı sunmak, onların yarınlara daha güçlü hazırlanmasına destek olmak hepimizin sorumluluğu. Sahaya çıkan sporcularımıza, katkı sunan paydaşlarımıza ve tribünlerde bizleri yalnız bırakmayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Sporun birleştirici gücüyle bir araya gelerek gençlerimizin eğitimine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu tür sosyal sorumluluk projelerini sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Tekin: "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. Bakan Tekin, Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmen ve öğrencileri anarak başladığı konuşmasında dijital çağın hızla geliştiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin dijital dönüşüme uyum sağlamasının önemine değindi. Öğrencilerin erken yaşlardan itibaren dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması gerektiğini belirten Tekin, bilinçli internet kullanımının güvenli toplum inşasında kritik rol oynadığını, gençlerin ve çocukların dijital dünyanın değişimine ayak uydurması için Bakanlık olarak ellerinden geleni yapacaklarını sözlerine ekledi. "Evlatlarımızın güvenliği, bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum" Dijital çağın son yıllarda hızla geliştiğini ve çocukların bu gelişimden olumludan daha çok olumsuz etkilendiğini belirten Bakan Tekin, "Kaybettiğimiz öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet niyaz eder, kederli ailelerine, yakınlarına, hem Kahramanmaraş hem de Şanlıurfa halkımıza ve bütün maarif camiamıza başsağlığı diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza, yaşanan hadiselerden doğrudan etkilenen tüm kardeşlerimize de şimdiden acil şifalar buyuruyorum. Böyle ağır hadiselerin ardından hepimizin yüreği aynı acı, aynı endişe ve aynı sorumluluk duygusuyla etkileniyor. Evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamları, okullarımızın selameti ve toplumumuzun güvenliği bizim asli görev olarak addettiğimiz bir durum. Çocuklarımızın kendini güvende hissettiği bir okul iklimi, ailelerin içinin rahat olduğu bir sosyal hayat, öğretmenlerimizin mesleklerini huzurla icra edebildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda korunmuş bir çocukluk alanı, aynı sorumluluk perspektifi içerisinde gördüğümüz konulardır. O sorumluluğun hakkını vermenin yolu da yaşananları anlık tepkilerle dar alanda tüketmeden, aileden okula, dijital mecralardan akran ilişkilerine, rehberlik hizmetlerinden güvenlik politikalarına kadar geniş bir perspektifle ele almaktan geçiyor" diye konuştu. "Dünya artık eski dünya değil" Ailelerin çocuklarla birlikte manevi temas içerisinde olması gerektiğinin altını çizen Bakan Tekin, "Bugün ’Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler’ başlığı taşıyan bu panelde bir araya gelmemiz bu açıdan çok önemli. Bakanlık olarak paneli önemsiyoruz. Çocuklarımızın güvenliği, okullarımızın iklimi, rehberlik hizmetleri, aile destek mekanizmaları, dijital okuryazarlık ve kurumlar arası iş birliği alanlarında yürüteceğimiz çalışmalar olacak. Cumhurbaşkanımız son dönemde çağın değişim mahiyetine dair çok önemli bir hakikati işaret etti. Dünya artık eski dünya değil. Bugünün dünyası, eski alışkanlıklarla, eski güvenlik öngörüleriyle ve kabulleriyle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu değişim en çok da çocuklarımızın hayatında kendisini gösteriyor. Aileyle çocuk arasındaki temas, okul ile öğrenci arasındaki bağ, arkadaş çevresinin etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde himaye edici rolü yeni durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bugün bir evladımız aynı anda iki ayrı dünyanın içerisinde kendisini hissediyor. Biri evi, ailesi, okulu, öğretmeni, arkadaşlarının olduğu bir evren. Diğer tarafta ise sınırlarını çoğu zaman bizim göremediğimiz, dilini de tam olarak çözemediğimiz, kurallarını küresel platformların belirlediği, duyguları ve davranışları yönlendiren devasa dijital bir evren var" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın hangi kırgınlığı içinde taşıdığını acaba fark edebiliyor muyuz?" Velilerin çocukların etkilendiği içerikleri geç fark ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eskiden çocuklarımızın halini büyük ölçüde yüzünden, arkadaş çevresinden, okul içindeki davranışlarından, evdeki tavırlarından çözümleyebiliyorduk ama bugün çocuklarımızın günlük hayatı gözümüzün önünde akarken onları etkileyen içeriklerin, seslerin ve sembollerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor. Peki biz yeni çağın eski sakinleri olarak dijital dünyanın içinde doğan çocuklarımızı gerçekten ne kadar görebiliyoruz? Bir baba olarak bir eğitimci olarak maalesef bu konuda yeterli bir dikkat içerisinde olduğumuzu düşünmüyorum. Evladımızın aynı evin içinde bulunması, aynı sofraya oturması, okuluna gidip gelmesi kuşkusuz çok değerli, çok kıymetli. Fakat onun gönlünde biriken ve zihnini meşgul eden görüntülere, arkadaşlarından kopuşuna, ekran başında büyüttüğü yalnızlığa acaba temas edebiliyor muyuz? Çocuklarımızın hangi içeriklerden etkilendiğini, hangi sembole neden ve nasıl bir anlam yüklediğini, hangi dijital çevrede kabul aradığını, hangi kırgınlığı içinde taşıdığını, hangi öfke diline maruz kaldığını acaba fark edebiliyor muyuz? Bu soruların cevabı, ekran süresini takip etmekten çok daha derin bir idraki beraberinde getiriyor. Görmek; çocuklarımızın hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, oradan hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimeleri benimsediğini, hangi davranışlarında keskin değişimler başladığını fark edebilmektir." Düzenlenen panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.