ASAYİŞ - 21 Nisan 2026 Salı 14:11

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum"

A
A
A
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum"

İstanbul Fatih’te, 4 kişilik Böcek ailesinin ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı, "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi.


Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu.


"Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum"


Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, ‘101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?’ dedi. Ben de, ‘ilaçlama şirketini arayın’ dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101’de yapılan ilaçlamanın 202’yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı.


"Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm"


Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00’de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00’da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu.


İlaçlama firması sahibi: "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur"


DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi.


Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?’ dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı.


Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek’tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi.


"Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi"


İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu’da savunmasında, "Serkan ve Zeki’yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin’ dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve Ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım’da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu.


Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. Yargılamaya 45 dakika ara verildi, aranın ardından duruşmaya devam edilecek.


(GŞ-RU

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aziz İhsan Aktaş duruşmasında mahkeme başkanı: "Bu dava bizim için herhangi bir dava" Aziz İhsan Aktaş duruşmasında mahkeme başkanı, sanık avukatlarını iddianame konusunun dışında soru sorulmaması konusunda uyardı. Bir kısım avukatların buna tepki göstermesinin ardından duruşmaya öğle arası verildi. Öğle arasının ardından bazı avukatların soru sordurulmadığı iddiasıyla tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı "Bu dava bizim için herhangi bir dava. Benim 400 tane dosyam var onlardan biri" dedi. Duruşma savcının tutukluluk konusunda değerlendirme yapması için yarına ertelendi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar’ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16’sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan salonda görülen duruşmada, dün dinlenmeyen 3 kişi mağdur olarak dinlendi. Dinlenen 3 kişiden 2’si şikayetçi olduklarını ve davaya katılma taleplerinin olduğunu dile getirdi. 1 kişi ise şikayetçi olmadığını belirtti. Ardından dinlenen tanık Arif Orta, sanık Ümit Gözütok’un, Esenyurt Belediyesi’nin bir araç kiralama ihalesiyle ilgili hazırladığı şartnamedeki araçların teknik özelliklerini değiştirilmesini talep ettiğini iddia etti. Bu özellikleri değiştirmediğini söyleyen tanık Orta’ya Aziz İhsan Aktaş ile olan 3-4 saatlik görüşmesini neden ses kaydına aldığı soruldu. Orta,"Savcılığa ifademi verdim. Gecenin bir vakti baş kontrolörümüz bana anlam veremediğim, tehdit içerikli mesajlar attı. Bu konuda endişe ettim baskı görünce savcı beye ilettim. Aziz İhsan, beni işyerine çağırdı. Savcılığın bilgisi dahilinde kayıt aldım ve savcılığa teslim ettim" dedi. Aziz İhsan Aktaş ise tanık Orta’ya, görüşme talebinin kimden geldiğine yönelik soru sordu. Orta, "Ben, baskıdan dolayı Ümit Gözütok gelmesin, yetkili biriyle görüşeyim dedim. Beni siz aradınız" cevabını verdi. Aktaş ise, "Görüşme talebi benden gelmedi" dedi. Ardından mahkeme başkanı sanık avukatlarını iddianame konusunun dışında soru sorulmaması konusunda uyardı. Bir kısım avukatların buna tepki göstermesinin ardından duruşmaya öğle arası verildi. Öğle arasının ardından bazı avukatların soru sordurulmadığı iddiasıyla tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı "Bu dava bizim için herhangi bir dava. Benim 400 tane dosyam var onlardan biri. Bu sizin için iyi bir şey aslında ama iki gündür gerginlik olduğu için uyardım" dedi. Mahkeme başkanı konuşmasının devamında "Yarın çok verimli geçmez gibi duruyor. Bugün de çok verimli geçmedi. Yarın iddia makamından tutuklulukla ilgili değerlendirme alalım. Gizli tanıklar pazartesiye kaldı" ifadelerini de kullandı. Duruşma, sanıkların tutukluluk durumu ve talepleriyle ilgili görüş alınması ve tutukluluk incelemesi yapılması için yarına ertelendi.
Aydın SGK’nın şehir merkezindeki tescilli binası ilan panosuna döndü Aydın’da uzun yıllar Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet binası olarak hizmet veren ve 43 milyon TL değer biçilerek satılığa çıkarılan tescilli binanın akıbeti belirsizliğini korurken, bir dönem hizmet noktası olan tescilli bina şimdilerde ilan panosu olarak kullanılıyor. Aydın’ın en eski binalarından olan ve bir dönem hastane olarak kullanılmasının ardından uzun süre de SGK binası olarak vatandaşların hizmetine sunulan tescilli bina, 2016 yılında SGK’nın yeni hizmet binasına taşınması ile boşaltıldı. Geçişin ardından depreme dayanıksız olduğu belirlenen ve 1950’li yıllarda kentsel sit alanı olarak tescil edilen binaya tescil nedeniyle dokunulamazken 2024 yılında bina 43 milyon TL değer ile satışa çıkarılmıştı. Satışa çıkarılan tescilli binaya o dönem alıcı çıkmazken, binanın bundan sonraki akıbeti de belirsizliğini koruyor. 729 metrekarelik bir alan üzerinde yıllardır vatandaşların hizmet noktası olan tescilli bina, şimdilerde ise adeta bir ilan panosu olarak kullanılıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, binaya astığı "Satılık Taşınmazlarımız" başlıklı dev pankart ile duyuru yaparken, pankartta Didim ilçesi Çamlık Mahallesi’nde bulunan 3 ayrı taşınmazın ihale yoluyla satılacağı bilgileri yer aldı. Tarihi binanın akıbeti Aydınlılar için merak konusu olurken, bazı vatandaşlar da uzun süredir atıl duran binanın bir an önce faaliyete geçirilmesini istedi. Asılan ihale pankartında ise 2 adet ticaret alanı olarak gözüken arsanın yanı sıra 1 adet ‘günübirlik turistik tesis alanı’ imarlı arsanın satışı duyuruldu. Satışa çıkarılan yerlerden birinin Didim Amfi Tiyatro bölgesinde 5 bin 824,91 metrekare yüzölçümlü arsa olduğu belirtildi.