POLİTİKA - 27 Nisan 2026 Pazartesi 16:08

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi.


"Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı.


Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı.


"Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor"


Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu.


"2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor"


İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu.


"Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"


Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;


"Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Atakum’da "Ulusal Egemenlik Yolunda Türkülerimiz" konseri Samsun’un Atakum Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Ulusal Egemenlik Yolunda Türkülerimiz" konseri ile sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Salih Gündoğdu ve Sinan Ayyıldız, Ata Sahne’de seslendirdikleri türkülerle izleyenleri adeta Anadolu’nun dört bir yanına götürdü. Atakum Belediyesi tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin(TBMM) 106. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen "Ulusal Egemenlik Yolunda Türkülerimiz" konseri, Ata Sahne Sanat Merkezi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde akademik çalışmalarını sürdüren sanatçılar, farklı yörelere ait seçkin eserleri güçlü yorumlarıyla seslendirdi. ‘Ayaş Yolları’, ‘Altım Üstüm Kaç Kuruşluk’ ve ‘Divaneyim’ gibi eserlerin yanı sıra bağlama resitalleri de dinleyicilerden büyük alkış aldı. Konser sırasında konuşan Salih Gündoğdu, izleyicilerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, uzun süredir birlikte sahne aldıkları Sinan Ayyıldız ile müziğin akışına kendilerini bıraktıklarını ifade etti. Ayyıldız ise yıllar sonra memleketinde sahne almanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayarak, dünyanın farklı noktalarında konserler verdiklerini ancak bu topraklarda aynı duyguları paylaşmanın çok daha özel olduğunu söyledi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel konuşmasında "23 Nisan programımız kapsamında Türk halk müziğine değerli katkılarda bulunan Samsunlu iki büyük sanatçımızı halkımızla buluşturduk. Akademik ve sanatsal çalışmalarıyla, halk müziğine kattıkları değerlerle gönüllerimizde taht kuran, Anadolu ezgilerini dünyaya tanıtan Dr. Öğr. Üyesi Salih Gündoğdu ve Doç. Dr. Sinan Ayyıldız ile ne kadar gurur duysak azdır. Muhteşem bir konsere imza attılar ve 23 Nisan coşkusunu bir kez daha yaşattılar. Sanatçılarımıza, halkımıza ve organizasyonda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç ise konserin kendilerinde derin izler bıraktığını dile getirerek, sanatçıları her zaman ağırlamak istediklerini söyledi.
İstanbul 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 2. gününü Tom Crabbe kazandı Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 152.8 kilometrelik Aydın-Marmaris etabını Team Flanderrs-Baloise takımından Tom Crabbe 3.35.33 ile kazandı. Böylece Crabbe üst üste ikinci zaferini elde etmiş oldu. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 152.8 kilometrelik Aydın - Marmaris etabını Team Flanders-Baloise takımından Tom Crabbe, 3 saat 35 dakika 33 ile kazanıp üst üste ikinci zaferini elde etti. Crabbe, ilk etapta da kazanmış ve böylece Türkiye Turu’nun 2007 senesinden beri en genç etap galibi olmuştu. TUR’da yarın genel klasman birinciliğini etkileyecek kraliçe etabı olarak adlandırılan 133.7 kilometrelik Marmaris - Kıran tırmanışı koşulacak. Turkuaz mayoyu Team Flanders- Baloise takımından Tom Crabbe giyecek. Marmaris’teki finişte Alpecin-Premier Tech takımından Sente Sentjens, üçüncü ise Burgos Burpellet BH takımından Meksikalı Cesar Macas oldu. TUR’da ilk kez Aydın’dan start verildi Çeşme - Selçuk etabında tekerlek farkıyla dördüncü olan Ramazan Yılmaz’ın bu başarısı Türk Takımları arasında büyük sükse ve moral oldu. 21 yaşındaki Ramazan Yılmaz, Brüksel’de katıldığı pist yarışından sonra ayağının tozuyla Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na gelerek pedal basmaya başladı. Ramazan’ın bu sonucu alması 2018’de Marmaris finişinde Ahmet Örken’in 5. oluşundan bu yana en iyi sonuç olarak gösterildi. 157 bisikletçi yarış tarihinde ilk kez Aydın’dan start aldı. Bu yıl Marmaris 28’inci kez TUR rotasında yer alarak erişilmesi kolay olmayan bir finiş etabına daha ev sahipliği yaptı. Turkuaz mayoyu Crabbe giydi Damalı bayrağın sallanması sırasında Aydın Vali Yardımcısı Uğur Kolsuz, Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Celal Tekin, Aydın İl Emniyet Müdür Yardımcısı Satılmış Karakaya, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz, Türkiye Bisiklet Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Sedat Fırat, hazır bulundu. 12.46’da gerçek start öncesi Çeşme - Selçuk etabının birincisi olan Tom Crabbe’nin Turkuaz mayoyu giymesinden sonra pedallar dönmeye başladı. Kaan Özkalbim puanı kaptı Kaçış grubundaki bisikletçi Kaan Özkalbim beyaz mayoyu hedefliyor. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na dördüncü defa katıldığını söyleyen Spor Toto takımının sporcusu Kaan Özkalbim bu sabahki yarış öncesinde "Tek hedefim beyaz mayo için puan almak. Bu yüzden kaçış grubunu kovalayacağım" dedi. İzmirli bisikletçi bunu başardı ve Türkiye Güzellikleri sprint çizgisini üçüncü sırada geçti. Dördüncülük Ramazan’ı kesmedi Ramazan Yılmaz, dün 4. olarak, Ahmet Örken’in 2018’de Marmaris’te, burada, 5. gelmesinden bu yana TUR’Un bir etabında ilk 5’e giren ilk Türk bisikletçi oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi sporcusu "Bu derece benim için yeterli değil, tek isteğim bir etabı kazanmak" dedi. Tom Crabbe: "Bu zaferin keyfini çıkaracağım" 61. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda ilk günün galibi Belçikalı sporcu Tom Crabbe, Aydın-Marmaris etabını da kazanarak duble yaptı. Böylesine bir başarı kazandığı içi çok mutlu olduğunu söyleyen Team Flanders-Baloise sporcusui "Annem ve babam da Marmaris’te. Hem tatil yapmak hem de yarışı seyretmek için buradalar. 20 yaşında böylesine bir yarış kazandığım için çok mutluyum. Aileme de bu gururu yaşattığım için ayrıca sevinçliyim. Bugünkü etabın daha zor olacağını biliyordum. Geriden geldim ama öndekileri yakalamayı başardım. Bu akşam takım arkadaşlarımla bu zaferi kutlamak çok keyifli olacak. Belçika’daki yarışlarda olduğu gibi burada da kazanmak kendime olan güvenimi artırıyor" dedi. Crabbe, Türkiye Turu’nda birçok etap zaferine imza atmış olan Mark Cavendish, Sam Bennet ve Andre Griepel gibi isimleri geçme hedefinin olup olmadığı sorusuna ise, "Burada iki etap kazandım, diğerlerini de kazanmalıyım diye kendimi strese sokmak istemiyorum. Turkuaz Mayo’yu taşımaktan dolayı çok mutluyum" ifadelerini kullandı. Gözler Kraliçe etapta Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 3. gününde Marmaris - Kıran arasında 133.7 kilometrelik tırmanış etabı koşulacak. Sprinterlerin pek hoşlanmadığı, ancak tırmanış sporcuların klasını ve dayanıklılığını ortaya koyacak bu kraliçe etabını kazanan sporcu, Genel Klasman birinciliği yolunda önemli bir zafer elde etmiş olacak.
Batman Rojwelat Kızmaz dosyasında yeni gelişme: Aile savcılığa başvurdu Batman’da 2024 yılında hayatını kaybeden Rojwelat Kızmaz’ın ailesi, Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan Gülistan Doku dosyasındaki son gelişmelerin ardından yeni şüphelerin doğduğunu belirterek savcılığa başvurdu. Rojwelat Kızmaz’ın ailesi, avukatları Sümeyye Gültekin Aykut ile birlikte Batman Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe sundu. Başvurunun ardından Batman Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Aile tarafından yapılan açıklamada, Gülistan Doku dosyasında gelinen son aşamanın ardından Rojwelat Kızmaz dosyasına ilişkin daha önce mevcut olan soru işaretlerine yeni şüphelerin eklendiği ifade edildi. Açıklamayı okuyan Avukat Sümeyye Gültekin Aykut, daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilen soruşturma dosyalarına ilişkin yeniden soruşturma açılması ve kararların kaldırılması talebiyle başvuruda bulunduklarını söyledi. Aykut, başvurunun yalnızca tekil bir dosyaya ilişkin olmadığını belirterek, Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan gelişmelerin Rojwelat Kızmaz dosyası açısından yeni delil niteliği taşıdığını ifade etti. Her iki dosyada da benzer ihmaller bulunduğunu ifade eden Aykut, kayıp başvurularına rağmen etkin arama yapılmaması, kamera kayıtlarının zamanında incelenmemesi ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmemesi gibi eksikliklerin dikkat çektiğini kaydetti. Yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Aykut, bunun yaşam hakkının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi anlamına geldiğini vurguladı. Aile adına yapılan açıklamada, Rojwelat Kızmaz dosyasındaki KYOK kararlarının kaldırılması, soruşturmanın yeniden ve etkin şekilde yürütülmesi ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılması talep edilerek, sürecin takipçisi olunacağı belirtildi. 26 yaşındaki Rojvelat Kızmaz, 9 Şubat 2024’te Batman’daki evinden ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 3 gün sonra Hasankeyf Baraj Gölü’nde cansız bedeni bulunmuştu.