POLİTİKA - 17 Ocak 2026 Cumartesi 16:38

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Muhalefet bir avuç rant şebekesinin gündemine hapsoldu''

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ’Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "LGBT’den bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından, aile kurumuna dönük saldırılara, 86 milyon vatandaşı tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmak yerine "bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyette" olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ’Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı. Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birlik Vakfımızın kuruluşunun 40. yılı münasebetiyle tertiplenen bu anlamlı programda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfımıza, Milli Türk Talebe Birliğimize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biraz önce Vakfımızın kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman abimiz için hazırlanan belgeseli hep birlikte izledik. Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak, hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık. Öncelikle yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmakla iftihar ettiğim İsmail Kahraman abimize sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum. Emekleri için, gayretleri için; bilgisi, feraseti, tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği için, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık, kaderdaşlık ettiği için Cenab-ı Allah kendisinden razı olsun. Rabbim bugün burada olduğu gibi yarın ruz-i mahşerde Resul-i Kibriya Efendimizin liva-ül hamd ismiyle müsemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle geride bıraktığımız 40 yılda, Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye’nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bu süre zarfında vakfımızın farklı birimlerinde vazife üstlenmiş fakat artık aramızda olmayan tüm büyüklerimize, tüm kardeşlerimize Mevla’dan gani gani rahmet diliyor, ülkem, milletim adına kendilerine bir kez daha şükran ve minnet duygularımı sunuyorum " diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Muhterem başkanlarımız Yaşar Karayel ve Mehmet Alacacı’nın şahsında, vakfımızın kurucular kuruluna, mütevelli heyetine yine burada başarı dileklerimi ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teşekkür ediyorum. Rabbim emeklerinizi zayi etmesin. Çabalarınızı, gayretlerinizi, döktüğünüz şu alın ve fikir terini inşallah hayra tebdil eylesin diyorum. Arkadaşlarım, bir defa şunu büyük bir bahtiyarlıkla ifade etmek istiyorum. Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu, hamdolsun, başarıyla yerine getiriyor. 50 ilimizdeki 55 şubesiyle, barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına, oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle, farklı ihtisas alanlarındaki yirmiyi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfımız ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun, cehdi de emeği de gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye, her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerleğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "40 yılda kat edilen bu önemli mesafenin her aşamasında talebeler için yemek pişiren, misafirlere çay ikram eden, yurtların bakım ve temizliğini üstlenen emekçi kardeşlerimizden gençlere danışmanlık yapan, öğrencilere burs bağlayan, tecrübeleriyle birlikte tavsiyelerini de gençlerle paylaşan hayırsever insanlara kadar yöneticisinden personeline, kurucusundan mütevelli üyesine vakfımızın her bir mensubunun payı vardır, emeği vardır, göz nuru, gönül harcı vardır. Bunun için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu çatı altında ter döken, halka hizmet, Hakka hizmettir düsturuyla geceyi gündüze katan, ailesinden fedakarlıkta bulunarak burada Allah rızası için koşturan her bir kardeşime şükranlarımı ifade ediyorum. Burası görüldüğü gibi böyle bir salon değildi. Burası belediye başkanlığım döneminde Spor Sergi Sarayı’ydı. Ve biz üstat ile burada nice konferansları yaptık. Ve Demirel’in de cumhurbaşkanlığı döneminde burayı yıkıp bu hale getirdik. Ve o konferanslarda öyle zannederdi ki yıkıldı yıkılacak, Spor Sergi Sarayı’nın öyle bir hali vardı. Ama gel gör ki hamdolsun böyle bir salonu İstanbul’umuza kazandırdık. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfımızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum.Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardı. Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Gençlik yıllarımda aktif görev üstlendiğim Milli Türk Talebe Birliği’nde kendilerine ağabey diye hitap ettiğim, her birinden çok şey öğrendiğim nice büyüğümüz, nice ilim, kültür ve aksiyon adamımız, nice mütefekkirimiz vardı. Milli Türk Talebe Birliği bizim için bir okuldu. Kere ağlarını gönül ve zihin dünyamıza aydınlatan bir irfan ocağıydı. Ancak 1980 darbesinin üzerinden silindir gibi geçtiği sivil teşekküllerden biri de unutmayalım Milli Türk Talebe Birliği’ydi. Hani diyor ya Karacaoğlan: "Aradılar bir tenhada buldular, yaslandılar şıvgaların kırdılar, yaz bahar ayında bir od verdiler, yandım gittim alakarlı dağlar iken." İşte darbeciler de tamamen keyfi sebeplerle, sırf millete düşmanlıklarından dolayı Milli Türk Talebe Birliği’nin kapısına kilit vurdular. Bu ocağı bitirmek istediler. Ama her Milli Türk Talebe Birliği’nin yüreğinde kor bir ateş misali yanan o ruhu, kanında dolaşan o dava şuurunu söndüremediler. Üstadın ifadesiyle; kökü ezelde ve dalı ebette bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliğin önüne set çekemediler. Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfımız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Milli Türk Talebe Birliği’nin özünü oluşturan, varoluş gayesini teşkil eden tüm değerler, Birlik Vakfında yeniden temerküz ve tecessüm etmiştir. Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 28 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine, en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfını hep milletin yanında, Hakk’ın ve hakikatin cephesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum " ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz"

Medeniyetimizin büyük mütefekkirlerinden İbn-i Haldun’un şu tespiti bizim için çok ama çok anlamlı olduğunu belirten Erdoğan, İbn-i Haldun şöyle diyor: "Geçmiş hadiseler, gelecek olanlara suyun suya benzemesinden daha çok benzer." Evet, çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü, hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz" ifadelerini kullandı.

"86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz"

Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıya olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz" diye konuştu.

"Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir"

Bugün geldiğimiz noktada İbn-i Haldun’un işaret ettiği hakikati daha net görebildiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef insandır. Hedef ailedir. Hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk" dedi.

Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki, bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi; uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek, Allah korusun, yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız, çok açık söylüyorum, gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez. Komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz" şeklinde konuştu.

Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacı olduklarını ifade eden Erdoğan, " Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte, ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz" diye konuştu.

"23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz"

Şu muhasebenin de artık cesaretle yapılması gerektiği inancında olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz Teknofest gençliği dedikçe, biz dinine, kültürüne, ruh köküne bağlı, imanlı, ahlaklı, nitelikli gençler yetiştirmeliyiz dedikçe birileri bundan hep rahatsız oldu. Batıdan kopyaladıkları gardırop modernleşmesini yıllarca bu ülkeye ilericilik diye, çağdaşlık diye pazarladılar. Hem Batı’yı hem Doğu’yu bilen, bir ayı bu topraklarda diğeriyle de tüm dünyayı dolaşabilen bir gençliği, ideolojilerine tehdit olarak gördüler. Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde, kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen, işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı, milli bünyemiz daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Muhalefetin milletin dertlerini dert edinmek gibi bir alışkanlığı yok"

Türkiye’deki muhalefetin, milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı olmadığının dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Derneklerimizden, vakıflarımızdan, gönüllü teşekküllerimizden daha fazla inisiyatif almalarını, sorunların çözümünde bizlere daha fazla yardımcı olmalarını özellikle istirham ediyorum. Tabii burada bu tür meseleleri konuştuğumuzda umutlarımızı zayıflatan bir gerçeği, teessüfle dikkatinize sunmak durumundayım. Biz milli meselelerde güç birliği yapalım dedikçe, maalesef muhalefette aynı hüsnüniyeti göremiyoruz. Türkiye’deki muhalefetin, milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı yok. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler" şeklinde konuştu.

"Grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar"

Grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor, grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje; her gün on yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok."

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap oluruz"

Ana muhalefet yönetimi eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Durum öyle vahim ki, böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap oluruz. Enerjimiz, azmimiz, heyecanımız, Türkiye’ye hizmet aşkımız ilk günkü gibi diri, hamdolsun ilk günkü gibi taze. Rabbim ömür verdikçe, gençlerimizle birlikte tüm Türkiye için, milletimizin yanı sıra dünyadaki tüm mazlumlar için çalışmaya devam edeceğiz. Bunu da 40. yaşını şanla, şerefle kutlayan Birlik Vakfı gibi kalbi Türkiye için, kalbi mazlumlar için çarpan siz kardeşlerimle beraber başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" dedi.

Lokman Sarıkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 1133 mahallede "Yakın Çözüm" seferberliği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlarla doğrudan iletişimi güçlendiren saha çalışmalarını aralıksız sürdürürken halka daha ulaşılabilir ve hızlı belediyecilik hizmetleri sağlamaya da devam ediyor. Balıkesir’in bin 133 mahallesinde vatandaşların kapısını tek tek çalan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da sosyal desteklerden teknik hizmetlere kadar her konuda vatandaşın yanında. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın talep ve ihtiyaçlarına en hızlı çözümü sağlamak için Balıkesir’in bin 133 mahallesini adım adım dolaşan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, 20 ilçede bin 787 hane ziyareti gerçekleştirerek 2 bin 206 kişiyle birebir temas sağladı. Mahalle muhtarlarından esnafa, vatandaşlardan çiftçilere kadar toplumun her kesiminin yanında olan ekipler, aldıkları her talebi anında ilgili birimlere ileterek sorunların çözümü noktasında önemli bir çalışma yürütüyor. 542 bin 225 çağrı cevaplandı Halka yakın ve ulaşılabilir belediyecilik anlayışıyla vatandaşların derdine derman olmak için 20 ilçede bin 133 mahalleye ziyaretler gerçekleştiren Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da gelen taleplere anında cevap veriyor. Çağrı merkezinde 2024 yılının Ekim ayından itibaren 542 bin 225 çağrıyı karşılayan ekipler aylık ortalama 40 bin çağrıya cevap veriyor. Sosyal medyadan 14 bin 206 talep alan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri sosyal destekler, teknik ve belediyecilik hizmetlerine dair talepleri ilgili birimlere ileterek anında çözüme kavuşturuyor. Bin 133 mahallenin röntgeni çekildi Dar gelirli ailelerin maddi yükünü hafifletmek için tüm imkânları seferber eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla soğuk kış günlerinde içleri ısıtacak bot, mont ve gıda kolisi desteklerini de sürdürdü. Özellikle Ramazan ayı boyunca yürütülen saha faaliyetlerinde dayanışma ruhu güçlendirildi. Yakın Çözüm Merkezi ekipleri; Altıeylül, İvrindi, Kepsut, Dursunbey, Savaştepe, Bigadiç, Susurluk, Sındırgı, Karesi, Bandırma ve Manyas ilçelerinde belirlenen mahallelerde planlı saha faaliyetlerini aralıksız sürdürdü. Çalışmalar tüm ilçelerde ise etaplar halinde devam ederken bin 133 mahallenin de adeta röntgeni çekildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişim sayesinde yerel ihtiyaçların hızlı bir şekilde belirlenmesi için Yakın Çözüm Merkezi ekipleri Balıkesir’in merkezinden kırsal mahallelerine kadar ulaşıp vatandaşların sorunlarına en hızlı şekilde çözüm üretiyor. Yol talebinden, sosyal desteğe, ulaşım ihtiyacından belediye faaliyetlerine kadar alınan her talebi ilgili birimlere ileterek sürecin takipçisi olan ekipler, sahadan alınan geri bildirimlerle hizmet kalitesini de her geçen gün artırıyor.
Samsun Bafra’da kadınlardan glütensiz üretim atağı Samsun’un Bafra ilçesinde, kaymakamlık desteğiyle kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde glütensiz ürün üretimine başlandı. ADEM binasını ziyaret eden Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve eşi Şule Altınpınar, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaymakam Altınpınar, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bafralı kadınlarımızın kurduğu glütensiz ürünler kooperatifinin tanıtımı amacıyla bir araya geldik. Sahada yaptığımız gözlemler sırasında özellikle çölyak hastalarının ciddi sıkıntılar yaşadığını fark ettik. Bunla ilgili trajik hikayeler dinledik. Çölyak hastası olan bir öğrencimiz, çocuğumuz yanlışlıkla kantinden bir simit alıp ısırdığında , sizin simitler çok güzelmiş diye annesine serzenişte bulunduğunu annesi bize anlatmıştı. Buda bizi çok etkilemişti. Temiz içerikli gıdalara ulaşmakta zorlanıyorlar, ulaştıklarında ise fiyatlar oldukça yüksek oluyor. Bizim amacımız hem sağlıklı hem de ekonomik olarak erişilebilir ürünler üretmekti ve bunu başardık. Ruhsat ve analiz süreçleri tamamlandı, kaliteli ürünler ortaya çıktı" dedi. Projenin sosyal yönüne de vurgu yapan Altınpınar, kadın istihdamına katkı sağlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin fikir öncüsü Şule Altınpınar ise kendi deneyimlerinden yola çıktıklarını ifade ederek, "Bir dönem glütensiz beslendiğimde katkısız ve sağlıklı ürünlere ulaşmakta zorlandım. Bu nedenle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çölyak hastaları ve aileleriyle birlikte yola çıktık. Üç aylık deneme sürecinde tariflerimizi, analizlerimizi ve paketlememizi tamamladık. Hijyenik ve güvenilir ürünler ortaya çıkardığımıza inanıyorum" diye konuştu. Bafra Nature Glütensiz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi ve çölyak hastası bir çocuğun annesi olan Sevinç Fidan Dinç de glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir zorunluluk olduğunu belirterek, kooperatifin hem kadın üretimini desteklediğini hem de sürdürülebilir gelir sağlamayı hedeflediğini söyledi. ADEM’e gelen kadınlar buranın sadece para kazanabilecek bir yer olmadığı bir umut ışığı ve ve hayata tutunma sebebi olduğunu söylediler.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.