GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 14:48

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "Sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem suskun kalmıştır"

A
A
A
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "Sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem suskun kalmıştır"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İsrail’in soykırımları karşısında uluslararası hukuk işletilmemiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem suskun kalmıştır. Batı ana akım medyası da bu süreçte hakikati gizleyen, saldırganlığı perdeleyen ve tek taraflı anlatılar üreten bir çizgi takip etmiştir. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı" dedi.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026), "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, akademi ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı.


İletişim Başkanı Duran, zirvede hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş çerçevede ele alacaklarını dile getirerek, "Bu sürecin ardından, henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz. Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiği bir evredeyiz. Bu tablo, yalnızca geçici bir dalgalanmaya değil, daha derin ve yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Antonio Gramsci’nin işaret ettiği ’canavarlar’, bugün askeri, ekonomik ve teknolojik araçları seferber ederek en basit çıkarlarını dahi hiçbir apolojik gerekçeye ihtiyaç duymadan elde etmeye yönelmektedir. Bu eğilimin doğal bir sonucu olarak, uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana itilmekte; güç kullanımı ise birincil araç hâline gelmektedir" ifadelerini kullandı.



"İsrail’in soykırımları karşısında uluslararası hukuk işletilmemiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem suskun kalmıştır"


Bölgesel destabilizatör aktörler bulundukları coğrafyalarda hayatı tüm taraflar için zehirlediğini ve saldırgan politikaları "yeni stratejik denklem" olarak sunmaya çalıştıklarını söyleyen Duran, "Bu durum, mevcut istikrarsızlığı derinleştirmenin ötesinde, geleceğe dair belirsizliği de kalıcı hale getirmektedir. Gazze’de yaşananlar bunun en çarpıcı örneğidir. İsrail’in soykırımları karşısında uluslararası hukuk işletilmemiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem suskun kalmıştır. Batı ana akım medyası da bu süreçte hakikati gizleyen, saldırganlığı perdeleyen ve tek taraflı anlatılar üreten bir çizgi takip etmiştir. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı. Bu durum, yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür. Bu noktada, teknolojik dönüşüm süreci krizin etkisini daha da ağırlaştırmaktadır" dedi.


Türkiye’nin, uluslararası düzenin irtifa kaybını, bu alandaki normatif çöküşü çok önceden öngördüğünü ve bu yönde defalarca güçlü uyarılarda bulunduğunu belirten Duran, "Örneğin Suriye ve Irak’ta yaklaşmakta olan sistemik krizleri önceden öngördük ve gerekli uyarıları yaptık. Ukrayna’daki savaşta da bu meselenin askeri yollarla çözülemeyeceğini ifade ettik ve bu nedenle diplomatik angajmanlara yöneldik. Belki de en önemlisi, adaletin dünya düzeni için ne kadar hayati olduğunu, tarihsel köklerimizden aldığımız ilhamla çok erken bir dönemde kavramıştık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ’daha adil bir dünya mümkündür’ çağrısı, uyarılarımızın ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesiydi ve dünyaya yapılan çok önemli bir çağrıydı. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada, kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller sergiledik. Yaklaşmakta olan krizlere ve çatışmalara önce bölgemizde, ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. Bu çabamız, yalnızca diplomatik bir refleks değil; aynı zamanda tarihsel bir sorumluluk bilincinin ve çok boyutlu dış politika anlayışımızın bir yansımasıydı" diye konuştu.



"Türkiye, herhangi bir kriz karşısında taraflardan birinin değil; barışın, istikrarın ve insanlığın yanında konumlanmayı tercih eden bir marka haline geldi"


Türkiye’nin herhangi bir kriz karşısında taraflardan birinin değil, barışın, istikrarın ve insanlığın yanında konumlanmayı tercih eden bir marka haline geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin farklı görüşlere ve çıkar çatışmalarına sahip aktörlerin dahi aynı masa etrafında buluşabildiği nadir zeminlerden biri olduğunu ifade eden Duran, "Mücadelemizi yalnızca sahada ya da diplomasi masalarında değil, aynı zamanda hakikatin korunması ve savunulması konusunda da kararlılıkla sürdürdük. Cumhurbaşkanımız, sosyal medya ve dijital haberciliğin henüz ilk dönemlerinden itibaren dezenformasyon, algı yönetimi ve bilgi kirliliği üzerinden yürütülen sistematik saldırılara karşı toplumumuzu sürekli olarak uyarmış; bu yeni iletişim çağının taşıdığı risklere dikkat çekmiştir. Türkiye olarak, ’dezenformasyon çağı’ olarak nitelendirilen bu dönemde hakikatin korunmasını bir tercih değil, açık bir sorumluluk ve görev olarak benimsedik. Çünkü biliyoruz ki bilgi, salt bir iletişim aracı değil; aynı zamanda toplumsal huzurun, siyasal istikrarın ve küresel adaletin temel unsurlarından biridir. Bu doğrultuda, sadece devletlerin değil; küresel ölçekte faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin de zaman zaman kâr odaklı yaklaşımlarla manipülatif ve provokatif içeriklerin yayılmasına zemin hazırlayabildiğini görüyoruz. Bu tür içerikler, toplumların sosyal dokusunu zedeleyen, siyasal kutuplaşmayı derinleştiren ve ekonomik dengeleri sarsan sonuçlar doğurabiliyor" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küçükçekmece Sinopspor’dan, Silivrispor maçındaki tezahüratlara tepki Küçükçekmece Sinopspor Kulübü deplasmanda oynadıkları Silivrispor karşılaşmasında ev sahibi ekip taraftarların kötü tezahüratlarına yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. Küçükçekmece Sinopspor Kulübü, bu hafta Silivri’de oynadıkları maçta Silivrispor taraftarlarının tezahüratlarına tepki gösterdi. Küçükçekmece Sinopspor Başkanı Rafet Orhan, yaptığı yazılı açıklamada yaşananlara sert tepki gösterdi. Futbolun dostluk ve kardeşlik çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Orhan, rakip kulüplerin düşman değil, oyunun vazgeçilmez bir parçası olduğunu ifade etti. Başkan Orhan, "Rakiplerimiz olmadan biz de olamayız. Biz hiçbir rakibimizi düşman olarak görmedik, her zaman kardeş ve paydaş olarak gördük. Hiç kimse tribüne gelip ölmüş annesine küfür ettirmek için para harcamaz. Aile bizim için en kutsal değerdir. Bu tür davranışları asla kabul etmiyoruz" diye konuştu. Kadın taraftar projesiyle örnek olduk Kulüp olarak tribün kültürünü değiştirmek adına somut adımlar attıklarını belirten Rafet Orhan, kadın taraftarların tribünlere kazandırılması yönünde önemli bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yaklaşık 80 kadın taraftarın hem iç saha hem de deplasman maçlarında takımlarını desteklediğini belirten Orhan, "Annelerimiz, eşlerimiz, kız kardeşlerimiz tribünlerde yer alıyor. Bizim maçlarımızda küfür olmaz, olamaz" şeklinde konuştu. TFF’ye çağrı Yaşanan olayların önüne geçilmesi için Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başta olmak üzere yetkili kurumlara çağrıda bulunan Başkan Orhan, mevcut cezaların caydırıcı olmadığını, yaptırımların artırılması gerektiğini vurguladı. Rafet Orhan, bu tür olaylara gerekli cezalar verilmediği taktirde daha da yaygınlaşacağını dile getirerek yetkilileri göreve davet etti.
Malatya Malatya’da Dijital Gençlik Merkezi’nde kodlama eğitimi Malatya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oluşturulan Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM)’de gençlere yönelik temel bilgisayar ve robotik kodlama eğitimleri verilecek. Avrupa Birliği finansmanı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından nihai faydalanıcı olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile yürütülen "Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri Projesi" kapsamında Malatya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM) oluşturuldu. Geleceğin meslekleri için dijital kapasite oluşturarak insan kaynağını kadın-erkek fırsat eşitliği temelinde güçlendirme hedefi ile gerçekleştirilecek olan proje kapsamında Python ile Veri Analizi, Veri Görselleştirme & Raporlama, Temel Veri Tabanı Bilgisi gibi eğitimler gençlere katkı sunulacak. Eğitimler online ve yüz yüze olacak şekilde gerçekleştirilecek. Ücretsiz olarak verilen eğitimler için başvurular İnönü Mahallesi Şehit Güner Erdem Sokak Faik Erdoğan Vakıf Cami bitişiği No: 10 Yeşilyurt/Malatya adresindeki Malatya Büyükşehir Belediyesi Dijital Gençlik Merkezi’ne ve https://cevrimiciegitim.org/tbb-kbs/public/index.php linkinden yapılacak. Projenin birinci uygulama kısmında Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından eğitimler; "30 Mart- Yüz yüze (13:00-16:00), 01 Nisan- Online (13:00-16:00), 06 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00),08 Nisan- Online (13:00-16:00), 13 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00), 15 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00"
Antalya Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.