TEKNOLOJİ - 17 Ağustos 2023 Perşembe 10:32

Dijital yorgunluk artıyor, tüketici harcadığı zamanı sorguluyor

A
A
A
Dijital yorgunluk artıyor, tüketici harcadığı zamanı sorguluyor

Deloitte’un dünyada 21 ülkede yaptığı Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın Türkiye sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, hayatın vazgeçilmez parçası olan akıllı telefonlara erişim oranı yüzde 95’e ulaştı, masaüstü-dizüstü bilgisayar ve tablet erişiminde ise azalma var.



Deloitte’un dünyada Türkiye’nin de içinde bulunduğu 21 ülkede gerçekleştirdiği Dijital Tüketici Trendleri Araştırması tüketicilerin dijital ürün ve servislere ilişkin kullanım alışkanlıklarını, deneyimlerini ve satın alma eğilimlerini ölçüyor. Araştırma tüketicilerin akıllı cihaz kullanımıyla ilgili ilginç veriler ortaya koyuyor. Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın Türkiye sonuçlarına göre, akıllı telefonlar hala hayatımızda vazgeçilmez bir unsur. Dizüstü-masaüstü bilgisayara erişim küçük de olsa gerileme başladı. Akıllı TV ve akıllı saat erişim oranı ise son 5 yılda neredeyse 3 kat arttı. Akıllı ev cihazları kullanımında Türkiye’deki erişim global ortalamaya göre birçok başlıkta hayli yüksek. Özellikle robot süpürge kullanımı yüzde 30 ile dünya ortalamasının (yüzde 14) iki katından fazla. İnternet bağlantılı akıllı ev aletleri (yüzde 23) ve internet bağlantılı dış güvenlik kamerası ve kapı zili (yüzde 20) de en çok erişilen akıllı ev cihazlar arasında yer alıyor.



Günlük hayatta kullanılan cihaz sayısı arttıkça sürdürülebilirlik endişeleri de gündeme geliyor. Katılımcıların yarısından fazlası çevre dostu bir cihaz için daha fazla ödemeye istekli. Ancak büyük çoğunluğu şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda şeffaf olmadığı düşünüyor.



Türkiye’deki sonuçlardan ilgi çeken bazı başlıklar şöyle:


2017’den bu yana gerçekleştirilen araştırma verileri dikkate alındığında akıllı telefona erişim oranının yüzde 95’e ulaştığı görülüyor. Nispeten yeni kategoriler olan akıllı TV ve akıllı saat son 5 yıldır istikrarlı şekilde büyümeye devam etse de büyüme hızında yavaşlama var. Her iki kategori için de 25-34 yaş grubu yüzde 52 ve yüzde 75 oranıyla en yüksek erişime sahip grup oldu.



Günlük kullanım oranları incelendiğinde bir önceki yıla göre en yüksek artış gösteren kategoriler arasında sanal gerçeklik gözlüğü (2021’de yüzde 30’dan 2022’de yüzde 39’a) ve kablosuz kulaklık (yüzde 64’ten yüzde 70’e) bulunuyor. Akıllı telefon (yüzde 88) ve akıllı TV (yüzde 78) ise en çok kullanılan cihazlar olarak ilk sıralardaki yerlerini koruyor.



Kullanıcıların çoğunluğu sahip oldukları cihazların karbon ayak izi hakkında bilgi sahibi olmak istemesine rağmen sadece yarısından azı şirketlerin doğru bilgiyi açıklayacağına güveniyor. Katılımcıların yüzde 65’i şirketlerin karbon ayak izlerini açıklamalarının zorunlu tutulması gerektiğini düşünüyor. Katılanların yüzde 52’si çevre dostu bir cihaz karşılığında daha fazla ödemeye istekli olduğunu belirtiyor.



Dijital yorgunluk artıyor


Cihazların kullanıcıların günlük yaşamlarındaki zaman payları giderek artıyor ve bu durum kullanıcıları da rahatsız ediyor. Katılımcıların yüzde 60’ı cihaz kullanımına daha az süre ayırabilmeyi tercih edeceklerini söylüyor (Globalde yüzde 40). Akıllı telefonunu uyanır uyanmaz kullanma (yüzde 70), cihaz kullanımı yüzünden planladığından daha geç uyuyanlar (yüzde 65) ve akıllı telefonu yemek sırasında kullananlar da (yüzde 52) kullanıcıların yarısından fazlasını kapsıyor.



Tüm yaş gruplarında akıllı telefonlar çevrimiçi alışveriş ve kısa içerikler için ilk tercih olsa da uzun içerikler için TV ilk sırada gelmeye devam ediyor. 18-24 yaş grubu ise neredeyse tüm aktivitelerde telefonu tercih ediyor.



İkinci el pazarına ilgi az


Türk kullanıcılarının yüzde 88’i yeni telefon almayı tercih ederken yalnızca yüzde 11’i kullanılmış telefonu tercih edeceğini belirtiyor. Bunda en büyük neden kullanım ömrü (yüzde 36) olurken kullanılmış telefona (yüzde 34) ve satıcılarına (yüzde 33) güvenmeme en önde gelen nedenlerden.



Eski cep telefonlarını sattıklarını ya da takas yaptıklarını belirten katılımcıların oranında ise dikkat çekici bir artış var. 2021’de yüzde 25 olan oran 2022’de yüzde 32’ye yükseliyor. Bu oran global ortalamanın yaklaşık 2 katı.



5G beklentisi yüksek


Katılımcıların yüzde 75’i 5G özellikli bir cep telefonuna sahip ya da sahip olmayı istiyor. Yüzde 71’i 5G’nin daha iyi ağ bağlantısı sağlayacağını düşünüyor. Yüzde 56’sı mevcut operatörünü 5G kapsamı doğrultusunda değiştirebileceğini belirtiyor. Yüzde 50’si 5G hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını söylüyor.



Oyun severlerin yaklaşık yarısı 35 yaş üstü


Yaş grubu bazında en yüksek oyun oynama oranı 25-34 yaş aralığı. Oyun oynadığını belirten toplam katılımcı sayısının yüzde 49’u 35 yaş ve üzerinde. Bu sonuç, cinsiyet dağılımı ile klasik bir oyuncu stereotipi olmadığını ve oyuncu profilinin çeşitlendiğini gösteriyor.



Oyun oynamak için ilk tercih edilen cihaz akıllı telefon (yüzde 72). Onu masa üstü/diz üstü bilgisayarlar (yüzde 46) ve oyun konsolu (yüzde 32) takip ediyor. Türkiye’deki katılımcıların oyun oynarken akıllı telefonu tercih etmesi, dünya genelindeki yüzde 56 ortalamanın oldukça üstünde yer alıyor. Macera, bulmaca, spor, yarış ve strateji en çok tercih edilen oyun türleri. Bulmaca oyunlarını kadınlar erkeklere oranla 1,7 kat daha fazla tercih ediyor.



Türk tüketicisi reklamlı içerik sağlayıcılarını tercih ediyor


Abonelik temelli isteğe bağlı video (SVOD) hizmetlerine olan ilgi pandemi sonrasında da artmaya devam ediyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 77’si en az bir adet SVOD hizmetine üye olduklarını belirtirken abone olunan platform sayısı geçen yıla göre yüzde 18 artış göstererek 2,6’ya ulaştı. Katılımcıların yüzde 50’sinin geçen yıl bir video hizmetine abone olmaları global ortalamanın aksine Türkiye’de SVOD pazarının hala büyüdüğünü gösteriyor.


Maliyetle ilgili endişeler SVOD aboneliklerindeki en büyük kayıp. Bu yüzden de kullanıcıların yarısına yakını reklam temelli video hizmeti (AVOD) modelini tercih ediyor. Ekonomik sıkıntılar sonucu artan finansal endişe nedeniyle Türkiye’deki katılımcıların yüzde 34’ü beraber yaşadıkları hane halkı dışındaki bir kişinin ücretli aboneliğini paylaştığını belirtiyor. 18-24 yaş arasındaki kullanıcıların yaklaşık yarısı (yüzde 45) video aboneliğini paylaşıyor.



“Hedef pişmanlığı memnuniyete çevirmek”


Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Lideri Hakan Göl, Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın hayatımızda yeri giderek artan dijital ürünlere eğilimle ilgili düzenli bilgi verdiğini söyledi. Tüketicilerin daha küçük ekranlı ve daha fazla mobiliteye sahip cihazları giderek artan oranda tercih ettiklerini belirten Göl, buna karşılık hayatlarının bu kadar içinde olmasına rağmen kullanıcıların ekran başında vakit geçirmekten pişman olduklarını kaydetti. “Pandemi dönemi cihaz penetrasyonunun arttığı 2021’den sonraki yatay seyir, hayatın yeniden dışarıya kaydığını gösteriyor. Tüketiciler sosyalleşmek için daha fazla zaman ayırıyor. Bu durum akıllı cihazlara ayrılan zamanı daha önemli hale getirecek. Cihaz ve içerik üreticileri, tüketici ilgisini kaybetmemek ve rekabetçi pazarda öne çıkmak zorunda. Tüketici akıllı cihazıyla geçirdiği zamandan pişmanlık değil memnuniyet duymak isteyecek. Bu nedenle tüketicinin cihazlarda geçirdiği zamanın değerli ve zenginleştirici olmasını sağlamaları gerekecek. Tüketici satın almaya karar verdiği teknoloji için yüksek kalite ve üst düzey deneyim arayacak. Cihazlar günlük yaşamda önemli rol oynamaya devam edecek” dedi.



Dijital yorgunluk artıyor, tüketici harcadığı zamanı sorguluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.