POLİTİKA - 03 Kasım 2025 Pazartesi 18:44

Dışişleri Bakanı Fidan: "Biz barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız"

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Filistin’e Birleşmiş Milletler Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) kapsamında asker gönderilmesi sürecine ilişkin, "Biz barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız, her türlü fedakarlığı yapmaya da hazırız. Ortaya çıkacak dökümanların ve çerçevenin bizim de açıkçası destekleyeceğimiz nitelikte olması önemlidir. Dolayısıyla bu konudaki diplomatik temaslarımız ve çabalarımız devam ediyor" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde katılımcı ülkelerin dışişleri bakanlarıyla İstanbul’da düzenlenen toplantıda Gazze’deki ateşkesle ilgili son gelişmeler ve insani durum ele alındı. Bakan Fidan, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye’nin Gazze’ye asker gönderip göndermeyeceğine ve orada nasıl bir görev üstleneceğine yönelik soru üzerine Fidan, "Uluslararası istikrar gücünün oluşumu ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Burada ülkelerin üzerinde önemle durduğu konu; bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla meşruiyet çerçevesi çizilen, görev tanımı yapılan bir gücün oluşturulması konusu. Bu konuda yapılan birtakım çalışmalar var. Konuştuğumuz ülkelerin ifade ettikleri şu; bu tanımın içereğine göre asker gönderip göndermemeye karar verecekler. Yani ISF’in görev tanımı, yetkileri ne olacak, ona göre ülkeler ağırlıklı olarak karar verecekler. Ülkelerin kendi prensipleriyle, politikalarıyla çatışan bir görev tanımının onlar için asker gönderme açısından zor olacağını düşünüyorum. Türkiye’ye gelince Cumhurbaşkamız defalarca ifade etti. Biliyorsunuz, Şarm El-Şeyh’te imza atan dört liderden biriydi Cumhurbaşkanımız. Bu açıkça şunu gösteriyor. Biz barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız, her türlü fedakarlığı yapmaya da hazırız. Ancak burada da az önce ifade ettim, ortaya çıkacak dökümanların ve çerçevenin bizim de açıkçası destekleyeceğimiz nitelikte olması önemlidir. Dolayısıyla bu konudaki diplomatik temaslarımız ve çabalarımız devam ediyor. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor. İlk önce bir taslakta genel bir mütabakatın sağlanması gerekiyor. Daha sonra Güvenlik Konseyi’ndeki üyeler tarafından kabul edilmesi ve daimi üyelerden herhangi birinin veto etmemesi gerekiyor. Bu bir süreç ve bu süreci her aşamasında gerek Türkiye, gerek paydaş ülkelerle devam ettiriyoruz. Tabii ki hassas bir süreç. Bu süreçte oldukça dikkatli olmamız gerekiyor. Filistin meselesinin çözümü için atılacak her türlü adım, bugünkü sorunu çözerken gelecekte yeni bir sıkıntıya sebep olacak yapısal bir zemini oluşturmamalı. Buna çok dikkat ediyoruz" dedi.

"Gazze’de yeniden yapılanmaya, yeniden inşaya, nufüsun tekrar yerine dönmesine ihtiyaç var"

Gazze’deki yönetim sürecine ilişkin soru üzerine Bakan Fidan, "Öncelikle hangi döküman hazırlanırsa hazırlansın, hangi girişim yapılırsa yapılsın, birincisi Filistin meselesinin uzun yıllardır yapılmış ve kabul edilmiş tanımının değişmemesidir. Günün sonunda 1967 sınırlarına dayalı coğrafya içerisinde Filistinlilerin bir devletinin olması ve iki devletli bir çözümün hayata geçmesi, şu ana kadar Filistin sorununun açıkçası uluslararası hukuk ve pratik açısından tanımlanmış şekli. İsrail buna hiçbir zaman razı olmadı. Olma yönünde bir davranış içinde değil. Ama uluslararası toplumun kahir ekseriyetinin kabul ettiği görüş bu. Bizim de desteklediğimiz açıkçası görüş bu. Dolayısıyla Gazze’de vuku bulan insanlığa karşı suçların sona ermesi ve bir an önce ateşkesin devamının sağlanması bizim birinci öncelik olarak desteklediğimiz bir husus. Gazze’de yeniden yapılanmaya, yeniden inşaya, nufüsun tekrar yerine dönmesine ihtiyaç var. Yaralarını sarmasına ihtiyaç var. Yeni bir vesayet düzeninin oluşmasını kimse görmek istemiyor" diye konuştu.

"Filistinlilerin yönetimini Filistinliler yapmalı, Filistinlilerin güvenliğini Filistinliler sağlamalı"

Türkiye’nin sorunun çözülmesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Bakan Fidan, "Bu konuda esas itibarıyla bizim aramızda bir anlayış birliği var. Bu konuda gerek Filistinliler, gerekse diğerleri ile hiçbir sıkıntımız yok. Tabii İsrail’in etkili olduğu uluslararası diğer aktörlerin başka bir görüş açısı oluyor. Tabii diplomatik müzakerede çekişme ve zemini ilerletme, bu iki görüşün bir araya getirilmesi için çalışma oluyor. Burada yazılacak metnin nasıl olacağı, sistemin nasıl olacağı, kimin önceliklerinin ne kadar tatmin edeceği meselesi fevkalade önemli. Ama bizim prensip olarak desteklediğimiz, Filistinlilerin yönetimini Filistinliler yapmalı, Filistinlilerin güvenliğini Filistinliler sağlamalı. Uluslararası toplum, bunun hayata geçebilecek en iyi şekilde geçmesi için destek vermeli. Gerek diplomatik, gerek kurumsal, gerek ekonomik olarak. Bunu hayata geçirirken bazı ayarlamalar var. Onların iyi yapılması gerekiyor. Biz de diğer dışişleri bakanı arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde bu konuda daha iyi nasıl adımlar atılabilir, şu anda ateşkes var ama ateşkesi daha kalıcı bir çözüme ilerletmek istediği zaman Filistin meselesi temelinde olan ve çok zıt kutuplarda olan görüşler tekrar gündeme geliyor. Bu görüş farklıları yıllarca çözülememiş. Bir de şu anda mevcut iki yıldır devam eden soykırımın ve savaşın ardından yeni oluşan bir zihin ve güvenlik algısı var. Bütün bunların yeni bir sistemle çözülmesi meselesi, biraz daha zaman alacak bir konudur. Ama umutvarız, olumluyuz, elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi.

Şüheda Kıroğlu - Berk Soydan



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın 100 yaşındaki dönercisi 84 yıldır mesleğini sürdürüyor Sakarya’da yaşayan 100 yaşındaki Ömer Oğur, 84 yıldır sürdürdüğü dönercilik mesleğini ilerlemiş yaşına rağmen devam ettiriyor. Yaklaşık 50 yıldır oğluyla birlikte çalışan Oğur, her hafta cuma günleri dükkanına gelerek mesleki tecrübelerini aktarmaya devam ediyor. Sakarya’da ikamet eden asırlık çınar Ömer Oğur, meslek hayatına 1956 yılında başladığı lokantada halen aktif olarak yer alıyor. 80 yılı aşkın süredir dönercilik yapan Oğur, her cuma günü dükkanına gelerek işleyişi kontrol ediyor. Mesleğe olan bağlılığını dile getiren Oğur, 1976 yılından itibaren yetiştirdiği oğlunun ismini yaşatacağını ifade etti. "İşimi kontrol etmek için geliyorum" Meslek hayatına dair bilgiler veren Ömer Oğur, "1956 yılında bu lokantada çalışmaya başladım. O zamandan beri hala çalışıyorum. 80 yıldır dönercilik yapıyorum. İşimi kontrol ediyorum, onun için geliyorum. 76 yılından sonra oğlumu yetiştirdim. O da çok güzel çalışıyor ve çok güzel döner yapıyor. Benim ismimi yaşatacak" dedi. "Hala işine sahip çıkıyor" Babasının yanında 15 yaşında komi olarak işe başlayan ve 49 yıldır birlikte çalışan Metin Oğur, mesleğin inceliklerini babasından öğrendiğini belirtti. Babasının halen işine sahip çıktığını vurgulayan Metin Oğur, "Ben 15 yaşından beri bu işin başındayım ama ilk başlangıçta dışarıya yemek taşıyıp komilik mesleğine başladım. Sonra kasaya oturdum, hesap ve para işlerine baktım. Ondan sonra babam et almanın inceliklerini öğretti. Bu dönercilik mesleğini babamdan öğrendim. Babamın 80 yıllık bu işini devam ettirmek beni çok mutlu ediyor. Her akşam gittiğim zaman ’işler nasıl’ diye sorar, yani hala işine sahip çıkıyor" diye konuştu.
Konya Bozkır’da 13 dönümlük alanda dev ağaçlandırma projesi Konya’nın Bozkır ilçesinde Dedi bölgesinde bulunan 13 dönümlük arazi ağaçlandırılmak üzere hazır hale getirildi. Söz konusu bölge, fidanların korunması amacıyla tel örgülerle çevrelendi. Proje kapsamında işlevsel hale getirilen bu alanların geçmişi dikkat çekiyor. Yaklaşık 70-80 yıl önce tarım ve ekim dikim faaliyetlerinde kullanılan ancak aradan geçen sürede atıl kalarak kullanılmayan araziler, Mehmet Gün tarafından satın alınarak yeniden topluma kazandırıldı. Bu adım ile terk edilmiş araziler, tekrar yeşil birer vaha haline getiriliyor. Daha önce Dikilitaş Yaylasında ormanlık alan oluşturan ve Aygırpınarı bölgesine üç bin adet ıhlamur ağacı eken Mehmet Gün, bölgedeki yeşillendirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çocukluğunun geçtiği topraklarda yürütülen bu yeni çalışmada ağırlıklı olarak ladin ve sedir fidanları tercih ediliyor. Projenin temel amacı, bölgenin bitki örtüsünü zenginleştirerek kuşlar, arılar ve diğer canlılar için doğal bir yaşam alanı oluşturmak ve ekolojik dengeyi desteklemek olarak açıklandı. Yürütülen çalışmaların sadece fidan dikimiyle sınırlı kalmayacağı, oluşturulan alanların kamera sistemleri ile güvenlik altına alınarak korunacağı belirtildi. Bozkır halkı tarafından memnuniyetle karşılanan bu çalışmaların, gelecekte farklı bölgelerde de devam etmesi planlanıyor. Proje hakkında bilgi veren Şeref Güven, "Almış olduğumuz bölgeleri tellerle koruma altına alıyoruz. Koruma altına aldıktan sonra çoğunluğu Ladin ve Sedir olmak üzere ağaçlandırmaya başladık. İlk proje olarak Mehmet Bey Dikilitaş yaylasında bir ormanlık oluşturdu. Biz akabinde 2-3 yıl önce Aygırpınar bölgesine de 3 bin ıhlamur ağacı ekmiştik. Biz bunun bakımını daha iyi üstlenmek adına Dedi bölgesinden kendisinin de çocukluğunun geçtiği bölgeden şu an gördüğünüz alan 13 bin metrekare hemen hemen bir fidanı biz şu an toprakla buluşturuyoruz. Mehmet Bey’in amacı memleketinin olabildiğince gücünün yettiği kadar ağaçlandırıp, yeşillendirmek. Ağaç, kuşlar, arılar, çiçek ve böceklerin yetişmesi ekolojik dengenin daha güzel bir şekilde devam etmesidir. Biz bu bölgeyle gördüğünüz gibi arkadaşlar yardımcı oluyorlar. Şu an fidanlarımızı dikiyoruz. Bundan sonra da dikmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda biz Mehmet Bey’e hem hemşerisi olarak hem bir köylüleri olarak kendisine bir teşekkürü borç biliyoruz. Bu projeler devam edecek" diye konuştu.