SAĞLIK - 21 Nisan 2026 Salı 11:32

Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı

A
A
A

Memorial Göztepe Hastanesi, dünyanın en saygın kalp cerrahisi kuruluşlarından AATS iş birliğiyle uluslararası bir eğitim programına ev sahipliği yaptı. Yüksek riskli dört farklı operasyonun canlı yayınlandığı programda ameliyatlar dünyaca ünlü uzmanlar tarafından canlı takip edildi.

Memorial Göztepe Hastanesi ve AATS iş birliğiyle ilk kez gerçekleştirilen "Uluslararası İleri Kalp Cerrahisi ve Canlı Vaka Programı", dünya kalp cerrahisinin önemli isimlerini İstanbul’da bir araya getirdi. Program kapsamında yurt dışından burslu genç kalp cerrahları, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’den kardiyoloji ile kalp damar cerrahisi camiasının seçkin isimleri, "kalp takımı" yaklaşımı çerçevesinde vaka tartışmaları ve ileri cerrahi teknik paylaşımları gerçekleştirdi.

Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı

Dünyaca ünlü uzmanlar canlı yayında takip etti

Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, Prof. Dr. Sertaç Çiçek liderliğinde gerçekleştirilen programda, tıbbın en ileri uygulamaları arasında gösterilen yüksek riskli dört farklı operasyon başarıyla tamamlandı. Robotik Koroner Bypass Cerrahisi, Prostetik Aort Kapak Endokarditinde Ross Prosedürü, Dejeneratif Biyolojik Mitral Kapakta Transapikal Valve-in-Valve İşlemi ve Asendan Aort Anevrizmasında aort kapak koruyucu cerrahi operasyonları, kurulan dev ekranlar üzerinden katılımcı hekimler tarafından anlık olarak takip edildi.

Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı

Türkiye’nin cerrahi başarısı uluslararası arenada

İstanbul’da düzenlenen bu önemli bilimsel toplantı, robotik operasyonlardan kompleks kapak ameliyatlarına kadar Türkiye’nin ulaştığı teknolojik düzeyi bir kez daha kanıtladı. Multidisipliner bir yaklaşımla ele alınan vakalarda, en zorlu kalp operasyonlarının eğitim odaklı paylaşımları yapılarak cerrahideki son yenilikler aktarıldı.

Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı

"Dünya devini Türkiye’de ağırlamaktan gurur duyuyoruz"

Organizasyonun Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, projenin önemine ilişkin şunları söyledi:

Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı

"Bugün bu toplantı Türkiye’de ilk kez yapılan bir toplantı. Kardiyoloji ve kalp cerrahisi arenasında dünyadaki en önemli kuruluşlardan bir tanesi; American Association for Thoracic Surgery (AATS) dediğimiz kuruluşun uluslararası kursunu düzenliyoruz. Bu kapsamda AATS’nin yöneticilerinden dünyaca ünlü cerrahlar burada bizlerle beraberler ve uluslararası katılımlı yaklaşık 50 civarında da bir kursiyerimiz var. Bu kursiyerlerimiz aslında kendileri ameliyat yapan cerrahlar. Kurs kapsamında dört tane canlı cerrahi planladık ve bu operasyonlar dünyanın her yerinde çok ilgi çeken, ’hot topic’ dediğimiz çok sıcak konu başlıkları. Bunlardan bir tanesi robot destekli koroner baypas cerrahisi. Bir tanesi aort kapak koruyucu aort anevrizma cerrahisi; bu da son derece önemli bir operasyon. Bir diğeri vdaha önceden kapak ameliyatı olmuş bir hastada enfektif endokardit dediğimiz kapakta bir enfeksiyon var. Onu da insan kaynaklı bir homogreftle değiştireceğimiz yine büyük bir cerrahi. Son olarak da yine kalp takımının bünyesinde, daha önceden biyolojik kapak yapılmış bir hastamıza biyolojik kapağın dejenerasyonu nedeniyle fonksiyon görmüyor. Dolayısıyla o hastaya da küçük bir kesiyle girip kapağın içerisine kapak koyacağımız, ’valve-in-valve’ dediğimiz bir operasyonu gerçekleştireceğiz. Bunların hepsi dünya çapında gerçekten çok önemli ve büyük operasyonlar. Bizler bu kapsamda böyle bir organizasyon dahilinde Memorial Göztepe Kalp Takımı olarak ev sahipliği yapmaktan dolayı hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına gerçekten çok mutluyuz, çok gurur duyuyoruz. Bundan sonra uluslararası iş birliklerimiz devam edecek. Kliniğimize başka merkezlerden arkadaşlarımız gelip özellikle robotik cerrahide, konjenital kalp cerrahisinde, aort cerrahisinde eğitimler almaya devam edecekler."

"Türkiye teknolojik altyapıda dünyanın en iyilerinden biri"

Türk cerrahların başarısını ve hastanenin teknik altyapısını takdirle karşılayan AATS Başkanı Dr. Vaughn Starnes ise şu ifadelere yer verdi:

"Amerika’dan geldik ve görüyoruz ki burası çok güzel, çok başarılı bir kalp merkezi. Burada özellikle robot ile çok başarılı kalp cerrahileri yapılıyor. Ek olarak buranın güzel bir kalp merkezi olduğunu da görüyoruz. Bu kapsamda bilgi alışverişi programlarımız devam ediyor. Burada en iyilerden biri olduğunuzu söyleyebilirim. Gerçekten son teknoloji ve en ileri teknolojide cerrahilerin yapıldığı belli oluyor. Biz de AATS olarak yakın bir bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Öte yandan lisansüstü programımız var ve burada lisansüstünde bilgi alışverişi yapan öğrencilerimizin eğitimleri de devam ediyor."

Buse Aslıhan Karkazan - Metin Başar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ünlü hat ve ebru sanatçısı Fuat Başar hakkında, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde açılan ‘50. Yılında, Fuat Başar’a Armağan Fuadname Hat ve Ebru Sergisi’nin açılışına katıldı. Ersoy, sergi alanını gezerek eserleri inceledi ve eserlerin sahibi Fuat Başar’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Hat ve ebru sanatının geleneksel Türk sanatları içerisindeki önemine dikkat çeken Ersoy, bu tür sergilerin kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Sergide yer alan eserlerin, klasik hat sanatının zarafetini ve ebru sanatının estetik derinliğini yansıttığını dile getiren Ersoy, Fuat Başar’ı bu eserler için tebrik etti. Fuat Başar’ın 50 yıllık bilgi birikimini, hat ve ebru sanatına yansıttığını vurgulayan Ersoy, bu eserlerin sanat dünyasına geniş bir pencere sunduğunu sözlerine ekledi. "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Fuat Başar’ın Türkiye’de nadir işlere imza attığını belirten Ersoy, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir. Merhum Mahmud Bedreddin Yazır ustamızın ‘Kalem Güzeli’ eserinden etkilenerek çıkılan, kelimenin tam anlamıyla sahaftan sanata aşkla, kararlılıkla, inançla yürünmüş olan bir yolun menzilleri burada sanatseverlerimizle buluşmaktadır. Başar, Türk-İslam sanat geleneğinin en önemli, en özel dallarından hat ve ebruya vakfettiği ömründe vücuda getirdiği nice eserle 600’e yakın ulusal ve uluslararası sergide, çok sayıda koleksiyon ve müzede seçkin ve saygın yerini almış; nesilden nesile ulaştırılacak, estetik ve zarafete bürünmüş bir kültür mirasının banisi olmuştur. Bu göz alıcı eserlerinin yanında Fuat Başar dendiğinde; Japon İmparatoru, Malezya Başkanı, Suudi Arabistan Kralı ve daha birçok devlet adamının tuğralarını çekmiş çok özel bir sanat otoritesinden bahsettiğimizin bilinmesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Fuadname, yarım asırlık bir emeğin ifadesidir" Fuat Başar’ın 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldüğünün de ayrıca altını çizen Ersoy, "2009 yılında ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak, 2019’da da ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ile taltif edilmiş olan hocamızın yetiştirdiği ebruzen ve hattatlar da bugün ulusal ve uluslararası alanda kendini ispat etmiş ve bu silsileyi teşkil etmektedirler. Başar, öncülük ettiği bu sergide öğrencilerinin de eserlerine yer vermekle sanat geleneğimizin ustadan çırağa, seleften halefe sürekliliğini en nadide şekilde gözler önüne sermiş; ziyaretçilerini çok özel ve anlamlı bir koleksiyonla buluşturmuş oluyor. Fuat Başar’ın tıp tahsilini yarıda bırakarak sanatı hayatının merkezine yerleştirdiğini düşünmek, hat ve ebrunun yanına şiiri de ekleyerek geniş bir sanat sahasında geldiği istisnai noktayı görmek ve bütün bunların yanında bir de icazet verdiği nesillerin başarısına şahit olmak onun yürüdüğü bu yola karşı beslediği tutkuyu, sevgiyi ve vefayı anlamamızı sağlıyor. Fuadname bu yönüyle yalnızca bir sergi değil; yarım asırlık bir emeğin, bir mektebin ve bir sanat anlayışının ifadesidir" şeklinde konuştu.
İstanbul Necmeddin Bilal Erdoğan: "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz" Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz. Buradan değil beş senede, on senede bir tane Cinuçen Tanrıkorur çıksa, Alaattin Yavaşça çıksa, daha başka ne isteriz" dedi. İstanbul’da Türk müziği eğitimi alanında önemli bir iş birliği hayata geçirildi. İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) ile Palet Türk Müziği İlkokulu arasında kapsamlı bir eğitim iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Zülfikar, OMAR adına İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı ve Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Temsilcisi Yüce Gümüş tarafından imza altına alındı. İmzalanan protokol ile Türk musikisine yönelik akademik bilgi birikiminin ilköğretim düzeyine aktarılması, öğrencilerin nitelikli müzik eğitimi imkanlarına erişiminin artırılması ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. İş birliği kapsamında tarafların; Türk musikisi alanında seminerler, konserler, konferanslar, atölye çalışmaları ve eğitim programları düzenleyeceği bildirildi. Ayrıca akademik bilgi, kaynak ve deneyimlerin öğrenciler ve eğitimcilerle paylaşılması, ortak projeler geliştirilmesi ve üniversite akademisyenlerinin eğitim süreçlerine katkı sunması planlanıyor. "Sadece Türk müziğini öğretmek değil, kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi çok küçük yaştan itibaren çocuklarımıza nasıl aşılayabiliriz onu çalıştık" Protokol töreninde konuşan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "2011 yılında ilk bir anaokulu açtığımızda Çengelköy’de, bu anaokulundaki müzik eğitimini acaba nasıl yapmalıyız ki kendi müzik kültürümüzü bu çocuklara üç yaşından itibaren verebilelim dedik. Ondan sonra ilkokulumuzu açtık ve o dönemde Yüce Gümüş’le tanıştık, beraber çalışmaya başladık. Bu fikri beraber geliştirmeye çalıştık. Rahmetli Cinuçen Tanrıkorur’dan aldığımız ilhamla sadece Türk müziğini öğretmek değil, kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi çok küçük yaştan itibaren çocuklarımıza nasıl aşılayabiliriz onu çalıştık. Onun sonucunda böyle bir okul fikriyle bu müzik ilkokulunu bir kültür merkezini kurmuş olduk. Burada gündüz okul devam ederken başka okuldan çocuklar müzemizi gezmeye geliyorlar. Akşamları bu salonda konserlerimiz oluyor. Hafta sonu burada kurslarımız, enstrüman kurslarımız devam ediyor. Kütüphanemiz, stüdyomuz dışarıdan gelenlerin kendi albüm kayıtları için dahi kullanılıyor. Dolayısıyla burası gerçekten hafta boyu, yıl boyu yaşayan ve Türk kültürüne, kimliğine hizmet eden, yeni nesillere aktarılmasına vesile olmaya çalışan bir merkez hâline geldi" dedi. "Kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz" Yeni alınacak öğrencilerle ilgili yetenek taramaları yaptıklarını belirten Erdoğan, "Üsküdar’da kapısını bize açan bütün anaokullarına ekiplerimiz gidiyor. Oradaki öğrencilerimize bir ön tarama yapıyorlar. O ön taramada tespit edebildikleri çocuklarımız ikinci, üçüncü turlar için buraya geliyorlar. Ve yeteneğini tespit ettiğimiz en yetenekli, işte, yıl oldu 2 binin üzerinde çocuk, yıl oldu bin 500, yıl oldu bin 300, böyle hep bin’in üzerinde çocuğun yeteneklerini 24’e indirmeye çalışıyoruz. Yeteneğine göre kabul ediyoruz, ondan sonra ailenin maddi durumuna göre de burslandırıyoruz. Dolayısıyla tam burslu olan çocuklar var, kısmi burslu olan çocuklar var. Ortalama yüzde 55 düzeylerinde bir burslandırmayla çocukları kabul ediyoruz. Buradan sonra ilkokulu bitirdikten sonra ne oluyor sorusuna cevap olarak, Medeniyet Üniversitesi’yle, Millî Eğitim Bakanlığımızın ortak çalışmayla Üsküdar’da Amir Ateş Müzik Ortaokulu ve Lisesini açtık. Oraya öğrencilerimiz buradan devam edip, Medeniyet Üniversitesi Müzik Bölümüyle, müzik eğitimlerini sürdürebiliyorlar. Bu sene oraya herhalde üç çocuğumuz gitti. Dolayısıyla bazıları işte Türk müziği ile konservatuarına karşıya gidebiliyorlarsa başvurabiliyorlar. Bazıları buradan devam edebiliyorlar. Hepsi konservatuara devam etsin, hepsi müzik erbabı olsundan ziyade kendi müziğimize, kendi kültürümüze, belli bir seviyede virtüöz olur, üstat olur, acemisi olur ama hayatında yaşatarak, kendi mesleğini icra eden, kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz. Buradan değil beş senede, 10 senede bir tane Cinuçen Tanrıkorur çıksa, Alaattin Yavaşça çıksa, daha başka ne isteriz zaten? Bu okul şunu sağlamaya önayak oldu. Normalde Türkiye’de 6 yaşında bir çocuğun müzik yeteneği keşfedilmiş olsa ailesi, öğretmeni vesaire muhtemelen Batı müziğine doğacaktır. Muhtemelen o yolda birileri onun elinden tutacaktır. Burası, 6 yaşında yeteneği keşfedilen çocukların Türk müziğine doğmasına, vesile olmaya çalışıyor. İnşallah bugün buradaki tanışma, buradaki işbirliği, bu yolda daha sağlam, daha güçlü adımlar atmamıza vesile olur" diye konuştu.