KÜLTÜR SANAT - 27 Kasım 2023 Pazartesi 10:03

Dünyada ilk hayvan hakları beyannamesi Osmanlı Dönemi’nde yürürlüğe girdi

A
A
A

Dünyada hayvan hakları için ilk beyanname 1600’lü yıllarda Osmanlı Padişahı 3. Murad döneminde hazırlanarak yürürlüğe girdi. Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen yapılarda kuş köşklerinden, sarnıçların yalak olarak kullanılmasına kadar hayvanlar için özel alanlar oluşturuldu. Osmanlı Devleti’nin hayvanları korumak için dünyaya örnek olduğunu anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, “Osmanlı Devleti 1600’lü yıllarda dünyada hayvan hakları beyannamesini yayınlayan bir medeniyet. İslam medeniyetinin yansıması olan Osmanlı’nın son döneminde hayvanlara verilen hakları görüyoruz. Bir nevi insan hakları beyannamesi gibi hayvanların beyannamesiyle onların hakkı ehliyet altına alınmış” dedi.

Dünyada ilk hayvanları hakları beyannamesi Osmanlı Padişahı 3. Murad döneminde hazırlandı. Tarihçi Zafer Bilgi, hayvanları koruma altına alan beyannameyi anlattı. Kedilere duyulan sevginin “Kedilerin Babası” olarak bilinen sahabe Ebu Hureyre’den geldiğini söyleyen Bilgi, hayvanlara Allah’ın emaneti gözüyle bakıldığını dile getirdi. Eski dönemlerde insanların ulaşım aracı olan atlar, eşekler ve katırlar için camilerin avlularına hayvan yalağı yaptırıldığını anlatan Bilgi, namazın ardından cemaatin kedi paryası olarak bilinen ciğer satın alarak kedileri beslediklerini söyledi. Osmanlı döneminde camilerin gelirlerinden hayvanlar için bütçe ayrıldığını da ifade eden Bilgi, konakların ve köşklerin çatılarındaki saçakların altına kuşlar için özel yalı ve köşk adı verilen bölümlerin yapıldığını söyledi. Kedili Kütüphane olarak bilinen Beyazıt Devlet Kütüphanesi hakkında da bilgi veren Bilgi, “İsmail Sencer Hoca Efendi Arap Dili Edebiyatı profesörü, hukukta da dersler verirdi. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin de müdürü oluyor. Bu müdürlüğü esnasında oraya gelen kedilere sahip çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada ilk hayvan hakları beyannamesi Osmanlı Dönemi’nde yürürlüğe girdi

“Osmanlı Devleti’nde hayvan hakları aslında asrı saadetten aldığı dokuyu bugüne taşıyan bir ufukla gelmiş”

Osmanlı devletinin hayvana duyduğu merhameti anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, “Osmanlı Devleti’nde hayvan hakları aslında asrı saadetten aldığı dokuyu bugüne taşıyan bir ufukla gelmiş. Çok nakil yapan ve hadisleri taşıyan Ebu Hureyre’nin, kedilerin babası olarak anılan sahabenin hırkasına gelen bir kedinin orada uyuyup daha sonra hırkasını kesme hikayesi herkesin malumudur. Onunla beraber kedinin temiz olduğu, mescitlerde bulunabileceği kültürümüze asrı saadetten yer edinmiş. Osmanlı devleti bunu bütün hayvanlarda gösterirken bilhassa kedilerde de medreselerde, camilerde, cami avlularında daha fazla hassasiyet göstererek bu kültürü yaşatmış. Kediler hayatın içinde Osmanlı’nın son döneminde elçilerin dikkatini çelecek şekilde her yerde vardı. Kedilerin bir arada bu kadar yoğun olduğu başka sokak görmemiştik, başka tarihi mekan görmemiştik şeklinde yabancı sefirlerin seyahatnamelerinde bilhassa yer edinmiş. Kediler, Osmanlı’da aslında şu bakış açısıyla kıymet buluyor; canlılar bize hakkın emaneti, biz aynı insana verdiğimiz değeri o da canlı kediye, köpeğe, kuşa ve hayvanlara da vermeliyiz” dedi.

“Sarnıç aynı zamanda Şehzade Mehmed Külliyesi’nin merkezi noktasına yerleştirilen muhteşem bir hayvan yalağı olarak da kullanılıyor”

Camilere ve medreselere hayvanlar için özel alan yapıldığını ifade eden Bilgi, “Bu asrı saadetten gelen ufukla camilerin ve medreselerin avluları, sebillerin, hazirelerin etrafı kedilerin dinlenme ve bir nevi hayat alanı olmuş. Onların teneffüs ettiği bu alanlara göre de Osmanlı bazen camilerini, medreselerini, külliyeyi şekillendirmiş. Mesela arkada gördüğümüz bu su haznesi bir sarnıç aslında yani Osmanlı suyu buraya depoluyor. Bir yangın çıktığında üstten suyu etrafa doğru dağıtıyor. Bu sarnıç aynı zamanda Şehzade Mehmed Külliyesi’nin merkezi noktasına yerleştirilen muhteşem bir hayvan yalağı olarak da kullanılıyor. Şu gördüğünüz kemerler kapaklı. Buraya özellikle sıcak günlerde hayvanlar gölgelik bir yerde dinlensin diye getiriliyor. Hayvanlar, merkepler, katırlar bazen küçükbaş gibi hayvanlar. Yalakların bulunduğu kısımda geniş haznesi bulunan yerde biz bunu az çok musluk başlarından anlıyoruz. Orada biriken suyla hem dinleniyorlar, hem su ihtiyaçlarını gideriyorlar hem gölge bir mekanda kendilerine ayrılan bir noktada Cenabı Hakkın evine giden sahiplerini bekliyorlar. Bugün otopark gibi düşünebileceğimiz bir yer çünkü o dönemde insanların otomobiliydi belki aracıydı merkepler veya katırlar. Onların dinlendirildiği özel bir mekan burası. Aynı şekilde Osmanlı bu mekanların yanına su çanakları yapıyor. Bu su çanakları bilhassa kediler, köpekler gelsinler o sıcak günlerde su ihtiyacını gidersinler diye yapılmış” şeklinde konuştu.

“Osmanlı Devleti 1600’lü yıllarda dünyada hayvan hakları beyannamesini yayınlayan bir medeniyet”

Osmanlı Devleti’nin dünyada hayvan hakları için beyanname yayınlayan ilk devlet olduğunu belirten Bilgi, “Osmanlı’da kediler için camilerin avlusunda özellikle namaz çıkışında paryacılar var. Ciğerler kavuruluyor ve parya haline getiriliyor. Camilerin avlusunda öğle veya ikindi namazı sonrası bekliyorlar. Birileri gelip ona belli bir bedel veriyor. Allah rızası için o da o paryaları kediye atıyor. Kuş yemi atma olayı Osmanlı’da enteresandır paryacılarda da kendini gösteriyor. İlginçtir yine bir cami yapılırken caminin bazen vakfiyesinde burada bulunan hayvanlar düşünülüyor ve onların ihtiyaçları için yıllık gelirinden akçe bazında para ayrılıyor. Mesela kayıtlarda Beyazıt Camii’nin yapımı esnasında orada güvercin, kuş ve kedilerin olduğunu, onların yıllık ihtiyaçlarının belirlenerek gelirlerinden karşılanıp o hayvanların mağdur edilmemesi gerektiği geçiyor. Yine enteresan bir bilgi; Osmanlı 1600’lü yıllarda dünyada hayvan hakları beyannamesini yayınlayan bir medeniyetin yansıması bir devlet. İslam medeniyetinin yansıması olan Osmanlı’nın son döneminde şahika bir zirve noktadaki medeniyetin yansımalarının arasında bu hayvanlara verilen hakları görüyoruz. Bir nevi insan hakları beyannamesi gibi hayvanların beyannamesiyle onların hakkı ehliyet altına alınıyor. Bu da muhteşem bir olay. Yani siz hayvana gelişigüzel davranamazsınız. Mesela katır yokuştan yukarıya doğru çıkacak, katırın çıkarken yükle beraber çıkmaması için eyerlerin içerisine ters çiviler konuluyor. Eyerciler bunu yapıyor ki siz oradan çıkarken çivi batar size, mecburen yokuşta inmek zorundasınız. Niye? Sırf katırlar yokuştan çıkarken üzerinde sizi taşıyıp daha da yorulmasın diye. Yokuştan çıkarken bir kenara ufak yalak, çeşme yapıldığını ve dinlendirildiğini görüyoruz” diye konuştu.

“Beyazıt Devlet Kütüphanesi İsmail Saib Sencer ile olduğu kadar bir dönem kedilerle de meşhur olmuş”

Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin ‘”Kedili Kütüphane” olarak bilinmesinin nedenini anlatan Bilgi, “Osmanlı’nın son döneminde Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin bir ilginç hafız-ı kütübü var. Yani oranın müdürü. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nin bizim de içinde bulunduğumuz edebiyat fakültesinin ben bununla onur duyuyorum. İsmail Sencer Hoca Efendi Arap Dili Edebiyatı profesörü, hukukta da dersler verirdi. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin de müdürü oluyor. Bu müdürlüğü esnasında oraya gelen kedilere sahip çıkıyor. Ve kırka yakın kedisini paryalarla besliyor. Bu hoca kitap okurken kedi hırkasının içinde çıkarmış. Yanına gelenler de şaşkın bir şekilde bakarmış. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin ilk müdürünün kedilerle olan müptelalığını, tiryakiliğini çizmişler oradan gördük. Kedi bazen kafasının üstüne tünermiş, o hiç istifini bozmazmış. Ebu Hureyre’den aldığı hassasiyeti taşıyan hocalar var. Bu hafız-ı kütüp dediğimiz büyük alimler kediler etrafındayken başka alimlerde geliyor. Kedilerden uzak duracak alimler ’hocam bu kadar yaklaşmasalar mı’ diye hocaya serzenişte bulununca; hoca da ’bu da bizim müptelalığımız mazur görün’ dermiş. Beyazıt Devlet Kütüphanesi İsmail Saib Sencer ile olduğu kadar bir dönem kedilerle de meşhur olmuş. Orada aynı zamanda kitapları da haşerelerden de koruyorlar bir nevi. Beyazıt’ın o kedileri hala bu civarda yaşıyorlar” ifadelerini kullandı.

Dünyada ilk hayvan hakları beyannamesi Osmanlı Dönemi’nde yürürlüğe girdi

“Camilerin etrafına minyatür kuş köşklerinin yapıldığını ve bu geleneğin yaklaşık 4 asırdır yaşadığını düşünüyoruz”

Kuşlara gösterilen değerin yansımalarını da konuşan Bilgi, “Osmanlı’nın hayvana olan hassasiyeti aslında yaratılanı hoş görürüz yaratandan ötürü bakışının bir yansıması. Biz hepsini Cenabı Hakkın emaneti olarak görüyoruz. 1600’lü yıllarda 3. Murad döneminde bilhassa bu hayvan hakları bildirgesi bizim dünyaya bu noktada örnek olduğumuzun göstergesi. Düşünsenize siz hayvan hakları merhametini hukuki bir yönüyle kayıt altına alıyorsunuz. Onların kendine ait yasası olması ve onun ilk numunelerinin sizde görülmesi dünyaya bu noktada da örnek olmanın yansıması Osmanlı’da. Bu hayvan sevgisinin farklı bir yansıması da köşklerin, konakların içerisinde de yine aynı köşk ve konak şeklinde güneşin aldığı fakat çok yakmadığı noktalara, saçakların altına kuş köşklerinin, kuş yalılarının en basitiyle kuş evlerinin yapılması. Kuş evleri klasik üstü gömülmüş bir şekilde oluyor ama kuş köşkü veya yalısı dubleks, tripleks oluyor. 17 - 18 oda oluyor. Her bir odanın etrafı dantelle örülür gibi taş örmesiyle bir kuş sarayının aynı köşkün, konağın kenarına işlendiğini biliyoruz. Bazen camilerin etrafına minyatür kuş köşklerinin yapıldığını ve bu geleneğin yaklaşık 4 asırdır yaşadığını düşünüyoruz. Bu gelenek aslında dışarıda korunaksız kuşlara dahi 4 asırlık evler yapabilecek sağlamlıkla kendini gösteriyor” dedi.

Semanur Kaygısız - Senat Destanoğlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Silvikültür eğitim tatbikatı Yenice’de tamamlandı Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü tarafından tüm işletme müdürlüklerinde düzenlenen "Silvikültür Uygulamaları Eğitim Tatbikatları", Yenice Orman İşletme Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen son programla tamamlandı. Bölge Müdürü Halil Oflu başkanlığında, Bölge Müdür Yardımcısı Osman Araz koordinesinde gerçekleştirilen eğitimlerde; genç meşcere bakımları, sıklık ve aralama müdahaleleri, doğal gençleştirme teknikleri ile meşcere kuruluşlarının biyolojik gelişim süreçleri sahada uygulamalı olarak ele alındı. Silvikültür Şube Müdürü Hüseyin Albayrak tarafından verilen uygulamalı eğitimlerde, yetişme ortamı analizinin silvikültürel müdahalelerdeki önemine dikkat çekildi. Eğitimlerde bonitet tespiti, bakı durumu, eğim, yükselti, toprak derinliği, taşlılık, diri örtü yapısı ve yağış rejimi gibi kriterlerin teknik karar alma süreçlerine etkisi anlatıldı. Tatbikat kapsamında meşcere kapalılık durumuna göre bakım müdahaleleri, istikbal ağacı seçimi, fertler arası rekabetin azaltılması, kök ve gövde gelişiminin yönlendirilmesi ile kar, rüzgar ve biyotik zararlılara dayanıklı meşcere kuruluşu gibi konular uygulamalı örneklerle işlendi. Orman İdaresi ve Planlama Şube Müdürü Handan Sertel tarafından verilen eğitimlerde ise amenajman planları doğrultusunda etanın meşcereden çıkarılması, genç meşcerelerde bakım programları, işletme sınıfı değişiklik süreçleri ve olağanüstü hâsılat etası raporlarının hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken teknik kriterler değerlendirildi. Tatbikat sonunda konuşan Bölge Müdürü Halil Oflu, silvikültürün yalnızca ağaç yetiştirmek değil, geleceğin ormanını bugünden planlamak anlamına geldiğini belirterek, yapılan her bakım müdahalesinin ağacın gelişimi, karbon depolama kapasitesi ve ekosistem direnci üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. Eğitim tatbikatına Yenice Orman İşletme Müdürü Bahri Yücel, işletme müdür yardımcıları, işletme şefleri ve orman muhafaza memurları katıldı.
Ardahan Köy okulu öğrencilerinden 14 Mayıs Çiftçiler Günü klibi Ardahan’ın Damal ilçesi Seyitören köyü ilkokulu öğretmen ve öğrencilerince 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla hazırlanan kutlama klibi büyük beğeni topladı. Öğrenciler, çiftçilerin emeklerini ve üretime sağladıkları katkıyı anlatan anlamlı mesajlarla çiftçilerin gününü kutladı. Okul bahçesi ve tarım alanlarında çekilen görüntülerde öğrenciler ellerinde buğday başakları ve tarım aletleri ile kamera karşısına geçti. Klipte, "Toprağın emekçileri", "Üreten çiftçi güçlü Türkiye" ve "Çiftçilerimizin emekleriyle sofralarımız bereketleniyor" mesajları yer aldı. Öğrenciler hazırladıkları videoda, sabahın erken saatlerinden itibaren tarlalarda çalışan çiftçilerin ülke ekonomisi ve gıda üretimi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Öğrenciler adına konuşan okul müdürü Sinem Erezer, çiftçiliğin sadece bir meslek değil, aynı zamanda büyük fedakârlık ve emek isteyen kutsal bir görev olduğunu ifade etti. Erezer, ’’Tüm velileri çiftçi olan bir öğretmen olarak bu videoda yer almak benim için bir şereftir. Güneş batınca değil iş bitince dinlenen tüm çiftçilerimizin çiftçiler gününü yürekten kutluyorum. Sizlere minnettarız. Tarlanızdan bereket yüzünüzde tebessüm hiç eksik olmasın, iyi ki varsınız" dedi. Klip sosyal medyada da paylaşılırken kısa sürede çok sayıda beğeni aldı. Veliler ve vatandaşlar öğrencilerin duyarlı davranışını takdir ederek emeği geçen öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.
Mersin Mersin OSB’de hedef 5. bölge Mersin Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Sabri Tekli, sanayicilerle bir araya geldiği toplantıda, 5’inci bölge yatırımları, savunma sanayisindeki gelişmeler ve yeni organize sanayi alanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tekli, Mersin’in üretim ve yatırım açısından büyümeye devam etmek zorunda olduğunu belirterek, "Bizim Mersin olarak durma şansımız yok" dedi. Mersin OSB Sosyal Tesislerinde düzenlenen sanayici bilgilendirme oplantısında konuşan Başkan Sabri Tekli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Bölgenin planlı şekilde büyüdüğünü kaydeden Tekli, "Sanayicilerimiz ve bölgemiz için büyük önem taşıyan 4’üncü bölgemizi tamamladık. Firmalarımız projelerini getirerek ruhsat süreçlerini başlatabilecek durumda" diye konuştu. "5’inci bölgede 80 parsel planlandı" Yeni hedefin 5’inci bölge olduğunu ifade eden Tekli, toplam 80 parselden oluşacak yeni yatırım alanında 2 milyon 608 bin metrekarelik alanın işaretlendiğini belirtti. Bunun 1 milyon 702 bin metrekarelik kısmının sanayi parseli olarak planlandığını kaydeden Tekli, şu ana kadar yaklaşık 65 firmanın başvuru yaptığını söyledi. Tahsis süreçlerinin yeni düzenlemeler kapsamında bakanlık kontrolünde yürütüldüğünü ifade eden Tekli, "Başvurular MEYDİP sistemi üzerinden yapılacak ve süreç bakanlık onayıyla ilerleyecek. Yeni yasalar gereği parsellerin dağıtımı artık doğrudan OSB yönetimlerinin ya da müteşebbis heyetlerin tasarrufunda değil. Şu anda 5’inci bölgenin yüzde 51’i Mersin OSB’nin kendi arazisinden oluşuyor" dedi. "6’ncı ve 7’nci OSB’ler hazır" Mersin’in üretim gücünü artırmak zorunda olduğunu vurgulayan Tekli, "6’ncı ve 7’nci organize sanayi bölgelerimiz de hazır durumda. Yönetim kurulumuzla birlikte sanayicilerimizin güvenli ve huzurlu bir ortamda üretim yapabilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Savunma sanayisinde 38 firma üretim yapıyor" Fuarlara ve uluslararası iş birliklerine büyük önem verdiklerini belirten Tekli, Almanya’daki fuar ile İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO 2026’ya katıldıklarını söyledi. Mersin’in savunma sanayisinde her geçen yıl daha güçlü bir konuma geldiğini ifade eden Tekli, "2021 yılında fuara ilk kez 7 firmayla katılmıştık. Bugün Mersin’de doğrudan ya da dolaylı olarak savunma sanayisine ürün tedarik eden 38 firmamız bulunuyor" şeklinde konuştu. Savunma sanayi sektörüne özel hassasiyet gösterdiklerini vurgulayan Tekli, birlikteliği daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Mersin’in, SAHA EXPO içerisinde kent olarak yer alan tek OSB ve tek şehir olduğunu dile getiren Tekli, yerli ve milli üretim gücünün fuarda gurur yaşattığını söyledi. "Haziran’da Mersin’e heyet gelecek" Savunma sanayi alanında büyük ölçekli yatırım hedeflediklerini belirten Tekli, Makine ve Kimya Endüstrisi yetkilileriyle önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Tekli, "Haziran ayında bir ekip Mersin’e gelerek savunma sanayisine üretim yapabilecek firmalarımızla temas kuracak. Savunma sanayi çok geniş bir sektör ve bu alan kentimizdeki birçok firmayı ilgilendiriyor" diye konuştu. Mersin OSB bünyesindeki Model Fabrika’da SAHA Mersin ofisinin hizmet verdiğini aktaran Tekli, firmaların gerekli bilgilere buradan ulaşabileceğini belirtti. Bu yıl Mersin Pavilyonu çatısı altında 16 firmanın fuara katıldığını, ayrıca 4 firmanın da bağımsız stant açtığını ifade eden Tekli, pavilyonda yer alan iki firmanın önemli sözleşmelere imza attığını söyledi. "Tek amacımız sanayiciye hızlı hizmet" Mersin OSB’nin yalnızca üretim alanlarından oluşmadığını dile getiren Tekli, "Kreşimiz, lisemiz, yüksekokulumuz, model fabrikamız, itfaiyemiz ve çevre birimimizle çok kapsamlı bir organize sanayi bölgesini yönetiyoruz. Burada tek amacımız sanayicilerimize en iyi hizmeti kesintisiz ve hızlı şekilde ulaştırmak" dedi. Toplantıda ayrıca Mersin OSB Bölge Müdürü Halil Yılmaz tarafından sanayicilere yönelik bilgilendirme sunumu gerçekleştirildi. Sunumda mevcut çalışmalar, yatırım süreçleri, altyapı hizmetleri ve yeni sanayi alanlarına ilişkin teknik bilgiler paylaşıldı.
Samsun Samsun’da "Liseler Arası İnovasyon Yarışması" Gençlerin tarım, teknoloji ve girişimcilik alanlarında kendilerini geliştirmelerini hedefleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından "Liseler Arası İnovasyon Yarışması" düzenlendi. Samsun genelindeki liselerden yaklaşık 50 takım ve 150 öğrencinin katıldığı yarışma heyecanlı anlara sahne oldu. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun’umuzun gençleri ürettikçe, geliştikçe ve kendilerini ifade ettikçe mutlu oluyoruz. Bizler her zaman onların yanında olmaya, gençlerimizi desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Tarım alanındaki projeleri ve üretime verdiği desteklerle dikkat çeken Samsun Büyükşehir Belediyesi, gençleri tarım ve tarım teknolojileri alanında bilinçlendirmek amacıyla "Liseler Arası İnovasyon Yarışması" düzenledi. Samsun genelindeki liselerden yaklaşık 50 takım ve 150 öğrencinin katıldığı yarışma yoğun ilgi gördü. Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından finale kalan takımlar projelerini jüri üyelerine sunma fırsatı buldu. Program kapsamında gerçekleştirilen final sunumlarında öğrenciler, geliştirdikleri projelerin teknik detaylarını ve çözüm önerilerini jüri üyeleriyle paylaştı. Etkinlik; protokol konuşmaları, finalist proje sunumları ve ödül töreniyle sona erdi. Dereceye giren öğrencilere çeşitli ödüller takdim edildi. Gençler bilim ve teknoloji odaklı geleceğe hazırlanıyor Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik; gençlerin bilim, teknoloji ve üretim odaklı projelerle geleceğe hazırlanmasına katkı sağlarken Samsun’da tarım ve teknoloji alanında yeni fikirlerin ortaya çıkmasına da öncülük etti. "Gençlerimiz yeter ki üretsin, biz daima yanlarındayız" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Bizler Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerimizin her alanda gelişimlerine katkı sunmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu tür yarışmalar ve etkinlikler ise onların yalnızca bilgi ve becerilerini sergilediği alanlar değil aynı zamanda özgüvenlerini geliştirdikleri ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürüdükleri çok değerli platformlar. Gezdiğimiz tüm stantlarda hayata geçirilen projelerin yalnızca birer çalışma ürünü olmadığını aynı zamanda insan hayatını kolaylaştıran, üretimi destekleyen ve geleceğe değer katan önemli adımlar olduğunu gördük. Samsun’umuzun gençleri ürettikçe, geliştikçe ve kendilerini ifade ettikçe mutlu oluyoruz. Bizler her zaman onların yanında olmaya, gençlerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Bu vesileyle katılım sağlayan tüm öğrencilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyor, başarılar diliyorum" dedi.