SAĞLIK - 18 Şubat 2026 Çarşamba 10:56

Ekran bağımlılığı gözleri kurutuyor: 20-20-20 kuralı kurtarıcı olabilir

A
A
A
Ekran bağımlılığı gözleri kurutuyor: 20-20-20 kuralı kurtarıcı olabilir

Uzun süre ekran karşısında kalmanın dijital göz yorgunluğunu tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, özellikle ekran kullanımına bağlı olarak göz kırpma sayısının azalmasının göz kuruluğunu artırdığını, yakın mesafeden uzun süre odaklanmanın göz kaslarını zorladığını ve çocuklarda kontrolsüz ekran süresinin miyopi riskini yükselttiğini vurguladı.


Dijital ekranlar artık yaşamın vazgeçilmez bir parçasıyken; eğitimden iş hayatına, sosyal ilişkilerden günlük iletişime kadar pek çok alanda bilgisayar, tablet ve akıllı telefon kullanımı artıyor. Yalnızca yetişkinler değil; çocuklar ve gençler de ders, ödev, oyun ve sosyal medya nedeniyle uzun süre ekran başında kalıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle uzun süreli ve aralıksız ekran kullanımının göz yorgunluğu ve kuruluk şikâyetlerini artırmaktadır. Gözler uzun süre aynı mesafeye odaklandığında hem kas yapıları hem de göz yüzeyi zorlanır. Düzenli ara verilmediğinde şikâyetler gün içinde belirgin şekilde artabilir" açıklaması yaptı.



Göz kırpma azalıyor, göz kuruluğu artıyor


Ekrana bakarken normalde dakikada 15-20 kez kırpılan gözlerin farkında olmadan çok daha az kırpıldığını söyleyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Bu durum gözyaşı film tabakasının bozulmasına ve göz kuruluğuna yol açar. Göz kırpma refleksi azaldığında göz yüzeyinin yeterince nemlenemez ve rahatsızlık hissinin artar. Özellikle klimalı ortamlarda çalışanlar ve kontakt lens kullanan bireylerde şikâyetler daha belirgin hâle gelir. Bu kişilerde yanma ve batma hissi daha yoğun yaşanabilir, günün ilerleyen saatlerinde bulanık görme şikâyetleri artabilir" şeklinde konuştu.



Yakın mesafe göz kaslarını sürekli çalıştırıyor


Uzun süre yakın mesafeden ekrana bakmanın göz kaslarının sürekli çalışmasına neden olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Gün sonunda göz çevresinde baskı hissi, şakaklarda gerilme ve odaklanmada zorlanma gibi yakınmalar ortaya çıkar. Çocuklarda ve gençlerde uzun süreli ve kontrolsüz ekran kullanımı, miyopi (uzağı görememe) gelişimi ve ilerlemesi açısından önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ekran kullanım süresi kadar ekranın hangi şartlarda ve ne kadar düzenli aralar verilerek kullanıldığı da önemlidir" dedi.



En etkili yöntem: 20-20-20 kuralı


Göz sağlığını korumak için en etkili yöntemlerden birinin 20-20-20 kuralı olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakmak göz kaslarını rahatlatır. Bu basit yöntem, ekran karşısında uzun süre kalan kişiler için etkili bir destek sağlar. Ekranın göz hizasından biraz aşağıda konumlandırılması, ortam ışığının uygun olması ve düzenli göz kırpmaya özen gösterilmesi de önemlidir. Gerektiğinde suni gözyaşı damlalarının kullanılması fayda sağlayabilir. Tüm bu önlemler dijital göz yorgunluğunu azaltmada önemli rol oynar. Ekranlardan tamamen uzak durmak günümüz şartlarında pek mümkün olmasa da bilinçli kullanım ve basit önlemlerle göz sağlığının korunabilir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ticaret Bakanlığı’ndan 3 adet suya 600 lira ödenmesine ilişkin açıklama: "İdari para cezası uygulandı" Ticaret Bakanlığı, Bursa’nın Mudanya ilçesindeki bir işletmede 3 adet su için 600 lira ödeme yapılmasına ilişkin yapılan inceleme sonucunda işletmeye tarife ve fiyat listesine aykırılıktan idari para cezası uygulandığını ve geriye dönük son 3 aya ait alış faturaları ve savunma talep edilerek ikinci bir tutanak düzenlendiğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı, sosyal medyada ve çeşitli haber sitelerinde yer alan Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir işletmede 3 adet su için 600 lira ödendiği haberleri hakkında açıklama yaptı. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, paylaşım üzerine Bursa Valiliği uhdesinde Bursa Ticaret İl Müdürlüğünce 17 Şubat’ta işletmede denetim gerçekleştirildiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: "Yapılan denetimde işletmenin kapı girişinde bulunması gereken fiyat listesi ile masalarda yer alması gereken menüler kontrol edilmiş, ayrıca içecek grubu ürünler başta olmak üzere fiyat uygulamaları mevzuat çerçevesinde incelenmiştir. İnceleme sonucunda 5 çeşit içeceğin kapı giriş fiyat listesinde ve menüde yer almadığı tespit edilmiş, bu nedenle işletmeye tarife ve fiyat listesine aykırılıktan idari para cezası uygulanmıştır. Bununla birlikte söz konusu içecekler hakkında ayrıca fahiş fiyat denetimi yapılmış, geriye dönük son 3 aya ait alış faturaları ve savunmaları talep edilerek ikinci bir tutanak düzenlenmiştir. Tutanakla birlikte bilgi ve belgeler hemen Ticaret Bakanlığımız bünyesindeki Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na gereği yapılmak üzere iletilmiştir. Yeme içme sektörü başta olmak üzere görev alanımıza giren tüm konularda hem rutin hem de şikayet üzerine denetimlerimizi kesintisiz sürdürüyor; tüketicilerimizin haklarını korumak ve piyasada adil fiyat uygulamasını temin etmek için gereken tüm idari işlemleri kararlılıkla uyguluyoruz."
Diyarbakır Öğretmen Akademilerinde sanat ele alındı Diyarbakır Öğretmen Akademileri kapsamında, Büyükşehir Öğretmenevinde gerçekleştirilen "Sanatın Toplumsal İletişime Katkısı: Anlam, Bellek ve Dönüşüm" başlıklı söyleşi, öğretmenlerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Doç. Dr. Zuhal Akmeşe, yaklaşık 2 saat süren etkinlikte sanatın toplumsal iletişimdeki rolü, kültürel bellekle ilişkisi ve dijital çağdaki dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle katılımcılarla birlikte ele aldı. Öğretmen Akademileri tarafından düzenlenen programın açılışında, sanatın yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim biçimi olduğu vurgulandı. Söyleşide, sanatın bireysel deneyimleri kolektif anlam dünyasına taşıyan sembolik bir dil olduğu belirtilerek, sanatın, bireyin iç dünyasını toplumun ortak hafızasına dönüştüren bir iletişim formu olduğu yaklaşımı öne çıktı. Programın ikinci bölümünde sanatın toplumsal işlevleri üzerinde duruldu. Sanatın ortak duygulanım alanı oluşturduğu, görünmeyeni görünür kıldığı ve empatiyi mümkün kılan en güçlü iletişim alanlarından biri olduğu ifade edildi. Özellikle afetler, göç, toplumsal eşitsizlikler ve kültürel kırılmalar sonrasında üretilen sanatsal çalışmaların, toplumsal dayanışma ve anlam üretimi açısından önemli bir rol üstlendiği vurgulandı. Söyleşide ayrıca sanatın toplumsal bellek ve kimlik inşasındaki işlevi ele alındı. Sinema, edebiyat ve mimarlık gibi alanların toplumların geçmişle kurduğu ilişkiyi taşıyan önemli hafıza araçları olduğu belirtilerek, toplumların geçmişlerini çoğu zaman tarih kitaplarından çok sanat eserleri aracılığıyla hatırlar" değerlendirmesi paylaşıldı. Etkinliğin bir diğer başlığını ise sanatın eleştirel ve dönüştürücü gücü oluşturdu. Sanatın yalnızca toplumsal gerçekliği yansıtan bir alan olmadığı; aynı zamanda alternatif anlatılar üreterek kamusal tartışma zemini açan ve toplumsal farkındalık oluşturan bir işlev üstlendiği ifade edildi. Bu çerçevede sanatın bir "sembolik mücadele alanı" olduğuna dikkat çekildi. Programın son bölümünde dijital çağın sanat ve iletişim üzerindeki etkileri değerlendirildi. Dijital teknolojilerle birlikte üretim imkanlarının demokratikleştiği, ancak aynı zamanda hız ve görünürlük baskısının yüzeyselleşme riskini de beraberinde getirdiği belirtildi. Günümüzde sanatın daha geniş kitlelere ulaştığı ancak aynı hızla tüketildiği gerçeği tartışmaya açıldı. Söyleşi, öğretmenlerin aktif katılımıyla gerçekleşen soru-cevap bölümüyle sona erdi. Katılımcılar, sanatın eğitim süreçlerinde nasıl daha etkili kullanılabileceği ve öğrencilerde estetik duyarlılık ile eleştirel düşünmenin nasıl geliştirilebileceği üzerine görüş alışverişinde bulundu. Program, Öğretmen Akademileri’nin öğretmenlerin kültürel ve entelektüel gelişimine katkı sunmayı amaçlayan çalışmalarının önemli bir örneği olarak değerlendirildi.
Gaziantep Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri’nde bilimsel başarı Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması kapsamında gerçekleştirilen proje sergisi ve ödül törenine katılan Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri öğrencileri hazırladıkları proje ile bölge üçüncülüğü elde ederek proje alanında önemli bir başarıya imza attı. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri öğrencileri hazırladıkları bilimsel projelerle dikkat çekerken Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması kapsamında yarışan projeleriyle Güneydoğu Anadolu Bölge üçüncülüğünü elde ettiler. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel "GKV Özel Okulları, akademik başarının yanında bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeyi, araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler yetiştirmeyi temel hedef olarak benimsemektedir. Öğrencilerimizin bilimsel süreçlere aktif katılım sağlaması, proje kültürü kazanması ve ulusal platformlarda okulumuzu başarıyla temsil etmesi, eğitim vizyonumuzun en somut göstergelerindendir. Bu anlamlı başarı disiplinli çalışmanın, nitelikli rehberliğin ve bilimsel üretime verilen önemin bir sonucudur. Emeği geçen kıymetli öğretmenimize ve azimleri, özverileri ve üstün gayretleriyle bizleri gururlandıran öğrencilerimize teşekkür ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz" dedi. Şehitkamil Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Tiryakioğlu da yarışmada sergilenen projeleri ziyaret ederek GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel’den projeler ve yarışma hakkında bilgiler aldı. Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Esra İbanoğlu da bilimsel çalışmaların sergilendiği fuayeyi ziyaret ederek GKV Özel Liseleri öğrencileri tarafından hazırlanan projeler hakkında bilgiler alarak emeği ve katkısı bulunan idareci, öğretmen ve öğrencileri kutladı.