SAĞLIK - 22 Mayıs 2025 Perşembe 11:41

Ergenlerde anoreksiya tehlikesi: "Aileler, ‘Okuldan arandık, bayıldı’ diyor, sosyal hayatlarını deva

A
A
A

Türkiye’de ve dünyada zaman zaman ünlü isimlerle gündeme gelen kilo almaktan aşırı korkma hali olarak belirtilen anoreksiya nevrozanın ergenler arasında da tehdit olabildiğini söyleyen uzmanlar uyarıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Dağ, "Bizi en çok zorlayan anoreksiya nevroza, zayıf olmasına rağmen kilo almaktan korkuyorlar. Bazı hastalarımın aileleri, ‘Okuldan arandık, hastamız bayıldı’ diyor ya da acil servislere bayılmayla gelen anoreksiyalı olduğunu anladığımız hastalarımız da var. Sosyal medyanın etkisi küçümsenemez, güzellik anlayışı eşittir zayıflık gibi lanse edilebiliyor, çok yanlış. Son zamanlarda hem atipik anoreksiyanın hem diğer anoreksiya tipinin arttığını gözlemlemekteyim. Daha çok orta ergenlik dönemi 13-17 yaş arası hastaları görmekteyiz, daha riskli bir dönem, sosyal hayatlarını devam ettiremiyorlar " dedi. 

Türkiye’de ve dünyada zaman zaman ünlü isimlerle de gündeme gelen anoreksiya vücuda enerji alımının sürekli kısıtlanması, kilo almaktan aşırı korkma hali olarak ifade edilirken uzmanlar uyarıyor. Sosyal medya, çevresel etkiler ve gençler arasında yanlış bir beden algısı oluşmasının ergenleri de etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Dağ, hastalığa ilişkin bilgi verdi.

"En çok zorlayan yeme bozukluğu; anoreksiya nevroza"

Yeme bozukluklarının tiplerine yönelik konuşan Prof. Dr. Hüseyin Dağ, "Anoreksiya, blumia olabilir, kaçıngan kısıtlayıcı yeme bozukluğu olabilir. Birçok tipi var ama en çok zorlayan yeme bozukluğu; anoreksiya nevroza. Daha çok kadınlarda görülür, 4-10 kat daha sık görülmekte ama son zamanlarda erkeklerde de atipik formlarını görmeye başladık. Ergenlerde genelde şu şekilde görmekteyiz; çok kısıtlayıcı, enerji alım eksikliği söz konusu. Bu hastalarımız zayıf olmasına rağmen kilo almaktan korkuyorlar. Yemekten kaçınma davranışı söz konusu, en önemli farklardan bir tanesi de hastalarımızda beden algısı bozulmuştur. Kendi bedenlerine dair çarpık düşünceleri söz konusu, zayıf olmalarına rağmen kendilerini kilolu olarak görmekteler. Tedavisi çok zor, multidisipliner olmalı. Diyetisyen, çocuk, ergen sağlığı uzmanı, çocuk psikiyatri, psikolog ile iş birliği yaparak tedavi gerekiyor. Anoreksiyayı erken tanımlayabilirsek işimiz daha kolay ama çoğu zaman geç kalabilmekteyiz. Neden; ergenler bunu hastalık olarak görmüyorlar, dolayısıyla herhangi bir şikayetleri olmuyor, ne zaman ki vücut kitle indeksleri çok düştüğü ve bu hastalık ağırlaştığı zaman ailenin dikkatini çekmekte. Sosyal hayatlarını devam ettiremiyorlar ya bu yüzden hastaneye getiriliyorlar ya da aile o bariz zayıflığı görüp kendileri çocuğu ikna ederek hastaneye getiriyor" dedi.

Ergenlerde anoreksiya tehlikesi:

"Acile bayılmayla gelen, anoreksiya olduğunu anladığımız hastalarımız var"

Hastalığın oluşumundaki faktörlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Dağ şöyle konuştu: "Çok faktör var, bu hastalıkta genetik faktör çok önemli, araştırmalarda ailede birisinde bu hastalık varsa bunun diğer bireylerde görülme oranının 10 kat arttığına dair bilgiler var. Ailede birisinin kaybı bunu tetikleyebilmekte, obez bireyler diyet yaptıkları zaman nerede duracaklarını bilemeyebilirler. Son zamanlarda obez bireylerde yapılan diyetten sonra anoreksiyalı hastaları görmekteyiz. Buna çok dikkat etmemiz lazım. Son zamanlarda anoreksiyayı tetikleyen başka bir durum da normal vücut kitle indeksine sahip bireylerin diyet yapması çünkü belli bir zamandan sonra açlık sinyalleri algılanamıyor. Çok zorlanıyorlar, bazı hastalarımın aileleri şunu söylemekte ‘Okuldan arandık, hastamız bayıldı, dersleri dinleyemiyor’ ya da zaman zaman acil servislere bayılmayla gelen ve aldığımız öyküden sonra anoreksiyalı olduğunu anladığımız hastalarımız da var. Erken tanı tabi ki bu hastalarda çok çok önemli"

Ergenlerde anoreksiya tehlikesi:

"Kendi tecrübem; anoreksiyanın arttığını gözlemlemekteyim"

Sosyal medyanın etkisine yönelik değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Dağ, "Tetikleyici çok faktör var, sosyal medyanın etkisi küçümsenemez. Sosyal medyada anoreksiyaya vurgu yapan, öne çıkartan, öven bazı yayınlarla karşılaşabilmekteyiz. Güzellik anlayışı eşittir zayıflık gibi lanse edilebiliyor, bu çok yanlış. Yapılan araştırmalarda kadınların yarısı erkeklerin 4’te biri kendi bedenlerini beğenmiyorlar, özellikle ergenlerde bu çok çok önemli. Anoreksiya bir hasta yemek yemediği zaman anne baba, çevre yemek yemesi yönünde, ergene çok baskı yapılıyor bu yanlış çünkü bu çok kolay bir şey değil. Baskıyla çözümlenecek bir şey değil, bu bir hastalık. Empatik atmosferde yaklaşmakta fayda var. Şüphe ediliyorsa çocuk yemek yemeyi reddediyorsa, sürekli kalori hesabı yapıyorsa, yemek yemekten daha ziyade yemek yedirmeyi seviyorsa son 3 ayda 6 kilo ve üzerinde bir kayıp söz konusu ise mutlaka ailelerin bu hastaları bir sağlık kuruluşuna götürmeleri gerekmekte. Deneyimim; son zamanlarda hem atipik anoreksiyanın hem diğer anoreksiya tipinin arttığını gözlemlemekteyim" ifadelerini kullandı.

Ergenlerde anoreksiya tehlikesi:

"13-17 yaş arası hastaları görmekteyiz"

Kişilere çevrenin yaklaşımının büyün önem taşıdığını aktaran Prof. Dr. Dağ, "Daha önce biraz obezitesi olup ailede sataşmalar olunca bir hastam bu şekilde anoreksiya hastalığına yakalanmıştı. Bir hastam dedesini kaybetmişti, onu çok etkilemişti bir yeme bozukluğuyla bana başvurmuştu. Genelde tetikleyici faktörlerin olduğunu buna toplum olarak dikkat etmemiz gerektiğini söyleyebilirim. Sağlıklı yaşam stillerini tabi ki topluma öğretmemiz gerekiyor. Fiziksel aktiviteyi sağlıklı beslenmeyi tabi ki önereceğiz. Sürekli kilo temelli konuşmalardan uzak durmamız lazım. Özellikle bir ergen diyet yapacaksa bir çocuk sağlığı uzmanı veya bir diyetisyen eşliğinde olmalı. Tedavisi maalesef çok uzun bir süreç, bazen 1-2 ayımızı alabiliyor bazen 1 yıl sürebiliyor, bazen düzelen hastalarımız var, sonrasında nüksleri görebiliyoruz. Ömür boyu bu hastaları takip etmekte fayda var. Medikal tedavi psikiyatrinin de desteğiyle, hem de burada bir diyet tedavisi uyguluyoruz. Evde ‘Yemek ye’ baskısı asla yapmasınlar çünkü başarılı olamayacaklar, o çatışmayı tetiklemekten başka bir şeye yaramayacak. Genelde daha çok orta ergenlik dönemi yani 13-17 yaş arası hastaları görmekteyiz. Orta ergenlik dönemi daha riskli bir dönem, burada kendilerini beğendirme istediği, daha ön planda, risk aldıkları bir dönem, dikkat etmekte fayda var" diye konuştu.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da Tekin Uğurel için "Saygı Gecesi" düzenlendi Kütahya Belediyesi tarafından, kentin kültürel ve sanatsal hayatına uzun yıllar katkı sunan yazar, bestekâr ve musikişinas Tekin Uğurel onuruna "Saygı Gecesi" düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda duygu dolu anlar yaşandı. Kütahya’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Tekin Uğurel için düzenlenen geceye şehir protokolü, akademisyenler, sanatçılar, yakın dostları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran davetliler, usta sanatçının hayatı boyunca ortaya koyduğu eserleri ve kültürel katkılarını bir kez daha yakından hatırlama fırsatı buldu. Program kapsamında ilk olarak, Tekin Uğurel’in sanat ve edebiyat hayatını anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimde sanatçının yıllar boyunca kaleme aldığı eserler, bestelediği çalışmalar ve katıldığı kültürel etkinliklerden kesitlere yer verildi. Gece boyunca söz alan dostları ve meslektaşları, Uğurel’in sanatçı kimliği, mütevazı kişiliği ve Kütahya kültürüne sunduğu katkılar hakkında konuşmalar yaptı. Programda seslendirilen eserler ve besteler ise davetlilerden büyük beğeni aldı. Etkinliğe katılarak konuşma yapan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, yaşayan değerlere sahip çıkılmasının önemli olduğunu belirterek, böyle anlamlı bir saygı gecesinin düzenlenmesinin takdire değer olduğunu ifade etti. Programın sonunda Belediye Başkan Vekili EjderhanGezer ile Belediye Başkan Yardımcısı Himmet Sarıyar tarafından, Tekin Uğurel’e hediye ve plaket takdim edildi. Duygusal anların yaşandığı gecede konuşan Tekin Uğurel ise kendisi adına böyle anlamlı bir organizasyon düzenleyen Kütahya Belediyesi yetkililerine ve geceye katılan herkese teşekkür etti.
Kütahya Tavşanlı MYO öğrencilerinden anlamlı etkinlik Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tavşanlı Meslek Yüksekokulu (MYO) öğrencileri, sosyal sorumluluk projesi kapsamında Kuruçay İlkokulu ve Ortaokulu öğrencilerine yönelik "Sevgi Köprüsü" etkinliği düzenledi. Üniversite öğrencileri, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ve MYO yönetiminin destekleriyle gerçekleştirdikleri organizasyonda minik kardeşleriyle bir araya gelerek kültürel ve toplumsal değerleri paylaştı. Tavşanlı MYO Öğrenci Topluluğu Başkanı Ceren Demirayak’ın sunuculuğunu üstlendiği program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programın açılış konuşmasını üniversite öğrencileri adına yapan Dolunay Şahin, milli birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, "Küçük kardeşlerimizin gözlerindeki ışıltı ve neşeyle güçlenecek olan birlik ruhu, geleceğe uzanan bir bağ oluşturacak" dedi. Kuruçay İlkokulu Müdürü Hasan Hüseyin Çevik ise üniversite öğrencilerini ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, bu tür etkinliklerin çocukların sosyal ve kültürel gelişimine büyük katkı sağladığını vurguladı. Tavşanlı MYO Müdürü Prof. Dr. İsmet Çelik, organizasyonun aziz milletimizin özünde yer alan yardımlaşma ve dayanışma kültürünün en güzel yansımalarından biri olduğunu dile getirdi. Çelik, desteklerinden dolayı Tavşanlı Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü’ne, Kuruçay Belediye Başkanı’na, okul yöneticilerine, muhtarlara ve emeği geçen tüm personele teşekkür etti. Kuruçay Belediye Başkanı Rengül Atıcı da üniversite gençliğinin toplumsal dayanışma bilinciyle hareket etmesinin son derece anlamlı olduğunu belirterek, MYO yönetimine ve öğrencilere teşekkürlerini iletti. Kuruçay İlkokulu bahçesinde düzenlenen etkinliğe Kuruçay Belediye Başkanı Rengül Atıcı, MYO Müdürü Prof. Dr. İsmet Çelik, okul müdürleri Ahmet Halid Güçlü ve Hasan Hüseyin Çevik’in yanı sıra MYO akademik ve idari personeli, muhtarlar, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Tavşanlı Gençlik Merkezi görevlilerinin de destek verdiği etkinlikte kurulan oyun alanlarında çocuklar gönüllerince eğlendi. Gün boyu süren programda sandalye kapmaca, donma oyunu, yüz boyama etkinlikleri, palyaço gösterileri gerçekleştirilirken, çocuklara pamuk şeker ikram edildi. Öğrenciler arasında sevgi ve paylaşım bağlarını güçlendiren etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.