SAĞLIK - 10 Mayıs 2025 Cumartesi 15:28

Eş dost tavsiyesiyle ilaç almak yerini, yapay zeka destekli sahte uzmanlara bıraktı

A
A
A
Eş dost tavsiyesiyle ilaç almak yerini, yapay zeka destekli sahte uzmanlara bıraktı

Toplumda sıklıkla görülen diyabet, yüksek tansiyon, obezite, metabolik sendrom, kolesterol ve damar kireçlenmesi gibi pek çok hastalık, aynı anda hem kalp hem böbreği olumsuz yönde etkileyerek, sağlık durumunun bozulmasına zemin oluşturuyor.


Türk Böbrek Vakfı, Türk Kalp Vakfı ve Türk Nefroloji Derneği ‘Kardiyorenal Sendrom’ ve ilişkili sağlık sorunlarının risk faktörleri, belirtileri, korunma ve tedavilere dair halkı bilgilendirmek için ortak çalışmada buluştu.


Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye dünyanın hatırı sayılır obez ülkelerinden biri haline geldi. Maalesef, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, obezite ve kronik böbrek hastalığı; adeta mahşerin dört atlısı gibi bizi kuşattı. Bir Akdeniz ülkesi olmamıza ve Akdeniz tipi beslenmenin ne kadar sağlıklı olduğunu bilmemize rağmen basit karbonhidrat ve tatlı ağırlıklı beslenmeden vazgeçemedik. Kötü alışkanlıklarımızın toplamı, sağlığımıza mal oluyor. Vücudumuz saat gibi çalışan, kusursuz bir mekanizmaya sahip. Ancak iç organlarımızdaki en ufak bir sorun, adeta bir domino taşı etkisi göstererek birbirini olumsuz etkiliyor. Bugün kalp ve böbrek sağlığı arasındaki kritik ilişkiye parmak basmak üzere bir araya geldik. Bundan sonraki süreçte de konuyla ilgili tüm detayları masaya yatıracak, sebep-sonuç ilişkisini, neler yapmamız gerektiğini ayrıntılarıyla ele alacağız" dedi.


Erk, "Bugün dikkat çekmek istediğim bir diğer önemli konu da kişilerin maalesef hekim görüşü almadan, kulaktan dolma bilgilerle tedavilerine yön vermeleridir. Yakın zamana kadar eş dost tavsiyesiyle ilaç alan veya tıbben doğrulanmamış bitkisel ürünler kullananlardan bahsediyorduk. Bugün dijital medyanın ve yapay zekanın yükselişiyle birlikte, özellikle sosyal medyada takviyeler, ürünler, tedavi yöntemleri önerenleri görüyorum. Çok takipçili bu hesaplarda uzman olmayan kişilerin yapay zekadan destek alarak hazırladıkları videolar adeta bir uzman hekimmişçesine verdikleri tavsiyeler ve kontrolsüzce pazarladıkları bu ürünler, yazılan yorumlar ile ciddi anlamda tehlike içeriyor. Hatırlatmak istiyorum; uzman hekim haricinde size tavsiye edilen ilaçlar ve tedaviler tehlike arz etmektedir. İlaç kullanımında doz, kullandığınız diğer ilaçlar, eşlik eden hastalıklar, alerjileriniz gibi farklı değişkenler de uzmanınız tarafından değerlendirilmeli ve tedaviniz belirlenmelidir" dedi.


Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen de, "Dünyada 700 milyon kronik böbrek hastası, 500 milyon da diyabet hastası olduğu biliniyor. 60 milyon civarında da kalp yetersizliği hastası olduğu tahmin ediliyor. Rakamlar korkutucu boyutlarda. Türkiye’de ise 2011-12 yıllarında yapmış olduğumuz tüm coğrafi bölgelerden örneklenme usulüne göre yapılan yaklaşık 10 bin hastayı içeren kronik böbrek hastalığı sıklığı yüzde 17. Her 6 kişiden 1’in de böbrek yetersizliği tespit etmek mümkün. İlerleyen dönemlerde de bu hastaların en ileri aşamaya gidip diyaliz ya da nakil ihtiyacı duymaları mümkün. Dolayısıyla çok yoğun bir hasta popülasyonu var. Bu hastalarla bağlantılı olabilecek diyabet sıklığı Türkiye’de yüzde 13-15 civarında. 6-7 kişiden birinde diyabet olduğunu varsaymak gerekiyor. Hipertansiyon sıklığı biraz daha fazla. O da erişkin popülasyonunda yüzde 32 civarında. Her 3 kişiden 1’inde hipertansiyon saptıyoruz. Bu rakamları bilerek konuşmak ve ileriye bakmak gerekiyor. Eğer bu hastalıkları tedavi etmezseniz sonuçları çok kötü oluyor. Birincisi devlete, Sağlık Bakanlığı’na çok büyük bir mali yük getiriyor. İkincisi de bu hastaların yaşam süreleri kısalabiliyor. 3 hastalıkta da son döneme ulaşılırsa diyaliz hastaları, kalp yetersizliği, kalp krizi, inme, felç gibi durumlar oluyor ve hastanın hayatı tehlikeye girmiş oluyor. Bu nedenle zamanında tespit edip önlemini alabilirsek mücadele edip ölüm oranını azaltmamız mümkün olur. Türkiye’de bu konularda yapacak çok şey var. Yararlılığı kanıtlanmış bazı ilaçlar yeni yeni kullanıma giriyor. Bazı ilaçlar izinle alınabiliyor fakat ilaçların etkinliğini gösteren kanıtlar arttıkça ilaçların geri ödemeye alınması ve hastalarımızın kullanması mümkün oluyor" dedi.


Türkmen, "Türkiye’de her sene milyon nüfus başına 150 hasta diyalize gidiyor. Yaklaşık 11-12 bine yakın bir rakam. Diyalize giren hastalarımızın yaklaşık yüzde 10’unu kaybediyoruz. Özellikle kalp-damar hastalarını kaybediyoruz. 7-8 bin hasta diyalizde hayatını kaybediyor yerine 12-13 bin hasta giriyor. Bu durum da diyaliz hasta popülasyonu arttırmaktadır. Bir diyaliz hastasının devlete maliyeti senede genellikle 20-25 bin dolar arasıdır. Dolar olarak söylememizin nedeni ise kullandığımız sarf malzemelerin hepsi yurt dışından geliyor olması. Hastalığı 3-4 evrede yakalamamız gerekiyor. Bu hastaların tamamını nefrologlar görmüyor. Görse hastalıkların yönetimi çok kolay oluyor. Hastaların uzun süre diyalize ihtiyaçları olmadan takipleri mümkün olabiliyor. Onun için bu konularda ciddi düzenlemeler gerekiyor. Özellikle hipertansiyon ve diyabet bu bahsettiğim kronik böbrek yetersizliklerinin altındaki temel neden. Bu hastalıklar çok büyük bir kesimi ilgilendirdiği için erken tanınması lazım. Diyabetin ve hipertansiyonun bu kadar yoğun olduğu bir ülkede sık taramalar yapmak gerekiyor" dedi.


Türk Kalp Vakfı Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Deniz Kılıç ise kardiyologların böbrek hastalıkları açısından yaşadığı zorluklardan söz etti. Dr. Kılıç, "Kronik böbrek hastalığı ve yetersizliği kardiyovasküler hastalıklar açısından büyük bir risk faktörü. Böbrek hastalığının ağırlığına göre kardiak risk 2 ila 4 kat arasında artıyor. Bizler kardiyolog olarak kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda bir takım zorluklarla karşılaşıyoruz. Örneğin böbrek yetersizliği anemiye sebep oluyor. Anemi bizim açımızdan kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarını bozan bir durum. Bu da hastaların ileride kalp yetersizliği yaşamalarını tetikleyen bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Biz böbrek yetersizliği olan hastalarda koroner anjiyografi yapmaktan çekiniyoruz. Çünkü bizim kullandığımız kontrast maddeler, böbrek fonksiyon bozukluğu başlamış olan hastada böbrek tablosunun aniden bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle çok zorda kalmadığımız sürece invaziv işlemlerden kaçınıyoruz. Özetle böbrek yetersizliği olan bir hastanın kardiyoloji kontrolü dikkat gerektiren zorlu bir süreç" dedi.


Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay da, "Kronik böbrek hastalıklarının yüzde 34’ü diyabet, yüzde 27’i hipertansiyon kaynaklı olarak yer almaktadır. Yani değerleri topladığımızda yüzde 55-60 oranında. Hipertansiyon ve diyabetin ülkemizdeki böbrek popülasyonuna sebep olduğunu biliyoruz. Bu oranlara bakarak bu iki hastalığın erken evrede ve etkin tedavi edilmesi ile kalp ve böbrek komplikasyonlarının önlediğini biliyoruz. Bu iki hasta grubunun erken dönemde tedavi edilmesi çok önemlidir. Şeker hastalığına bağlı böbrek hastalığı hem tip1 hem de tip 2 diyabet grubunda olmaktadır. Her iki grupta 15-20 yıllık süreçte toplamda yüzde 20-25 diyabet hastası böbrek yetersizliğine ilerlemektedir. Erken evredeki tedavilerde bütün amacımız hastanın böbrek yetmezliğinin son evreye yani diyalize gitmesini engellemektir. Çünkü bu aşamadaki sürecin 15-20 yıl gibi uzun bir zamanı vardır. 55-60 yaşlarındaki insanın diyaliz hastası olması var, 70-80’li yaşlara kadar iyi bir tedavi ile hiç diyaliz hastası olmaması var. Dolayısı ile erken evrenin önemi hastalar için son derece mühim" dedi.


Alpay, "Ülkemizin tüm bölgelerinde yapılan bir çalışma var. Tuz tüketimi ortalama 16-18 gr civarında. Biz hipertansiyon hastalarında 2 gram tuzdan bahsediyoruz. Tuz tüketiminin tansiyon hastalığı ile ilişkisini biliyoruz. Şeker hastalığının da ilaçları ve tedavisi çok önemlidir. Böbreklerin etkilemesi ile ilgili hastalıklarda böbrekler son evreye gelene kadar vücutta hiçbir klinik bulgu vermeyebilir. Bu nedenle özellikle hipertansiyon ve diyabet hastalarının böbrek tutulumu açısından periyodik tarama yapılması gereklidir. Her tansiyon ve şeker hastasında kan tahlillerinin yanında idrar tahlili de yapılması çok önemlidir. Özellikle tek bir idrar tahlilinde kişinin böbrek hastası olup olmadığını, riskini söyleyebiliyoruz. Bu anlık verilen bir idrarda bakılan mikroalbumin testidir. Sonuç olarak hastalarımızı bu testlerle tarayarak böbrek yetmezliği durumu ve evresini tespit ediyoruz. Her tespit ettiğimiz evrede çok iyi ilaçlarımız var, tedavi ve takiple son evre olan evre 5’e gitmesini engelleyebiliyoruz" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Havza 25 Mayıs Festivali, sel felaketi nedeniyle iptal edildi Samsun’un Havza ilçesinde 12 Mayıs’ta yaşanan sel felaketinin ardından toplanan 25 Mayıs Festivali Tertip Komitesi, bu yılki şenlikleri iptal etme kararı aldı. 25 Mayıs’ta yalnızca resmi anma programı gerçekleştirilecek. Havza’da 12 Mayıs 2026 tarihinde meydana gelen ve ilçe merkezini göle çeviren sel felaketinin yaraları sarılmaya devam ederken, ilçenin en önemli etkinliklerinden biri olan 25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Termal Turizm Festivali ile ilgili beklenen karar kamuoyuyla paylaşıldı. Havza Kaymakamı Mustafa Ayvat ve Havza Belediye Başkanı Av. Murat İkiz’in katılımıyla bugün toplanan Festival Tertip Komitesi, selin getirdiği yıkım ve ilçedeki mevcut durumu değerlendirdi. Yapılan oylama sonucunda, bu yılki festival etkinliklerinin iptal edilmesine oy birliğiyle karar verildi. Festival Tertip Komitesi Başkanlığı tarafından yayımlanan 2026/7 numaralı resmi kararda şu ifadelere yer verildi: "İlçemizde, 12 Mayıs 2026 tarihinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle 25 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Termal Turizm Festivali iptal edilmiş olup, sadece 25 Mayıs 2026 Pazartesi günü, 25 Mayıs resmi programı Mehmetçik Meydanı’nda yapılacaktır." Alınan bu karar, felaketin hemen ardından ilçe halkının acısını ve mağduriyetini paylaşmak adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yüzlerce ev ve iş yerinin hasar gördüğü ilçede, tüm kamu kurumları ve belediye ekiplerinin önceliğinin temizlik, hasar tespiti ve afetzedelere yardım ulaştırmak olduğu biliniyor. 25 Mayıs Pazartesi günü düzenlenecek resmi törenin ardından, ilçedeki normalleşme çalışmalarına hız kesmeden devam edilecek.
Van Muradiye’de 630 kilo inci kefali ele geçirildi Van’ın Muradiye ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen denetimlerde, kaçak avlandığı belirlenen 630 kilogram inci kefali ele geçirildi. Olayla ilgili 1 kişiye 16 bin 106 TL idari para cezası uygulandı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin korunmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalinin kaçak avlanmasının önlenmesine yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Edinilen bilgiye göre, Van İl Jandarma Komutanlığı Çevre Koruma Timi ile Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Karahan Mahallesi’nde önleyici kolluk devriyesi gerçekleştirildi. Devriye sırasında Bendimahi Köprüsü altında şüpheli hareketlilik fark eden ekipler, S.R.A. isimli şahsı takibe aldı. Yapılan kontrolde, şahsın yumurtlama döneminde avlanması yasak olan inci kefallerini fileli kepçe yardımıyla dereden topladığı tespit edildi. Şahsın yanında ve çuvallar içerisinde yapılan incelemelerde 630 kilogram canlı ve cansız inci kefali balığı, 2 adet fileli kepçe ile 1 adet balıkçı tulumu ele geçirildi. Ele geçirilen balıklar ve av malzemeleri muhafaza altına alınırken, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’na muhalefet ettiği belirlenen şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı. Kaçak avcıya yasak dönemde avlanmaktan dolayı 16 bin 106 TL idari para cezası kesildi. Van İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, yasak dönemde avcılık faaliyetlerinin önlenmesi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
Bursa Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Afife gururu Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülüne layık görülen Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun yapımı "İlk Bakışta Prima Facie"nin başrol oyuncusu Rabia Zehra Şafak ve yönetmeni Barış Ayas, üretim süreçlerini anlattı. İkili, Nilüfer’de sağlanan özgür sanat ortamının ve kurumsal desteğin bu başarıdaki en büyük etken olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nden "Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu" ödülüyle döndü. Ödülü "İlk Bakışta Prima Facie" oyunundaki performansıyla alan Rabia Zehra Şafak ile oyunun yönetmeni Barış Ayas, prodüksiyon sürecini ve NKT’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim anlayışını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun yıllara yayılan kolektif vizyonuna dikkat çeken ikili, Nilüfer Belediyesi’nin tiyatroya sunduğu katkıların Türkiye için taşıdığı önemi anlattı. "Hayallerimi süsleyen bir ödüldü" Afife Tiyatro Ödülleri’nin alanında Türkiye’nin en önemli törenlerinden biri olduğunu söyleyen Rabia Zehra Şafak, ödül anını şu sözlerle anlattı: "Benim için yeri çok ayrı olan, hayallerimi süsleyen, ‘bir gün olur mu acaba’ dediğim bir şeydi. ‘İşte oldu, başardım’ duygusundan ziyade bir patlama, rüya gibi bir andı. Sadece bir başarı değil, insana bir sorumluluk, bir taşıyabilme güdüsü de hissettiriyor." Mesleğinin zirvesindeki rasyonel avukat Tessa’nın, hayatın beklemediği bir yüzüyle karşılaşmasını sahneye taşıyan Şafak, tek kişilik bir oyunun zorluklarına da değindi. Süreci, "Kaçacak hiçbir yerinizin olmadığı bir er meydanı" sözleriyle özetleyen oyuncu, "Nefesinizin, bedeninizin, ritminizin bir arada çalıştığı bu süreçte işimi en çok yönetmenimiz Barış kolaylaştırdı. Birbirimize tutunduk. Karakterin kendi içinde yaşadığı kırılmada dürüst kalmaya çalışarak ben de pek çok dönüşüme uğradım, yüzleşmeler yaşadık. Kısa sürede, kan, ter ve gözyaşıyla tamamladığımız, öğretici bir süreçti" ifadelerini kullandı. "Ödüller yeni bir eşik" Kazanılan ödülün mutluluk verici olmasının yanı sıra büyük bir sorumluluk da getirdiğini belirten oyunun yönetmeni Barış Ayas ise, bu başarıyı Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun uzun yıllara dayanan birikiminin yansıması olarak değerlendirdi. Seyirciyi sadece izleyen değil, deneyimleyen ve motive eden bir tarafa taşımak istediklerini belirten Ayas, "Nilüferli olmanın, Nilüfer’de uzun yıllardır üretim yapan, entelektüel birikimini katan herkesle beraber oluşturduğumuz bir vizyon var. Alınan adaylıklar ve ödüller bizim için sonuçtan ziyade bundan sonra ne yapacağımıza dair heyecan veren birer eşik" diye konuştu. Yönetmenliğin yanı sıra kendisinin aynı zamanda oyuncu olmasının da çalışma sürecini kolaylaştırtığını belirten Ayas, "Düzenli olarak oyunlar oynayan, oyuncular yetiştiren bir tiyatronun giderek kendi yazar ve yönetmenlerini de çıkarması çok kıymetli. Bizim asıl amacımız yenilikçi repertuvarımızla yapılmamış olanı denemek" dedi. Nilüfer belediyesinden örnek tiyatro modeli Başarının temelinde Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu destek ve özgürlük alanı olduğunu belirten Rabia Zehra Şafak, "Bir belediye tiyatrosunun otosansür kullanmadan, risk alarak böyle güçlü bir kadın metnine alan açması bence çok büyük bir şey. Seyircilerin gelip ‘Ne kadar cesur bir iş ortaya koymuşsunuz’ demeleri bizi ekstra onurlandırıyor" diye konuştu. Nilüfer Belediyesi’nin Türkiye tiyatro literatüründe ilçeler için örnek bir yapılanma kurduğunu belirten Barış Ayas da şöyle konuştu: "Nilüfer Belediyesi ve NKT olarak kentteki sanat anlayışını besleyen, diğer ilçelere örnek olan bir yapı kurduk. Meslektaşlarımız burada sadece üretmeye odaklanabiliyor. Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu bu vizyon sayesinde herhangi bir sansürle karşılaşmadık; herkes bu işin arkasında durdu." İkili konuşmalarında oyunun sahnelenmesinde ve hazırlanmasında sağladıkları destekler ve katkılar için Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları ile Adem Mülazim, Burak Etöz, Okan Temizarabacı, Deniz Göl ve Cem Yılmazer başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ettiler. "İlk Bakışta Prima Facie" oyununu ve oyunun ele aldığı konuları farklı şehirlere taşımayı hedeflediklerini belirten ekip, hayallerinin kapsamlı bir Anadolu turnesi olduğunu ifade edere, "Kadın haklarını, adaleti ve sistemleri açıkları tartışmaya ve konuşturmaya devam edeceğiz" mesajını verdiler.
Gaziantep Gaziantep Kolej Vakfı’nda 19 Mayıs coşkusu 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okullarında düzenlenen kutlamalar büyük ilgi gördü. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Konferans Salonunda düzenlenen GKV Özel Liseleri öğrencilerinin hazırladığı "19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı" törenine Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Esra İbanoğlu, Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareciler, öğretmenler ve çok sayıda davetlinin yanı sıra öğrenciler katıldı. GKV Özel Okulları çok amaçlı salonunda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın anlam ve önemini anlatan konuşmasında GKV Özel Liseleri Müdürü Sadık Murat Öngen, " Bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da tutuşturduğu Kurtuluş meşalesinin Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 107. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Milletimizin tüm onur ve asaleti ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde Tarih sahnesinde şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs" dedi. Yapılan konuşmaların ardından 19 Mayıs konulu belgesel filmin gösterimi gerçekleştirildi. GKV Özel Liseleri öğrencileri "Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini" ve "Gençliğin Ata’ya Cevabı" isimli mektubunu okudular. 19 Mayıs Oratoryosunu sahneleyen öğrenciler izleyenler tarafından ayakta alkışlandı. Etkinlikleri değerlendiren GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel programın hazırlanmasında emeği geçen öğretmen ve öğrencileri kutlayarak etkinliklerin hafta boyunca devam edeceğini açıkladı.