GÜNDEM - 16 Ocak 2026 Cuma 10:22

İBB’de engelli personele mobbing iddiası: "Valiliğe şikayet edince işten çıkarıldım"

A
A
A

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İSPARK’ta 22 yıl çalışan Saim Bektaş, CHP’nin yönetime gelmesinin ardından engelini aşan işler verildiğini iddia ederek, bu durumu Valiliğe 2 kez şikayet ettiğini bunun üzerine de işten çıkarıldığını öne sürdü. İşyerindeki psikolojik baskından dolayı kalp krizi geçirdiğini öne süren Bektaş, İBB yönetimine seslendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSPARK’ta 22 yıl çalışan engelli personel Saim Bektaş, iddiaya göre mobbinge uğradığını ileri sürerek geçtiğimiz yılın eylül ayında işten çıkarıldığı öne sürdü. Aldığı kalp yetmezliği raporuna rağmen kendisinin ısrarla uygunsuz işlere verildiğini ve bunu Valiliğe şikayet ettiği için işten çıkarıldığını iddia eden Bektaş, defalarca görüştüğü İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın kendisine ’madem haklıysan arkanda dağ gibi Nuri Aslan var’, dediğini ancak arkasında durmadığını iddia etti.

"İşyerindeki psikolojik baskından dolayı kalp krizi geçirdim"

Sağlık sıkıntılarını anlatan Bektaş, "Ben sağ elden ortopedik engelliyim. 2 defa engelli durumumu aşan işler verildi. İSPARK A.Ş’de gelir kadrosunda çalıştım. CHP seçimleri aldıktan sonra görev yerimi değiştirdi. Burada engel durumumu aşan işler verildi. Bu durumu haksız bulduğumdan dolayı Valiliği şikayet ettim. Bunun için görev yerim defalarca değiştirildi. İşyerindeki psikolojik baskından dolayı kalp krizi geçirdim. 3 yıldır kalp yetmezliğinden dolayı tedavi görmekteyim. Görev yerim yeniden değiştirildi. Kalp yetmezliği sebebiyle rahatsızlığım yeniden başladı. Stresle olan santral görevine verildim. İş yeri doktoru e - nabız bilgilerime bakarak stresliydi, eforludur, tek başına çalışamaz diye rapor vermesine rağmen iş yeri bu raporu kabul etmedi. Sağlık kurulundan rapor getirmem istendi. Bu raporu getirmeme rağmen iş yeri bu raporu yine kabul etmedi. 3 kardiyoloji doktorundan rapor getirmem istendi. Bu süreçte rapor getirmeme izin vermeden işten çıkardılar. Valiliğe şikayet ettim diye insan kaynaklarından beni çağırdılar. Valiliğe şikayet ettiğim için işten çıkaracaklarını söylediler" dedi.

"Beni tazminatsız işten çıkarmak istediler"

Sürekli mobbinge uğradığını öne süren Bektaş, "Santraldeyken mobbing amaçlı gelen aramalara cevap vermemişsin diye bana listeler verildiler. Başıma ne geleceğini bildiğim için ekran resmi alıyordum. Bana verilen listeyle çektiğim ekran rengini karşılaştırdım ve hepsini cevap verdim. Bu ekran resimlerini almamış olsaydım. Beni tazminatsız işten çıkaracaklardı. İki kez bana mobbing uyguladıkları için valiliğe şikayet ettim diye işten çıkardılar. Beni tazminatsız işten çıkarmak istediler. Tazminat alabilmem için baha formileteden bir görev vereceklerini bunu kabul etmememi söylediler. Yoğun bir psikolojik baskıyla bir metin yazıp bana imzalattılar. Metni bana hemen vermediler. Ertesi gün verdiklerinde ilişik kesme yazısı imzalattıklarını gördüm. 2025 eylül ayında çıkarıldım. Dayatmayla belge imzalattıkları için hukuk yoluna gidemedi. Tazminatımı 4 eşit taksite bölünmüş şekilde aldım. Bütün sosyal haklarla birlikte kıdem, ihbarlar 1 milyon 700 bin lira aldım. Çıkış verilmeden iş yeri genel müdürüyle görüştüm, durdurulmasını istedim. Bana bir şey yapamayacağını söyledi. Numaramı engelledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Başkanı aradım. Bana kanun neyse o dedi. Akabinde tekrardan görüştüm, bana ’madem haklıysan arkanda dağ gibi Nuri Aslan var’, dedi. Daha sonra defalarca Nuri Başkanla görüşmeme rağmen işten çıkarıldım. Nuri Başkana seslenmek istiyorum. Neden arkamda durmadı. Gökhan Gümüşdağ ile görüştüm, numaramı engelledi" diye konuştu.

Davut Has

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de 2025 yılında trafiğe kayıtlı taşıt 691 bin oldu TÜİK Balıkesir’de 2025 yılında trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 691 bin 863 olduğunu açıkladı. Türkiye’de de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldığı açıklandı. Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) den yapılan açıklamada Balıkesir’de 2025 yılında trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 691 bin 863 olurken, Türkiye geneleninde 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldığı açıklandı. Türkiye’de 2025 yılında bir önceki yıla göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 8,9 azalarak 2 milyon 368 bin 538 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 52,5 artarak 55 bin 907 adet oldu. Böylece Ocak-Aralık döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 312 bin 631 adet artış gerçekleşti. Trafiğe kaydı yapılan ve trafikten kaydı silinen motorlu kara taşıtı sayısı 55 bin 907 olduğu açıklandı. Aralık ayında 248 bin 205 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 59,3’ünü otomobil, yüzde 23,6’sını motosiklet, yüzde 12,9’unu kamyonet, yüzde 1,9’unu traktör, yüzde 1,2’sini kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,3’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 35,5 arttı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre otomobilde yüzde 53,3, kamyonette yüzde 37,5, traktörde yüzde 26,8, minibüste yüzde 19,2, özel amaçlı taşıtta yüzde 10,3, motosiklette yüzde 6,8, otobüste yüzde 3,3 ve kamyonda yüzde 2,9 arttığı açıklandı.
Ağrı Ağrı’da Leyla Aydemir davası yeniden görülüyor Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin haklarındaki beraat kararı Yargıtay tarafından bozulan 7 sanık, bugün yeniden hakim karşısına çıktı. Ağrı’da 15 Haziran 2018’de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesini ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in cansız bedeni 18 gün sonra yerleşim yerine 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuştu. Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan günler sonra dere kenarında ölü bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında önemli bir gelişme yaşanmış, Yargıtay, sanıklar hakkında verilen beraat kararını, dosyaya sonradan sunulan ses kayıtlarının dikkate alınmaması ve eksik araştırma yapılması nedeniyle bozmuştu. Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2021 yılında 7 sanık hakkında "nitelikli kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçlarından beraat kararı vermişti. Kararın istinaf incelemesini yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise beraat kararlarını onamıştı. Ancak Yargıtay, dosyada eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bu kararı bozdu. Kararda, olayla ilgili bazı sosyal medya paylaşımlarının kim tarafından yapıldığının araştırılmadığı ve bir CD kaydında yer alan kişilerin tespit edilmediği belirtildi. Bu doğrultuda dava bugün yeniden görülmeye başlandı. Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Çocuğu kasten öldürmek suçundan sanıklar Ayşe Artam, Besim Dursun, Hatun Dursun, Mehmet Ali Aydemir, Yıldırım Artam, Yusuf Aydemir duruşma salonunda hazır bulunurken Musa Aydemir Kocaeli Körfez Adliyesinden Segbis ile bağlandı. Tanık Muhammed Erdoğan (AFAD personeli), "Olay zamanı şube müdürüydüm. Organizasyonda görev aldım. Bayram günü Eleşkirt’teydim. Olayın ikinci gününden itibaren çalışmalara müdahil oldum. Yaklaşık 14-15 gün görev yaptım. Cesedi kendi ellerimle ceset torbasına koyan bendim. Erzurum’da görev yapıyorum. Arama dönemimde ’Neden evlere girmiyoruz?’ diye sordum. Benim aklıma takılan tek şüphe buydu. Arkadaşlarımdan şüphelenmedim. Sorunlu bir arkadaş ses kaydı almış. Ben etrafta duyduklarımı paylaştım, kayda alındığını bilmiyordum. Şüphelenmiştim ve bunu konuştum. Benim söylediklerim tamamen dedikodudan ibarettir. ’Bir AFAD personeli görmüş’ diye bir şey duyunca sadece kendi fikrimi söyledim. Evler aranmadığı için sadece köyün etrafında pervane gibi dolaşıp arama yaptık. Leyla’nın bulunduğu yer önceden taranmıştı. Benim gördüğüm ya da bildiğim somut bir şey yoktur" dedi. Avukat Erdoğan Tunç’un "Bu ses kayıtlarından önce basında Leyla Aydemir’le alakalı böyle bir bilgi yoktu. Bu bilgiyle ilk tanışmanız nasıl oldu?" sorusuna, Erdoğan, "Ahmet Erdoğan tehlikeli bir adam sözünü hep ondan duyuyordum. Sonrasında basından da duydum" dedi. ’Köyde ikinci gün katıldığınız aramalarda şüphelendiğiniz bir durum oldu mu? Çalışmaları yanlış yöne çekmeye çalışan biri oldu mu? O dönemde evlerin aratılmamasıyla öne çıkan bir isim var mı?’ sorusuna, Erdoğan, "Ceset bulunana kadar bizi kimse şüphelendirmedi. Yetki o zaman kolluk kuvvetlerindeydi. Ben binbaşıya ’Evlere girelim’ diye söyledim ama izin vermediler" cevabını verdi. Tanık Kenan Tanrıverdi (AFAD görevlisi), "İhbarın geldiği gün nöbetçiydim. Saat 6 gibi köyün girişine gittim. "Bugün arama bitti, yarın gelin" dediler ve döndüm. Nöbetçi olmadığım günlerde tüm aramalara katıldım. İlk gün aramalara katılmadım. Şüpheli bir durumla karşılaşmadım. Medyada görene kadar böyle bir şüphemiz bile olmadı" dedi. Çoban Mehmet Vural da, "Önceki ifademin aynısını tekrar ediyorum. Sabah gidip akşam geliyordum, aileyi pek tanımıyordum. Yusuf Aydemir’in tavrı bozuktu, bir tuhaftı. Leyla’nın bulunduğu gün traktörle evimin arkasında gördüm. Leyla’nın bulunduğu yerin ters yönüne gidiyordu. Herkes ’Leyla bulundu’ diye koşuyordu. Yanında bir çocuk vardı. Bir eliyle çocuğu tutuyor, diğer eliyle traktörü sürüyordu. Ben de Leyla’nın bulunduğu yere gittim" dedi. Tanık Süleyman Daşdemir (AFAD arama kurtarma teknisyeni), "Arama kurtarma çalışmalarına dördüncü gün katıldım. Öncesinde bayram iznindeydim. Şahit olduğum herhangi bir şüpheli durum olmadı" dedi. Tanık İbrahim Türkan (AFAD arama kurtarma personeli), "Olayın ilk gününde ihbar verildi. İhbar düşer düşmez olay yerine gittik. Jandarma ekipleri oradaydı. Arama çalışması gerçekleştirdik. Çocuk bulunamayınca destek ekip talep ettik. Ekipler halinde ayrılarak arama yaptık. Hepimiz aynı noktadan arama yapmadık. İlk gün şüpheli bir durumla karşılaşmadık. Biz küçük bir çocuğun belirli bir sürede kat edebileceği mesafeyi hesaplarız. Zaman da hesaplanabilir. Bu hesaplara göre aramalarımızı gerçekleştirdik" dedi. Tanık Necati Oruk (O dönemde AFAD İl Müdürü), "Olayın meydana geldiği tarihte izinli olarak il dışındaydım. O sırada arama çalışmaları, oradaki görevlilerin koordinasyonunda yürütüldü. Olay üzerine il dışından geri döndüm. Sivil toplum kuruluşlarını da koordine ederek köyün içinde ve çevresinde geniş çaplı arama çalışmaları yaptık. Bir sonuç elde edemedik. Her gün arama kurtarma personeli faaliyetlerini sürdürdü. Basında AFAD’la ilgili bazı söylemler yer aldı. Bunların gerçeği yansıtmadığını, herkesin gayretle ve samimiyetle çalıştığını, herhangi bir kasıt ya da ihmal olmadığını düşünüyorum. İdari bir soruşturma başlatmadım. Ancak arkadaşları tek tek dinledik. Bu iddiaların gerçek dışı olduğunu söyleyebiliriz. Toplam 18 gün boyunca arama yaptık. Çocuk bulunduktan sonra, cesedin 2 ya da 3 gün önce oraya bırakılmış olabileceği ifade edildi. Sırtında bulunan güneş yanığının da 2-3 günlük olduğu söylendi. Arazi çok geniş bir alan değildi. Aradığımız bölgeleri defalarca taradık. Çocuk sürekli orada olsaydı mutlaka bulurduk" dedi. Duruşmaya ara verildi. Bir saat sonra duruşmaya diğer sanık ve tanıkların dinlenmesine devam edilecek.