ASAYİŞ - 02 Haziran 2022 Perşembe 11:59

İnşaat demirine saplanarak ölen çocuğun cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı

A
A
A
İnşaat demirine saplanarak ölen çocuğun cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı

Eyüpsultan’da dün önlem alınmayan bir inşaatta düşünce demirlere saplanarak hayatını kaybeden ilkokul öğrencisinin cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı.

Eyüpsultan’da dün önlem alınmayan bir inşaatta düşünce demirlere saplanarak hayatını kaybeden ilkokul öğrencisinin cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. Talihsiz çocuğun amcası Mehmet Güneş, "İnşaatın çevresi kapalı olsaydı bu çocuk hayatını kaybetmemiş olacaktı" dedi.


Eyüpsultan’da dün akşam arkadaşlarıyla beraber oyun oynamak için okulda bulunan ve evine dönerken kısa yoldan evine ulaşmak için önlem alınmayan bir inşaat alanının içinden geçmeye çalışan 11 yaşındaki Eşref Güneş, inşaatın temeline düştü. Burada açık şekilde bulunan demirlere saplanan talihsiz çocuk olay yerinde hayatını kaybetti. Polis ekiplerinin incelemelerinin ardından Güneş’in cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna getirildi.


Talihsiz çocuğun amcası Mehmet Güneş, inşaatta önlem alınmış olsa kazanın yaşanmayacağını söyleyerek, ”Çocuk evinin yanında bulunan okula arkadaşlarıyla birlikte top oynamaya gidiyor. Çocuk top oynadıktan sonra evine doğru dönerken evin yolunun üzerinde bulunan inşaatın açık olması, çocuğu oradan daha kestirmeden gitmesine teşvik ediyor. Çocuk da oradan gidiyor, eve daha çabuk gitmek için inşaat alanına giriyor. Hafif patika bir yoldan giderken ayağı kayıyor. Ayağı kayınca da yeni temel atıldığı için demirler dışarıda, demirlere düşünce boğazına saplanıyor. Olay yerinde hayatını kaybediyor. Aktif bir çocuktu, hızlı bir çocuktu. Laf dinlemeyen bir çocuk değildi. Uzun zamandır okul yakın olduğu için gidip gelen bir çocuktu. İleride polis olacağım, avukat olacağım diyordu. Çalışkan bir çocuktu. İnsan hayatına değer verilseydi, inşaatın çevresi kapalı olsaydı bu çocuk hayatını kaybetmemiş olacaktı. Bu inşaata nasıl imar verilmiş anlamak mümkün değil, yandaki evleri de tehlikeye atacak şekilde bir temel atılmış. Daha büyük tehlikelere bile yol açabilir burası, ne yazık ki insan hayatı çok ucuz. Annesi burada perişan bir halde. Dün bu saatlerde yaşıyor olan çocuğumuz birilerinin ihmalkarlığı sonucu bugün hayatta yok “diye konuştu.



"Şikayetçi olacağız"


İnşaatın bir kısmının açık, bir kısmının kapalı olduğunu ve bu yolun çocuklar tarafından da okula giderken kullanıldığını belirten çocuğun dayısı Reşat Güneş, “Bize haberi geldi düştüğünün, biz ilk başta normal bir alanda düştü zannettik. Sonra gidip baktığımızda inşaata düştüğünü gördük. Burası okula gittikleri sürekli kullandıkları bir yol. Sadece onun değil bütün çocukların girdiği bir yol. Bu 10 yaşında bir çocuk, girmesi için açık bir zemin oluşturulmuş. Zaten fotoğraflarda da görüyorsunuz büyük büyük demirler açık durumda. Bina inşaatı burası, etrafının bir kısmı kapatılmış, diğer tarafları açık durumda. Burası okul önü olduğu için de çocuklar burayı kullanıyor. Komşular görüyor çocuğun düştüğünü, hemen haber veriyorlar. Şikayetçi olacağız. Daha önce de Eyüpsultan’da 8 yaşındaki bir çocuk aynı şekilde önlemler alınmadığı için ölüyor. Aynı semtte ikinci şekilde oldu bu olay. Oraya saçtan bile olsa bariyerler konulması lazımdı” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dışişleri Bakanlığı: "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir" Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtti. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir. Geçtiğimiz aylarda Dimetoka’da, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarıyla istişare edilmeden, ‘seçim’ kisvesi altında dayatılan ‘tayinli müftü’ belirleme süreci, şimdi Rodop ve İskeçe illerinde de uygulanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu vesileyle, Yunanistan’ın, ülkesindeki resmi bir azınlığın seçilmiş dini liderlerini tanımadığını bir kez daha uluslararası toplumun dikkatine getiriyoruz. Yunanistan’ın soydaşlarımıza yönelik baskıcı uygulamalarını sonlandırmasının ikili ilişkilerimizi de olumlu etkileyeceğini vurguluyor, Yunan makamlarını Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda ısrarla yürümekte oldukları yanlış yoldan geri dönmeye çağırıyoruz. Türkiye, ahdi yükümlülüklerini de gözeterek, Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul "İstanbul Senin" uygulamasındaki veri sızıntısıyla ilgili savunma yapan sanık: "Sürece bir katkım ve dahilim yoktur" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında "İstanbul Senin" isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını ve seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip işlenmesini sağladığı iddia edilen sanık Melih Geçek savunma yaptı. Tutuklu sanık, "Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 18. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıklar Yusuf Utku Şahin ve Melih Geçek savunma yaptı. Yusuf Utku Şahin hakkında iddianamede Murat Ongun’un sahibi olduğu Reklam İstanbul isimli firmada bilgisayar mühendisi olarak çalıştığı ve Ongun’un ‘üs’ olarak kullandığı "iletişim çadırı ekibi" olarak adlandırılan yerde faaliyet gösterdiği belirtilmişti. Şahin’in İstanbul Senin uygulamasının hayata geçirilmesi ile elde ettiği birçok veriyi mail atarak uygulamanın içerisine işlenmesini sağladığı aktarılmıştı. İddianamede Şahin’in örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu da belirtilmişti. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Mesleğim reklamcılık. Bugün size yoku ispat etmeye çalışacağım. Ben bilgisayar mühendisliği mezunuyum ama kısmet, reklamcı olarak iş hayatına girdim. Reklam İstanbul firmasında işe girdikten 6 ay sonra operasyonlar oldu ve kayyum atandı. 2 haftalık incelemeden sonra tüm çalışanları karşılarına aldılar ve bundan sonra TMSF güvencesi altında olduğumuzu söylediler. Çok sıkı çalıştık kayyumlar ile birlikte. İstanbul Senin, İBB Hanem uygulamaları ve veri tabanına erişim konusunda kendimi dış kapının dış mandalı olarak bile görmüyorum. Bana operasyondan sonra sordular ‘İBB çalışanı mısınız’, ‘yok’. Ben yoku ispat etmeye çalıştığımı o zaman anladım. Şu konuyla ilgili herhangi bir standart İstanbullu vatandaş kadar bilgim var. En sonunda bir ifade çıktı. Emrah Yüksel denilen bir kişiden. İfadede ‘iletişim çadırı ekibinden Utku Şahin’ deniliyor. Ben çadır falan bilmiyorum. Benim şundan tutuklandığımı reklamcılık sektörü duysa 150 milyarlık sektör istifa edip gider" dedi. Tutuklu sanık Melih Geçek hakkında ise iddianamede örgütün kuruluşundan beri üyesi olduğu ve örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği belirtilmişti. Geçek’in İstanbul Senin isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını, seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip İBB Hanem isimli uygulama içerisine yüklenmesini ve örgütün amaçları için kullanılmasını sağladığı da iddianamede aktarılmıştı. Bu verilerin 31 Mart 2024 seçim sürecinde ilçe başkan adayları ile de paylaştığı da iddianamede ifade edilmişti. Sanık Geçek savunmasında, "Ben İstanbul Senin’in lansmanına bile davet edilmemiş biriyim. İddianamede ‘İstanbul Senin kişisel veri alınmak için kuruldu’ deniliyor. Bu kişisel veriler alınıyordu önceden de. İstanbul Senin bir yenilikti ve vatandaşların hayatını kolaylaştırıyordu. Ben bu projede nerede yer aldım? Bu proje test edildi. Ben uygulamaya baktım sağlam ama çirkin dedim görsel olarak. Sadece burada yer aldım. Bugün burada uygulamayı kullanan vatandaşlardan bir farkım yoktur. Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur. İstanbulluların kişisel verilerini toplamak için İstanbul Senin uygulamasını yapmışız iddiası var. Bir havuz var, İBB bütün uygulamalarını orada topluyor. 15 uygulamadan buraya veri akıyor. Yani İstanbul Senin uygulaması olmasa da veri geliyor. İstanbul Senin olmazsa 20 tane uygulama olurdu, hiçbir şey değişmezdi. Ekrem İmamoğlu ile eski tanışıklığım olmasa burada karşınızda olmayacaktım" dedi. Sanık Geçek, "İstanbul Senin uygulamasında sızıntı var, 3.7 milyon kişinin verisi sızmış, USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) diyor ki ‘veri sızıntısı bulunmadı’. Burada sorumlu USOM yetkilileridir. Test kullanıcılarını veri sorumlusu diye tutukluyorsunuz, ancak İBB veri sorumlularına bu sorular soruldu mu? İBB Hanem’in ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. Hiçbir yerinde olmadığım, bilmediğim bir uygulamayı burada savunamayacağım. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, daha adil bir şekilde yargılanmayı talep ediyorum" dedi. İddianamede yer alan örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği iddiasına ilişkin de sanık Geçek, "Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Ben Hüseyin Gün’ü hayatımda bir kere gördüm. Bana ‘Hüseyin Gün burada’ deseniz ben tanımam. Ben bu adamın casusluk dosyasında bütün yazışmalarını okudum. Konuşmalarında ‘İstanbul Senin benim projem’ demiş bazı yerlerde. Adamın ne iş yaptığı belli değil, tam bir şarlatan. Savcılığın beni Hüseyin Gün denilen ne idiğü belirsiz bir kişiyle bağlantılı göstermesi bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir" şeklinde konuştu. Duruşma, sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.